Yüzde 100 yerli: Karamanlılar ve Hay-ho(u)ro(u)mlar

Geride kalanlar varsa da artık bir ‘Hay-horom kültürü’nden söz etmek maalesef imkânsız… Aynen Karamanlı kültüründen söz edemediğimiz gibi… Geçtiğimiz hafta CB Erdoğan, “yüzde yüz yerli ve milli milletvekili” isteyince medyada “yerli kime denir?”, “kim daha yerli”, “milli ne demektir?” “Erdoğan kime ne demek istedi?” tartışması yaşandı. Erdoğan’ın ne kastettiğine dair tartışmaları okumuşsunuzdur, ben o konuya

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet’ten ezber bozan mektup: Türk- Kürt halklarının kardeşliği…

“Kökleri yüzyılların derinliklerine dalan tarihiyle, kültürüyle Kürt milletinin önemli bir çoğunluğu Anadolu’nun bir parçasında yaşar. Anadolu’nun öbür parçalarında yaşayan Türk milletini Kürt milleti kardeşi sayar. Her iki millet, bütün imparatorluklar gibi, halkların zindanı olan Osmanlı İmparatorluğu’nda, Türk ve Kürt derebeylerinin, Osmanlı İmparatorluk idaresinin ağır zincirlerine vurulmuşlardır. Osmanlı imparatorluğu yıkıldıktan sonra ise her iki millet emperyalizme

okumak için tıklayınız

Kardeşim Rüzgâr Kardeşim Deniz – Sadık Güvenç

Şeker Portakalı, Güneşi Uyandıralım, Kayığım Rosinha, Yaban Muzu, Deli Fişek, Çıplak Sokak, Kırmızı Papağan vb. kitaplarıyla tanıdığımız 1920 Rio de Jenerio (Brezilya) doğumlu Jose Mauro de Vasconcelos’un romanı Kardeşim Rüzgâr Kardeşim Deniz’in 1. baskısı 2005’te, 10. baskısı 2011’de Can Yayınları tarafından yapılmış. Zeyyat Selimoğlu’nun çevirisi kitaba ayrı bir tat kazandırmış. 192 sayfa.

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet’in ‘Salkım Söğüt’ şiiri animasyon oldu

Tasarımcı ve illüstratör Ethem Onur Bilgiç, Nazım Hikmet’in “Salkım Söğüt” isimli şiirinin animasyonunu yaptı. Salkım Söğüt’ün ilk mısralarıyla başlayan ve serbest canlandırma uyarlaması olan kısa animasyon, destansı şiirle aynı ismi taşıyor. Bilgiç’in yönetmenliğini ve animasyonlarını yaptığı film, 21. Uluslararası Altın Koza Film Festivali, 15. Uluslararası İzmir Kısa film Festivali gibi önemli festivallerde de ödül aldı.

okumak için tıklayınız

Biraderim Aleksey’in Köylü Ütopyası Ülkesine Seyahati – Aleksandr Çayanov

Bir tarım uzmanı olan Aleksandr Çayanov, “kolektifleştirmeyi izleyen dönemde Rus köylü ekonomisinin doğası tarafından ortaya konan sorunların anlaşılması için” yazdığı bu romanı, Sovyet Devrimi’nin hemen ertesinde, 1920 yılında yayımlamıştı. Çayanov, Biraderim Aleksey’in Köylü Ütopyası Ülkesine Seyahati’nde 1921’de uyuyup gözlerini 1984’te açan kahramanı aracılığıyla kentlere karşı köyleri temel alan gelecek ütopyasını tasvir eder. Çayanov daha iyi

okumak için tıklayınız

Çok Komik Bir Salgın – Vassilis Papatheodorou

Hikâye bu ya, günün birinde Surlandia adlı ülkede, esrarengiz bir salgın baş gösterir. Ne salgını mı?.. Bir gülme salgını! Surlandia’nın insanları günün birinde ortada hiçbir neden yokken kahkahalar patlatmaya başlar ve kendilerini tutamazlar bir türlü. Bu durum Prens Horatios’u pek öfkelendirir; otoritesine yönelik bir ihanet saydığı bu gülme salgınını durdurmak için elinden geleni yapar. Peki,

