Bahar İsyancıdır – Onat Kutlar

Bahar İsyancıdır, Onat Kutlar’ın unutulmaz yapıtlarından: Şiirle öyküden mürekkep denemeler… Ve işte yine Eylül. Geleceğin duvarı önünde duruyorum, kaygılı, sabırsız. Üstümden küçük kuşku tohumları karışmış altın renkli polenler uçuşuyor. Bir türlü bastıramıyorum yüreğimdeki ozanın sesini: “Bahar isyancıdır…” Yaşadığımız şu karabasan, bir gerçeğin yansımasından başka bir şey değilse,

okumak için tıklayınız

Ağaçlar Ülkesine Yolculuk – Jean-Marie Gustave Le Clezio

1994 yılında, “Yaşayan En Büyük Fransız Yazar” seçilen Le Clézio’dan çocuklar için küçük ama çok anlamlı bir kitap: Ağaçlar Ülkesine Yolculuk. Yedi sekiz yaşından beri sürekli yazan ve hayatı yolculuklarla geçen Le Clézio’nun 23 yaşındayken yayımlanan ilk kitabı ödül aldı. Diğer ödüller bunu izledi. 2008 yılında Nobel Edebiyat Ödülü sahibi oldu. 1963 -1975 yılları arasındaki

okumak için tıklayınız

Bir Öykü Yazalım mı? Cemil Kavukçu

Sözcüklerle resim yapılır mı? Fatoş, en sevdiği yazarın okuluna geleceğini duyunca sevincinden yerinde duramaz. Öykü yazmaya çok hevesli olduğu için yazarla karşılaşmaya can atar. Peki, onca arkadaşının arasından sıyrılmayı başarabilecek mi dersiniz? (Tanıtım Bülteninden) Kapıyı çalan öykü – Tülin Sadıkoğlu (07/10/2011 tarihli Radikal Kitap Eki) Öyküleriyle, romanlarıyla, şimdiye kadar yayımlanan yirminin üstünde kitabıyla edebiyatımızın

okumak için tıklayınız

Sanat: Hayat, İnsan ve Devrim[1] – Temel Demirer

?Eğer sanat yararsızsa, hayat da öyledir.?[2] ?Sanat hayata değil, izleyiciye ayna tutar.?[3] ?Hayat bir oyundur, hayat sanattır.?[4] Net bir formülle ifade edersek: ?Sanat = Hayat + İnsan + Devrim? ya da bunların toplamının ötesindeki sonsuzluktur? * * * * * Oysa, bugünde? Özcan Yaman?ın, ?Sanat, bir yatırım aracı hâline geldi,? dediği bir dünyada? Sanat, egemen yalanın bir paçasıdır;

okumak için tıklayınız

Osmanlı Kadın Hareketi – Serpil Çakır

“Son zamanlarda Osmanlı kadınlığı can sahibi olduğunu, var olduğunu gösterdi. Onun her an iniltiler içinde kopup gelen sadasını işitiyoruz. ‘Biz varız, uyanıyoruz, kalkacağız, kalkınız, yol gösteriniz’ diyor. Bu hareketi kadınlığın bütün tabakalarında müşahade ediyoruz. Düşünenler eski hayattan bıktı, düşünemeyenler de bıktı. Artık başka bir hayata girmek ihtiyacı, hemen kadınlığın her tarafında his olundu… Artık şimdi

okumak için tıklayınız

Anna Karenina – Lev Nikolayeviç Tolstoy. Aristokrasi Gerçekliğinin Tablosu.

Anna Karenina, Rusların kendi ülkelerini ve dönemin aristokratlarını en doğru yanlarıyla yansıtan bir romandır. Nabokov’un aktardığına göre Tolstoy’un, yaşlılık yıllarında canı hiçbir şey okumak çekmez, artık yorulmuş, bıkmıştır. Sadece tek bir romanın kendisini heyecanlandırdığını söyler, kitabın adı, Anna Karenina’dır. Anna Karanina, bir yönüyle de bir kadının aşkından dolayı içine düştüğü tragedyadır. Aşkı eksene oturtan büyük

okumak için tıklayınız

Gazetecilikte ve Fotoğrafta Birinci – M. Şehmus Güzel

Özgeçmişini yazmak için Gökşin Sipahioğlu ile yıllardan beri belli günlerde biraraya geliyorduk. Saatlerce konuşuyorduk. Konuştuklarımızı kasetlere alıyor, bir süre sonra yazıyordum. Yazdıklarımdan ve okuduklarımdan hareketle yeniden ve yeniden hazırladığım sorularla tekrar biraraya geliyorduk ve Gökşin?le yeniden ve yeniden sürdürüyorduk sohbetimizi. Görüşme günümüzden bir veya iki gün önce ona on, yirmi belki daha fazla sorudan oluşan

