Kuşkunun Ardındaki – Hatice Balcı

‘’Kimileri dünyayı yönetir, kimileri de yönetilen o dünyanın ta kendisidir. Servetini İsviçre’de ya da İngiltere’de saklayan bir Amerikalı milyonerle bir kasabanın sosyalist lideri arasında nitelik bakımından hiçbir fark yoktur; fark nicelikten kaynaklanır yalnızca. Uzakta, aşağıda biz varızdır, yani kılıksız insanlar, biz, bohem oyun yazarı William Shakespeare, biz, öğretmen John Milton, serseri Dante Alighieri, dün alışverişimi

okumak için tıklayınız

Düştü Çamura – Zafer Köse (Öykü)

– Günaydın – Ooo, aleykümselâm. Gel buyur. Bu başıma gelenlerin güzel tarafı da var; sık görüşmeye başladık. – Dışardakiler, köydekiler iyi. Selam gönderdiler. Karşı tarafla da işler yolunda. – Daha öğrenciyken başlamıştın bizi ihmal etmeye. Ama iyi ki büyük okulları bitirip avukat oldun. İşimiz düşünce sana güvenebilirmişiz demek.

okumak için tıklayınız

Şiir ve Öykünün Ressamı İsmail Gümüş – Müslüm Kabadayı

Önce öğretmen, sonra şair-yazar-ressam İsmail Gümüş, sanat dünyamızda hoş bir seda bırakarak ışıklı yolculuğuna çıktı. Yakınlarına, dostlarına sabırlar dilerken tam 10 yıl önce kendisiyle ilgili kaleme aldığım metni paylaşmak istedim. Saygıyla anıyorum. Olgunluk ve duruluk akar bazı insanların yüzünden. Gözlerindeki ışıltı, size yaşama sevinci verir. Hele bu insan önemli bir kültürün, göçmenlik serüveninin ateşinden geçerek

okumak için tıklayınız

Akakiy Akakiyeviç her yerde yaşıyor – Adalet Çavdar

Bir hikayeyi sadece hikaye diyerek okuyup onun farklı katmanlarını görmezden geldiğimizde sığ bir okumaya sahip oluruz ve asıl görmemiz gerekeni atlarız. Hikayeler bize sadece kıyıda köşede yazarın kalemine misafir olan “küçük insanların” değil bulundukları coğrafyanın, dönemin koşullarını da anlatan bir nevi tarihi tanıklıklardır. Küçük insanların etrafında dönen büyük dünyanın ayrıntılarına bakmak için fırsattır öyküler. Size

okumak için tıklayınız

Gıdasız demokrasi olmaz

Çocukluk yıllarımızda köy nüfusunun azalıp yerine şehir nüfusunun artması olumlu bir değişim gibi öğretilirdi. Böylece tarım yerine sanayileşme artacak, ülkenin sanayi üretimine dayalı kalkınması hızlanacaktı. Hem sosyalizm de her şeyden önce kapitalizmin yarattığı sanayileşmenin üstüne kurulmayacak mıydı. Demek ki buna zorunluyduk. Bunun nereye kadar doğru ya da ne yanlış olduğu şu anda anlamını yitirmiş durumda.

okumak için tıklayınız

Bülbülü Öldürmek: İyinin ve kötünün ötesinde

Eylül ayında Harper Lee’nin ünlü romanı Bülbülü Öldürmek’in Sel Yayıncılık tarafından Ülker İnce çevirisiyle yeniden yayımlandığını gördüğüm an, bu yazıyı yazacağımı biliyordum. Aradan geçen yirmi yıla rağmen unutamadığım ve her sene öğrencilerime tavsiye ettiğim bir romandı söz konusu olan. Çocuk edebiyatıymış, gençlik edebiyatıymış, böyle kavramların olmadığı bir zamanda, bulunan her şeyin yaşa başa bakmadan okunduğu

okumak için tıklayınız

Ecevit’in Ardından – Zafer Köse

O tarihi CHP kurultayında İsmet İnönü kaybediyor, Ecevit genel başkanlığa seçiliyor. İsmet Paşa; Garp Cephesi Komutanı, Lozan Kahramanı, devletin kurucularından, çok partili rejime geçişin öncüsü… ayağa kalkıyor, önünü ilikliyor, 87 yaşının yorgun adımlarıyla “Bülent”i kutlamak üzere yürümeye başlıyor. Bunu fark eden Ecevit hemen yerinden kalkıyor, Paşa’ya doğru ilerliyor, ortada buluşuyorlar, tokalaşıyorlar.

