Binbir Gece Masalları

Orta Çağ’da kaleme alınmış Orta Doğu kökenli edebi eserdir. Şehrazad’ın hükümdar kocasına anlattığı hikâyelerden oluşur. 8. yüzyılda Arap Abbasi Halifesi Harun Reşid zamanında Bağdat önemli bir kozmopolit şehirdi, İran, Çin, Hindistan, Afrika ve Avrupa’dan gelen tüccarlar ile dolup taşmaktaydı. Bu dönemde, şehrin kültürel yapısı da gelişmiş, Arap kültürü, özellikle diğer Doğu kültürleriyle harmanlanmıştı. Binbir Gece Masalları’ndaki hikâyeler işte bu dönemde, halk hikâyeleri olarak ortaya çıkmıştır. Sözle aktarılan bu hikâyeler sonunda tek bir eserde derlenmiştir. Hikâyelerin çekirdeğini eski bir Fars (İran) kitabı olan Hazâr Afsâna (‘Bin Efsane’) oluşturmuştur. 9. yüzyıl dolaylarında hikâyeleri derleyen ve Arapça’ya çevirenin masalcı Ebu Abdullah Muhammed el-Gahşigar olduğu söylenir. Eserdeki hikâyelerin çerçevesini oluşturan Şehrazad öyküsünün esere 14. yüzyıl dolaylarında katıldığı düşünülmektedir. Eser Fransızcaya 1704’te çevrilmiş, ilk modern Arapça derlemesi ise

Ömer Hayyam’ın Hayatı

İnciyi isteyen dalgıç olacak;
Varı yoğu dosta verip dalacak.
Canı avucunda, nefesi göğsünde:
Ayağı baş olacak, başı ayak!

İranlı matematikçi, astronom, filozof, şair Ömer Hayyam 1047’de Nişabur kentinde doğdu. Çadırcı anlamına gelen “Hayyam” takma adını babasının çadırcılık yapmasından almıştır.Sarayda her türlü imkana sahip bir şekilde Şah’ın emrinde çalışmayı ret ederek hayatını ilim ve araştırmaya adamıştır. Çalışmalarını derinleştirmek için zamanın ilim merkezleri olan Semerkand, Buhara, İsfahan’a yolculuklar yapmıştır. Ayrıca Ömer Hayyam için tarihteki ilk bilinen savaş karşıtı eylemci yakıştırması da yapılmaktadır.

Homeros ‘un Hayatı

Homeros genel görüşe göre, İonia?daki Smyrna?da doğdu ve M.Ö. 750-700 yılları arasında yaşadı. İzmirli olan babası Maion, genç yaşta ölünce Homeros?un yaşamı zorlaşmış ve annesi onu Kyme?deki ailesinin yanına götürmüş. Orada da olmayınca Homeros?u Larisa?daki dayısının yanına bırakmış ve kendisi İzmir?e dönmüş. Bazı zengin ailelerin yün yıkama, eğirme işleriyle, evlerin hizmetçilik işlerinde çalışan annesi, Homeros?u İzmir?de okulu, dershanesi bulunan ve gençlerin eğitimiyle ilgilenen bir öğretmene vermiş. Öğretmeni ondaki güçlü belleği, şiir-şarkı birikimini ve yeteneği keşfederek onu işlemeye çalışmış.
Homeros büyüdükçe, eğitimi ilerledikçe adı ve ünü yayılmaya, yakın, uzak şehirlerde aranmaya başlanmış. Homeros ozan olarak yollara düşmüş, kuzeydeki savaş ve destan kaynağı olan Troya?ya kadar bütün Aiollia şehirlerini, güneydeki İonia şehirlerini ve Adaları gezip kopuz çalmış. Destan, şiir, şarkı söylemiş

Viktor Hugo ‘nun Hayatı

Fransa tarihinin en çalkantılı günlerinde, 1802?de dünyaya gelen, Marie Victor Hugo; yoksuldu. Edebiyata yeteneği olduğunu biliyor, başarıya ulaşmak istiyordu. İlk ödülünü 1817?de aldı. 20 yaşına geldiğinde pek çok ödülün sahibiydi. Para kazanmak için gece gündüz çalışıyordu. Şiirleri oyunlar ve romanlar izledi. Eserleri birbiri ardına yayınlanıyor, oyunları sahneye konuluyordu. 1841?e kadar çok sayıda eseri yayınlandı ve başarıya ulaştı. 1841?de akademiye seçildi. Bir ara devlet adamı olma hevesine kapıldı. 1845?te ?Yüce Meclis? üyeliğine getirildi. 1848-1851 yılları arasında yaşananlar, Şubat Devrimi ve ?Haziran Ayaklanması? sonrasında Kurucu Meclis üyesi oldu. Yoksulluk üzerine kafa yoruyor, Meclis?te ezilen sınıflar yararına kimi şeylerin yapılabileceğini planlıyordu.

Gılgamış Destanı

Mezopotamya’da ortaya çıkan tarihteki ilk yazılı destandır. Ölümsüzlüğü arayan bir kralın öyküsüdür.

Gılgamış Destanı’nın en önemli özelliklerinden biri de, anlattığı “Tufan” öyküsü , üç büyük dinin Kutsal Kitaplarında yer almasıdır. “Ölümsüzlük Otu” öyküsü, Türk-İslam dünyasının “Lokman Hekim” söylemine benzer.
Destana konu olan Kral Gılgamış gerçekten yaşamış ve M.Ö. 28.yüzyılda Mezopotamya?daki Uruk kentinde hüküm sürmüştür. Ölümsüzlüğün ve bilginin peşindeki insanı yücelterek anlatan Gılgamış Destanı, Gılgamış’ın ölümünden bin yıl kadar sonra yazılmıştır ve günümüze kadar gelebilmiştir.
Gılgamış Destanı, Akat ve Sümer mitolojilerinde geçer ve Akat dilinde yazılmış tabletlerden oluşur.

