Üretkenlik için hangi tür müzikleri dinlemelisiniz?

Çalışırken çevremizde sıklıkla dikkatimizi dağıtacak şeyler bulunur. Şanslıyız ki, müzik sayesinde üretkenliğimizi kontrol altında tutabiliriz. Birmingham Üniversitesi’nde yapılan araştırmalara göre, tekrarlı işler yaparken müzik dinlemek alınan verimi arttırıyor. Gelen e-postaları kontrol etmek gibi düşünce gücü gerektirmeyen işler yapıyorsanız, o esnada müzik dinlemek işinize yarayabilir.

okumak için tıklayınız

Babamın Daktilosu* – Adil Okay

(20 Eylül 1999’da kaybettiğimiz babam şair Süleyman Okay’a sevgiyle özlemle) “Ya sınırların çocuğu Adiloş / nerede şimdi / karanlık gecelere /ansızın kayıp giden / yıldızlar üretiyor mu hâlâ / çarmıhta mı sakıncalı Nurettin / kolları uzadı mı bir mavzer kadar / hele bir bakın Sülo döndü mü / yoksa sorguda mı / bir demet moral

okumak için tıklayınız

“Refah Devleti’nin Yükselişi ve Düşüşü” yayımlandı

“Refah devletinin geleceğine yönelik tartışmalara yapılmış önemli bir katkı. Wahl toplumda gücün nasıl yer değiştirdiğini ve bunun neden giderek artan eşitsizliklere yol açtığını ortaya koyuyor. Tartışmaya taraf olanların ve esin kaynağı arayan karar alıcıların mutlaka okunmaları gereken bir kitap.” Peter Waldorff, Kamu Hizmetleri Enternasyonali Genel Sekreteri

okumak için tıklayınız

Elden Ele – Zafer Köse

Apartmandaki bencilliklerden, fabrikadaki hırslardan, trafikteki akılsızlıklardan kaçıp geldiğim çay bahçesinde, elimdeki kitabın son sayfasını da okuyup başımı kaldırınca… Seninle karşılaşmak güzel şey be kardeşim! Sayfaların arasından çıkıp gelmiş gibisin. Buyur, otur, bir çay söyleyeyim. İyi bir kitap okumanın coşkusunu, o sarsıntıyı, birçok kez yaşamışsındır mutlaka. Ama her güzel kitapta, insan bunu sanki ilk kezmişçesine hissediyor.

okumak için tıklayınız

Soykırımdan kurtulanlar acılarını genlerle aktarıyor mu?

Epigenetik (DNA dizisindeki değişikliklerden kaynaklanmayan, ama aynı zamanda genetik olan, gen ifadesi değişikliklerini inceleyen bilim dalı) miras teorisine insanlarda yeni bir destek verecek çalışma yayımlandı: Çevresel etmenler çocuklarınızın genlerini etkileyebilir. Soykırımdan sonra hayatta kalabilen kişilerin yaşadıkları travmadan kaynaklanan sıkıntıyı çocuklarına aktarabiliyor. Bir kişinin yaşam deneyimi, sonradan gelen kuşakları etkileyebiliyor.

okumak için tıklayınız

İlyada ‘ya ilişkin – Hatice Balcı

Yeniden elime aldığım İlyada’nın üzerinde toz kokusu, sayfalarında güneş yanığı var. Önsözde Homeros’un yaşamı ve destanın içeriğine dair açıklamalara gözüm ilişiyor. Bu bölüm, özenle hazırlanmış, zevkle okunuyor da… Azra Erhat, bir yerde şöyle diyor: ‘’Homeros bütün kişiliğiyle destanlarında yaşar, onu eserinden ayıramayız, ama onun kadar kişiliği olan bir eser yaratmış başka bir sanatçıyı da zor

okumak için tıklayınız

Sıradanlığın ne yaptığının farkına bile varmadan kitlesel olarak faşistleşmesi

Sarayın diktasında faşizmin sıradanlaşması 20 yy’ın en önemli düşünürlerinden Hannah Arendt Türkçe’de “Kötülüğün Sıradanlaşması” adıyla yayınlanan ünlü eserinde, Yahudi soykırımının mimarlarından biri olarak İsrail’de yargılanan Adolf Eichmann davasını anlatır. Arendt’e göre Eichmann sadist bir canavar değil tam tersine fazlasıyla ‘normal’ bir insandır ve asıl korkutucu olan da budur. Çünkü onun üzerinden baktığımızda Nazi Almanya’sında yaşanan

okumak için tıklayınız

Noktalama işaretleri nasıl ortaya çıktı?

