‘Amerikan düşmanı’ liderlerin ABD düşkünlüğü

Bilal Erdoğan’ın bitmeyen öğrenciliği ve tuhaf ilişkiler Malumunuz, Cumhurbaşkanı’nın gözde oğlu, TÜRGEV’in yönetim kurulu üyesi, ‘gölge eğitim bakanı’ ve 17-25 Aralık yolsuzluk soruşturmasının kilit isimlerinden Bilal Erdoğan, İtalya’nın Bolonya şehrindeki doktorasına devam etmeye karar verdi.

okumak için tıklayınız

Ümit İlkan Kaftancıoğlu “Garip Tatar” hakkında – Ayhan Hüseyin Ülgenay

Nüfus kaydına göre esas ismi Garip TATAR 30.05.1964 tarihinde mahkeme kararı ile ismini Ümit İlkan KAFTANCIOĞLU olarak değiştirdi. ( İmranlı Asliye Hukuk Mahkemesi 1964/99 karar Hakim İlyas DÖNMEZ ), 05.04.1935 Kars/ Hanak /Koyun pınarı / doğumlu. Baba adı; Aşur Ana adı; Güli Eşinin İsmi; Behiye Nurcan ( 01.09.1965 Evlenme ) İki çocuk babası ( Ali

okumak için tıklayınız

“IŞİD’in Türkiye yapılanması diğerlerinden ‘farklı’ gibi, acaba neden? “

Türkiye’nin ‘IŞİD’i Ankara faciasının ardındaki sır perdesi, değil çözülmek, aralanmadı bile. Doğrusu aralanmasını da beklemiyorum, zira, bu fazlasıyla karanlık bir olay, olaya ilişkin haber yapmak yasak, dahası en temel bazı sorular üzerinde yeterince durulmuyor.

okumak için tıklayınız

Yalınayak Gen: Ertesi Gün, Keiji Nakazawa

ABD’nin 6 Ağustos 1945 yılında attığı atom bombasıyla cehenneme dönen Hiroşima’da yaşananları bir çocuğun gözünden anlatan Yalınayak Gen dizisinin ikinci kitabı; ‘Ertesi Gün’, yaşanan vahşetin boyutlarını gözler önüne seriyor. Bomba ve onun etrafa saçtığı radyasyon yüzünden kan kusarak ölen, etleri kemiklerinden ayrılan, akıllarını ve hatta insanlıklarını yitiren bir halk karşısında, ölmek mi daha kötü, yoksa

okumak için tıklayınız

Ankara Tren Garı – Sadık Güvenç

Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde memleketin birinde Ankara derler bir şehir var mıymış, yok muymuş, ne desem yanlış olur. Bu Ankara denilen şehir koskoca bir ülkenin başkenti değilmiş. Bu koskoca ülkenin koskoca başkenti olmayan Ankara şehrinde kocaman kocaman bakanlık binaları da yokmuş. Kocaman kocaman bakanlık binaları, onlara bağlı yönetim binaları

okumak için tıklayınız

Grip salgını ile kuru hava arasında nasıl bir bağ var?

Gribin bir salgın dönemi vardır. Yakın zaman öncesine kadar kimse bu hastalığın neden kış aylarında yayıldığını bilmiyordu. Sorunun cevabı virüsün bulaşma yollarıyla ilgili. Hava sıcaklığı düşer düşmez grip sezonu da başlar. Önce boğazda bir rende yutmuşluk duygusu, ardından ateş ve kol ve bacaklarda bir haftadan fazla süren ağrı ve sızı hissedilir. İşte bu griptir. Bu

okumak için tıklayınız

Thomas Hardy – Adsız Sansız Bir Jude

Hardy toplumda egemen tüm normları masaya yatırır; toplumsal sınıf sistemini, evliliği, dini, cinselliği, özellikle de örgütlü dinin nasıl bir canavara dönüşebildiği olgusunu… Geç Viktorya döneminin en önemli romancılarından Thomas Hardy’nin Adsız Sansız Bir Jude’u, aynı zamanda aldığı olumsuz tepkiler nedeniyle Hardy’nin roman yazmaktan vazgeçmesine yol açması ile de ünlüdür. Viktorya dönemi, bilindiği gibi, Kraliçe Viktorya’nın

