800 yıl önce yazılan Magna Carta, Türkiye için hala nasıl ibretlik bir belge özelliğini koruyor?

Magna Carta’dan bugüne Günümüzde yaşam hakkı dahil en temel insan haklarının ülkemizdeki varlığı alabora olmuşken, modern hukuka temel teşkil eden bir beyannamenin ortaya çıkışının 800. yıldönümündeyiz. Söz konusu belge Magna Carta’dır. Latince olan sözcüğün dilimizdeki karşılığı ise “Büyük Ferman”dır. O zaman modern çağa doğru yol almaya çalışan toplumun insan hak ve özgürlüklerine dayalı ilk sözleşmesi

okumak için tıklayınız

Ölüsüne sahip çıkan kuşlar

Kargalar ölülerinin yanında ilginç davranışlar sergileyen kuşlardır; etrafında toplanıp yüksek sesle öterler. Bazıları bunun bir tür cenaze töreni olduğunu iddia eder. Ama aslında bilim insanlarının elinde anlatımlardan öte bir kanıt olmadığı için bu davranış sırrını koruyor. Bu konuyu araştırmak için bir deney yapıldı. Araştırmada kargaların kendilerine tehdit olarak algıladığı yüzleri unutmadığı bilgisinden hareket edildi.

okumak için tıklayınız

Bırak tuzun kokmasını… Mars’ta hayat akacak, bizde su çürüdü!

Mısırlılar… Hemen hemen 5 bin yıl önce uygarlıklarının temelini attı. Sosyal yaşamlarında sanatın ayrı bir yeri vardı. Yaşamayı da bir sanat gibi kabul edip keyfe, eğlenceye, güzelliğe, estetiğe değer verdiler. Kralları hayatın bitişine, ölümden sonra bile direndi. Bu yüzden kendilerini mumyalatıp gömdürdüler. Ebedi bir hayat, ezeli bir yaşam enerjisi vardı! Yaşama sevinci Mısırlı için ecele

okumak için tıklayınız

Suriye’de 2011’den bu yana aslında ne oldu, yarın ne olacak ?- I

Rus uçaklarının Idlib’in güneyindeki isyancıları bombalamaya başlamasıyla birlikte Suriye’deki iç savaşta yeni bir evreye girildi. Ancak hangi evreye girmiş olduk, onu anlayabilmek için öncelikle bu savaşın Türk basınında pek aktarılmayan, dile getirilmeyen iktisadi arka planına ışık tutmaya ihtiyaç var. 2008 yılında ABD’nin önde gelen stratejik düşünce ve araştırma kuruluşlarından RAND Corporation Amerikan ordusu için önemli

okumak için tıklayınız

Bir Kitap!

20 yılda yazılmış bir kitap. Paltosunu, saatini tefeciye rehin veren bir yazarın kitabı. İlk yıllardaki telif geliriyle, yazıldığı süre boyunca içilen tütün parasını bile çıkarmayan bir yapıt. Kapital… Karl Marx… Umulmadık yerde, umulmadık zamanda patlayan devrimdir Kapital. Hâlâ, daima, ısrarla senin hikayeni anlatan kitap! İlhan Erdost’un değerli anısına saygıyla! (Videoyu izlemek için tıklayınız.)

okumak için tıklayınız

Bir Soru – Zafer Köse

Polisiye, tarihsel, inceleme, deneme… Hangi türde olduğu önemli değil; her kitabın temelde iki işlevi oluyor: 1- Sizi alıp başka dünyalara götürmek, eğlendirip geri getirmek ve “normal” hayatınıza devam etmenizi sağlamak. 2- İçinde yaşadığınız hayatı tanımanızı, ne yaşadığınızı anlamanızı sağlamak; bunun sonucunda da hayata müdahale etme istenci yaratmak. Daha çok birincideki işi gören kitaplar, en çok

okumak için tıklayınız

Küçük Bir Kulübemiz Olmalı – Önder Göksal

Bir yazarı tanımak istiyorsanız yazdığı kitapları derinlemesine defalarca okuyun. Yazarla mutlaka bir yerde karşılaşırsınız. Çavdar Tarlasında Çocuklar namı diğer Gönülçelen J.D Salinger’ın münzeviliğe giden hayatını Holden karakterine büründürdüğü bir roman. Salinger da şu yaptığıyla yukarıdaki savı doğruluyor: Çavdar Tarlasında Çocuklar romanının kahramanı Holden, J.D. Salinger’dan başkası değil. Salinger Gönülçelen’i yani Çavdar Tarlasında Çocuklar kitabını yayınlamak

okumak için tıklayınız

“Kılıç, eninde sonunda düşünceye yenilir.”

