Çerkez Ethem, kahraman mı, hain mi?

Kimine göre milli kahraman kimine göre vatan haini olan Çerkes Ethem “Belki hatalarım oldu ama asla vatan haini olmadım” demişti. Mustafa Kemal’in başarılarından dolayı bizzat tebrik ettiği Çerkes Ethem Yunanlılara hangi şartlarda sığındı? Mustafa Kemal ve muhalifleri (2) Tarihimizin her açıdan karanlıkta kalmış bir döneminin belki de en karanlık figürlerinden biridir ‘Çerkes’ Ethem Bey. Mustafa

okumak için tıklayınız

Mustafa Kemal’den Halide Edip’e yanıt: “Yunanlılardan sonra daha birbirimizi yiyeceğiz!”

Mustafa Kemal ve muhalifleri (1) Mustafa Kemal’den, “İzmir’i aldıktan sonra biraz dinlenirsiniz Paşam” diyen Halide Edip’e yanıt: “Yunanlılardan sonra daha birbirimizi yiyeceğiz!” Mustafa Kemal, gerçekçi hedefler peşindeyken, yoğun rekabet içinde olduğu Enver, hayalleri uğruna Türkistan’da can verecekti… Mustafa Kemal’i Milli Mücadele liderliğine taşıyan tarihsel koşulları bir yana bırakırsak, yüksek zekâsının ve hırslı kişiliğinin bu yükselişte

okumak için tıklayınız

Grev – Jeremy Brecher

Jeremy Brecher bize bir armağan ve bir alet verdi. Bu kitapta tarihimizin kuvvetli ve betimleyici bir armağanı yatıyor: Yoğun ve yaratıcı militan mücadelenin bir armağanı. Bu hikâyenin içinde, bu mücadeleyi daha iyi anlamamıza ve yorumlamamıza yardım edecek, başka dünyalar kurmakta kullanabileceğimiz bir alet. Bizler, yani işçiler, kolay tanımlanır bir kategoridir –çalışanlarımızın bazıları hayatta kalmak için

okumak için tıklayınız

Sanatta Hakikat – Patrick Doorly

Geçmişten günümüze sanatçılar hep mükemmellik peşinde olmuştur ve mükemmelliğe ulaşabildikleri veya yaklaşabildikleri ölçüde sanatçı kabul edilmişlerdir. Nitelik, Rönesans İtalya’sında üstün bir değerdi ve Antik Yunan’da biz ölümlülere bir parça tanrısallık esintisi sunuyordu. Günümüzde sanat tarihçileri güzelliğe, mükemmelliğe veya Niteliğe atıfta bulunmaktan kaçınıyor, çünkü bunlar objektif veya tanımlanabilir kavramlar değil, sanat otoritelerinin sınırlarını zorlamaya cüret edemediği

okumak için tıklayınız

Kaybolan Bağlar / Depresyonun Gerçek Nedenleri ve Beklenmedik Çözümler – Johann Hari

“Ben kendi hayatımda depresyon hakkında iki hikâyeye inanmıştım. Hayatımın ilk on sekiz yılında bunun ‘tamamen kafamın içinde’ olduğunu düşünmüştüm – yani gerçek değildi, hayaldi, sahteydi, şımarıklıktı, utanç vericiydi, zayıflıktı. Sonraki on üç yılda ise yine ‘tamamen kafamın içinde’ olduğuna inanmıştım ama bu defa çok farklı bir şekilde: Beyindeki bir arızadan kaynaklanıyordu. Ama bu hikâyelerin ikisinin

okumak için tıklayınız

Gaflet / Modern Türkçe Edebiyatın Cinsiyetçi Sinir Uçları

Devlet ve hükümetler eliyle yıllardır yürütülen kültürel yıkıma karşı sakınma güdüsüyle de olsa, sırf muhalif değer atfettiğimiz için edebiyatı fazla mı kutsuyoruz? Edebiyat metinlerindeki cinsiyetçiliği, homofobiyi ya da satır arasına gömülü mizojinik tasvirleri, türcülüğü, insanmerkezciliği, kısacası bugün kuramsal açıdan gittikçe kuvvetlenen feminist eleştiri bağlamında Türkçe edebiyattaki her cinsiyetten ve cinsel eğilimden yazarın erkek egemen kodlarla

okumak için tıklayınız

Tolstoy: Halkı köleleştiren güç kullanımının kökeni nedir ve bunu yapan kimdir?

