Filozofların Tutarsızlıkları, Gazali ve Tutarsızlığın Tutarsızlığı – İbn Rüşd

Batı dillerinde Algazel olarak tanımlanan Gazali’nin, “Filozofların Tutarsızlıkları”(Tehafütü’l- Felasif) adlı yapıtı, filozoflara yönelttiği eleştirileri konu almaktadır. Gazali, filozofların görüşlerine karşı çıkarken alternatif sunmaktan da geri kalmamıştır. Gazali’nin, filozofların görüşlerine alternatif olarak sunduğu görüşler, kendisinin en büyük savunucularından biri olduğu Eş’ari Kelamı’nın görüşleridir. Gazali, İbn Sina’nın Eş’ari Kelamı’na karşı ortaya attığı tezleri çürütmeye çalışmış, bunu yaparken;

okumak için tıklayınız

Oğuz Atay’ın Tutanamayanlar romanına ilişkin yargı – Asım Bezirci, Refika Taner

“Toplumun kurumlarıyla kuralları karşısında uyumsuz kalan insanın dramını değişik işleyen eser, roman alanında adı duyul­mamış bir yazarın olgun düzeyini getirdi. Okunmasının güçlüğü­ne karşın, bıraktığı ilk etki ile özgün ve derin göründü; bir sürp­riz tadı taşıdı. Uyanık ve araştırıcı bir gözlemin toplum sorunları­nı eleştiren ve değerlendiren bakışı, usta bir anlatım yetisiyle bir­leştiği için ödülünü hak eder

okumak için tıklayınız

Yabancı – Albert Camus

(*) Camus denilince, edebiyat alanında ilk akla gelen yapıt, 1942 yılında yayınlanan “Yabancı”dır. Konusu çok basittir. Öyküdeki her şey çok kısa bir zaman aralığında olup biter. Cezayir’de, bir rastlantı sonucu, bir Arap’ı öldüren orta sınıftan bir Fransız, Mersault, kendisini adım adım ölüme götüren süreci kayıtsız biçimde izler. Diğer kişilerin adı anılsa da, roman kahramanının adını bile

okumak için tıklayınız

Ses ve Öfke – William Faulkner

William Faulkner’in 1929 yılında basılan üç yılda beş defa yeniden yazarak hazırladığı dördüncü romanıdır. Yazar bu yapıtında, yaşananları, düşünülenleri, sıkışan ve patlayan duyguları vermekteki ustalığını doruğa taşıyor. Dört bölümden oluşan romanda, bir ailenin dağılışı, aile bireylerinin bilinç akışlarıyla izleniyor. William Faulkner, eserini şöyle özetler: “Romanın ismi ses ve öfkeydi. Bu sözcükler bilinçaltından geldi. Ben bunları

okumak için tıklayınız

Mozart’ı Anlamak, Alp Nadi

“Alp Nadi, Mozart’ı Anlamak’ta, klasik müziğin en popüler isminin hayatındaki gerçekleri akıcı bir anlatımla ele alıyor. Yazar duru bir Mozart portresi sunuyor bize. Mozart’ın hiç oyuncağı olmadığını biliyor muydunuz? Sokakta arkadaşlarıyla oyun oynamadı çünkü hiç arkadaşı da yoktu. Bir çocuk şaşkınlığıyla, tüm bunların arasında sadece müziğiyle ilgilendi. İmparatorlar ve papalarla yapılan kır gezilerini hiç sevmediğini

okumak için tıklayınız

Toplum Sözleşmesi, Jean-Jacques Rousseau

Jean-Jacques Rousseau’nun Toplum Sözleşmesi (Du Contrat social) başlığını taşıyan çalışması, 1762 yılında Paris’te yayınlandı. Yazar bu eserinde Fransız devrimcilerinin çağrısına uyup, genel seçim hakkı olan bir cumhuriyet istemiş, yurttaşların eşitlik, özgürlük, kardeşlik haklarından yana olmuştur. Eser gerek siyaset kuramının gerekse siyaset felsefesinin klasik yapıtları arasında gösterilmektedir. Dört ayrı kitaba ayrılarak yazılan yapıtta, “Birinci Kitap” meşru

okumak için tıklayınız

Mantık Al- Tayr (Kuşların Dili), Feridüddin Attâr “Fars edebiyatının en tanınmış şair ve düşünüründen bir başyapıt”

