‘Hayat, insanın yaşadığı değildir; aslolan, hatırladığı ve anlatmak için nasıl hatırladığıdır.’ Gabriel Garcia Marquéz ? Canan Koçak

24 yaşında yazdığı ?İnsancıklar? adlı romanıyla ?yeni bir Gogol doğdu? diyerek edebiyat dünyasında karşılanan Dostoyevski darağacından kurtulduğu sıradaki düşüncelerini yazarken: ?Yazmak, bir yazarın tüm yaşamıdır. Yazmak içimizdedir, yaşamdır. Kalemi elimden almasınlar tek, onbeş yıl tutsaklığa katlanırım’. demiştir. Dostoyevski, en umutsuz koşullarda bile, yazacağım diye umut ve sevinç dolar. Çünkü onun için yazmak, yaşamaktır.

82 yaşındaki Kolombiyalı yazar Gabriel Garcia Marquéz?de yazmayı şimdilik bıraktığını açıklarken, ?insanlar içinizden geleni romana koymazsanız, bunu fark eder” diyerek Dostoyevski?nin ruhunu günümüze taşır.

Marquéz, son olarak geçen Aralık ayında Guadalajara Kitap Fuarı?nda, “Kitap yazmak benim için çok yorucu” demişti.
Güney Amerika halklarının yaşamalarını aktardığı romanlarıyla, edebiyat alanında büyük bir üne kavuşan, Gabriel Garcia Marquez, Barselona’da yayımlanan ”La Vanguardia” gazetesine verdiği demecinde, ”2005, hayatımda tek satır bile yazmadığım ilk yıldı. Bilgisayar karşısına oturmadım. Üstelik, bunu yapma ümidim de yok. Daha önce asla yazmayı bırakmamıştım, 2005 hayatımın hiçbir şey yazmadığım ilk yılı oldu” dedi.

Yazar, ”her gün sabahın 9’undan öğleden sonra 3’e kadar yazardım. Bunun kollarımı sıcak tuttuğunu söylerdim. Ama aslında sabahları yapacak bir şeyim olmadığı için böyle yapıyordum” diye konuştu.

Marquez, eğer ilham gelirse yeni bir roman daha yazabileceğini belirterek, ”Eğer yarın bir roman ilhamı gelirse, sahip olduğum pratikle, sorun çıkmadan yeni bir roman daha yazabilirim. Ama insanlar içinizden geleni romana koymazsanız, bunu fark eder.” dedi.

Anılarının ikinci kısmını bitirmeye çalıştığını ama muhtemelen yazamayacağını belirten Marquez, şöhretin tehlikeli olabileceğini de belirterek, ”Şöhret neredeyse hayatımı mahvediyordu. Çünkü şöhret, tıpkı güç gibi, gerçeklik duygusunu bozar, sizi yalnızlığa mahkum eder, sizi yalıtan iletişim sorunları yaratır” dedi.

Yazmak, uzunlu kısalı, kelimelerin bir oyunu mudur?
Birbirini tamamlayan sözcükler yan yana konuldu mu, oluşan paragraflar üst üste diziliverir. Zihinlerin resmettiği fikirler, geçmiş, bugün ve gelecek, olmuş olan veya olması istenen orijinal bir kurguyu anlatır belki. Kelimelerin oyununa yön veren bir yönetmenlik midir, yazı yazmak?
Beğenelim yada beğenmeyelim, yazan her insan emek verdiği her sayfayla zanaatçıdır. Tıpkı bir binayı temelinden yapan işçiler gibi. Her karesi uğraşı, her satırı çalışmak ister. Tabi sadece yazmak yetmez, kişi ne yazdığının da bilincinde olmalıdır. Sayfa sayfa yazıların oluşturduğu roman, öykü vb. edebi eserlerle gösterilen yaratıcılık binlerce insana ulaşacaktır.
Dolayısıyla, ?yazmak? ve ?yazmak? arasında çok derin farklar vardır. Birisi yazar, diğeri sadece yazmakla kalmaz, aynı zamanda toplumsal gerçeklere ayna tutar. İşte yazdığı ilk romandan bugüne değin, Gabriel Garcia Marquéz?in yaptığı şey tam da budur, yani ?Hayat, insanın yaşadığı değildir; aslolan, hatırladığı ve anlatmak için nasıl hatırladığıdır? ve ?yazmak?tır.

Yazının Yazarı: Canan Koçak

Yazarın Diğer Yazıları

‘Hayat, insanın yaşadığı değildir; aslolan, hatırladığı ve anlatmak için nasıl hatırladığıdır.’ Gabriel Garcia Marquéz ? Canan Koçak” üzerine bir yorum

  1. Gabriel Garcia Marquez’in dilini ben son derece eril buluyorum.Toplumsal konulardaki duyarlılığını bildiğimiz, yaşadığı tüm zorluklara rağmen yazmaktan vazgeçmemiş, Kolombiya’dan esen toplumsal rüzgarı evimize getiren bir yazar… Fakat kadın sorununu görmezden gelen ve bedenini satarak hayatını kazanan ve henüz edebiyatımızda yeri bile olmayan seks isçisi kadınların, bohem bir yazarın akşam üstü kaçamağı olarak yazılmasından ve edebiyatta rakı yanına meze şeklinde betimlenmesinden tiksinti duyuyorum. Okuduğumuz her kitabı, her resmi ve her imgeyi dikkatli okumalıyız.

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler
Çirkef Dünyanın “Cici” Yalancı Tanıkları Ve Yanlış Zamanlı Bir Roman – Canan Koçak

Ülkemizin geçmişi, Dünya ve Türkiye tarihine damga vurmuş olaylarla dolu, fakat nedense halkımız toplumsal hafıza konusunda hep balık kıvamında kalmaya...

Kapat