Adapa – Yücel Feyzioğlu

?Adapa? ilk kez M.Ö. 1750 dolayında Sümer yazarları tarafından çivi yazısıyla tabletlere yazıldı. Dünyada yazıya geçen ilk masaldır. Ne yazık ki yazarının adını bilmiyoruz. Tabletler Büyük Britanya Müzesinde bulunuyor. Bizim topraklarımızdan kaçırılmış. M.S. 1974 yılında Prof. Bruno Bettelheim, ?Kinder brauchen Maerchen? adlı kitabında bu masalın özetini yayımladı. Ben de aslına sadık kalarak bu masalı yeniden

okumak için tıklayınız

Büyük yazarın bir nevrotik olarak portresi – Emrah Güler

Hermann Broch, Modern romanın temellerini atan, 20. yüzyılın en büyük modernist yazarlarından biri. 2. Dünya Savaşı sırasında Gestapo tarafından tutuklanan, James Joyce?un yardımı sayesinde ABD?ye kaçan, Robert Musil ve Kafka?nın Milena?sıyla arkadaş olan, Milan Kundera?nın en büyük ilham kaynağı olan, ilk romanını 45 yaşında yayımlatan sıra dışı bir yazar. İthaki?den Saniye Yeniyol Kerkhoff çevirisiyle yayımlanan

okumak için tıklayınız

Hınca hınç mısra dolu bir adamdan Leyli?sine… – S.Serdar Gürel

Ahmed Arif?in ?Leyli?sine yazdığı satırların mürekkebi kağıda düştükten tam 59 yıl sonra kitaplaştı. Rûken Kızıler?in editörlüğünü yaptığı kitap, İş Bankası Kültür Yayınları vasıtasıyla okurla buluştu. Leyla Erbil?i sever misiniz ? Cevabınız ne olur bilmem, bildiğim tek şey Ahmed Arif?in onu çok sevdiği… Bir şairin bir yazara duyduğu aşka bu topraklar şahitken ?Leylim Leylim? adlı kitap

okumak için tıklayınız

“Çalışmak Sağlığa Zararlıdır” kitabının yazarı Annie-Thebaud Mony ile Söyleşi – H. Burak Öz

Dünyada her yıl en az 100 bin kişinin ölümüne neden olan asbestin birçok ülkede yasaklanmasında büyük emeği olan halk sağlığı uzmanı, sağlık sosyoloğu, yazar Annie-Thebaud Mony, geçen hafta Türkiye’ye geldi. İş cinayetlerinde yakınlarını kaybeden ve adalet arayışlarını sürdüren ailelerin düzenlediği kahvaltıya katılan Mony, İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin düzenlediği forumda da konuşmacıydı.

okumak için tıklayınız

Duende – Ercan Kesal

Kırık saz Çok eskilerde ünlü bir saz ustası varmış. Onun yaptığı sazın sesi başka hiçbir sazda olmuyormuş nedense. Herkes onun yaptığı saza sahip olmak, o sazı çalmak istermiş. Uzun zamandır ona saz yaptırmayı bekleyen genç icracı, söz verilen gün giderek ustanın karşısına oturmuş ve sazını beklemeye başlamış. Yaşlı saz ustası az önce bitirdiği pırıl pırıl

okumak için tıklayınız

Mihneti (Vehbi Polat) Hakkında Bilgi – Ayhan Hüseyin ülgenay

1929 yılında Şenkaya, sonra merkezi Bucak olan Baldız (gaziler) köyünde doğdu. Nüfus kaydı buraya bağlıdır. Baba adı Durak, ana adı Müktela, evli (1950), üç çocuk babası, rençber, öğretmen, yazar, şair, gazeteci, ilköğrenimini köyünün ilkokulunda okudu (1936-1941). Kars Cilavuz Köy Enstitüsü?ne girdi. 1947 ? 1948 dönemi mezunu. Öğretmen oldu. ÇALIŞMA YAŞAMI: 01.10.1948 ? 13.10.1953 Karayazı Söylemez

