Geleceği olmayanların şimdisi: Kâbus mekânlar

Toplumda patlatılan her bomba zaman ayarlıdır, çünkü kronolojik zaman duygumuzu çökertmek, korkularla örülü bir şimdi inşa etmek için patlatılmıştır. Aramıza, zaman ayarlarımızı bozan bombalar yerleştiriyorlar. Baş edemeyeceğimiz korkular üreterek bizi geçmişten koparıp geleceksiz bırakmak niyetleri. Bakmayın siz insanın üç boyutlu olduğuna ve üç boyutlu bir evrende yaşadığına; bir de zaman boyutu vardır.

okumak için tıklayınız

Romani-Türkçe Sözlük, Sinan Şanlıer

“Alexander Paspatis?in Osmanlı Çingeneleri Üzerine Bir Etüd adlı eseri belki de alanı içerisinde yapılmış en iyi çalışmadır. Nedenlerine gelince: Paspatis?in İstanbul?da Fransızca olarak yayınlanan kitabında bir çok dil kullanmıştır derdini anlatabilmek. Kimi zaman ingilizce, kimi zaman grekçe kimi zaman da türkçe (arap harfleriyli) açıklamalara yer vermiştir. Kitabın ilk baskısı grekçe yapılmıştır. İstanbul baskısı 650 sayfadan

okumak için tıklayınız

Romani-Türkçe Sözlük,Sinan Şanlıer

“Bu minik çalışmada, romanlar üzerine çalışma yapan öncülerden biri olan Grellmann?ın kitabı içinde bulunan sözcüklerin Türkçe karşılığı verilmeye çalışılmıştır. Her haliyle yeniden gözden geçirilmeli ve daha titiz bir şekilde ele alınmalıdır. Zaten orijinalinde de kitabın ana amacı bir sözlük çalışması yapmak değildir. Sosyal ve etnolojik bir çalışmayı hedefleyen kitabın ilk baskısı kendi dilinde, Almanca?da 1783

okumak için tıklayınız

Çingenem, Zaharia Stancu

Çingenece (Romence) asıl adı “Şatra” olan ve bazı anlam yanlışlığını önlemek için edebiyatımıza “Çingenem” adıyla yayınlanan bu roman, Stancu’nun en önemli ve kimi eleştirmenlere göre de en büyük eseridir. Atilla Tokatlı’nın kıvrak Türkçesiyle dilimize kazandırılan “Çingenem”, konusunun değişikliği, çarpıcılığı ve baştan sona dek etkisinde kalacağınız o destansı havasıyla sizleri büyüleyecektir. ?Üzgünsen ey çingene Neşeli bir türkü

okumak için tıklayınız

Eğer katil değilseniz, beni öldürün

Kafka Dünyanın ilk can pazarını haber veren davulların sesi giderek yaklaşırken, Franz Kafka Metamorfoz adlı romanını yazdı. Ve kısa bir süre sonra, başlayan savaşla birlikte Dava doğdu. Bunlar iki kolektif kâbustur: Bir adam kocaman bir bokböceğine dönüşmüş olarak doğar ve en sonunda bir süpürgeyle süpürülene kadar bunun nedenini anlayamaz; ve tutuklanan, suçlanan, yargılanan ve mahkûm

okumak için tıklayınız

Avustralya’daki ilkokullarda kodlama dersi olacak

Bilgisayar, yazılım ve programlama teknolojilerinin temel dili olarak bilinen kodlama, Avustralya’nın yeni dijital teknolojiler müfredatında ayrı bir ders olarak öğretilecek. The Australian’da yer alan habere göre, 21. yüzyılın bilgisayar teknolojisine dair kodlama teknikleri, ilkokullarda beşinci yıldan itibaren ve programlama dersleri de yedinci sınıftan itibaren öğrencilere anlatılacak.

