Kalbim Dinamit Kuyusu… – Ahmed Arif
…Beni, gözlerin götürür Gözlerin Aşkla, acıyla… Kuşatmışlar Sesimi, soluğumu Kesilmiş Tuz-ekmek payım Vurgunum Ve darda, Gözaltındayım.
okumak için tıklayınızOkuyun ama yutmayın, çiğneyin.
…Beni, gözlerin götürür Gözlerin Aşkla, acıyla… Kuşatmışlar Sesimi, soluğumu Kesilmiş Tuz-ekmek payım Vurgunum Ve darda, Gözaltındayım.
okumak için tıklayınızYERYÜZÜ AYETLERİ O zaman Güneş soğudu Ve bereket topraklardan gitti Ve çöllerde yeşillikler kurudu Ve balıklar denizlerde kurudu Ve toprak Ölülerini kabul etmez oldu artık.
okumak için tıklayınızTürkiye?de Tütün: Reji?den Tekel?e; Tekel?den Bugüne? Türkiye?de ve Samsun özelinde üç yüzyıla dağılmış olan tütün öyküsünü, tüm aktörleriyle birlikte aktaran, eleştirerek çözümleyen ve halkımızın toplumsal belleğinin canlanmasına katkı yapan bir kitap. Prof. Dr. Korkut Boratav sunuş yazısında kitabı şu sözlerle değerlendiriyor: ?Türkiye toplumunun kapitalist dünya sistemiyle eklemlenmesinde, bağlantılarında gerçekleşen ana aşamalar, Nuray Ertürk Keskin ve
okumak için tıklayınızGeçtiğimiz aylarda, İNSEV (İnsan Sağlığı ve Eğitim Vakfı) Yayınları tarafından Akif Akalın?ın çevirisiyle Aşırı Teşhis başlıklı bir kitap yayınlandı. Halk Sağlığı alanında çalışmakta olan Dr. H. Gilbert Welch, Dr. Lisa M. Schwartz ve Dr. Steven Woloshin?in birlikte yazmış olduğu, konusunda ses getiren ve pek çok polemiğe neden olan Aşırı Teşhis, sadece sağlık profesyonellerine değil, sağlık
okumak için tıklayınız?İki aşamalı tek varlıktır? diyor Agamben, insan için. Marx bu noktada: ?İnsana kendi dışındaki dünyaya inanmayı ilk öğreten şeydir aşk? diyor. Fizyolojik ya da genetik insan değil bahis. Sosyal antropoloji okumalarının yardımıyla; insani değerler üreten, buna sahip çıkan, çevresindekilerin tinsel gelişimine özen gösteren varlık bu önermedeki muhatap. Marx?ın aşk dediğine, şiir dedim varsayın. Dayatılana razı
okumak için tıklayınızMilenyumun ilk on yıllık dönemi şiir için bir ?mücadele? dönemiydi.* Farklı şiirsel anlayışların, yani nesneye adıyla seslenirsek deneysel, görsel, epik ve lirik şiir anlayışları arasındaki çatışmanın özellikle dergilerde su yüzüne çıktığı bu dönem aslen ?her tasnifteki kabalaştırma riskini göze alarak? iki temel yaklaşımın mücadelesiydi: İmgecilik ve imge karşıtlığı. Şiiri gelenekten devraldığı haliyle bir ?imge? üzerine
okumak için tıklayınızÇ. Adında engelli bir öğrencim vardı. Çocuklar onunla alay ediyor, oyuna katmıyor, onu dışlıyorlardı. Bu kitabın içindeki Badi ile Bidielime geçince hemen sınıfta okudum. Hiçbir yorumda bulunmadım. Ertesi gün çocuklar Ç.’yi aralarına almış ve kaynaşmışlardı… -Ulviye Aygün, Öğretmen, Pendik-İstanbul- “… Yücel Feyzioğlu renkli bir dille yazıyor. Yazdıkları çocuklar arasında hemen ilgi uyandırıyor.”