DEVRİMCİYE MEKTUP * (Mektubun kime yazıldığı belli değildir.- y.n.) İlginç mektubunuzu aldım ve yanıtlamak fırsatı doğduğu için de çok sevinçliyim. İlk olarak, doğru anlaşılan bir bencilliğin herkesin yararına olduğunu, ve eski düzenin yıkılmasıyla insan bilincinde ortaya çıkacak ve çabucak yer edecek bir gerçeğin genel bir refahı doğuracağını söylüyorsunuz. İkincisi, insan aklının ortak yaşam koşulları yaratabileceğini

okumak için tıklayınız

Gestapo / Nazizm Döneminde Tahakküm ve Terör – Carsten Dams, Michael Stolle

“Biz böyleyiz, biraz esprili bir dille ifade edersem, yerine göre ‘her keyfin kâhyası’, yerine göre devletin çöp kutusuyuz.” Reinhard Heydrich Kuruluşunda önemli rol oynadığı Gestapo’nun üst düzey yöneticisi olan Heydrich’in, bir gün bir içkili lokantada kendisini tanıyıp “hürmet göstermeyen” ve kendi aralarında gülüşen bir topluluğa şöyle bağırdığı aktarılır: “Ben Gestapo’nun şefiyim! Hepinizi toplama kampına yollayabilirim!”

okumak için tıklayınız

‘Kendi kaderini tayin hakkı’ kandırmacası – Ayşe Hür

Günümüzün ulus-devlet sistemi, Avrupa’yı asırlarca esir alan din ve mezhep savaşlarına son veren 1648 Vestfalya Andlaşması’yla başlayan çok uzun bir sürecin ürünü. 1688 İngiliz Devrimi’nde değinilen ve John Locke’ın Second Treatise of Government (1690) adlı eserinde dile getirilen ‘doğuştan haklar’ ve ‘siyasal temsil yetkisi’ gibi kavramların üzerinde yükselen ‘self determinasyon hakkı’ ya da Türkçeye geçtiği

okumak için tıklayınız

Alexander Luria kimdir? Hayatı

Alexander Romanovich Luria (16 Temmuz 1902 Kazan, Rusya – 14 Ağustos 1977 Moskova, Rusya) , çoğu zaman modern nöropsikolojik değerlendirmenin babası olarak tanınan , önemli bir nöropsikologdu . Halen çeşitli şekillerde kullanılmakta olan II . Dünya Savaşı beyin hasarı mağdurlarıyla yaptığı klinik çalışma sırasında kapsamlı ve orijinal bir nöropsikolojik test pili geliştirmiştir . Genel olarak

okumak için tıklayınız

Psikolojide Temel Düşünürler – Rom Harre

20. Yüzyıl, psikolojik olguları niteleme ve açıklama, bu sayede insan zihnini anlama girişimleri bakımından zengindi. Bu projeler, çok büyük sayı oluşturan farklı kişiler tarafından üstleniliyordu. En önemlileri arasında Ivan Pavlov, Sigmund Freud, Alexander Luria, Ludwig Wittgenstein, Lev Vygotsky, Jean Piaget, Burrhus Frederick Skinner, Alan Turing, Noam Chomsky, Frederic Bartlett, Jerome Bruner ve James Gibson vardı.

okumak için tıklayınız

Faşizmi ve faşist liderleri konu alan 12 film

Dünyaya savaşlar, acılar, ölümler ve büyük zihinsel hastalıklar getiren korkunç bir ideoloji olan faşizm, acılardan beslenmeyi çok iyi bilen sinema sanatının da sıklıkla temel aldığı hatıralardan birçoğunun da mimarıdır aslında. Faşizm meselesine bir şekilde değinen yüzlerce film bulmak mümkündür belki de; ancak konuyu nedenselliği de bir kenara bırakmayarak sorgulayan ve faşizmin acıları üzerinden yeni kapılar

okumak için tıklayınız

Jules Verne’nin 100 yıl öncesinde öngördüğü 11 icat

Fransız bilim-kurgu yazarı Jules Verne’i, bu alandaki diğer yazarlardan ayıran en büyük özelliği vizyonerliğiydi. Ömrünün büyük bölümünü 19. yüzyılda geçiren yazar, ölümünden sonra yapılmış pek çok icadı önceden hayal edip eserlerinde tasvir etmişti. Albert Einstein, “Hayalgücü bilgiden daha önemlidir” derken, Jules Verne gibi dehaların vizyonerliğine atıfta bulunuyordu belki de. Yani, saf bilgi o kadar da

okumak için tıklayınız

Hayatları Ruhsal Rahatsızlıklar ile Geçen 28 Ünlü Yazar

Edebiyat ve yazarların ruhsal durumu sıklıkla tartışılan konulardandır. Kimi görüşlere göre, yazarların sahip oldukları ruhsal sorunlar onların yaratıcılığını tetiklemektedir. Bazı görüşler ise yaratıcılık ve deha ile deliliğin doğrudan açıklanamaz birtakım yakınlıklarının olduğunu öne sürmektedir. Bu durum henüz bilim tarafından aydınlatılamamış olsa dahi, yazarların ve düşünürlerin karmaşık ruhsal durumlar içinde bulunduğu, toplum ile uyuşmazlıklar yaşadığı ve

okumak için tıklayınız