Nokta, virgül, soru işareti gibi noktalama işaretleri öylesine yaygın kullanılıyor ki onların tarih boyunca var olduğunu sanıyoruz. Oysa öyle olmadı. İşte bu işaretlerin hikayesi. Noktalama işaretleri gramatik yapıların nasıl kurulacağını gösterir; tek tek harfleri kelimelere ve cümlelere dönüştürmemize veya beynimizde onların resmini oluşturmamıza yardımcı olur. Onlar olmadan kitapları nasıl okur anlardık diye merak ediyor insan.

okumak için tıklayınız

Hukukun dışında duran zalime hukukun içinden hesap sormanın imkânsızlığının yarattığı trajedi

Dış Kapının Vandalları 28 yaşındaki İsmail Abdullah Brinsley, 20 Aralık Cumartesi günü öğleden sonra bilgisayarının başına oturdu, bir silah fotoğrafıyla birlikte Instagram hesabına “Domuzlara kanat takmaya gidiyorum. Onlar bizden 1 kişiyi aldılar… Biz de onlardan 2’sini alalım” ve “Bu son gönderim olabilir. Domuzları paketlemeye gidiyorum” sözlerini yazdı. New York’taki evinden çıkan Brinsley, devriye aracıyla bekleyen

okumak için tıklayınız

Dinle küçük faşist

O çok övündüğün şanlı Osmanlı’nın 1877 tarihli 1. Meclis-i Umumî’sinde 16 dil konuşuluyor, 11 inanç temsil ediliyordu. Bugün merkezinde Türkiye’nin ikinci büyük etnik grubunun yer aldığı bir siyasi hareket Meclis’te kendisine 80 vekille temsil imkânı buldu diye kıyameti kopardın. Sokaklara dökülüp linç girişimlerinde bulundun, gittin bina kundakladın, kitapçı yaktın, sırf sokakta kendi lisanını konuştu diye

okumak için tıklayınız

“İnsanlık gri ve ıssız bir bilinç bulanıklığının pençesinde” Steinbeck

İşte, Steinbeck’in ödül aldığı 1962 yılında söyledikleri: “Burada bir fare gibi tiz sesler çıkaramam” Çalışmamı bu yüksek onura layık gördüğü için İsveç Akademisi’ne teşekkür ediyorum. Kalbimde Nobel’i, çok saygı duyduğum diğer edebiyat insanlarından daha çok hak edip etmediğime dair bir şüphe var ama yine de ödülü aldığım için keyif ve gurur duyduğumu yadsıyamam.

okumak için tıklayınız

Türk Sağının Üç Hali Milliyetçilik, Muhafazakarlık, İslamcılık – Tanıl Bora

Milliyetçilik, Muhafazakarlık, İslamcılık… Türk Sağının ana malzemesi olan bu üç ideoloji, üç ayrı pozisyon olmanın ötesinde, beraberce bir yumak oluşturmuyorlar mı? Öyleyse birbirine nasıl bağlanıyor, nerelerde kesişiyor, birbirleriyle nasıl içiçe geçiyorlar? Bu üç ideoloji, Türk Sağının üç halı olarak düşünülemez mi? Milliyetçilik, katı hali; sağın dilbilgisi / grameri… Muhafazakarlık, gaz hali: bir üslup ve hava…

