Büyük Yabancı – Dil, Delilik ve Edebiyat Üstüne Konuşmalar – Michel Foucault

Filozofların edebiyat üstüne düşünmeleri her zaman ufuk açıcı ve heyecan verici olmuştur. İyi bir edebiyat okuru olduğunu bildiğimiz, kitaplarında kullandığı kıvrak dil hemen fark edilen Foucault, yeni yayımlanan bu konuşma metinlerinde 1960’larda kafasını en çok meşgul eden meselelerden üçünü ele alıyor: dil, delilik ve edebiyat. Birinci konuşmada deliliğin dil ve edebiyatla kesişme noktası üstünde durduktan

okumak için tıklayınız

Trajik Hissiyat Ütopik Siyaset – Jean-Jacques Rousseau’nun Edebi ve Siyasi Tahayyülü

“Hakikatin çölünde yaşamakla başa çıkamadığımız, giderek hakikat sonrasının nihilizminde kaybolduğumuz, herhangi bir ahlaki edimin ardında hınzır bir zekâ gösterisi olarak çıkar aradığımız, duygusuz ve hesapçı siyasi ve şahsi adımlarımızı ya apaçık bir zorlamayla herkesin iyisiymiş gibi sunduğumuz ya da umursamaz bir pişkinlikle kısmi çıkarımızı maksimize etmenin en insani tavır olduğunu varsaydığımız, iyiye olan inancımızı yitirdiğimiz

okumak için tıklayınız

Şimdilik Her Şey Yolunda – Ursula K. Le Guin “Düşündükçe daha da yabancılaşırım kendime.”

Ursula K. Le Guin’in yayıncısına gönderdiği bu son şiirlerde, bitmekte olan bir hayata veda ya da hüzün duygusundan ziyade güzel yaşanmış bir ömrün sonunda olmanın bilgeliği sunuluyor okura. Değerli edebiyatçı, ömrü boyunca hep yaptığı gibi dünyaya, hayata ve ölüme merakla bakmayı, insanın ve doğanın türlü hallerine sevgi ve hayretle yaklaşmayı sürdürüyor. Mevsimlerin bilgesiyim artık. Değişmeden

okumak için tıklayınız

Ecinniler – Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

Duygu ve ideolojinin büyük bir ustalıkla bağdaştırıldığı bir yapıt olan Ecinniler, Fyodor Mihayloviç Dostoyevski’nin 1872 yılında yayımlanmış romanıdır. Türkçeye Cinler adıyla da tercüme edilmiştir. Dostoyevski’nin siyasal tutumunun didaktizmle en fazla özdeşleştiği bir roman olan Ecinniler, 19. yüzyılın ikinci yarısında ateizm, nihilizm ve sosyalizm gibi ideolojilerle birlikte Batı düşüncesinin Rusya ve Rus insanı üzerindeki etkilerini ele

okumak için tıklayınız

Parçalanma – Emil Michel Cioran “her yerde uğursuz bir uyuşukluk hüküm sürüyordu”

“Sabahtan öğlene kadar ‘insan bir girdaptır, insan bir girdaptır,’ diye tekrarlayıp durdum. Daha iyisini bulamıyorum, çok yazık! “Kuş pazarı. Şu pır pır eden küçücük bedenlerde ne biçim bir güç, ne biçim bir azim var! Bu hiçin içinde kök salıyor yaşam; bir parçacık maddeye can veren, ve zaten bizzat o maddeden çıkan ve onunla birlikte yok

okumak için tıklayınız

Hayır Demeyi Bilmek – Marie Haddou

Çocukken kolaylıkla verebildiğimiz hayır deme ve itiraz etme tepkisi, itiraz etmeyi saygısızlık ve muhalefetle bağdaştıran ve çocuğu boyun eğen, edilgen bir bireye dönüştüren toplumsal kodlarla gittikçe körelir. Bu durum yetişkin hayatında aile, iş, dost ve aşk ilişkileri gibi her türden ilişkide sıkıntılı durumlara sebep olabildiği gibi kişinin aklını sürekli meşgul ederek huzurunu kaçırabilir. “Hayır” demek

okumak için tıklayınız

ARTI KAPİTAL – Değerin ve Rantın Doğası – Suat Kamil Aksoy

Burada iktisadın felsefesi konuşuluyor ama öylesine konuşulmuyor. Önemli bazı başlıklar hakkında ulaşılmış olan kimi gerçekler ilk ifadelerini burada buluyorlar. Doğal ki siyasal ve tarihsel uzanımlar var. Fark edemediğimiz ama hayatımızı derinden etkileyen ve etkilemeye devam eden olgular büyük oranda aydınlatılıyor. Gündelik yaşamın rutinleri içerisinde sıradanlık perdesinin ardında gizlenen ve belki de yeni bir çağı başlatacak

okumak için tıklayınız

Alışkanlık – Aziz Nesin (kendi sesinden)

ALIŞKANLIK Daha bir zaman Geçmiş yılı yazacaksın Yanlışlıkla mektuplarına, Sonra alışacaksın. Daha bir zaman Yeni giysiler içinde sıkılacaksın Eskitip kendinle birlikte, Sonra alışacaksın. Daha bir zaman Bir önceki sevgilinin adıyla Sesleneceksin yenisine, Sonra alışacaksın. Daha bir zaman Yadırgayacaksın sürüklemeyi O inmeli bacağını, Sonra alışacaksın. Daha bir zaman Hala sevdiğini sanacaksın, Yüreğindeki ihanet acısına Sonra alışacaksın.

