Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idama giderken söyledikleri son sözleri

Deniz Gezmiş: Yaşasın tam bağımsız Türkiye! Yaşasın Marksizm Leninizmin yüce ideolojisi! Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi! Kahrolsun emperyalizm! Yaşasın işçiler, köylüler! Yusuf Aslan: Ben ülkemin bağımsızlığı ve halkımın mutluluğu için şerefimle bir defa ölüyorum! Sizler bizi asanlar şerefsizliğinizle her gün öleceksiniz! Biz halkımızın hizmetindeyiz! Sizler Amerika’nın hizmetindesiniz! Yaşasın Devrimciler! Kahrolsun Faşizm! Hüseyin İnan:

okumak için tıklayınız

Yusuf Aslan’ın hemşiresi: Gözlerini açtı, “Deniz yakalandı mı” dedi. Yakalanmıştı ama ben “yakalanmamış” dedim, üzülmesin diye.

Gönül Yücel Hastaoğlu, henüz birkaç aylık hemşire olarak ilk atandığı Sivas Numune Hastanesi’nde, Şarkışla’da yaralı olarak yakalanıp getirilen Yusuf Aslan’a hemşirelik yaptı. 1972’de 6 Mayıs gecesi Deniz Gezmiş ve Hüseyin İnan ile birlikte idam edilen Yusuf Aslan’a bir hafta bakan Gönül Yücel Hastaoğlu 49 yıl sonra o günleri anlattı. Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu (THKO) kurucularından

okumak için tıklayınız

Deniz Gezmiş’in bu fotoğrafı ilk kez ortaya çıktı

Türkiye’de sol hareketin sembol isimlerinden Deniz Gezmiş’in Ankara Cezaevi’nde çekilmiş bir fotoğrafı ilk kez ortaya çıktı. Deniz Gezmiş ve arkadaşları 16 Temmuz 1971?de başlayan THKO-1 Davası’nda TCK’nin 146. maddesini ihlal ettiği gerekçesiyle, 9 Ekim 1971’de 146/1 maddesi uyarınca idam cezasına çarptırılmıştı. Mahkeme kararında şu ifadelere yer vermişti: “Deniz Geçmiş ve Yusuf Aslan, mahkememiz Türkiye Cumhuriyeti

okumak için tıklayınız

Deniz Gezmiş, Hasretinden Prangalar Eskittim’in şiirlerinde hangi dizelerinin altını çizmişti?

Baba (…) Sen eskiden şiirden hoşlanırdın bilmiyorum şimdide hoşlanıyormusun. Ahmed Arif adlı bir şair var. Hasretinden prangalar eskittim” diyede bir kitap çıkardı bilgi yayınevinden. Onu alıp oku çok hoşuna gidecek. Bak sana ondan bir parça yazıyım. Akşam erken iner mahpushâneye / Ejderha olsan karetmez ne kavgada ustalığın / Nede çatal yürek civan oluşun / Karetmez,

okumak için tıklayınız

Deniz Gezmiş’in kitaplarına ne olduğu ortaya çıktı

6 Mayıs 1972 tarihinde idam edilen öğrenci liderlerinden Deniz Gezmiş’in idam öncesi yazdığı veda mektubunda kardeşi Bora Gezmiş’e bıraktığı kitapların 12 Mart askeri darbesinde ailesi tarafından yakıldığı ancak Gezmiş’in bunu bilmediği ortaya çıktı. Vatan gazetesinden Çağdaş Ulus’un haberine göre, yazar Orhan Tüleylioğlu’nun 328 olarak yayımlanan ‘Yalnız Kitap’ adlı çalışması Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı’nın yayın

okumak için tıklayınız

Deniz Gezmiş’in lise yıllarına ait bu fotoğraflar ilk kez yayınlandı

68 kuşağının gençlik liderlerinden Deniz Gezmiş’in lise yıllarına ait bu fotoğraflar ilk kez yayınlandı. Halk müziği sanatçısı Pınar Aydınlar, Deniz Gezmiş’in lise yıllarına ait fotoğrafları twitter hesabından “Arkadası tarafından gönderilen, Deniz Gezmiş’in hiçbiryerde bulunmayan fotoları Haydarpaşa Lisesi 1963-1964 saygıyla…” notuyla yayınladı…