okumak için tıklayınız

Sokağa Çıkma Yüzü, Osman Namdar

“Bir yanılsamalar çağında yaşıyoruz. Yüreğimiz günden güne sıcaklığını yitiriyor. Bu soğuyan dünyada edebiyat, özellikle de şiir en iyi sığınağı insanın” diyen Osman Namdar’ın ‘Sokağa Çıkma Yüzü’ adlı kitabı, şiir konulu denemelerinden oluşuyor. Namdar, edebiyatın, özellikle de şiirin, insanın kendini tanımasının ve dış dünyaya da kendini anlatabilmesinin en iyi araçlarından biri olduğuna inanan bir isim. Dolayısıyla

okumak için tıklayınız

Veda Kuşları, Osman Namdar

Osman Namdar?ın 2008 yılında çıkan üçüncü şiir kitabı, ?Veda Kuşları? adını taşıyor. ‘Kuşlar Kimliği’, ‘Leyli Kuşlar’, ‘Ay Kesiği’, ‘İlmek’, ‘Tinle Ten’, ‘Veda?lar ve Ah?lar’, ‘Uçmak’ bölümlerinden oluşan kitapta 35 şiir yer alıyor. “Bir sabah evinizden çıktığınızda, yolunuz üstünde bir gün önceki tomurcuğun çiçek olduğunu; sabahki çiçeğin de akşama solduğunu görürsünüz. Zamanın akışında, önce taç yapraklar dökülür,

okumak için tıklayınız

Çiçeklerden sanırım bir tek karanfili sevmem – Ece Temelkuran

KARANFİLİ sevmem. Çiçeklerden sanırım bir tek karanfili sevmem. Hele kırmızısı… Kürtçe, Ermenice, Türkçe ölüm demektir karanfil. Tabutun ardından atılan çiçek. Tabutların ardından yerlerde parçalanmış kırmızı yapraklar. Omuzları düşürüp eve dönmektir karanfil. Karanfil, bulunamayan, hiç aranmayan katillerdir. Hesabı sorulmamış genç ölümlerdir. Ağlamaklı, öfkeli, bağıran kalabalıklara birilerinin dağıttığı çiçektir, elinde öylece durursun bütün hayat tostoparlak olmuş kursağında.

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet’in televizyonda yaptığı konuşma görüntüleri

Bu tarihi kayıtta şair Nazım Hikmet’in Azerbeycan’ın başkenti Bakü’de televizyonda yaptığı konuşma görüntülenmiş. Tarih şubat 1957. Şair burda memleketim şiirini ve ardından ceviz ağacı şiirini okuyor. Kaydın sonunda Nazım Hikmet Rusça bir konuşma yapıyor. İşte ilgili görüntü:

okumak için tıklayınız

İstanbul’da Bir Pınar – Zafer Köse

Cervantes’ten beri roman okuruz. Aslında hikayelerle olan ilişkimiz çok daha eski tarihlerden gelir. Destanlar, masallar, hatta mağara duvarlarına çizilen resimler var. İnsanın günlük hayatı ve içinde yaşadığı toplulukla ilişkisi değiştikçe, onun hikayesini anlatma yolları da değişti. Ve elbette hayatın değişmeyen yönleri gibi, anlatının da değişmeyen yönleri devam etti. Biliyoruz ki, iyi romanlar insanları kabaca “iyiler

okumak için tıklayınız

Rusya’nın Ortadoğu’ya inmesinin 10 sebebi – Akdoğan Özkan

Suriye’de 2011 yılından bu yana aslında ne oldu? –3 Ortadoğu’da bugün olup bitenler, o hay huy içinde bize dünyanın yeni ekonomik merkezinin Avrasya olarak şekillenmekte olduğu gerçeğini unutturabilir. O yüzden önce şunları hatırlayalım: Çin’in özellikle odaklandığı yüksek hızlı kıtasal demiryolu şebekesi (yeni Demir İpek Yolu) yakın bir tarihte Asya ve Avrupa’daki 40 ülkeyi ve dünya

okumak için tıklayınız

Suriye’de 2011 yılından bu yana aslında ne oldu? 2 – Akdoğan Özkan

[Suriye’de 2011’den bu yana aslında ne oldu, yarın ne olacak ?-1] Bundan 35 yıl önce yaklaşık bu tarihlerde, geçtiğimiz yüzyılın en uzun ve en kanlı savaşlarından biri patlak verdi: 1980-1988 arasında yaşanan İran- Irak savaşı. Bir diğer deyişle, Rusya’nın desteğini almış Şii İran ile ABD (ve müttefiklerinin) desteğini almış Sünni Irak’ın…

okumak için tıklayınız

“İnsan, mutfak ile tuvalet arasında döşenmiş bir boru değildir.” Açık Mektup-6 Müslüm Kabadayı