okumak için tıklayınız

#diren Markopaşa – Canol Kocagöz

25 Kasım 1946 tarihinde, muhalefetin sesini bile çıkaramadığı bir dönemde, kendi halinde, sermayenin gücüne hiçbir zaman dayanmayan üç yazar ile bir karikatürcünün öncülük ederek halktan ve emekten yana taraf olmak şiarı ile çıkardıkları Markopaşa haftalık mizah gazetesi, yayın hayatında yerini aldı. Kimse bu gazetenin o dönemin iktidarını sarsacağını, tirajının o günün nüfus ve okuma oranı

okumak için tıklayınız

Bir şaheser: Yevgeni Onegin – Levent Özübek

Büyüklüğü tartışılmaz Rus şairi Aleksander Puşkin?in (1799-1837) kısa hayatında yaratmış olduğu birçok eserlerin en başında geliyor Yevgeni Onegin… Bu bir şiir roman… Romanın ilginç, gerçekçi ve lirik öyküsü şairin eşsiz güzellikteki dizeleriyle anlatılmış tümüyle. Roman, 389 şiir kıtasından oluşuyor. Bu kıtaların her biri, şairin bu romanda yaratmış oluğu ve edebiyat dünyasında ilk kez rastlanan bir

okumak için tıklayınız

Tütünün hikâyesi: Ateş böceklerinin ölümü – Haluk Kalafat

Bu iki yüz yıllık bir hikâye. Kısa olması beklenemezdi. Nuray Ertürk Keskin ve Melda Yaman tütüncülerin ışıklarının nasıl söndüğünü detaylıca anlatıyor. Peki tütünün önemi nedir? ?Çocukluğumda tütün kırım zamanı geldiğinde gece evden gizlice çıkar, tepelere koşardım. Aşağılarda Gördes ovasında ateş böcekleri gibi yanıp sönerdi tütün işçilerinin lüks lambalarından yayılan ışıklar. Yıllar içinde söndü birer birer

okumak için tıklayınız

Açların intikamı – Eda Utku

Açsanız, açıktaysanız, temel haklarınız elinizden alınmışsa ve sadece birileri sizi öldürmediği için yaşamaya devam edebiliyorsanız, pekâlâ o yönetimi devirebilirsiniz. Bizler sosyal medya bağımlısı insanlarız. Birileri dikizlenmek istiyorsa, tatilini, gittiği parkı, yediği yemeği paylaşmakta beis görmüyorsa, biz de onları dikizlemekte bir zarar görmüyoruz haliyle. Bu iş de yeni başlamış değil tabii. Sosyal medya icat olunmadan önce

okumak için tıklayınız

Nazım’ın Çilesi – Radi Fiş

Bu kitap, Nâzım Hikmet’in hayatı, sanatı ve kişiliği üzerine yazılmış ilk toplu eserdir. Maksim Gorki tarafından kurulan ve içinde Shakespeare, Goethe, Balsac, Tolstoy gibi dahi sanatçıların sıralandığı “Büyük Adamların Hayatları” adlı dizide, Kasım 1968’de Moskova’da yayınlanmış ve 150.000 adedi bulan ilk baskısı 2 ay içinde tükenmiş olan kitabın, Ocak 1969’da hemen 2. baskısına geçilmiştir. Bu

okumak için tıklayınız

Türkiye’de Balık ve Balıkçılık – Karekin Deveciyan

1910- 1917 yılları arasında İstanbul Balıkhanesi müdürlüğü ve daha sonra da balık işleri başmüfettişliği yapmış olan Karekin Efendi Deveciyan’ın (1867, Harput-1964, İstanbul) İstanbul’da, 1915’te Osmanlıca, 1926’da ise geliştirilmiş Fransızca basımı yapılanTürkiye’de Balık ve Balıkçılık adlı eseri Türkiye’de balıkçılık konusunda yazılmış en önemli eserlerin başında gelir. Eser, konuyla ilgilenen herkesin takdirini kazanmış olmasının yanı sıra, son