Halide Edip Adıvar ‘ın Hayatı

İzmir’in Yunanlılar tarafından işgalini protesto etmek amacıyla düzenlenen 23 Mayıs 1919’daki İstanbul Sultanahmet mitinginde etkileyici bir konuşma yaptı. İstanbul’un işgali üzerine Kurtuluş Savaşı’na katılmak üzere Ankara’ya geçti. Onbaşı, çavuş ve başçavuş rütbeleriyle orduda görev aldı. En önemli romanlarından biri olan “Ateşten Gömlek”de Kurtuluş Savaşı yıllarını, “Türk’ün Ateşle İmtihanı” adlı eserinde ise Kurtuluş Savaşı gözlemlerini anlatır. Kurtuluş Savaşı’na katılmak için Anadolu’ya geçip kurucu kadrolarla daha yakın ilişkiler içinde olması onun romanlarını doğrudan ileri ve geri arasındaki sorunu çözmeye koşullamıştı. Sinekli Bakkal Batı’nın üstünlüklerine karşı Doğu’nun değerlerini ortaya çıkarmayı amaçlayan bir tez romanıydı ve yazınsal değeriyle

Yakup Kadri Karaosmanoğlu ‘nun Hayatı

Yakup Kadri Karaosmanoğlu, romanlarında hem batılılaşma özentilerini eleştirmiş; hem Batı edebiyatıyla iç içe, modern bir yazar kimliği edinmiş; Anadolu gerçekliğinin değerini anlatmış; ülkemiz edebiyatımızın yetmiş yıl içinde oluşacak yapının tohumlarını atmış, önemli bir romancı. Edebiyatımız üstündeki ağırlığı hem romanlarından geliyordu, hem de yeni Cumhuriyet’in kuruluş sürecinde geçerli edebiyat anlayışı ve yazar kimliğinden.
27 Mart 1889’da Kahire’de doğdu. 13 Aralık 1974’te Ankara’da öldü. İlköğrenimine ailesiyle birlikte gittiği Manisa’da başladı. 1903’te İzmir İdadisi’ne girdi. Babasının ölümünden sonra annesiyle yine Mısır’a döndü, öğrenimini İskenderiye’deki bir Fransız okulunda tamamladı. 1908’de başladığı İstanbul Hukuk Mektebi’ni bitirmedi. 1909’da arkadaşı Şehabettin Süleyman aracılığıyla Fecr-i Âti topluluğuna katıldı. 1916’da tedavi olmak için gittiği İsviçre’de üç yıl kadar kaldı.

Mütareke yıllarında İkdam gazetesindeki yazılarıyla Kurtuluş Savaşı’nı destekledi. 1921’de Ankara’ya çağrıldı ve bazı görevler verildi. 1923’te Mardin,

Ömer Seyfettin’in Hayatı

Ömer Seyfettin “Her millet kendi lisanında yaşar” demiştir, bu öngörü değerini bugün de hissettirmektedir. Dilin, yeni bir toplum biçiminin kuruluşunda ilk günden bugüne kesintisiz süren, sonuçlanmamış kavgası olarak gören, Türkçe?ye Osmanlıca denmesine şiddetle karşı çıkan Ömer Seyfettin, ülkemiz öykücülüğünün kurucu ismidir. Türkçe’de sadeleşmenin savunucusudur.
1884 yılında Gönen’de (Balıkesir) doğdu. Yüzbaşı Ömer Şevki Bey’le Fatma Hanım’ın ikisi küçük yaşlarda ölen dört çocuğundan birisidir. Öğrenimine Gönen’de bir mahalle mektebinde başladı. Ömer Şevki Bey’in görevinin nakli dolayısıyla Gönen’den ayrılan aile İnebolu ve Ayancık’tan sonra İstanbul’a geldi.Ömer Seyfettin, önce Mekteb-i Osmanî’ye, 1893 ders yılı başında da Askerî Baytar Rüştiyesi’ne kaydedildi. Bu okulu 1896’da tamamlayarak Edirne Askerî İdadîsi’ne devam etti. 1900’de İdadî’yi bitirerek İstanbul’a döndü. Burada Mekteb-i Harbiye-i Şahâne’ye başladı. 1903 yılında Makedonya’da çıkan karışıklık üzerine

CHARLES DARWİN

Türlerin Kökeni Nejdet Evren’in “İnsanın Türeyişi” üzerine “İnsanı Aramak / Ayakların Sesi 1” adlı yazısı Charles Darwin / Türlerin Kökeni (Manga) ? East Press

ANNA SEGHERS

Ölüler Genç Kalır Yedinci Şafak “Özgürlük tutkusundan vazgeçmeyen insanların görkemli destanı” Şubattan Geçen Yol Güven Karar Transit Ölüler Genç Kalır İlk Adımlar

EVRİM ALATAŞ

Mayoz Bölünme Hikayeleri Her Dağın Gölgesi Deniz’e Düşer Biz Bu Dağın Çiçeğiydik

SITKI ÖNER

Halkın Polisi : Pol-der Anıları Sıtkı Öner ‘e aşağıdaki adresten ulaşabilirsiniz: Tan Kitabevi Adres: Selanik Cad. 78/5 Kızılay Ankara E-posta: bilgi@tankitabevi.com Telefon: (0312) 419 33 53

ÜNSAL OSKAY

Yıkanmak İstemeyen Çocuklar Olalım Müzik ve Yabancılaşma / Aristo, Huizinga ve Adorno Açısından Bir Ön Çalışma İletişimin ABC?si