Napolyon, Fontanas’a şöyle demiş : «bilir misiniz dünyada en çok sevdiğim şey nedir? sadece kaba güçle hiçbir şeyin kurulamaması, iki şey dünyayı egemenliğinde tutar : biri kılıç, biri düşünce. Kılıç, eninde sonunda düşünceye yenilir.» Demek, fatihler de kederleniyor zaman zaman. bunca boş şan şerefi biraz olsun ödemeleri gerek elbet. ama, yüzyıl önce, kılıç için doğru

okumak için tıklayınız

“İnsanlık düzeni, bir düzensizliktir henüz; haksızdır, geçicidir, ölünür orada” Jean Paul Sartre

Altı ay önce, dün bile, “Ne yapacak?” diye soruluyordu. Saygı duymak gereken karşıtlıklarla yaralanmış bir halde, geçici bir süre için sessizliği seçmişti. Ama, ağır ağır geçen ve seçtiğine bağlı kalan ender insanlardan olduğu için, sessizliğin sonu beklenebilirdi. Bir gün konuşacaktı. Söyleyecekleri üzerinde tahminde bulunmak yürekliliğini bile bile göze alamayacaktık. Ama, hepimiz gibi, yeryüzü ile birlikte

okumak için tıklayınız

“Hükümetler bizi korkuyla yönetilen sığırlar gibi görüyor”

Korkuyla gelen tutsaklığın hikâyesi Margaret Atwood, The Heart Goes Last ile yine sevdiği bir konuyu, özgürlük kavramını ele almış. Atwood’un deyişiyle yeni bir “spekülatif kurgu” ile karşı karşıyayız. Kanadalı yazar Margaret Atwood yeni kitabında sevdiği bir konuyu, korku ve baskıyla yok olan özgürlükleri anlatıyor. “Hükümetler bizi korkuyla yönetilen sığırlar gibi görüyor” diyen yazara göre artık

okumak için tıklayınız

Yüzleşme aracı olarak belgeseller

Milliyetçilik kendisini mitlerle geçmişe demirlerse, milliyetçilik karşıtı düşüncelerin kendini var etme yollarından biri de neden belgesel sinema olmasın? Uzaktan, izleyen “göz”, her şeyi gören ve bilen tanrıya aittir. Dolayısıyla edebiyatta ve sinemada bu göz hükümranlığın, faşizmin metaforu olarak çıkar karşımıza. Kameranın da bir başka “iktidar”ın, “erkek” in gözü olduğu bilinir. Ancak, Asuman Susam’ın Toplumsal Bellek

okumak için tıklayınız

“Zeytin yağlı yiyemem aman” türküsünün acı gerçeği

Bursa yöresine ait bu türkü 2 Kasım 1954 tarihinde İhsan Kaplayan’ dan kaynak gösterilerek Muzaffer Sarısözen tarafından derlenmiştir. Marshall Planı 2. Dünya Savaşı sonrasında 1947 yılında önerilen ve 1948-1951 yılları arasında yürürlüğe konan ABD kaynaklı bir ekonomik yardım paketidir. Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 16 ülke, bu plan uyarınca ABD’den ekonomik kalkınma yardımı almıştır. ABD geçmişten

okumak için tıklayınız

Neden kadınlar erkeklerden uzun yaşar?