okumak için tıklayınız

Küçük Prens’in büyük hikâyesi

“Uykularından uyandıramadığımız ne çok insan var” demişti Antoine de Saint-Exupéry… Daha çocukken bazıları uyanabilsinler diye yazmıştı Küçük Prens’i de. Mark Osbourne’un filmi Exupéry’nin kitabının ruhunu büyük ölçüde yansıtıyor. Şimdi sinemalarda. Küçük Prens’i oğluma ilk okuduğum zaman, masalların dilinden daha yeni çıkmış, dramatik olarak daha karmaşık hikâyeler anlatan kitaplara henüz geçmiştik. Küçük Kara Balık, Dev Şeftali

okumak için tıklayınız

Mustafa Kemal Atatürk’ün imzası, Ermeni Hagop Çerçiyan tarafından tasarlandı

Yeni bir ada sahip olan Mustafa Kemal Atatürk’ün bir de imzası olması gerekiyordu ve bu imza, tıpkı bayrağın ve modern Türkiye’nin kurucusunun fotoğraflarının her yerde görünür olması gibi, ülkede çok sık rastlanan bir simgeye dönüştü. İmzanın tasarımı da bir Ermeniye, Hagop Çerçiyan’a aitti.

okumak için tıklayınız

Vücuttaki ‘kimyasal takvim’ bulundu

Bilim insanları canlılarda mevsimlerin geçişini takip eden “kimyasal takvimi” ortaya çıkardı. Araştırmacılar canlıların vücudunda yer alan bazı hücrelerin günlerin uzunluğuna göre yaz ya da kış moduna geçtiğini söylüyor. Current Biology adlı dergide yayımlanan makaleye göre vücut takvimi, hayvanlarda çiftleşme ve kış uykusu gibi faaliyetlerde belirleyici oluyor. İnsanlarda ise bağışıklık sistemini etkileyebileceği düşünülüyor.

okumak için tıklayınız

Furuğ’un bahçesine buyurmaz mısınız?

Kimi şair ve yazarların okurlarıyla buluşması sonraki kuşaklara denk gelir. Edebiyatın zamanı ve mekânı aşan gücü ölümsüz buluşmalara imkân tanır. Genç yaşında hayata veda eden İranlı kadın şair Furuğ Ferruhzad da hayatının son dönemlerinde tanınır hale gelmesine karşın, öncü edebi kişiliği gerek kendi ülkesinde gerekse dünyada ancak sonraki yıllarda teslim edilen isimlerden. Türkiye’de de her

okumak için tıklayınız

Herkesin etrafında kendi ‘bakteri bulutu’ var

ABD’deki Oregon Üniversitesi’nde yapılan araştırmada bütün insanların kendilerine has bir bakteri bulutuyla çevrili olduğu sonucuna varıldı. Çalışmaya göre bir başkasının bakteri bulutundan geçildiğinde, üzerimize bir bakteri yağmuru yağıyor ve bu bakterileri solunumla akciğerlerimize de alıyoruz. 11 denek üzerinde yapılan araştırmada, insanların kendilerine has mikrobik bulutlarıyla kimlik tespiti yapılabileceği kanıtlandı.

okumak için tıklayınız

Fotoğraf çekmek hafızaya nasıl zarar verir?

