Kültürel Bağlam ve Otizm Tanısı: Değerlendirme Sürecini Yeniden Düşünmek

Otizm Tanısı: Kültürel Çerçevelerin Etkisi ve Eşitliğin Zorluğu Bu makale, otizm spektrum bozukluğu (OSB) tanısında kültürel bağlamın neden merkezi bir rol oynaması gerektiğini ve mevcut standardize tanı araçlarının (DSM-5 ve ICD-11) kültürlerarası uygulamalarındaki sınırlılıkları ana hatlarıyla incelemektedir. I. Gözleme Dayalı Tanı ve Kültürel Önyargı OSB tanısı, kesin biyobelirteçlerin yokluğunda büyük

OKUMAK İÇİN TIKLA

Otizm ve Bağırsak Sırrı: “Kafadaki Sorun” Karnın Derinliklerinden mi Geliyor?

Ey okur! Şu bilim denen ilim, ne kadar ilerlerse ilerlesin, bazen bizi en ummadığımız yerlere götürür. Eskiden biz, Otizm denen o karmaşık hali sadece beyin ve zihin meselesi sanırdık, değil mi? “Kafadaki bir sorun,” der geçerdik. Lakin, bu makale bize diyor ki, asıl sır, meğerse o gözden kaçırdığımız, bağırsaklarımızın derinliklerinde

OKUMAK İÇİN TIKLA

Ruhun Terbiyesi ve Şifanın Sırrı: O Divanın Başında Neler Olur?

Jungish Ey okur! Şu terapi denen müessese, dışarıdan bakınca sihirli, esrarengiz bir iş gibi görünür, değil mi? Hasta divana uzanır, doktor bir şeyler fısıldar ve hoop, dertler çözülür! Hayır efendim! Psikoterapi, sihir değil; disiplin, sabır ve ruhsal bir mücadeledir! Bu makale, bize psikoterapinin ne olduğunu, nasıl işlediğini ve neden bu

OKUMAK İÇİN TIKLA

Ruhun Laboratuvarı: Jung, Felsefe ve İki Milyon Yıllık Miras

Jungish Ey okur! Şu Jung’un Psikolojisi dediğimiz derin ilim, meğerse sadece rüyalarımızla ve içsel çatışmalarımızla ilgilenmekle kalmıyormuş. Gelin görün ki, o, felsefenin en eski dertleriyle ve hatta hayvan davranışları bilimi (sosyobiyoloji) ile de el sıkışıp, bütün bir insanlık halini izah etmeye çalışıyormuş! Bu makale, bize Jung’un ruhunun ne kadar sınır

OKUMAK İÇİN TIKLA

Jung’un Ruhsal Serüveni: İsviçre Kliniğinden Evrensel Sırlara (1900–1935)

Jungish Ey okur! Siz zannedersiniz ki, bizim o derin filozof Carl Jung Efendi’nin o karmaşık, o arketip dolu dünyası, bir anda, bir oturuşta kurulmuş bir saltanattır. Hayır efendim! Bu Analitik Psikoloji dediğimiz ilim, tam otuz beş senelik bir gözlem, sabır, isyan ve içsel fırtınanın mahsulüdür! Gelin, bu büyük alimin 1900’den

OKUMAK İÇİN TIKLA

Jung’un Zihinsel Seyahati: 1902’den 1935’e Teorilerin Doğuşu ve Gelişimi

Jungish Ey okur! Şu bilim denen zımbırtı, öyle bir günde, bir oturuşta kurulmuş bir düzen değildir. Tıpkı bizim Carl Jung Efendi’nin o derin, karmaşık ve esrarengiz teorileri gibi. Bu makale, bize o büyük alimin 1902’den 1935’e kadar olan ruhsal ve entelektüel yolculuğunu, adeta bir zaman tünelinde gezdirerek anlatır. Bakınız, Jung’un

