Bir ayrılık türküsü – Selma Sayar

?Ayrılık? Bu sözcük uğruna neler söylenmemiş, neler yazılmamış, neler yapılmamış, neler yaşanmamış ki! Çeşit, çeşit ayrılık vardır. Nazım ne diyor: ?Kimi insan otların, kimi insan balıkların çeşidini bilir, ben ayrılıkların?? Kaçamadığımız bu gerçeklik, yani ayrılık, ne yazık ki hep vardır insan yaşamında. Kimi zaman gönüllü ayrılıkların

okumak için tıklayınız

Portreler – Can Yücel ‘Yaşamım benim en güzel şiirim’

Sezai Sarıoğlu’nun hazırladığı şiir seçkisi Portreler’de, konularına göre Can Yücel’in farklı dönemlerde yazılmış şiirlerinden seçilmiş örnekler bir araya getirilmiş. Portreler, adından anlaşılacağı gibi Can Yücel’in çeşitli kişiler için kaleme aldığı şiirlerden oluşuyor. Şiirler üç bölüme ayrılmış: Şairler İçin; yazarlar, sanatçılar, siyasetçiler için; Başka Sesler İçin. Can Yücel şiirlerinden seçmeler, Portreler, adından da anlaşıldığı gibi, şairin

okumak için tıklayınız

Kelepçemin Karasında Bir Ak Güvercin – Hasan Hüseyin Korkmazgil

Hasan Hüseyin Korkmazgil’in Acıyı Bal Eyledik ve Oğlak kitaplarının hemen ardından 1974 yılında yayımladığı ‘Kelepçenin Karasında Bir Ak Güvercin’, iki bölümden oluşur: 1) Eylül Telefonları, 2) Mapusâne Seni Yapan Kör Olsun “Birinci bölümde, çeşitli zamanlarda yazılmış şiirlerden kimileri; ikinci bölümdeyse, ‘Kızılırmak’ adlı yapıtım yüzünden bir süre tutuklu kaldığım 1967 yılında yazıp bir köşede unuttuğum, yedi

okumak için tıklayınız

Metayı bilmeyen köye Hollywood girdiğinde… – Kaya Özkaracalar

Bilgisayar canlandırması karakterleri canlı oyuncularla bir arada perdeye getiren Hollywood yapımı ikinci uzun metraj Şirinler filmi ?Şirinler 2? (The Smurfs 2) ABD?yle eşzamanlı olarak ülkemizde de vizyona girdi. Şirinler?in son yıllardaki bu iki filmden de önce küresel düzeyde geniş kitleler nezdinde tanınması, 1980?lerde Amerikan televizyon çizgi filmleri üreticisi Hanna-Barbara Stüdyoları?nın yapımı olan

okumak için tıklayınız

Matematik ve Sanat – Ali Nesin

Sadece eğitim sistemimiz değil, analar babalar da çocuklarını sürekli başarıya yönlendiriyorlar. Tipik bir gerikalmış ülke yurttaşı korkusu: Oku, adam ol, para kazan, bizim gibi sefil olma, zorluk çekme, araban olsun, evin olsun, güçlü ol. Çocuklarımız bu korkuyla büyüyorlar. Daha sonra okul ve çevre de bu korkularını besliyor. Bunun sonucu olarak en zeki ve en çalışkan

okumak için tıklayınız

Direnişi Fotoğraflardan Okumak – Zerrin Yılmaz

Bir fotoğraf; uzun bir yazıdan, bir filmden, saatlerce süren bir konuşmadan daha fazla şey anlatır bazen. Gerçek olanın kanıtıdır fotoğraf, bu yüzden de nesneldir. Bir yanıyla da ona bakan göz, onu algılayan zihin, onu hisseden kalbin biricikliği oranında öznel bir yanı da vardır. Türkiye?nin her bir meydanından yükselen fotoğraf kareleri görüyoruz bir süredir. Gezi Parkı?ndan

okumak için tıklayınız

“Anı yazmak, ölümün elinden bir şeyler kurtarmaktır” Yaman Tüzcet kitabına André Gide’den bu alıntıyla başlıyor. – Serkan Fırtına