okumak için tıklayınız

Sıra psikolojisi

Sıra beklemek kimsenin hoşuna gitmez; ama araştırmalar sıraya yaklaşımın sıranın görünümü, amacı ve bizim nereli olduğumuzla ilgili olduğunu gösteriyor. İngilizler düzenli bir şekilde ve sabırla sırada beklemeleriyle tanınır. Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) profesörü ve sıra uzmanı Richard Larson buna ilginç bir örnek veriyor. 2011’deki Londra olaylarında yağmalama girişiminde bulunan bazı insanlar bile sıranın kendilerine gelmesini

okumak için tıklayınız

Kemal Tahir’in Hayatı

“İki çeşit insanla konuşmağa doyulmaz. Ya hakikaten basit, yahut da, hakikaten alim olmalı.” 15 Nisan 1910’da İstanbul’da doğdu. 21 Nisan 1973’te İstanbul’da yaşamını yitirdi. Asıl ismi Kemal Tahir Demir. Deniz yüzbaşı olan babası, Sultan II. Abdulhamid’in yaverlerinden. Babasının görevleri nedeniyle ilk eğitimini Türkiye’nin çeşitli yerlerinde tamamladı. 1923’te İstanbul Kasımpaşa’daki Cezayirli Hasan Paşa Rüştiyesi’nde mezun oldu.

okumak için tıklayınız

Kerem İle Aslı, Sennur Sezer

?Biz deriz ki; yüzyıllardır hem dildedir, hem teldedir, hem de kâğıt üstündedir Kerem ile Aslı?nın hikâyesi. Kerem de Aslı da artık gerçektir. Bizim yapacağımız bir kez daha bu hikâyeyi anlatmaktır. Bizim sazımız yok ki, tele dökelim, sesimiz yetmez ki dile dökelim. Hem dil yorulur, hem tel kırılır. Ama ne kalem unutur ne kâğıt. Hele kitap,

okumak için tıklayınız

Konya’da atılan tekbirlerin adresi kim? Mehveş Evin

İzlanda maçı öncesinde Ankara katliamında hayatını kaybedenler için bir dakikalık saygı duruşunda atılan tekbir ve çekilen ‘yuh‘lar, Erdoğan Türkiye’sinin kahredici bir yansımasıdır. Kahredici, çünkü kendine insan diyen, yüzlerce masum canın korkunç bir şekilde katledilmesine ancak üzülebilir… Diyelim ki üzülmedi. Etik değerler ve insanlık normları gereği, ölenlere böyle bir saygısızlık yapmaya kalkmaz.

okumak için tıklayınız

Sis ve Gece, Ahmet Ümit

Türkiye?de polisiye edebiyat denince ilk akla gelen isim olan Ahmet Ümit?in ?Sis ve Gece?, ilk baskısını 1996 yılında yaptı. O günden bugüne 17 baskı yapan ve polisiye türünün ülkemizde yaygınlaşmasına vesile olan bu roman basit, anlaşılır, bol katmanlı olmamaya özen gösteren, dolayısıyla da okur tarafından kolayca hazmedilen bir kitap. Kitapları Almanya, Avusturya, Kore ve Yunanistan’da

okumak için tıklayınız

Akışı Olmayan Sular, Pınar Kür

1984 Sait Faik Hikâye Armağanı’nı alan ‘Durgun’ sular değil; ‘akışı olmayan’ sular, Pınar Kür’ün öykücülüğünde önemli bir dönüm noktası. Pınar Kür, ölümün var olduğunu bildiğimiz halde hayatı hep geçmişi düşünerek, keşkelerle değil yeni başlangıçlarla en güzel şekilde yaşamayı öğretiyor insana..“Ölümü unutmalı, yaşamaya bakmalı! Ölüm nasıl unutulur, biliyorsan eğer? Ölümü bildikten sonra nasıl yaşanır? Daha önce

okumak için tıklayınız

Bir 10 Ekim – Zafer Köse

02:15 Otobüslere binmemiz için sesleniyorlar. Günlerdir duyuruları, hazırlıkları yapılan Ankara’daki mitinge katılacağız. Emek, Barış, Demokrasi mitingi. Uğurlamaya gelen Yalovalı dostlarımız el sallıyor. Onların hazırladığı kumanyalar yanımızda. Selamlarını da yanımıza alıyoruz. Ankara’da buluşacağımız, tanımadığımız ama bildiğimiz dostlara götürüyoruz selamlarını. 03:10 İzmit’i geçiyoruz. Aracımız otoyolda ilerlerken daha az sarsılıyor. Otobüs içindeki canlılık da azalıyor. Yolcular uyumaya başlıyor.