okumak için tıklayınız

İnsanlar Neden Saçma Şeylere İnanır? – Michael Shermer

Neden insanların çoğu zihin okuma, geçmiş hayattaki deneyimlerle ilgili terapiler, dünya dışı yaratıklar tarafından kaçırılma ve hayaletler gibi şeylere inanmakta? Yaratışçılığın yükselişine ön ayak olan ve Yahudi soykırımının asla gerçekleşmediği inancını körükleyen şey nedir? Neden sözde bilimsel aydınlanmanın gerçekleştiği bu çağda, bu tarz hurafelerden her zamankinden daha fazla etkileniyormuş gibi görünüyoruz? Popüler batıl inançlar üzerine herhangi

okumak için tıklayınız

Takvadan markaya

Kemal İnal, Nuray Sancar ve Ulaş Başar Gezgin’in hazırladığı ve 40 yazarın yazılarının yer aldığı Marka Takva Tuğra- AKP Döneminde Kültür ve Politika isimli kitap, AKP dönemini kültür politikaları ekseninde mercek altına alıyor. Kitap, AKP’nin iç ve dış siyasetinden ziyade, partinin “her kesimi kucaklayan” söylemi ardındaki sınıfsal analizinden kamusal alana çıkışı ve kendi yaşam tarzını

okumak için tıklayınız

Beni okuyan katil olmasın, savaş düşmanı olsun, insan sömürüsüne karşı çıksın – Yaşar Kemal

11 Kasım 2014 tarihinde Bilgi Üniversitesi’nin kendisine fahri doktora unvanı vermek için düzenlediği törene sağlık sorunları nedeniyle katılmayan Yaşar Kemal’in gönderdiği mesaj, okurlarına bırakılmış bir vasiyet niteliğindeydi. Yaşar Kemal gönderdiği mesajda şöyle demişti: Usta yazar “Bizim çağımızda romancıların başları beladadır” ifadeleriyle başladığı mesajında romanın önemini ise şu sözlerle paylaştı; “İnsanları en çok yalana, zulme, bütün

okumak için tıklayınız

Zekânın ölçülmesinin doğal olduğu yerde aptallık oranı da ölçülmeli

“… Çocukluğumdan beri, insanları ağlatacak yazılar yazmak isterdim. Bu istekle yazdığım bir hikâyeyi, bir dergiye götürmüştüm. Hikâyemi okuyan derginin başredaktörü, çok anlayışsız bir adam olduğu için, hikâyemi okurken hüngür hüngür ağlaması gerektiği halde kahkahalarla güldü; sonra kahkahadan yaşaran gözlerini silerek, ‘Aferin. Çok güzel. Bunun gibi daha başka hikâyeler de yaz getir bize…’ dedi. Yazarlıktaki bu

okumak için tıklayınız

Barış Uğruna Mücadelede Şairin Rolü – Nazım Hikmet Ran

Barışseverler safında faal bir mücahit olarak, barış için savaşmamız gerektiğine kesinlikle inanıyorum. Barış bir hediye gibi kabul edilemez, kazanılmalıdır. Barış uğrunda mücadele çeşitli şekiller alır. Örneğin kapitalist ülkelerde, bu mücadele ağır hapis yılları, baskı ve ezgi görmek tehlikesi ile karşılaşmaktadır. Bütün bu tehlikelere rağmen, harpten nefret eden halk kitleleri barış bayrağı altında toplanmadıkça barış kazanılamaz?

okumak için tıklayınız

“Yalnızlık Çocukları” ve 12 Eylül’ün Çaldığı Yaşamlar – Adil Okay

“Kenan Can Yoldaşlar’ın romanındaki “Yalnızlık Çocukları”yla tanışmıştım. Aradan 35 yıl geçtikten sonra yazılan ve benim yeni okuduğum bu romanda yazılanların “sahi”liğinin bizzat tanığıyım.” 12 Eylül darbesinden sonra romanda uzun bir suskunluk dönemi yaşandı. “Kitap okumanın suç sayıldığı, solcu olmanın ölümle özdeş sayıldığı” bir ülkede, gerçeğe sadık kalarak yazmak da kolay değildi. 12 Eylül de imgelerle

okumak için tıklayınız