Beş Hececiler

Beş Hececiler, Faruk Nafiz Çamlıbel, Yusuf Ziya Ortaç, Enis Behiç Koryürek, Halit Fahri Ozansoy ve Orhan Seyfi Orhon tarafından geliştirilen cumhuriyet dönemi şiir akımıdır. Hecenin beş şairi adıyla da anılan bu sanatçılar milli edebiyat akımından etkilenmiş ve şiirlerinde hece veznini kullanmışlardır. Beş hececiler şiire I. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı döneminde başlamışlardır. Beş hececiler ilk

okumak için tıklayınız

Edebiyat Akımları

Belli bir tarihsel süreçte edebiyatı, tür ve yazarın milliyeti bakımından herhangi bir ayrım olmadan şekilsel ve içeriksel olarak etkileyen belli üslup, duygu ve düşünce dizisine edebiyat akımı veya edebi akım denir. Edebi akımlarının gelişimine bakıldığında, bu akımların salt yazına özgü olmadığı genel, bir sanat akımı olarak başlayıp geliştikleri görülür. Üstelik hemen hepsi, genelde doğdukları çağın

okumak için tıklayınız

Edebiyatta İkinci Yeni

İkinci Yeni, 1950’li yıllarda Edip Cansever, İlhan Berk, Cemal Süreya, Turgut Uyar, Sezai Karakoç ve Ece Ayhan gibi şairlerin başını çektiği bir şiir ve edebiyat akımı. Garipçiler’e ve 1940 Toplumcu Gercekçi Kuşağı’na tepki olarak doğmuştur. Ülkemiz şiirinde değişik imge, çağrışım ve soyutlamalarla yeni bir söyleyiş bulma amacında olan bir akımdı. Ortak ozellikleri; dilin alışılmış kalıplarını

okumak için tıklayınız

Edebiyatta Kişiselcilik ( Personalizm )

Bir edebi akım olarak kişiselcilik (personalizm), soyut düşüncülükle özdekçiliğin karşısına tinsel gerçekliği, sözü geçen iki bakış açısının da parçalara böldüğü birliği yeniden yaratacak sürekli çabayı koyar. Kişiselcilik, Descartes’in “Düşünüyorum öyleyse varım” (Cogito ergo sum) geleneği içinde yer alır. Kişiselciliğin ana yapısı şöyle özetlenebilir: Kişilik, bilinç, kendi yargısını özgürce belirleme, amaçlara yönelme, zamanın akışına karşı öz

okumak için tıklayınız

Edebiyatta Harfçilik ( Letrizm )

Harfçilik ( letrizm de denir) bir edebi akımdır. İkinci Dünya Savaşı sonunda ortaya çıkmıştır. Romanyalı şair Isidore Isou tarafından başlatılmıştır. Şiirlere yönelik bir edebi akımdır. Özelliği, şiirde kelimelerin değil harflerin temel alınmasıdır. Amacı, harflerin temel alınması yoluyla farklı tarzda bir şiir yazılmasıdır. Edebiyatta klasik akımlara karşı çıkan bir karşı akımdır. Akımın kurucusu Isidore Isou harfçiliği

okumak için tıklayınız

Edebiyatta İdealizm

İdealizm, felsefede, en geniş anlamıyla, tinsel güçlerin evrendeki tüm süreçleri ya da olup bitenleri belirlediğini savunan tüm felsefe öğretilerini içerecek biçimde kullanılan terim. Varolan her şeyi “düşünce”ye bağlayıp ondan türeten; düşünce dışında nesnel bir gerçekliğin varolmadığını, başka bir deyişle düşünceden bağımsız bir varlığın ya da maddî gerçekliğin bulunmadığını dile getiren felsefe akımını niteler. İdealizm, varlığın

okumak için tıklayınız

Edebiyatta Gerçeküstücülük ( Sürrealizm )

Londra’daki Salvador Dali sergisi, Avrupa’da birinci ve ikinci dünya savaşları arasında gelişmiştir. Temelini, akılcılığı yadsıyan ve karşı-sanat için çalışan ilk dadaistlerin eserlerinden alır. 1924’te “Manifeste du Surrealisme”i (Gerçeküstülük Bildirgesi) hazırlayan şair Andre Breton?a göre gerçeküstücülük, bilinç ile bilinç dışını birleştiren bir yoldur. Ve bu bütünleşme içinde hayali dünya ile gerçek yaşam “mutlak gerçek” ya da

okumak için tıklayınız

Edebiyatta Simgecilik ( Sembolizm )