okumak için tıklayınız15 Kasım ?Dünya Hapisteki Yazarlar Günü?dür. Ben de Türkiye Yazarlar Sendikası ve Uluslararası PEN Türkiye Merkezi üyesi olarak şu satırlarla sona eren bir davetiye aldım: ?Pek çok aydının tutuklu, hükümlü ya da yargıda olduğu günümüzde 15 Kasım Hapisteki Yazarlar Günü özel bir önem taşıyor. 15 Kasım Cuma 11.00?de İstanbul Tabip Odası toplantı salonunda Türkiye Yayıncılar
okumak için tıklayınızSinema eleştirmeni Hilmi Maktav bu kitabında, sinemanın Türkiye toplumunun tarihine ve siyasetine nasıl yaklaştığını, sinemanın ilk devirlerinden bugünlere kadar belli başlı filmlerini inceleyerek ele alıyor ve son zamanların “Bahoz” gibi filmlerinde upuzun bir geleneğe meydan okunmuş olmakla birlikte, sinemamızın genel eğiliminin hep iyi, güzel, yakışıklı, cesur, namuslu ve illa ki Müslüman Türk olan kahramanları öne
okumak için tıklayınızPinokyo’nun okumayı öğrendikten sonra bütün yapabileceği, ders kitabı laflarını papağan gibi tekrarlamaktır. Sayfadaki kelimeleri özümser ama hazmetmez: Kitaplar hakiki anlamda onun olmaz, çünkü hâlâ, maceralarının sonunda bile, onları kendine ve dünyaya ilişkin tecrübelerine uygulamaktan acizdir. Deneyimin kitapları, kitapların kişisel deneyimi zenginleştirdiği ve dönüştürdüğü yaratıcı bir okuma nasıl olur? Okumalar Okuması tam da bu sorunun yanıtı.
okumak için tıklayınızBir uçağın pilotu, yolcularına verilecek iki haberinin olduğunu anons eder. İyi haber, belirlendiği şekilde saatte 500 mil hızla ilerlemektedirler ve uçağın tüm mekanizması sorunsuz çalışmaktadır. Kötü haber ise, kaybolmuşlardır. Çoğu yorumcuya göre, kapitalizm bu uçağa benzer: Pek çok ürünü verimli bir şekilde üretir, fakat bunlar ne tür ürünlerdir, ve bunların çoğunluğunu kimler alır? Tanık olunan
okumak için tıklayınızMetis’in geleneksel yeni yıl ajandası çıktı. Bu yılın konusu “Diren Direniş” şöyle gerekçelendiriliyor: Bu kadar öfkelenen bir tek biz miyiz, bu isyan yalnızca bizde mi diye söylendiğimiz bir anda geldi Gezi Direnişi. Kimimiz için “bitti artık, bu son derken” gelen bir aşktı, kimimiz için nihayet sesini duyurabilmiş olmak, ya da sesini katmak isteyeceği sesler bulmak…
okumak için tıklayınız12 Eylül 1980 darbesi, Türkiye’yi dev bir cezaevine dönüştürmüş, işkence ve baskı hüküm sürerken adil yargı hakkı dahil bütün haklar ortadan kaldırılmıştı. Reha İsvan bu dönemde açılan ve tiyatrocuları, ressamları, gazetecileri, bilim insanlarını hakim karşısına çıkaran Barış Derneği davasının tek kadın sanığıydı. 1982-86 tarihleri arasında aralıklarla 38 ay boyunca tutuklu kaldığı Metris Askeri Cezaevi’nde ileri
okumak için tıklayınızRohat Alakom bu çalışmasında Yaşar Kemal’in yapıtlarında Kürtlerin izini sürüyor. Can derdine düşmüş yoksul Kürtlerin yüzyıllık çırpınışı, çığlıkları, insanların ölüleri için yaktığı ağıtlar, gördüğü acı ve ızdırap, jandarma despotizminin yarattığı tedirginlik ve her şeyden önce insanlarda yan yana yaşayan hüzün ve umudun yarattığı sarsıcı etkinin gücünü bütün çıplaklığıyla Yaşar Kemal’in eserlerinde görülebilir. Diyarbakır surlarının dibine
okumak için tıklayınızİktidar, hedef gösterdiği topluluğu belli bir ibare ile yaftalar. De Gaulle, 68 hareketi için ?maskaralık?, Sarkozy de 2005 ayaklanmasındaki gençler için ?voyou? (serseri, çapulcu) demişti. Gezi Parkı hayatımızın her kuytusuna sızdı. Konunun hangi tarafında olursan ol, ?Gezi? denince aklımıza düşen resimler, fikirler, duygular, kokular geçtiğimiz bahardan bugüne epey değişip dönüştü. Ve ?dil? ya da ?söylem?