Açık Mektup-6   Ankara, 17 Ekim 2015 Can Taşımanın Farkında ve Can Yoldaşlığının Bilincinde Olanlara Merhaba!.. Bir incir çekirdeği, canıyla kayayı çatlatarak yeşermek ve sonra da meyve vermek için saçaklarıyla yaşama sarılır. Bir kuş özgür uçmak için kanat çırpar, yavruları için çift kanat vuruşu yapar. İnsan anası da bir can dünyaya getirmek için nelere katlanmaz

okumak için tıklayınız

Yalınayak Gen: Hiroşima’nın Hikayesi , Keiji Nakazawa

Yalınayak Gen, atom bombasının öncesini, bombanın atıldığı günü ve sonrasını, bir çocuğun gözünden anlatan güçlü, trajik ve otobiyografik bir öyküdür. Duyguların ve yaşananların dürüstçe ifadesi, dünyanın dört bir yanındaki çocuklara ve yetişkinlere hitap etmektedir. Yalınayak Gen, savaşın masum insanlara yaşattığı acıların bir hatırlatıcısı ve korkunç bir acı kaynağı olan atom bombasının belgesidir. Bu kitap dört

okumak için tıklayınız

Komünist Beyannamesi, Karl Marks ve Fridrih Engels

Türkiye Sosyal Tarih Araştırma Vakfı (TÜSTAV) aslının 160., Türkçesi?nin 85. yayın yıldönümünde, Doktor Şefik Hüsnü tarafından çevrilen Komünist Manifesto?nın çevrim yazısını sitesinde yayımladı. *”Bundan tam 160 yıl önce, şubat ayının ortalarında, Londra’nın Bishopsgate mahallesindeki gösterişsiz bir basımevinde küçük bir broşür basılmaktaydı. Broşür Almanca yazılmıştı ve Manifest der Kommunistischen Partei (Komünist Parti Manifestosu) adını taşımaktaydı. Binlerce,

okumak için tıklayınız

İnsan Ve Tragedya, André Bonnard

?Tragedya, bizim yaşamlarımıza el koymuş o belirsiz efendilerimizle teke tek, bir anlamda kanlı bıçaklı hesaplaşmamızdır. Bu efendilerimizi tanımak, kimliklerini bilmek, onların yüzlerindeki örtüleri kaldırmak bizim için çok önemlidir. Haliyle bütün bunlardan sonra, o bilinmeyen güçlerle, hem onların hem bizim olan doğa anamızın, yani o bölük pörçük kozmosun bağrında buluşacağız. Ve en sonunda da bu tanrısal

okumak için tıklayınız

Şiir Sanatı, Erdoğan Alkan

“Şairler gökten zembile inmez. Şiir şairin üretimidir. Şair bir toplum içinde yaşar; dolayısıyla onu, içinde yaşadığı toplumun değer yargıları, sosyal konumu ve bunun sonucu olan şiir akımları yönlendirir. Şairlerin şiir üstüne görüşlerini toplayıp değerlendirirken çağlarının şiir akımlarını, şiir okullarını da tanıtmak gerekir. Fransa’da 1789 Devrimiyle birlikte soyluların yaşamını dile getiren Klasik Akım son buldu ve

okumak için tıklayınız

“Bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri oluşuyorsa, orada güneş batıyor demektir.”

‘İktidarı yıpratmak’tan korkmayalım “Bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri oluşuyorsa, orada güneş batıyor demektir.” Çin atasözü. İçinde bulunduğumuz hali, siyasi kavramlar ile yorumlamak artık yaşadıklarımızı anlatmaya yetmiyor. “Siyasal kriz”, “yönetilemezlik krizi”, “istikrarsızlık”, kutuplaşma… Bunların hiçbiri, bu tahammülü zor hali anlatmak, daha doğrusu anlamak için yeterli değil.

okumak için tıklayınız