okumak için tıklayınız

Rodrigo’nun Gitar Konçertosu ile Deniz Gezmiş’i buluşturan gerçeklik

Asıl adı Joaquin Rodrigo Vidre… Ünlü İspanyol klasik müzik bestecisi ve piyano virtiözü… Tüm dünya onu Concierto de Aranjuez adlı eseriyle tanır. Bizdeki yaygın adıyla “Rodrigo’nun Gitar Konçertosu”… Rodrigo 22 Kasım 1901’de İspanya’da, Valencia – Sagunto’da doğdu ve 6 Temmuz 1999’da 98 yaşındayken Madrid’te vefat etti. Henüz üç yaşındayken difteri’ye yakalandıktan sonra görme yetisini kaybetti…

okumak için tıklayınız

Abim Deniz (Hiç Yayınlanmamış Mektup ve Fotoğraflarla Hamdi Gezmiş’in Anıları) – Can Dündar

“Bu kitapta Deniz’in durgun, fırtınalı, eğlenceli, dalgalı hallerini ve yer yer derinliklerini bulacaksınız. Neden bugün hâlâ on binlerce çocuğun adında yaşadığını, her kesim tarafından sevilip sayıldığını, ölüm yıldönümlerinde nasıl olup da her yıl biraz daha büyüyen kalabalıklar toplandığını, her direnişte, her mitingde isminin niçin ısrarla anıldığını, neden Gezi Direnişi patladığında AKM’nin en görünür yerine onun

okumak için tıklayınız

Deniz ‘in annesi idam kararını radyodan duyunca ne yaptı? Hamdi Gezmiş anlatıyor

“5 Mayıs Cuma günü yine okula gitmişti annem… Sabahçıydı. Sıkıyönetim vardı. İzin almak kolay değildi. Okulda müdürü, “Siz gidin hocam” demiş; izin vermişler. 5’ini 6’sına bağlayan gece evde baş başaydık. Oturduk radyonun başına bekledik sabaha kadar… Belki TRT vermez diye bir yandan Moskova Radyosu’nun Türkçe yayınını dinliyordum. Yok. Haber yok. Uzanmıştık, arada dalıyorduk; sonradan söyledi

okumak için tıklayınız

Can Yücel’in sesinden Deniz Gezmiş’e yazdığı “Bizim Deniz” şiiri

Şair Can Yücel, unutulmaz  “Mare Nostrum” adlı şiiri Türkiye’de devrimci gençlik hareketinin önderlerinden Deniz Gezmiş’in anısına yazmıştır. “Mare Nostrum” latincede “Bizim Deniz” anlamına gelmektedir. “Mare Nostrum” kavramı ilk kez M.Ö. 100? M.Ö. 44 yılları arasında yaşamış, Köle Devleti Roma İmparatorluğu’nun askeri ve politik lideri Jul Sezar (Gaius Julius Caesar) tarafından Akdeniz için kullanılmıştır. Bizim Deniz

okumak için tıklayınız

Deniz Gezmiş’in ilk kez ortaya çıkan şiiri

Deniz’in eşyaları infazından sonra siyah bir torbanın içinde babasına teslim edildi. 6/5/1972 Merkez Cezaevi Baba, Mektup elinize geçmiş olduğu zaman aranızdan ayrılmış bulunuyorum. Ben ne kadar üzülmeyin dersem yine de üzüleceğinizi biliyorum. Fakat bu durumu metanetle karşılamanı istiyorum. İnsanlar doğar, büyür, yaşar, ölürler, önemli olan çok yaşamak değil yaşadığı süre içinde fazla şeyler yapabilmektir. Bu

okumak için tıklayınız

Deniz Gezmiş ‘in Penfriend’i (mektup arkadaşı) Gabriele’nin peşinde Berlin’e…

Benim yaş kuşağım “Penfriend” modasını iyi bilir. Bir dönem İngilizce öğrenmenin en iyi yolu, yurtdışından mektup arkadaşı edinmekti. Onlarla yazışarak dil geliştirilirdi. Buna aracılık eden kuruluşlar, dünya gençleri arasında adres değiş tokuş ederdi. Facebook’un öncüsüydü belki…. Deniz’in de 17 yaşındayken, dört ‘Penfriend’i vardı. Ravalpindi’den Baby Maudud… Berlin’den Gabriele Kadenbach… Belçika’dan Jeannine… Ve Buenos Aires’ten Teresita…

okumak için tıklayınız

İdam Görüşmeleri – Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan (TBMM Tutanakları) – Zerdan Öz