?Anı yazmak, ölümün elinden bir şeyler kurtarmaktır? Yaman Tüzcet kitabına André Gide?den bu alıntıyla başlıyor. Ve okudukça anlıyoruz ki, ölümün elinden iyi ki kurtulmuşlar, ve sözcüklere dökülmüşler? Anıları yazıya dökmek bireysel tarihten toplumsal tarihe eklemlenmektir. Hele ki yaşanılan tarihsel süreç, Türkiye?nin kültürel, sanatsal, siyasal değişimlerinin önemli evrelerine tanıklık etmişse anlatılanların sadece bir çift anıdan ibaret

okumak için tıklayınız

Kendine Yolculuk – Melike Uzun

Hollandalı yazar Gerbrand Bakker?a ait Dolambaç adlı yapıt Türkay Yalnız tarafından dilimize çevrildi, geçtiğimiz günlerde Metis tarafından yayınlandı. Dolambaç, gerçek adını romanın sonuna kadar öğrenemediğimiz bir kadının kaçış öyküsü. Bu kaçış soyguncuların ya da casusların heyecan verici kovalamaca öykülerine benzemiyor elbette. Kendinden kendine yol alış, bazıları için bol hareketli

okumak için tıklayınız

Edebiyattan Televizyona – A. Ömer Türkeş

Televizyon kanallarının edebiyata el atıp bir zamanların klasiklerini ya da günümüzün çoksatarlarını TV dizisi haline getirmesi tartışmalara yol açıyor. Sevdikleri romanların TV dizilerinde kesilip biçilmesine, günümüze uyarlanıp deforme edilmesine karşı çıkanlar haksız olmasalar bile karşılaştığımız bu durum ne yeni ne de yalnızca bize özgü. Edebi metinlerle sinema/tiyatro/televizyon arasındaki ilişki çok eskilere uzanıyor. Sinema tarihine baktığımızda

okumak için tıklayınız

Darwin ve Sonrası (Doğa Tarihi Üzerine Düşünceler) – Stephen Jay Gould

S. J. Gould’u popüler bilim meraklılarının gözünde diğer pek çok bilim insanından daha önemli kılan şey yazarlık yeteneğinin yanı sıra uzmanlık alanı olan biyoloji ile ilgili sorunları dönemin kültürel ve sosyal sorunları ile ilişkilendirerek okurlarına sunmasıdır. Yazarın ilerici dünya görüşü bize bazı sosyal ve kültürel tartışmalara biyoloji biliminin ışığı altında göz atma fırsatı verir. Gould,

okumak için tıklayınız

Sürgün (İsyan Ateşinden Geçen Mutkili Bir Ermeni Aile) – Ferman Toroslar

Sürgün, 1930’lu yıllarda Doğu Anadolu’ya düzenlenen askeri harekâtlar çerçevesinde yerlerinden edilen Bitlisli Toroslar ailesinin hikâyesini konu alıyor. Akrabalarının çoğunluğu öldürülen aile, bölgede yaşayan yüzbinlerce insan gibi, İskân Kanunu çerçevesinde Batı illerine sürgün edilir. Uzun yıllar boyunca zor şartlar altında yaşamak zorunda bırakılan Toroslar ailesi her fırsatta atalarının topraklarına dönmenin bir yolunu arasalar da sürgün fermanı

okumak için tıklayınız

İlkler Daima Özeldir – Gülşah Elikbank

Bir roman düşünün ki 1897 yılında kaleme alınmış olsun ve halen ilk günkü heyecanıyla okuru sarsın sarmalasın. Üstelik bir de aynı isim ile sinemaya uyarlanan ilk yapım olsun. Tabii ki Bram Stoker?ın Dracula romanından söz ediyorum. Transilvanya?da yaşayan, ölümsüz vampir Kont Vlad Dracula? Yıllarca birçok farklı versiyonu çekilen Dracula, ilk olarak 1931?de Tod Browning tarafından

okumak için tıklayınız

Gerçekçilik ve Fantasma Arasında – Ebubekir Aykut

Game of Thrones (Taht Oyunları) dizi olarak yayınlanmaya başladığında fantastik eserleri sevenler tarafından ilgiyle karşılanmıştı. George R.R. Martin?in Buz ve Ateş?in Şarkısı adını verdiği yedi kitaplık fantastik romanı, dizi sayesinde geniş kitlelerce tanınır ve okunur hale geldi. Tabii kitap ve dizi hemen fantastik edebiyatın kurucu babası sayılan J. R. R. Tolkien?in Yüzüklerin Efendisi Üçlemesi ve

okumak için tıklayınız

Yeşilçam’da Roman Uyarlamaları – Remzi Altunpolat

Sinemanın edebiyatla olan ilişkisi aslında sinemanın doğuş yıllarına kadar gidiyor. Bu anlamda edebiyat, sinema için mümbit bir kaynak. İlk edebiyat uyarlaması George Meliés?in Jule Verne?in aynı adlı romanından uyarladığı, ilk öykülü film-aynı zamanda ilk bilimkurgu filmi- sayılan Aya Yolculuk (1902). Türk sinemasının gelişim seyri de bundan farklı olmayacaktır. Türk sinemasına uyarlanan ilk edebiyat eseri; 1916?da