okumak için tıklayınız

Ağrı’nın Derinliği, Ece Temelkuran “Ararat sizin için bir yükseklik meselesidir. Bizim içinse bir derinlik meselesi!.”*

Ece Temelkuran’ın Hrant Dink’e adadığı ‘Ağrı’nın Derinliği adlı kitabı, ‘Anadolu’dan, Anadolu’yu terk etmek zorunda kalmış herkese gönderilmiş uzun bir mektuptur. İnsan nasıl hatırlar, nasıl unutur, nasıl barışır, nasıl affeder? Bu sorular hakkındadır anlatacaklarım. Bu, dünya üzerindeki herkes için yazılmış bir unutma ve hatırlama yolculuğunun hikâyesidir’ ‘Ağrımızı” yazan Ece Temelkuran kitabı; evsiz kalmanın, evinden uzak düşmenin

okumak için tıklayınız

“Bu soygunlar ve savaşlarla / Zehirli gaza boğulacaklar” Bertolt Brecht

ZEHİRLİ GAZA KARŞI ÇARE NE? Uzun burunlu gaz maskeleriyle / Steril kaplar ve sargı bezleriyle / Pensleri yüklenmiş geliyorlar. Biliyorlar ki oysa / Bu soygunlar ve savaşlarla/  Zehirli gaza boğulacaklar. İşçi evi. Çalışmaktan yıpranmış bir kadın ile onun işçi erkek kardeşi. Akşam. KADIN: Patates yine pahalılanmış. KARDEŞİ: Daha da pahalılanacak. KADIN: Millete verecek yiyecek yoksa

okumak için tıklayınız

Friedrich Nietzsche ‘den şiirler “Kim ısıtır, kim sever beni daha?”

Ariadne’nin Yakınması Kim ısıtır, kim sever beni daha? Sıcak eller uzatın bana! Yürek mangalları uzatın bana! Vurulup düşürülmüş çırpına çırpına, can çekişenler gibi, ayakları ovuşturulan, sarsılmışım, ah! Bilinmeyen ateşlerle yana yana, sen peşimdesin, ey Düşünce! Adlandırılamaz! Açıklanamaz! İğrenç! Sen, ey bulutların ardındaki avcı! Yerle bir olmuşum senin şimşeklerinle, sen alaycı göz, dikmişin gözünü bana karanlıklardan!

okumak için tıklayınız

Korkuyu Beklerken (Bütün Eserleri 4) – Oğuz Atay “Yalnız kalmaktan korktukça yalnızlığım artıyor”

Oğuz Atay’ın hikayeleri, gündelik hayatı kavrayış derinliği, anlatım zenginliği ve okuru alıp götürmedeki enerjileri bakımından romanlarından geri kalmaz. Kitaba adını veren hikayenin korkuyu beklerken kendini evine hapseden kahramanı, Atay’ın edebiyat güzergahındaki farklılığının en büyük kanıtlarından. Yazarın bu kitaptaki ilk hikayeyle varettiği “beyaz mantolu adam” da öyle. (Tanıtım Bülteninden) Kitabın Künyesi Korkuyu Beklerken (Bütün Eserleri 4)

okumak için tıklayınız

Böylesi Çok İyi – Bertolt Brecht

Böylesi Çok İyi Böylesi çok iyi değiştirmeyelim hiçbir şeyi Bunu mu diyelim güle oynaya? Bardağı görelim de ölmeyi mi seçelim susuzluktan? Boşunu mu alalım dururken dolu bardak? Soğukta oturup kalmışlar vardır hani hani bir şey istemeyen kişiler onlar gibi mi yapalım onlar gibi Biz dışarda kalsak mı diyelim hoş olsun diye şu bayların gönlü bize

okumak için tıklayınız

Guernica Toplumu – Josef Hasek Kılçıksız

Guernica siyah, beyaz ve gri tonlarda olan bir resim. Bu resmin, günümüz “neo guernical” toplumuna bir analojiyle, içine gizlediği imgelerin birer yeraltı karakterleri olduğunu söyleyebilirim. Çünkü neo liberal başarı anlatısının ekonomik ve sosyal evreninde yeraltı karakterleri sadece birer munzam zayiat (collateral damage) kadar yer işgâl ederler. İnsan ve hayvan organlarının parçalanmış ve içiçe girmiş resminin

okumak için tıklayınız

Güzel Günler Göreceğiz – Nazım Hikmet (seslendiren: Ünol Büyükgönenç)

Güzel günler göreceğiz çocuklar Güneşli günler göreceğiz. Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar Işıklı maviliklere süreceğiz… Açtık mıydı hele bir son vitesi, adedi devir, motorun sesi. Uuuuuuuy! Çocuklar kim bilir ne harikûlâdedir 160 kilometre giderken öpüşmesi. Hani şimdi bize, Cumaları, pazarları çiçekli bahçeler vardır. Yalnız cumaları, yalnız pazarları… Hani şimdi biz, Bir peri masalı dinler gibi seyrederiz

okumak için tıklayınız

İnsan ve Emek – Ruhi Su “memleketimde bugün İnsan kanı sudan ucuz”

İNSAN VE EMEK Bir sergiyle geldi bahar Ne don vurur, ne meyve verir Öylece bir çiçek düşlemesi Ne güzel bir oyundur canım Taşlara bakan gözün çiçeği görmesi Benim memleketimde bugün Kırk elli bin liradır Resmin metrekaresi Ve dillere destandır canım Turan Erol beyazıyla Bodrum’un mavisi Bir gece kulübünde bugün Kırk bin, elli bin liradır Bir

okumak için tıklayınız