okumak için tıklayınız

Çok olmadığımız kesin / çok olan tarafta değiliz / çok olan tarafta olmayacağız

Sevgili Yoldaş Kurbağalar – Nevzat Çelik “Kurbağalar gökyüzünü kuyunun ağzı kadar sanır.” Çin Atasözü Sevgili Yoldaş Kurbağalar, manifesto gibi bir şiirle başlar: “İtirazın İki Şartı” Az olanın yanında olmayı önerir şiirde. Çok olmanın baskıcı karakteri az olanın yanında olmakla kırılır çünkü! Şafak Türküsü’nden sonra belki de en beğenilen, en bilinen şiirlerden biri olur “İtirazın İki

okumak için tıklayınız

Özgürlük, boyun eğme ve iktidar hırsı – Erich Fromm

ÖZGÜRLÜK – BİR RUHBİLİMSEL SORUN MU? Çağdaş Avrupa ve Amerikan tarihi, daha çok, insanları bağlamış olan siyasal, ekonomik ve tinsel kelepçelerden kurtulma çabalarını anlatır. Ezilenler, yeni özgürlükler isteyenler, savunacak ayrıcalıkları olanlara karşı özgürlük savaşı vermişlerdir. Bir sınıf, başkasının egemenliğinden kurtulup kendi öz bağımsızlığını elde etme savaşı verirken, kendisini, insanlığın özgürlüğü uğruna savaşan bir sınıf olarak

okumak için tıklayınız

Adalet ve özgürlük idealleri olmaksızın insanlık yaşayabilir mi? Tuhaf Zamanlar – Eric Hobsbawm

“Adalet ve özgürlük idealleri olmaksızın” insanlık yaşayabilir mi? Hatta 20.yüzyılda bu yola kendini adayanların anıları olmadan?” “Eğer insanların daha iyi bir dünyaya ilişkin herhangi bir idealleri yoksa, bu bir şeyleri yitirmiş oldukları anlamına gelir.” 1917 doğumlu Marksist Eric Hobsbawm’ın 80 yaşın üzerinde kaleme aldığı ve Tuhaf Zamanlar (Interesting Times) adını verdiği özyaşamöyküsü “bir Marksist olarak

okumak için tıklayınız

AKP’nin 1 Kasım ürünü hormonlu oy oranını koruması her şekilde imkansızdır.

Enseyi karartmayın! 1 Kasım 2015 akşamı seçim sonuçlarının üç aşağı beş yukarı belli olduğu anda başına oturduğum yazıya, rahmetli Çetin Altan’ı dilinden düşürmediği tavsiyesiyle anarak başlıyorum: Enseyi karartmayın! Büyük yazarın uzun ve meşakkatli ömrü ülkesinde demokrasinin yerleştiğini görmeye yetmemiş olabilir… Ama onun için daha kötüsü, demokrasi umudunu yitirmiş olarak ölmekti. Çetin Altan umutsuzluğu reddetti. Biz

okumak için tıklayınız

Nabokov’un Kafka’ya karşı “böcek” inadı

Eğer Kafka’nın Dönüşüm’ünü İngilizce çevirisinden okuduysanız elinizdeki çeviriye göre dönüşüm geçirmiş Gregor Samsa’dan karafatma, hamamböceği ya da daha genel olarak dev bir böcek diye söz edilmektedir. Yazarın orijinal metni Almanca yazdığı düşünüldüğünde bu çevirilerin hiçbiri yanlış sayılmaz – Gregor kaçacak delik arayan, çok sayıdaki bacağını havada sallayan ve bir çeşit kabuğu olan biridir. Hizmetçisi onu

okumak için tıklayınız

“Hükümet Türkiye’yi idare edecek mi,” diye sormuyorum. Soru, “Türkiye –yeniden- yönetilebilir olacak mı”