okumak için tıklayınız

Umudun Arkeolojisi: Din ve Maddecilik – Bora Erdağı

Bazı yazarların veya kitapların okunması için özel nedenler gerekir. Eğer bu özel nedenlerden yoksun sıradan bir okursak zaten okumamızın başarıya ulaşması, beklentilerimizin karşılanması mümkün değildir. Kısa sürede okumayı bırakıp sızlanmaya başlarız. Fakat kendi gündelik yaşam alanlarından hayata doğru ve hayattan kendi ilgi alanlarına doğru söz almak isteyen bir okursak, o zaman işler değişir. Yani sıradan

okumak için tıklayınız

Bir Sovyet Sanatçısı Olarak Tarihe Tanıklığım – Dimitriy Şostakoviç

“Marx, bir insan, ne kadar çok sayıda insana mutluluk sağlayabiliyorsa, o kadar mutlu olabilir demişti. Yoldaşlar, işte bizim sloganımız bu olmalıdır. Çünkü müziğin gerçek amacı, insanlara mutluluk vermek, yaşamın güzelliğini yüceltmektir. Bundan daha soylu bir amaç olabilir mi?” Dimitriy Şostakoviç Şostakoviç: İnsanlık onurunu ayaklar altına alan faşizme karşı savaşta, vatanı için duyduğu sevgide ve sanatı

okumak için tıklayınız

Deliliğin Arkeolojisi / Gomidas: Bir Ermeni İkonunun Portresi – Rita Soulahian Kuyumjian

1869 yılında Kütahya?da doğan Gomidas, etnomüzikoloji alanında yaptığı çalışmalar, beste ve derlemeleri, güzel bariton sesi, kilise ve halk müziği üzerine verdiği dersler ve Tiflis, Bakü, İstanbul, İzmir, İskenderiye, Kahire, Paris, Lozan ve Cenevre’de organize ettiği korolarla çağdaş Ermeni müziğinin babası kabul edilir. Sanat yaşamının zirvesinde olduğu bir dönemde, Nisan 1915?te çok sayıda Ermeni aydını ve

okumak için tıklayınız

1950 Sonrasında Hikâyecilerimiz – Asım Bezirci

1950 Sonrasında Hikâyecilerimiz yirmi iki hikâyeciye ilişkin incelemeler ile onlardan altısıyla yapılmış konuşmaları içeriyor. İncelenen hikâyecilerimiz; Vüs’at O. Bener, Nezihe Meriç, Tahsin Yücel, Muzaffer Buyrukçu, Demirtaş Ceyhun, Demir Özlü, Ferit Edgü, Orhan Duru, Leyla Erbil, Sevim Burak, Tarık Dursun K., Afet Ilgaz, Şükran Kurdakul, Metin İlkin, Nahit Eruz, Adnan Özyalçıner, Erdal Öz, Bekir Yıldız, Füruzan,

okumak için tıklayınız

Gündelik Hayatın Felsefesi (Devrimci Praksis Ve Kültürel Kuramın Kaderi) – John Roberts

John Roberts, Gündelik Hayatın Felsefesi’ni yazmaktaki amacının, günlük yaşam kavramının devrimci tarihinin neredeyse unutulduğu bir zamanda bu tarihi yeniden odak noktası haline getirmek olduğunu yazıyor. John Roberts, 20.yüzyıla damgasını vuran, üç karşı-kültür uğrağının, 1917-1939, 1945-1950 ve 1966-1974 dönemlerinde yaşandığını belirtiyor ve bu dönemleri karşıt-kültür görüş ve hareketleri üzerinden, ana çizgileriyle anlatıyor.

okumak için tıklayınız

Şiir üzerine küçük not..(*) – Faiz Cebiroğlu

Şiir nedir? Tüm şairlerin, tüm şiir yazanların üzerinde odaklaştığı bu soruya, ?geneli bağlar? bir biçimde cevap verilmemesi, anlayışla karşılanmalıdır. Tüm verilen tanımlara saygımız olmakla birlikte, şiiri, şiir yapan; şiiri düz yazıdan ayıran elementler vardır., diyorum. Bu elementlerden kalkarak, şiir üzerine, ben de, küçük bir not yazmak istiyorum. Kolay mı, değil. Ama denemekte yarar vardır. Şiir,

okumak için tıklayınız