Araştırmalar, akıllı telefonlarla ya da fotoğraf makineleriyle gördüğümüz her şeyin fotoğrafını çekmenin önemli olaylara ilişkin hafıza oluşumuna zarar verdiğini gösteriyor. Unutmamak amacıyla hayatımızın çeşitli anlarını fotoğrafla kayıt altına almak giderek yaygınlaşıyor. Öyle ki, iş Narrative Clip adı verilen ve yakaya takılabilen bir mini kamera ile her 30 saniyede bir otomatik fotoğraf çekmeye kadar vardı. Peki,

okumak için tıklayınız

Geyikler Vadisi – Mehmet Özen

Geyikler Vadisi’nde Mizah, Gündelik Hayat ve Toplumsal Eleştiri Mehmet Özen’in Mizah Anlayışına Kuramsal Bir Yaklaşım Bu çalışma, Mehmet Özen’in Geyikler Vadisi adlı eserini mizah kuramları, gündelik hayat sosyolojisi ve eleştirel kültürel çalışmalar perspektifinden incelemeyi amaçlamaktadır. Kitapta yer alan kısa metinler, anekdotlar ve diyaloglar; absürd, ironi ve kendilik bilinci yüksek bir mizah anlayışı üzerinden modern bireyin gündelik deneyimlerini

okumak için tıklayınız

Ölümden sonra bilinç ne kadar sürüyor?

Yakın zamanda, İngiliz gazetesi The Daily Mail’de Dr. Sam Parnia ile yapılan bir görüşme yayımlandı. Sam Parnia, Birleşik Krallıklar Southampton Üniversitesi’nde multidisipliner bir çalışmayı yönetmiş ve bu çalışmanın sonuçlarını Official Journal of Europen Resuscitation Council’de (Avrupa Yeniden Canlandırılma Konseyi Resmi Dergisi) “Aware” (farkındalık) başlığı ile yayımlamıştı. Çalışma, İngiltere, Amerika ve Avusturya’da ki 15 hastanede, ani

okumak için tıklayınız

Küçük Bayram – Zafer Köse

Sevgili Abilerim, Ablalarım, Sizler, kitap okuyan, düşünen insanlarmışsınız. Buralarda dolaşan, şu masalarda oturanlardan biraz farklıymışsınız. Tamam, elimle işaret yapmadan konuşacağım. Bu abi, bana şu küçük cihazı uzatıp konuşmaya başlamamı söylemeden önce anlatmıştı. Siz beni göremeyecekmişsiniz. Ama sesimi duyacakmışsınız. Sözlerimi bu cihazın içinde saklayabiliyormuş abi, sonra da size gönderebiliyormuş.

okumak için tıklayınız

Motivasyon, Sınıf, Haziran – Zafer Köse

Büyük şirketlerin yöneticileri için sıkça eğitimler düzenlenir. Adı değişse de içeriği pek değişmeyen bu eğitimlerde ele alınan öncelikli konulardan biri motivasyondur. Çalışanların gelir düzeyi ile motivasyon düzeyi arasında doğrudan bir ilişki olmadığına dikkat çekilir. Gelirin miktarından çok, değişimidir etkili olan.

okumak için tıklayınız

Orhan Kemal; daktilo sesi ve tütün kokusu

15 Eylül 1914… 2 Haziran 1970… Bu ay içinde Orhan Kemal’in 101. yaş gününü kutladık. İmgelemlerin büyüsüne takılmayan, kelimeleri gerçek öykülerden çıkaran büyük edebiyatçıyı, İstanbul’un kadim semtlerinden biri olan Cibali’nin gölgesinde anıyoruz. Biraz durursanız, hâlâ sokaklarda yankılanan daktilo seslerini duyar, surlara sinmiş tütün kokusunu alırsınız…

okumak için tıklayınız

“Gezi dersem çık, Cizre dersem çıkma”

Konfüçyüs Adaleti ve Ampul Aydınlığı “Adalet kutup yıldızı gibi yerinde durur ve geri kalan her şey onun etrafında döner” demiş Konfüçyüs efendi. Hiç kusura kalmayasın Konfüçyüs efendi, gel gör ki bizim ülkede kutup yıldızının yerini ampul aldı. Sana sen diye hitap edeceğim bilginin samimiyetinden dolayı, bilesin. Şimdi sen bu sitemime belki alınacaksın belki de içinden

okumak için tıklayınız