okumak için tıklayınız

1871 Paris Komünü Tarihi 2. Cilt (Kanlı Hafta, Sonrası, Anılar, Belgeler) – Prosper Olivier Lissagaray

Paris Komünü üzerinden yola çıkan değerlendirmelere çokça rastlanır. Özellikle dünyada ve Türkiye’de son yıllarda başlayan, arkasının kesilmeyeceği de anlaşılan isyan dalgasıyla beraber bu tür değerlendirmeleri daha çok duyacağımız da kesin. Ancak bu denli yoğun atıf yapılan Komün’de tarihsel olarak neler yaşandığı ülkemizde çok az bilinir. Paris Komünü nasıl ortaya çıktı? Gün gün neler yaşandı?Hangi tarihsel

okumak için tıklayınız

Adım Agop Memleketim Tokat – Agop Arslanyan

Agop Arslanyan 1930’larda doğduğunda, 1915’te yaşananlardan sonra Tokat’ın Ermeni ahalisinin nüfusu büyük ölçüde azalmış, okulları, kiliseleri kapanmış, o canlı sosyal yaşantıdan geriye soluk bir hayalden ve yaşama tutunmaya yarayan geleneklerden başka pek bir şey kalmamıştı. Arslanyan daha on iki yaşında ailesini ardında bırakarak, okumak için memleketinden ayrılıp pek çokları gibi İstanbul’a göçse de, yüreğinde doğduğu

okumak için tıklayınız

Şark Dişçisi – Hagop Baronyan

Ermenice mizah edebiyatının en tanınmış isimlerinden olan Hagop Baronyan, keskin gözlem yeteneği ve doğru bildiği yoldan şaşmayan entelektüel duruşuyla, iktidar sahiplerini, din adamlarını, başkalarının sırtından geçinenleri, dalkavukları, Batılı yaşam tarzına öykünenleri ve daha pek çoklarını alaya aldı, onların yanlışlarını kalemine dolamaktan, yüzlerine vurmaktan çekinmedi. Baronyan’ın ilk komedisi olan Şark Dişçisi, görücü usulü evlilikler ve sadakat

okumak için tıklayınız

Balkan Savaşı – Aram Andonyan

Balkan Savaşı, gazeteci-yazar Aram Andonyan’ın 1912-1913 yıllarında İstanbul’da basılan, Ermenice Badgerazart Intartzag Badmutyun Balkanyan Baderazmin [Balkan Savaşı’nın Resimli Mufassal Tarihi] adlı eserinin Zaven Biberyan tarafından kısaltılarak yapılmış çevirisi. Balkan Savaşı’nın sürdüğü tarihlerde, İstanbul’da bir gazeteci olarak, iç ve dış kaynaklardan yararlanıp, yabancı ajans, gazete ve dergilerle bağlantı kurarak olayları yaşayan Andonyan, günü gününe, savaşın içinde

okumak için tıklayınız

Sürünmeyen insanlık için – Can Soyer

Platon ?Phaidon? adlı diyaloğunda Sokrates?in ağzından, güneşi gözlemekten kör olmuş doğa felsefecilerine değinir. Doğayı, özellikle de gökyüzünü büyük bir merak ve tutkuyla izleyen doğa filozofları, sürekli delici güneş ışınlarına bakmaktan en sonunda gözlerini kaybetme noktasına gelirler. Bilgiye ulaşmak için harcanan çabanın destansı bir örneğini sergilerler bir anlamda. Ancak bilgi arayışı, ne Antik Yunan?a ne de

okumak için tıklayınız

Esniyorum, öyleyse varım! – Funda Demir

Prenseslerin çocuk olduğunu ne ara unuttuk bilmiyorum. Süslü püslü elbiseleri, yatağın altındaki bezelyeyi, öpücük konduran prensleri de biz uydurmadık mı? İstediğimiz forma sokmak zor olmadı gerek, yüzyıllardır bütün masallar aynı şeyi söylüyor. Bildiğim bir çok prensesli hikaye arasından sıyrılan şapşahane bir kitaptır bugün bahsi geçecek olan; “Bütün Gün Esneyen Prenses” Sarı sarayın altın saçlı kralı

okumak için tıklayınız