okumak için tıklayınız

Açlık ve Savaş, Abdullah Rıza Ergüven

Aydınlanmacı yazar, eleştirmen Abdullah Rıza Ergüven’in, “Açlık ve Savaş” adlı yapıtı 1992 yılında basıldı. Yazar, eserinde madalyonun bir yüzü çağa uyumlu yaşamı gösterirken, diğer yüzü de ilkel ilişki ve olguların yoğun olarak varlığını gözlemleyerek iki yıkımın yani “Açlık” ve “Savaş”ın acılı portresini çiziyor. Ve ekleyerek soruyor: İnsanlık bu çifte kamburu ne zamana dek sırtında taşıyacak?

okumak için tıklayınız

Harold Bloom – Batı Kanonu

İncelemesinde Batı Kanonu içindeki belli başlı yazarları ele alıyor Harold Bloom, Teokratik Çağ’ın edebiyatını dışarıda bırakarak. Tarihsel seyri Dante ile başlatıp Samuel Beckett ile sona erdiriyor. Aristokratik Çağ’ı ise, Batı Kanonu’nun merkezi figürü olarak nitelediği Shakespeare ile başlatıyor ve diğer tüm yazarları onunla ilişkilendirerek değerlendiriyor. Zamana direnenler kulübü! ABD’li usta eleştirmen Harold Bloom imzalı “Batı

okumak için tıklayınız

35 Kilo Tembel Teneke adlı kitaba dair – Sadık Güvenç

Fransız yazar Anna Gavalda’nın yazdığı roman 35 Kilo Tembel Teneke, çocuklara okumayı sevdirecek bir yapıt. İkinci sınıfta ve altıncı sınıfta sınıfta kalan küçük Gregoire’nin gözüyle ana baba ilişkilerinin çocuk üzerindeki olumsuz etkileri, okulu sevmeme nedenleri, ilgi ve yetenek üzerine eğitimin gerekliliği gibi herkese ders olacak bir konu ele alınmakta bu romanda. Yazar, Gregoire’nin yeteneğini ve

okumak için tıklayınız

‘Vatansever’ sanatçılar, faşizm ve ‘Kör Olmak’

Nazım Hikmet’in İtalya’da faşist Musolini iktidarının en gösterişli yıllarında yazdığı “Taranta-Babu’ya Mektuplar” adlı kitabı, Roma’ya resim öğrenimi için gelip faşistler tarafından kurşuna dizilen bir Habeş delikanlısının, memleketindeki sevgilisi Taranta-Babu’ya yazdığı aşk dolu şiir/mektuplardan oluşur. Usta şairimiz, bir yandan sevgiliye söylenebilecek en güzel aşk dolu dizeleri sıralarken, öbür yandan Musolini İtalya’sını ekonomik, siyasal ve sosyal bütün

okumak için tıklayınız

Küçük Prens – Antoine de Saint-Exupery

Küçük Prens (Fransızca Le Petit Prince) Fransız yazar ve pilot Antoine de Saint-Exupéry’nin en ünlü romanı. 1943’te yayımlanmıştır. Roman New York’ta bir otel odasında yazılmıştır. Kitapta Exupéry’nin çizimleri de bulunur. Basit bir çocuk kitabı gibi görünen ama aslında yaşam, sevgi ve aşk hakkında derin anlamlar içeren Küçük Prens’te bir çocuğun gözünden büyüklerin dünyası anlatılır. Sahra

okumak için tıklayınız

Güzellik, Güçlük… Yaşlılık – Zafer Köse

Canlı türlerinin hemen hepsinde, bireyler yaşlandıkça, içinde yer aldıkları toplulukta fazlalık haline geliyorlar. Özellikle göç eden veya sıkça yer değiştiren toplulukların, gruba yük olacak yaşlı bireyleri terk ettiği biliniyor. İlkel Topluluktan Uygar Topluma kitabında Alâeddin Şenel’in anlattığı gibi, insan türü bu konunun dışında kalmıyor. İnsanlığın avcılık-toplayıcılık döneminde fiziksel etkinlik ve dolayısıyla gençlik sağ kalmak için

okumak için tıklayınız