Erkeklerin doğdukları andan itibaren nüfusun yarısına kıyasla daha erken ölecekleri bellidir. Nedeni cinsiyetleridir. Erkek oldukları için kadınlardan ortalama üç yıl daha az yaşayacaklardır. Peki, neden böyledir, erkekler neden kadınlardan daha az yaşar? Bu cinsiyetin üzerindeki bu laneti tersine çevirmek mümkün müdür? Bu ayrım on yıllardır biliniyor ama ancak şimdilerde bu sorunun yanıtını bulma yönünde adımlar

okumak için tıklayınız

Kürt Tiyatro Tarihi (Dîroka Şanoya Kurdî) Peywend yayınlarından çıktı

Kürt Tiyatro Tarihi (Dîroka Şanoya Kurdî) Peywend yayınlarından çıktı. Kendi alanında Türkiye’de şimdiye kadar yayınlanan en kapsamlı çalışma olması nedeniyle öncü olan bu kitap, dramaturg “Çetoyê Zêdo- Yavuz Akkuzu” tarafından Kürtçe hazırlandı. Kitap, Kürt Tiyatrosu’nun kaynakları, bilinmeyenleri ve başlangıçtan 1990’lara kadar gelişimi hakkında, okura geniş bir perspektif alanı sunuyor. Kürt Tiyatro Tarihi ve külliyatının Türkiye’de

okumak için tıklayınız

‘İyi bakteriler astımı önlüyor’

Kanadalı uzmanların yaptığı araştırmaya göre bebeklikte “iyi bakterilere” maruz kalmak ileride astım hastalığı yaşanmasını önlüyor. Dönüşümsel Tıp adlı bilim dergisinde yayımlanan araştırmada insan vücudunda yaşayabilen milyarlarca bakteri analiz edildi. 319 çocuk üzerinde yapılan inceleme sonucu, dört farklı türde bakteri bulunmayan çocukların astım riskinin daha yüksek olduğu belirlendi.

okumak için tıklayınız

Mars’ta akan su keşfi neyi değiştirebilir?

20 Temmuz 1969’da Ay’a ayak basan ilk insan olan Amerikalı astronot Neil Armstrong yürüyüşüne başlarken, “Bir insan için küçük, insanlık için dev bir adım” demişti. Belki bir astronotun Mars gezegenine ayak basmasına daha 15-20 yıl var ama dün açıklanan bir keşif belki de ilerde tarihe “insanlık için bir diğer dev adım” olarak geçecek. Zira Amerikan

okumak için tıklayınız

Adnan Yücel Hakkında Bilgi – Ayhan Hüseyin ülgenay

ADNAN YÜCEL 10.02.1955 Elazığ / Seli doğumlu Baba adı; Hasan Ana adı; Zeliha. Evli (17.19.1972) üç çocuk babası Öğretmen, Şair, Yayıncı, Araştırmacı, Yazar Adnan YÜCEL ilk tahsilini Elazığ da orta okulu Elazığ Lisesi Orta bölümünde Liseyi Elazığ Lisesinde başladı ( 1970 ) lise ikinci sınıfından sonra evlendiği için bir sene eğitim hakkı elinden alındı.1971—1972 dönemini

okumak için tıklayınız

SORUŞTURMA; ‘Bir Şiir Emlâkçılığı’ ya da ‘Dağlarca’nın Parsellenmesi’ Hakkında…

SORUŞTURMA; ‘Bir Şiir Emlâkçılığı’ ya da ‘Dağlarca’nın Parsellenmesi’ Hakkında… Bkz: http://pasaj69.org/sorusturma-bir-siir-emlakciligi-ya-da-daglarcanin-parsellenmesi-hakkinda/ pasaj69.org taifesinden ‘Haklılığın İnadı’ olarak Uğur Yanıkel, ‘Birinci Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiir Ödülü’nü ve edebiyatımızdaki oligarşik ödüllendirme/jüri sistematiğini eleştiren çok sıkı ve oylumlu bir ‘edebiyat soruşturması’ gerçekleştirmiş. Soruşturma kapsamında, kötücül ve karanlık odaklar tarafından son günlerde icra edilen ‘kara propaganda’ faaliyetlerine de değinilmiş. “Bir

okumak için tıklayınız