*”12. yüzyılda yaşamış olan Attâr’ın Mantık al-tayr bir çerçeve öyküden (Simurg’u aramak için yapılan yolculuk ) ve bu öykünün içine yerleştirilmiş küçük küçük öykülerden oluşur. Feridüddin Attâr’ın Mantık Al- Tayr (Kuşların Dili) adlı mesnevîsinin konusu şudur: Binlerce kuş bir gün kendilerine bir padişah seçmeye karar verirler, ama hüthüt kuşu onlara zaten Simurg adlı bir padişahları

okumak için tıklayınız

Mutluluğun Nesi Kötü? – Zygmunt Bauman

Başlıktaki soru birçok okuru şaşırtacaktır. Sorudan beklenen de şaşırtmasıdır zaten –duraksatıp düşünmeyi teşvik etmesidir. Ne için duraksatacaktır peki? Çoğu zaman kafamızı meşgul eden mutluluk arayışımız ­−birçok okurun muhtemelen kabul edeceği gibi− yaşamımızın büyük bir kısmını meşgul eder ve durmak şöyle dursun … en azından (akıp giden, her zaman akıp giden) bir an için bile hız

okumak için tıklayınız

Aris­to­te­les “Mantık” ya da “Or­ga­non”

Gİ­RİŞ MAN­TIK YA DA “OR­GA­NON” Aris­to­te­les’in man­tık üze­ri­ne yaz­dı­ğı eser­le­ri­nin top­la­mı­na, onun Bi­zans dö­ne­min­de­ki iz­le­yi­ci­le­ri, Grek­çe’de alet an­la­mı­na ge­len “Or­ga­non” adı­nı ver­miş­ler­di. Ye­ni­çağ’da F. Ba­con, Aris­to­te­les man­tı­ğı­na kar­şı yaz­dı­ğı ki­ta­bı için, “No­vum (ye­ni) Or­ga­non” baş­lı­ğı­nı uy­gun gör­müş­tü. Ad­lan­dır­ma­da­ki bu se­çim, dü­şün­ce­nin iş­len­me­si­nin yo­lu ve yön­te­mi ile, nes­ne­nin iş­len­me­si­nin araç ve tek­nik­le­ri ara­sın­da bir iliş­ki, bir

okumak için tıklayınız

Şiddetin İçselleştirilmesi – Nejdet Evren

“Hepsi yıkıma tapıldığına, vahşetten haz alındığına işaret ediyor” (1) Agatha Christie’nin “Fantastik Bir Hikaye” alt başlıklı “Frankfurt Yolcusu”  adlı kitabının girişinde yapılan bir tespitle başlamaktadır. Ürkütücü olan yıkıma tapılması, vahşetten haz alınmasıdır. Zira, şiddetin her türlüsünden insanın haz alması nasıl bir duygu, düşünce halidir ve şiddetin içselleştirilmesi, uygulayana tapılması nasıl bir mazoşist bir edimdir? Bu

okumak için tıklayınız

Aşk, Edebiyat, Siyaset ve Adil Okay – Kadir Can Aydemir

Bu yazıda -ki eğer şimdiye kadar okumadıysanız- tanıtımını yaparak okumanızı önereceğim kişi, şair-yazar-fotoğrafçı Adil Okay’dır. Ve bu yazıda amacım, yazar hakkında genel bir değerlendirme yapmak olacaktır. Çünkü yazar, sık sayılabilecek ürün verme kapasitesi nedeniyle genel bir değerlendirmeyi hak etmektedir.  Okay ile tanışıklığımız 15 yıl kadar önceye dayanıyor. Yani bir hayli uzun süre… İlk olarak şiirlerini,

okumak için tıklayınız

Sedat Veyis Örnek’in Öykücülüğü Üzerine – Müslüm Kabadayı

Bedri Rahmi Eyüboğlu, “Trabzon deyince aklıma bir salkım karayemiş gelir” der. Sivas denilince de benim aklıma bin bir tonlu ses peteği gelir. Anadolu’nun bütün yönlerine hem ses vermiş hem de dört bir yandan farklı kültürlerin tınılarını atardamarında bireştirmiş Sivas’ın, her alanda yaratıcı, üretici insanlar yetiştirdiğine işaret etmek için “bin bir tonlu ses peteği” dediğimi belirtmek

okumak için tıklayınız

Yaratıcı İnsan, Henri Laborit. İnsanın temel niteliği düşgücüdür.