OKUMAK İÇİN TIKLA

Sen Baba Ol, Sen Anne Ol: Terapideki Çocukluk Oyunu ve Yetişkinliğe Geçiş

Jugish Ey okur! Şu terapi odaları, sadece derin lafların edildiği yerler değil, aynı zamanda yeniden yaşanmış çocukluk dramlarının sahnelendiği bir tiyatrodur. Hasta gelir, divana uzanır ve farkında olmadan, çocukluğunun oyununu oynamaya başlar. İşte bu makale, bize “Sen Baba Ol, Sen Anne Ol” dediğimiz o meşhur oyunu anlatır. Bu, Jungcu ve

OKUMAK İÇİN TIKLA

Herkesin Terapist Olduğu Bir Memleket: Komşuluk Divanında Kolektif Şifa

Jungish Ey okur! Şu psikoloji denen ilmi, sadece diplomalı, resmiyetteki doktorların tekelinde sanırsınız, değil mi? Hani o pahalı koltuklarda, loş ışıklar altında, derin laflar eden zümrenin işi… Lakin, Jung’un yolundan giden alimler diyor ki, en hakiki şifa, bazen o resmi odalardan değil, bizzat sokaktan, mahalleden, komşuluk ilişkilerinden gelir! İşte bu

OKUMAK İÇİN TIKLA

Ruhun Yeni Dertleri ve O İnatçı Fransız Mektebi: Psikanaliz Yetiyor mu?

Doktor Bey, Dert Sadece Koltuğun Ucunda Değil, Hücrenin Yapısındadır! Yazar: Jungish (Eski Usul Çözümlerin, Yeni Çağın Çetrefilli Baş Ağrısı Karşısındaki Çaresizliği) Aziz Okuyucularım, Ey İlimde Gerçeği Arayanlar! Şu bizim ruh bilimi (psikiyatri) âlemi, öyle bir dertle boğuşuyor ki, sanırsınız bütün ilmî kitaplarımızı yeniden yazmamız gerek! Mesele, Psikanaliz dediğimiz o koca,

OKUMAK İÇİN TIKLA

Yanımdayken Soğuk, Uzaktayken Âşık: Ruhumuzdaki O Tuhaf Çözülme

Jungish Ey okur! Şu aşk denen illet, bazen ne garip tecellilerle gelir! Öyle insanlar tanırız ki, sevgili yanı başındayken birden buz keser, kalbi kaskatı kesilir. Lakin o sevgili, kapıdan çıkıp uzaklaştığı an, içindeki yangın alevlenir ve onu deli divane arar. Şimdi siz zannedersiniz ki, bu sadece bir kararsızlık ya da

OKUMAK İÇİN TIKLA

Neçayev–İvanov Cinayetinin Dostoyevski ve Cinler Romanı Üzerindeki Etkisi

1. Olayın Tarihsel ve İdeolojik Bağlamı 1869’da Sergey Neçayev önderliğindeki küçük bir devrimci hücrenin, örgüte tam boy itaat etmeyi reddeden öğrenci İvan İvanov’u öldürmesi, dönemin Rusya entelijansiyasını derinden sarsmıştır. Cinayet yalnızca siyasal bir suç olarak değil, ahlaki sınırların devrimci amaç uğruna tamamen silinmesi olarak değerlendirilmiştir. Dostoyevski, olayın Rusya gençliğinin ruhsal yönelimleriyle bağlantısına

OKUMAK İÇİN TIKLA

Dostoyevski’nin Cinler romanı yazarken tuttuğu not defterleri ve 1871–1872 yılları arasındaki mektupları yazım süreci hakkında hangi bilgileri sunar? 