Sembolizm, evrensel bilgi ve hakikatlerin basit ve sade öğelere indirgenerek ifade edilmesidir. Sembol, kimi sözlüklerde “daha soyut bir şeyi anlatmaya yarayan daha somut şey” ya da “evrensel yasa, ilke, bilgi ve fikirleri açıklayan işaretler” olarak tanımlanır. Bir sembol, anlatmak istediği şeyi en kesin, en belirli, en sade, en doğal şekilde ifade eden işarettir. Sembol sözcüğünün

okumak için tıklayınız

Edebiyatta Parnasizm

Parnasizm Fransa’da 1860 yılında Çağdaş parnas şiir dergisi etrafında toplanan sanatçılarca ortaya çıkarılmış bir akımdır. Gerçekçiliğin şiire yansımasıdır. Sanat için sanat görüşü benimsenmiştir. Şair kuyumcu titizliğiyle çalışır. Şekil çok önemlidir. Romantizm akımına tepkidir. Dış dünyayı nesnel bir bakışla anlatır. Şiirde ölçü, kafiye ve ses uyumu çok önemlidir. Bu özelliği Parnasizmi Sembolizm’den farklı kılar. Şiiri, ışık,

okumak için tıklayınız

Edebiyatta Dadaizm

Dada, Dadaizm veya Dadacılık I. Dünya Savaşı yıllarında başlamış kültürel ve sanatsal bir akımdır. Dada Dünya Savaşının barbarlığına, sanat alanındaki ve gündelik hayattaki entelektüel katılığa bir protesto olmuştur. Mantıksızlık ve varolan sanatsal düzenlerin reddedilmesi Dada’nın ana karakteridir. Jean Arp, Richard Hülsenbeck, Tristan Tzara, Marcel Janco ve Emmy Hennings’in aralarında bulunduğu bir grup genç sanatçı ve

okumak için tıklayınız

Toplumcu Gerçekçiler

Cumhuriyet sonrası ülkemiz şiirinde asıl yenilik Nazım Hikmet?le gelir. Sağlıklı, biçim ve özde devrim yapan bir yeniliktir bu. Ölçüyü atan Nazım Hikmet?tir, özü biçimin bağlarından kurtaran da. İlk iki kitabıyla (835 Satır, Jakond ile Si-Ya-U, 1929) “şairane”ye karşı çıkmış, dizeci anlayışı yıkmıştır. Ama gelenekten de kopmaz. Çünkü ona göre asıl önemli olan öz?dür. Biçim öze

okumak için tıklayınız

Bir Ruh Kimliği Reşat Nuri Güntekin, Taylan Altuğ

“Taylan Altuğ’un ‘Bir Ruh Kimliği’ kitabı, Reşat Nuri’nin romanları üzerine titiz bir çalışma. Kitabı okurken bu önemli yazarın edebiyatı hakkında ne kadar az şey bildiğinizi fark edeceksiniz. Reşat Nuri Güntekin. Çalıkuşu. Cumhuriyet’in ilk yılları ve idealist bir kadın öğretmen, Feride. Bunlar, bu ismi duyduğumda ilk aklıma gelen şeyler. Türkçe okuma yazma bilen hemen herkesin ortak

okumak için tıklayınız

Edebiyatta Gerçekçilik ( Realizm )

Gerçekçilik (realizm), bir estetik ve edebi kavram olarak 19. yüzyıl ortalarında Fransa?da ortaya çıkmıştır. Nasıl ki romantizm klasizme bir başkaldırı niteliğinde ise gerçekçilik yani realizm, hem klasizme hem de romantizme bir başkaldırıdır. Amaç, sanatı klasik ve romantik akımların yapaylığından kurtarmak, çağdaş eserler üretmek ve konularını öncelikle yüksek sınıflar ve temalarla ilgili değil, toplumsal sınıflar ve

okumak için tıklayınız

Edebiyat-ı Cedide (Servet-i Fünun Edebiyatı)

Edebiyat-ı Cedide, diğer bilinen ismiyle Servet-i Fünun Edebiyatı, II. Abdülhamit döneminde, Servet-i Fünun dergisi çevresinde toplanan sanatçıların batı etkisinde geliştirdikleri bir edebiyat hareketidir. Bu hareket 1896’dan 1901’e kadar etkili olmuş ve II. Abdülhamit’in baskı döneminden geçmiştir. 16 Ekim 1901 yılında Hüseyin Cahit Yalçın’ın Fransızcadan çevirdiği “Edebiyat ve Hukuk” başlıklı makalenin dergide yayınlanması üzerine dergi kapatılmış,

okumak için tıklayınız