Henri Laborit Yaratıcı İnsan’da (L’homme imaginant), bizi öbür canlılardan, yakın akrabamız maymunlardan bile ayıran temel niteliğimize parmak basıyor: düşgücü, imgelem. İnsan, beyninin özellikle alın yöresinde toplanan hücre ve dizgelerin sağladığı olanaklarla, var olana bakıp yeni yapılar, yeni örgülenmeler düşleyebilen ve düşlediklerini gerçekleştirebilen bir varlık. Ne var ki, insanoğlu elini kolunu bağlayan dirimsel (biyolojik) gerekirlilikleri tanıyarak,

okumak için tıklayınız

Kitab-ı Cihannüma – Katip Çelebi / İbrahim Müteferrika

“Cihânnümâ”yı ilk yazan ve çoğalttıran Katip Çelebi oldu. Ondan uzun yıllar sonra “Cihânnümâ” matbaayı bu topraklara getiren İbrahim Müteferrika tarafından kapsamlı eklentilerle basıldı. Bülent Özükan bir müzayedede bulduğu orijinal baskıyı alıp, üzerinde beş yıl çalıştı. İşin içine ekibini de katarak herkesin anlayabileceği bir şekle getirdi. Ve yepyeni bir “Cihânnümâ” yarattı… Bilirsiniz başarılı işadamları ya da

okumak için tıklayınız

Oğuz Atay: Bir Arayışın Peşinde (Bir Aydının Göçleri Üzerine), Erinç Büyükaşık

Pek çok Atay okurunun genel bir tutunamama paradoksu ekseninde Atay’ a uzanışı çoğunlukla okur için de bir anti-kahramanın da yaratıcısıdır. Hikmet Benol, Turgut Özben, Selim Işık’ ın yaşam oyununu bir Atay kişiliği olarak çözümlemek Atay’ a bakışımızda kimi temel yaklaşımların oluşmasında imkanlar sunacaksa da Atay’ ı kesin bir çizgide bu kurgusal kimlikler çerçevesinde ele almak

okumak için tıklayınız

Su Zılgıtları, Mehmet Altun. Hassas ve kırılgan zamana inançla su veren cinsten şiirler…

Şair Mehmet Altun, 2004 yılında yayımlanan ilk şiir kitabı ‘Rüyamda Hayat Vardı’dan yaklaşık 4 yıl sonra ikinci şiir kitabı “Su Zılgıtları”nı yayımladı. Kitap toplam 2 bölüm ve 18 şiirden oluşuyor. İkinci bölümü ‘Gülizar’ adlı tek şiirden oluşan kitabın kapağında yer alan gravür ise ressam Adil Salih’e ait. Altun, uzun söyleyişin şiirde oluşturabildiği riskleri başarıyla ve

okumak için tıklayınız

Nâzım Hikmet’in Gerçek Yaşamı, Kemal Sülker

“Nazım hakkında inceleme, araştırma çalışmalarına 1943’te başlamıştım. Nazım’dan bilgi istemiştim. Nazım da bunu Kemal Tahir’e yazdığı bir mektupla bildirmiş, Kemal Tahir’in bana bilgi vermesini önermişti. Nazım’ın o mektubu, Kemal Tahir’le de mektuplaşıp arkadaşlık kurmamıza yardım etti. O tarihlerde başlayan araştırma, kitaplıklarda dergi ciltlerini karıştırma, yazılanları kopya etme, mahkeme dosyaları için bazı tanıdıklar arcılığıyla dosyaları günde

okumak için tıklayınız

Oğuz Atay’ın nikahından ilk kez yayınlanan fotoğraf!

Oğuz Atay’ın nikâh günü yaşadıkları ve o gün çektirdiği nikâh fotoğrafı ilk kez yayınlandı. Sözcükler dergisinde yer alan fotoğraf sanatçı İsa Çelik’in kişisel arşivinden paylaşıldı. Sözcükler dergisinin yeni yıl sayısında Oğuz Atay’ın nikâh günü yaşadıkları ve o gün çektirdiği nikâh fotoğrafı yer aldı. Fotoğraf, sanatçı İsa Çelik’in kişisel arşivinden paylaşıldı. Dergide ayrıca Ferit Edgü’nün güncel

okumak için tıklayınız

Edebiyat Nedir?

“Edebiyat sözcüğünün anlamını bilmek onu tanımlamakla olmaz. Bir adamın önüne iki yüz kitap koysanız; bunların içinde fizik, coğrafya, roman, kimya, şiir, felsefe, hukuk, tiyatro oyunları, matematik, sosyoloji kitapları bulunsa ve bu adama “edebiyat kitaplarını bir tarafa ayır” deseniz, adam edebiyatı tanımlayamasa da bu işi pekala yapar. Belki ‘deneme’ nevinden bazı kitaplarda tereddüde düşer ama, esasta

okumak için tıklayınız