Didem Madak – Öznur Özkaya

“Biri başımdan aşağı pırıltılarla dolu bir sözlüğü boşaltmış gibi” – Öznur Özkaya Bir çocuk-kadındı o. Şiirlerinde çocukluğunu anımsar bazen sesi kırılır, bazen mutfakta pişirdiği domates çorbası ona teselli olur. Bazen mahallenin bıçkın delikanlısı gibi savurur küfrü, bazen canı çok ama çok acır. Evden kaçarken pembe spor ayakkabıları vardır şiirinin ve ne kadar uğraşsak da hayatın

okumak için tıklayınız

Didem Madak’la Söyleşi

Müjde Bilir – Sevgili Didem, ilk kitabın İnkılap 2000 Şiir Ödülü’nü almıştı ve “Grapon Kağıtları” adını taşıyordu. Kısa bir süre önce de ikinci şiir kitabın “Ah’lar Ağacı” (Everest Yay.) yayımlandı. Kitaba adını veren uzun şiirde “(…) Ne diyecektin, ne söyleyecektin/Şairlerin şahı olsan,/bir AH’dan başka./Ah benim nergis kokulu cehaletim/Bana yılarca, bunca sözü boşa söylettin./AH!” diyorsun. Nasıl

okumak için tıklayınız

Boşnak Türküsü – Sadık Güvenç

İsmail Gümüş’ün Cumhuriyet Yayınları arasında 2010 yılında çıkan kitabı Boşnak Türküsü’nde birbirinden güzel yirmi dört öykü bulunuyor. Yazar yaşadıklarını yazmış. İnsanı sarıp sarmalayan, akıcı ve hoş bir anlatımı var. Hiç zorlanmıyor, saçmalamıyor, sanat yapma kaygısı taşımıyor. “Karanlığın Ağırlığı” öyküsünden söz edeyim size birazcık.

okumak için tıklayınız

Kim Korkar Diktatörden?

Bu nasıl soru, tabii ki herkes korkar. Diktatör bu. Ne yapacağı belli mi olur? Kim teselli eder diktatörü? Herkes. Kim alkışlar diktatörü? Herkes. Kim bu diktatör? Aklınıza ilk gelen Hitler ise bir duralım. O kadar uzak bir geçmişte kaldıysa diktatörlük neden bu korku? Bazen o kadar uzağa gitmemize, hatta aklınıza gelen en yakın ikinci suratsız

okumak için tıklayınız

Mizah anlayışında değişim ‘bunama habercisi’

İngiliz uzmanların yaptığı araştırmada giderek çarpıklaşan mizah anlayışının bunama habercisi olabileceği sonucuna varıldı. University College of London’da (UCL) yapılan araştırmada, beynin ön ve yan lobunda hücre kaybı ortaya çıkan frontotemporal bunama hastaları incelendi. İncelenen 48 hastanın yakınlarının doldurdukları ankette bunama teşhisinden yıllar önce hastaların mizah anlayışında değişiklik görüldüğü saptandı. Mizah anlayışındaki çarpıklıklara trajik olaylara kahkahalarla

okumak için tıklayınız

Tarih hangi durumda tekerrür eder?

Tarih ancak tarih bilinci olmayan toplumlarda tekerrür eder Haftalık tarih yazılarıyla tanıdığımız Ayşe Hür’ün yeni kitabı Darbeli ve Çatışmalı Yıllar çıktı. Kitap, 1961-2000 yılları arasında Türk siyasi hayatındaki gelişmeleri aktarıyor. Kitap vesilesiyle Ayşe Hür’e demokrasi tarihimizi sorduk.

okumak için tıklayınız

Sürü – Frank Schatzing

Frank Schätzing’in Sürü’sü insana şunu düşündürüyor: “İnsanlığın Ay hakkında bildikleri, okyanuslarla ilgili bildiklerinden fazla.” İşte size klişe bir soru: “Ya evrende yalnız değilsek.” Tartışılagelir bu sorunun yanıtı. Bir kenarda tartışıladursun. Biz daha az klişe bir soruya doğru yol alalım: “Ya dünyada yalnız değilsek.”

okumak için tıklayınız

Le Horla – Guy de Maupassant

19. yüzyıl Fransız edebiyatının en güçlü kalemlerinden olan Maupassant’ın hikâyeleri, hayatla sanat arasındaki sınırları ortadan kaldıran cinsten. Hayat sanattan, sanat da hayattan kopuk değildir Maupassant’ın estetik dünya görüşünde. Modern insanın “iç dünyasının” detaylı bir biçimde resmedildiği hikâyelerinde, doludizgin akan bir hayat sevincine paralel olarak, alttan alta işleyen melankolik, ürkütücü ve karanlık duygular da var.