1. Romanın Tematik Çerçevesinin Oluşumu Dostoyevski’nin 1870–1872 yıllarında tuttuğu not defterleri, Cinler’in tematik çerçevesinin —özellikle radikal devrimci hücreler, Rusya’daki ideolojik kırılmalar ve bireysel psikolojik çözülme— önceden kurgulanmış bir fikir romanı olarak tasarlandığını gösterir. Not defterlerinde “Rusya’yı yutacak fikir fırtınası”, “gençliğin ruhundaki boşluk”, “şeytani örgüt modeli” gibi tekrar eden başlıklar yer alır (Dostoevsky, Zapisnye knižki

OKUMAK İÇİN TIKLA

Korintliler’e Birinci Mektup’tan: Sevginin Yüce Sanatı ve İnsanlığın Eksikliği

Jungish Ey okur! Şu modern hayatımız, her şeyi ölçüp tartan, her şeyi yarışa döken bir pazardan ibaret değil midir? Kimin daha bilgili olduğu, kimin daha zengin konuştuğu, kimin daha büyük mucizeler yarattığı tartışılır durur. Lakin, aradan iki bin sene geçmiş, Aziz Pavlus Efendi’nin Korint cemaatine yazdığı o meşhur mektup, hala

OKUMAK İÇİN TIKLA

Dostoyevski’nin Romanının Adı Neden Cinler?

Fyodor Dostoyevski’nin Cinler (Бесы, 1872) adlı romanı, Rus düşünce ve siyaset tarihinde radikalizmin yükselişini alegorik bir dille işleyen temel eserlerden biridir. Romanın adı, hem Hristiyan geleneğinde şeytani güçlerin insan ruhunu ele geçirmesi metaforuna hem de dönemin nihilist hareketlerinin Rus toplumuna nüfuz edişine gönderme yapar. 1. Giriş Dostoyevski’nin Cinler (1872) romanı,

OKUMAK İÇİN TIKLA

Bugünün Dünyasında Jungcu Olmak: Ruhun Pusulasını Şaşırmamak

Jungish Ey okur! Şu modern hayatımız, bir hız, karmaşa ve yüzeyellik fırtınası değil midir? Herkes, elindeki o ufak telefona bakarak, dış dünyanın şamatasına kapılmış durumda. Peki, bizim o derinliği, anlamı ve ruhun sırrını arayan Jung Efendi’nin öğretileri, bu şımarık asırda ne işe yarar? İşte bu makale, bize bugünün dünyasında Jungcu

OKUMAK İÇİN TIKLA

Erkekliğin Buhranı ve Ruhsal Dengenin Şaşkınlığı: Gelecek Var mı, Yok mu?

Yazar: Jungish Ey okur! Şu feminist hareketler başladı başlayalı, toplumun kadın-erkek rollerinde büyük bir kargaşa çıktı. Kadınlar kendi içlerindeki gücü keşfedip haklarını ararken, bizim erkek taifesi ne yaptı dersiniz? Şaşkın ördek gibi dengeyi şaşırdı! Jungcu alimler diyor ki, erkekliğin geleceği üzerine düşünmek, sadece toplumsal bir tartışma değil, aynı zamanda derin

OKUMAK İÇİN TIKLA

Sınırda Yaşayanlar ve Siyasetin Keskin Ucu: Toplumsal Parçalanmanın Acı Reçetesi

Yazar: Jungish Ey okur! Şu psikoloji denen ilim, meğerse sadece bireyin dertlerini değil, bütün toplumun marazını da izah ediyormuş! Biz, hep o huzursuz, inişli çıkışlı ruh halleriyle meşhur olan “Sınırda Yaşayan” (Borderline) hastalarını, sanki sadece terapi odasına aitmiş gibi düşünürüz. Lakin, Jungcu alimler diyor ki, bu sınır hali, sadece bir

OKUMAK İÇİN TIKLA

Divan Üstünde Siyaset Fırtınası: Ruhsal Bütünlükten Kaçış ve O Büyük Yansıtma

Jungish Ey okur! Bilirsiniz, bu terapi odaları dediğimiz yerler, insanın kendi ruhuyla baş başa kaldığı, yalanlardan ve maskelerden soyunduğu, adeta bir mahrem sığınaktır. Lakin, son devirde görüyorum ki, kapıdan sığmayan o büyük siyaset fırtınası, camı çerçeveyi kırıp o divanın üstüne kadar sızmış! Şimdi siz zannedersiniz ki, hasta siyasi partisini savunuyor,

OKUMAK İÇİN TIKLA