Güneşi bile tamir eden adam, Behiç Ak

Behiç Ak, yeni öykü kitabında çocukları tüketim çılgınlığı üzerine düşündürüyor! “Bugünün dünyası yenilenmek üzerine kurulu. Hiçbir şeyin eskimesine izin verilmiyor. Bunun getirdiği büyük bir gerginlik var, çocuklarda da var bu.” Günümüzün bazen çılgınlığa varan bazen de sahip olduklarımızın değerini tümüyle unutturan aşırı tüketim eğilimlerini kendine özgü mizahi üslubuyla anlatan çocuk kitabı yazarı, karikatürist, mimar, yazar

okumak için tıklayınız

Cemal Süreya: Bağnazlığın bin yıllık buzları kırılmakta mıdır?

Roland Barthes bir iki yıl önce kendisiyle yapılmış bir konuşmada aydının durumu üstüne çok kötümser sözler söylüyordu: “Aydın, toplumun bir döküntüsü, bir artığıdır; sözcüğün gerçek anlamıyla bir dışkı. Bazı rejimlerde bu dışkıya başka roller verilmeye çalışılır. Oysa, adı üstünde, dışkı dışkıdır; başka hiçbir şeye yaramaz. Organik dışkı, nasıl, maddenin kendine dek uzanan yolunu gösteriyorsa, insani

okumak için tıklayınız

La Colmenita, Küçük Arı Kovanı; Küba Çocuk Tiyatrosu Kumpanyası

La Colmenita, Küçük Arı Kovanı bir tiyatronun öyküsü… Kahramanları çocuklar, kahramanlara dayalı bir sanattan uzak durmanın yollarını aramış, bulmuşlar… Eşitliği hedefleyen bir toplumda sanatın nasıl farklı örgütleneceğine, nasıl farklı bir yoldan gideceğine belki en güzel örneklerden birisi… Güle oynaya süren bir öykü, acıklı başlıyor ama… Amerikalı bir çetenin Küba?ya karşı giriştiği kanlı bir operasyonda babasını

okumak için tıklayınız

Türkiye’nin Yüzyılına Romanın Tanıklığı, Tevfik Çavdar

*”Tevfik Çavdar, yıllardır okuyup seçtiği, notlar çıkarıp satır altlarını çizdiği romanları, ülkemizin son yüz yıllık dönemine tanıklıkları bakımından bir araya getirmiş ve eğer herhangi bir ülkede, roman denebilecek metinler yazılıyorsa, hiç değilse bunların bir bölümünün, burada kullanılan sözcükle, bir tarihe “tanıklık” yapmış olmamaları imkânsızdır. Bir kişinin hayatı boyunca ancak altı bin kadar kitap okuyabileceğine ve

okumak için tıklayınız

Hile ve Sevgi – Friedrich Schiller (Radyo Tiyatrosu)

Johann Christoph Friedrich von Schiller (d. 10 Kasım 1759, Marbach am Neckar – ö. 9 Mayıs 1805, Weimar), 1802 yılında soyluluk unvanı almış bir şair, filozof, tarihçi ve en önemli Alman dram yazarıdır. Yazdığı çoğu tiyatro eseri Alman tiyatrosunda başyapıt niteliğindedir. Schiller doğa tasvirli şiirlerin şairi olarak da gayet başarılı olmuştur, ancak asıl alanı düşünsel/didaktik

okumak için tıklayınız

Arabalar Beş Kuruşa, Sabahattin Ali

“Akşam, caddelerin kalabalık zamanında, köşe başına bir kadınla bir çocuk gelirdi. Siyah bir çarşafa bürünen kadın elleriyle çarşafını yüzüne kapatır, yalnız iki siyah göz, sokağın yarı aydınlığında, parıltısız, önüne bakardı. Çocuk yanında ayakta dururken o çömelir, küçük bir çuvaldan birtakım oyuncaklar çıkarırdı: Bunlar bir değneğin ucuna takılmış bir çift tahta tekerlekti. Tekerleklerin üzerinde, iki yuvarlak

okumak için tıklayınız

Laz Halk Masalları

Lazca konusunda birçok akademik çalışma yürütülmüştür. Bunlardan biri ünlü dilbilimci Arnoldd Çikobava’nın “Çharuni Thekstebi / Xopuri Khilokhavi” (Tiflis, 1929) adını taşıyan kitabıdır. Fransız dilbilimci Georges Dumezil 1930’ların ilk aylarında İstanbul’da Arhavili Lazlardan masallar derlemiş, bunlar 1967 senesinde Paris’te yayımlanmıştır. En kapsamlı Lazca masal derlemesi Megrel dilbilimci Guram Kharthozia tarafından yapılmıştır. Kharthozia’nın “Lazuri Theksthebi” adını taşıyan

okumak için tıklayınız

Sabahattin Ali ‘nin Hayatı

Sabahattin Ali, 25 Şubat 1907’de Gümülcine’de doğdu. Eğitim hayatı 7 yaşında, Füyûzâtı Osmâniye Mektebi’nde başladı. Zabit olan babası Ali Selahattin Bey’in tayininin Çanakkale’ye çıkmasıyla birlikte ailecek taşındılar. Eğitimine Edremit İptidaî Mektebi’nde devam etti. Okulu bitirip İstanbul’a dayısının yanına dönen Sabahattin Ali bir yıl dayısıyla yaşadıktan sonra 1922-1923 ders yılında Balıkesir Muallim Mektebi’ne kaydoldu. Şiir ve

okumak için tıklayınız

İnsanın “Ayak İzleri”, Adnan Özyalçıner

“İnsanlarımızın istediği, düşünce ve kol gücünü kullanarak kendi emeğiyle yarattığı uygarlığı, yaşamın, doğanın sunduğu değerleri eşitçe bölüşebilmek. Acılarına ortak olduğu tüm insanlarla güzellikleri, mutlulukları, iyilikleri, sevgileri de paylaşmak.” Yazarımız bu kitabında gezi izlenimlerinden yola çıkıyor. Tunceli’nin, Diyarbakır’ın, Zonguldak’ın dağlarının, nehirlerinin, yollarının güzellikleriyle bu kentlerin insanlarının, bu kentleri görmek isteyenlerin yaşadıklarını yan yana getiriyor. Kimi zaman

okumak için tıklayınız