okumak için tıklayınız

Benim Kısa Tarihim – Stephen Hawking

“Ben 8 Ocak 1942’de, Galileo’nun ölümünden tam üç yüz yıl sonra doğdum. Tabii, benimle aynı gün iki yüz bin civarında başka bebek de doğdu. Onlardan herhangi biri sonradan astronomiyle ilgilendi mi, bilmiyorum.” Günümüz bilim dünyasına damgasını vuran Stephen Hawking Benim Kısa Tarihim’de kendi yaşamöyküsünü paylaşıyor.

okumak için tıklayınız

Hollywood’da farklı ırkları neden beyazlar oynuyor?

Hollywood’da farklı ırktan insanların hikayelerini anlatan filmlerde protestolara ragmen hala beyaz oyuncular rol almaya devam ediyor. Ünlü masal kahramanı Peter Pan’ın hikayesini anlatan Pan adlı film bu ayın başlarında ABD’de gösterime girdi. Kızılderili bir kahramanın beyaz oyuncu Rooney Mara tarafından oynanması büyük tepki aldı.

okumak için tıklayınız

Aspirin kanseri önler mi

Aspirin’in kanser üzerindeki etkisine dair en kapsamlı araştırma Aspirin’in kanserin tekrarlamasını engelleyip engellemediğine yönelik şu ana kadar yapılmış en kapsamlı araştırma İngiltere’de başladı. Araştırmaya bağırsak, meme, prostat, mide ve özofagus (yemek borusu) kanserine yakalanmış yaklaşık 11 bin kişi katılıyor.

okumak için tıklayınız

Beynin hayallere dalması neden yararlı?

Oturmak ve hiçbir şey düşünmeden rahatlamak… Bunu yapmak pek de mümkün değil. Beyni dinlenme moduna almaya çalışsanız bile farklı hayal dünyalarına daldığınızı görürsünüz. Fakat bu boş hayaller faydalı olabilir. Nörologlar yıllarca beynin özel bir iş yaparken sıkı çalıştığını ve boş dururken dinlendiğini sanıyordu. Deneylerde parmak oynatma, zihin aritmetiği yapma, resimlere bakma gibi eylemler sırasında insanların

okumak için tıklayınız

Sanatçı ve Aydın Olmak – Nejdet Evren

“Hiçbir şair, hiçbir sanatçı, kendi anlamını yalnız başına tam olarak taşıyamaz” S.T.Eliot, (1) Her sanatçı doğduğu ve çevresinde kendini hazır bulduğu tarihsel ve toplumsal doku içerisinde varlık kazanır. Onun, içinde bulunduğu toplum-zamanından farklılaşabilmesi, toplumsal olgularla yaşayacağı çatışmalar sonucunda oluşturacağı öznelliği, kimliği ile yakından ilgilidir.

okumak için tıklayınız

Sarkis Çerkezyan: Bir serefraz

Herkesin hayatı boyunca en çok bedel ödediği sınavdır anlaşılmak. Kendini en çok kendinden gizlemek zorunda kalanların varlığı hep gölgelidir, solgunluğun tarihidir geçmişleri. Sürgün, köklerini sadece başka yere taşımak değil, varlığını kabul ve idame ettirmek istediğin topraklara yabancı düşmen, damarlarının kesilmesidir. Ruhunun ve gövdenin ağrısı diline sirayet eder, susarsın. Suskunluk bir tür görünme biçimidir aslında, kelam

okumak için tıklayınız

Dostoyevski – Sigmund Freud

“Dostoyevski’nin Karamazov Kardeşler’i şimdiye dek yazılmış romanların en güçlüsü, “Büyük Engizisyoncu” epizodu dünya edebiyatının şimdiye dek ortaya koyduğu yaratıların en üstünüdür ve ne denli övülse azdır.” Sigmund Freud “Karamazov Kardeşler” adlı romanın Büyük Engizisyoncu adlı epizodu Ele aldığım olay Onaltıncı Yüzyılda oluyor. O zamanlar, o zamanlar gökyüzündeki varlıkları şiirler yazarak dünyaya indirmek alışkanlık olmuştu. Artık Dante’den

okumak için tıklayınız