Deniz Gezmiş, 28 Şubat 1947`de Ankara`nın Ayaş ilçesinde doğdu. Dedeleri İkizdere, Rize ilçesine bağlı Cimil köyündendir, kökleri Konya`dan bir vesile ile göç etmek zorunda kalmış Oğuzlara dayanır. Yusuf Aslan, 1947 yılında Yozgat`ın daha önce Çekerek`e sonradan Aydıncık ilçesine bağlanan Kuşsaray köyünde doğmuştur. Bu köy Çerkez köyüdür. Hüseyin İnan, 1949 yılında Sivas`ın Gürün ilçesi`nin Bozüyük köyünde

okumak için tıklayınız

Deniz Gezmiş’in bir atla çarpışması

Can Dündar’ın Cumhuriyet’te “Deno ile annesi” başlığıyla yayımlanan (23 Kasım 2014) yazısı şöyle: Mukaddes Hanım, “Deno” dermiş, delifişek oğluna… Dalgınlığıyla da çok dalga geçermiş. Sivas’ta iki katlı bir evin alt katından üst katına taşındıklarında, bir gün küçük Deniz, eski alışkanlıkla alt kattaki evin açık duran sokak kapısından içeri dalmış; doğruca salona girip yemek masasına kurulmuş

okumak için tıklayınız

“Umut mu? Umut her zaman var. Umutsuzluk diye bir şey yok.” – Deniz Gezmiş

Hele hücreye kapatılıp da, düşünme rahatlığına erince. Bildiğin tek şey var: İdam, ölüm. Ama biliyor musun, pek de korkunç gelmiyor bu sana. Umut mu? Umut her zaman var. Umutsuzluk diye bir şey yok. En azından “Kaçabilirim, kurtulabilirim belki” diye düşünüyorsun. Ama bir şey söyleyim mi, çıkarılacak bir affı düşünmüyorsun. O yok işte. Ve bir devrimcinin,

okumak için tıklayınız

Devlet, Deniz Gezmiş’e ne teklifi götürdü?

Baba, Mektubunuzu aldım. Sevindim. Benim için burada endişelenecek bir durum yok. Her ne kadar kavga olduysa da bizim onlarla bir ilişkimiz yok. Kavga hükümlüde oldu. Ben ise müşahadede yatıyorum. Burada rahatım yerimde. Canım da sıkılmıyor. Bol bol kitap okuyorum. Tahliyeyi falan da düşündüğüm yok. Nasıl olsa bir gün tahliye olacağım. Benim için önemli olan sizin

okumak için tıklayınız

İşte Deniz ile Mahir’i buluşturan ilk eylem

Deniz Gezmiş ve Mahir Çayan’ı buluşturan ilk eylem 1963 yılında Hürriyet gazetesinin imza attığı bir yalan haber sonrasında gerçekleşti… Cumhuriyet gazetesinde “Deniz mektupları” başlıklı bir yazı dizisi kaleme alan Can Dündar, ilk yazısında Deniz Gezmiş ve Mahir Çayan’ı buluşturan ilk eylemi ve Gezmiş’in Ali Sami Yen Stadı’nın açılışında attlattığı büyük kazayı yazdı. Yazı şöyle: 1963

okumak için tıklayınız

Deniz Gezmiş’i Anlatan 5 Kitap

Bizim Deniz – Mare Nostrum En uzun koşuysa elbet Türkiye’de de Devrim O, onun en güzel yüz metresini koştu En sekmez luverin namlusundan fırlayarak … En hızlısıydı hepimizin, En önce göğüsledi ipi… Acıyorsam sana anam avradım olsun Ama aşk olsun sana çocuk, Aşk olsun… Can Yücel

okumak için tıklayınız

Herkesin Bir Deniz Gezmiş Öyküsü Vardır (Aykırı Öyküler) – Atilla Keskin

Deniz Gezmiş’in arkadaşı olduğumu duyanlar bana hep, ‘kendilerinin başından’ geçen Deniz Gezmiş öyküleri anlatırlar. Şimdiye kadar rastgeldiğim benim yaşımda veya benim yaşıma yakın bir çok insandan Deniz Gezmiş öyküleri dinlemişimdir. Halkımızın efsane yaratma olayını çok duymuştum. Deniz öykülerinde de bu efsane yaratma olayı çok canlı olarak tekrar tekrar karşıma çıktı. Bu öykülerin büyük çoğunluğunun gerçekle

okumak için tıklayınız