2 Kasım’dan sonra Türkiye yönetilebilecek mi? 1 Kasım seçim sonuçlarının parlamento aritmetiğini nasıl şekillendireceğinin belli olmasıyla birlikte önümüzdeki dönemde Türkiye’ye kimin tek başına hükümet edeceği belirginleşmiş oldu. Şimdi cevabı belki de daha önemli olan bir soru var. O da şu: Türkiye yönetilebilecek mi? “Hükümet Türkiye’yi idare edecek mi,” diye sormuyorum. Soru, “Türkiye –yeniden- yönetilebilir olacak

okumak için tıklayınız

Akıl Tutulması – Max Horkheimer

Akıl Tutulması (The Eclipse of Reason, 1947), 1923 yılında kurulan Frankfurt Toplumsal Araştıma Entitüsü’nün (Frankfurt Okulu’nun) ve kurucusu Max Horkheimer’in temel yapıtlarındandır. Horkheimer, “akıl’ kavramının tarihini, Batı’da aklın önce hurafelerle ve mitoslarla verdiği mücadeleyi, ardından kendinin de bir hurafeye dönüşmesini anlatır. Aydınlanma’nın mitoslardan sıyrılayım derken kendinin de bir mitosa dönüşmesini anlatır. Faşizmin “Batı aklını’ etkilediğini

okumak için tıklayınız

Yeni Dönem – Zafer Köse

Yüz yıllık bir projeydi bu Cumhuriyet. En önemli hedeflerinden üçü şunlardı: 1- Müslüman ümmeti Batılı topluma dönüştürmek. 2- Kürtleri Türkleştirmek. 3- Köylerde ve kentlerdeki milyonlarca emekçinin ürettiği değerlerin toplanmasıyla bir zenginler kesimi yaratarak ekonomiyi büyütmek.

okumak için tıklayınız

Fransa’daki Grenoble şehrine ‘hikâye dağıtma makineleri’ yerleştirildi

Fransa’nın Grenoble şehrinde, kamusal alanlarda insanların hikâye okuyarak vakit geçirebilmesi için, şehrin farklı noktalarına ‘kısa hikâye dağıtma makineleri’ yerleştirildi. Teknoloji gerçekten hayatlarımızı istila etmiş durumda. Tabletlerden akıllı telefonlara, neredeyse ‘ekransız’ olarak geçirdiğimiz bir zamandan söz edebilmek mümkün değil. Seyahat ederken, yemek yerken ve halka açık yerlerde beklerken akıllı telefonlar bakışlarımızı asla rahat bırakmıyor. Ancak Fransa’daki

okumak için tıklayınız

Mitolojiyle Gerçekliğin Cin Kubbesi – Müslüm Kabadayı

Nihat Aslanyürek’in ilk romanı Cin Kubbesi’ni(1) okurken, hem tema-konu, olay örgüsü ve iletileri açısından hem de dil ve anlatım özellikleri bakımından farklı duygu ve düşünceler atmosferine girip çıktığımı baştan söylemeliyim. Artzamanlı olarak olayların kurgulandığı romanda Osmanlı’nın son dönemi, Fransız işgal yılları ve 1939’dan 12 Eylül’e kadar uzanan geniş zaman diliminde başkahraman Yusuf ve geriye doğru

okumak için tıklayınız

Yaşlanmanın faydaları

Yaşlanmak çoğu insan için korkutucu bir süreçtir. Fakat yaşlılığın mutluluk, zeka ve hatta daha iyi bir cinsel yaşam getirdiğine dair çok sayıda veri bulunuyor. Çağımız yaşlanma çağı. Dünyada 800 milyon insan 60 yaşın üstünde ve 100 yaşını doldurmuş 330 binden fazla insan var. Dünya bunun ekonomik ve sosyal sonuçları ile baş etmeye çalışıyor. Yaşlanmak hastalıkların

okumak için tıklayınız

Suriye suçları ve diğerleri – Korkut Boratav

Sic Semper Tyrannis başlıklı sitede (20 Ekim) CC rumuzunu kullanan bir yazardan aktarıyorum: “Erdoğan ABD’nin Suriye politikasını önce zorla yönlendirmeye, başaramayınca da aktif olarak baltalamaya çalıştı. Türkiye’nin kendine özgü Suriye politikalarındaki inatçı ısrarı hayret vericidir.” Dört örnek veriyor: Birincisi, Suriye’nin kimyasal silah kullandığı bahanesiyle Obama’yı “kırmızı çizginiz aşıldı; müdahale edin” doğrultusunda ısrarla ikna etmeye çalışmasıdır.

okumak için tıklayınız