okumak için tıklayınızKemal Gökhan, Gezi hakkında kendi kaydını düşmüş Ya Ameliyatlı Yerime Gelseydi!?de. ?İyimser olmam için çok alametler belirdi? diyor: ?Çapulcuların önünden çekilmeliyiz!? Kemal Gökhan, sevdiğim, ne yaptığını ne anlattığını merak ettiğim bir çizgi romancı. Bazı isimlerin az üretmesine, köşesine çekilmesine üzülürüz, keşke böyle yapmasa, yine-yeniden bir şeyler anlatsa deriz. Çok hatırlanmıyor olabilir, Kemal Gökhan?ın çizdiği Ayşegül
okumak için tıklayınızDünya sinemasının isyan ve devrim temalı başyapıtlarından oluşan bu seçki, 50 filmden oluşuyor. Potemkin Zırhlısı, Metropolis, Modern Zamanlar, … Karası, Z (Ölümsüz), Frınların Saati, İsyan, 1900, Özel Bir Gün, Kızıllar, Yol, Ülke ve Özgürlük, Sarhoş Atlar Zamanı, V for Vendetta sinema yazarlarının kaleme aldığı geniş kapsamlı inceleme yazılarıyla.. Kalanı, editörün hazırladığı künye bilgileri ve kısa
okumak için tıklayınızYalnızlık dokunulmaz değildir? Cüret etmek gerekir! Çocuk eğitiminde bir ebeveyn rehberi olan Çocukla Birlikte Büyümek kitabının yazarından. İkili bir kurgu: Yalnızlığın yol açtığı sıkıntı ve depresif durumlardan çıkış üzerine hikâye tadında bir uzun anlatım ve buna paralel, samimi ve filozofça diyaloglar üzerinden ilerleyen terapi deneyimleri. ?Yalnızlık dokunulmaz değildir??
okumak için tıklayınızKanada-Toronto’daki York Üniversitesi’nde siyaset bilimi profesörü olan David McNally, bu kitabında, Meksika’nın Chiapas Dağları’ndan ABD’deki Seattle sokaklarına uzanan, özellikle 1990’lardan itibaren yükselen umut verici yeni toplumsal hareketleri inceliyor. Daha iyi bir dünya hayali, sürekli olarak, sokaklarda yürüyüş yapıyor, sloganlar atıyor, barikatlar kuruyor ve baskıya meydan okuyor. McNally bu hareketlerin, her zaman olduğu gibi, dünya çapında
okumak için tıklayınızAras Yayıncılık, Batı Ermeni edebiyatı ve Amerikan edebiyatında kendine özgü bir yere sahip olan Leon Z. Surmelian’ın otobiyografik romanı Soruyorum Size Hanımlar ve Beyler’i 70 yıl sonra Türkçeye kazandırıyor. Soruyorum Size Hanımlar ve Beyler, 1915 yılındaki tehcir ve katliamlarda hayatı altüst olan Trabzonlu Ermeni bir ailenin ve savaşın ortasında bir başına kalarak yıllar sürecek bir
okumak için tıklayınız