okumak için tıklayınız

Stephane Hessel ‘den çağrı: Öfkelenin! – Serkan Fırtına

94 Yaşında bir bilgeden özellikle gençlere “Öfkelenin!” adlı tokat gibi bir bildiri. Stephane Hessel, İkinci Paylaşım Savaşı sırasında Fransız direniş hareketlerine katılmış, faşizme karşı mücadele etmiş, işkenceye uğramış, toplama kamplarında kalmış, savaş sonrası Birleşmiş Milletler?de İnsan Hakları Evrensel Bildirisi?nin yazılmasına katkıda bulunmuş ve hayatı boyunca ezilenlerin yanında yer almış bir eylemci, düşünür, arabulucu kimliği ile

okumak için tıklayınız

“Savaş İnsanlığa Yakışmıyor” – Berivan Kaya

Clarissa, Stefan Zweig’in son romanı. Onu tamamlayamadan 1942 yılında hayatını sonlandırır Zweig. Kitap seksenli yılların başında yayıncısı tarafından tamamlanarak yayınlanır. Ülkemizde ise Gülperi Sert-Serpil Yalçın çevirisiyle 2010 yılında Can yayınları tarafından yayınlandı. Romanın sonlarına doğru dildeki farklılaşma, hikâyedeki hızlı geçişler, kurgunun sönümlenmesi yayıncının bu olumsuz müdahalesini açığa vurmakta ve anlatıyı zayıflatmaktadır. Fakat romanın geneline sızan

okumak için tıklayınız

Post-modernist Şiirler(!) Sirki – Serkan Engin

Edebiyat dergilerine ve şiir yıllıklarına göz attığınızda, başat olan anlayışın halihazırda post-modernist şiir anlayışı olduğunu görürsünüz. Uzun yıllardır ülkemizin şiir düzleminde ağırlığı olan bu poetik anlayışı, daha önce ?Post-modernist Şiir(!)?deki Sefaletin Çözümlenmesi/ Ekin Sanat Aralık 2005/ Berfin Bahar Ocak 2006 / YKY 2006 Şiir Yıllığı/ Kıyı Yaz 2007/ Karalama Sayı 2 2007/ Sert Sessiz Haziran

okumak için tıklayınız

Zaman Zaman İçinde (Anadolu Masalları 3) – Muhsine Helimoğlu Yavuz

İnsan Masalsız Olmaz. “Bütün dünya halk anlatıları, üstüne kurdukları temel motifler ve taşıdıkları iletiler açısından ortaklık ve benzerlik gösterirler. Çünkü her masal olayının, gerçek hayatta bir karşılığı vardır. Ne var ki masallar bu gerçekleri, sorunları ve çözüm yollarını sembollerle anlatırlar. Öyleyse masalları anlamak hayatı anlamakla eş değerlidir. Bu kitabı okurken birçok ‘masal serüveni’nin içinden geçeceksiniz.

okumak için tıklayınız

Kilaman ( Anadolu’dan Gelen Bir Rum’un Anıları ) – Lazaros K. Aşıkoğlu

1919-1922 Türk-Yunan Savaşı sırasında, Anadolu Rumlarının yaşadıkları pek bilinmez. İşte Lazaros Aşıkoğlu ailesinin öyküsünü anlatırken, aynı zamnda coğrafyamızın acı ile dolu, pek bilinmeyen dönemini de gün ışığına çıkarıyor. Balkan Savaşları ile başlayan ve 9 yıl devam eden savaşlar sarmalı sırasında tüm halklar çok ağır bedeller ödedi, çöken çok uluslu bir imparatorluğun enkazı altında kaldı. Zorunlu

okumak için tıklayınız

Ünlü Şiirler Testi

Testimizde ülkemiz şiirinin akıllarda yer eden ünlü dizelerinin şairlerini soruyoruz. Hem bildiğiniz güzel şiirleri tekrar aklınıza getirmesi hem de ülkemiz şiirine olan yakınlığınızı ölçmek için… 1. Eskiler alıyorum/ Alıp yıldız yapıyorum/ Musiki ruhun gıdasıdır/ Musikiye bayılıyorum/ Şiir yazıyorum/ Şiir yazıp eskiler alıyorum/ Eskiler verip musikiler alıyorum./ Bir de rakı şişesinde balık olsam a) Oktay Rifat

okumak için tıklayınız

Halk Şiirimize Soluk Kazandırmak – Müslüm Kabadayı

Aslında söz ustalığından öte anlatım derinliği ve zenginliği bakımından basite alınamayacak sanatlardan biridir şiir. Bu nedenle edebiyatın değil, sanatın dallarından biri olarak değerlendirilir kimilerince. Biçim, biçem ve anlatı zenginliği bakımından böyle değerlendirilir. Aşık şiirimizin en yaygın kullanılan nazım biçimlerinden olan koşma, gelenekten yararlanarak modern şiir yazanlar için söyleyiş olanakları sunar. Yiğitlikten söz eden koçaklama, aşktan

okumak için tıklayınız

Türkiye PEN bu ayın kitabı olarak Halil Gündoğan’ın “Meçhul Kitap” adlı yapıtını seçti.

Türkiye PEN bu ayın kitabı olarak Halil Gündoğan’ın “Meçhul Kitap” adlı yapıtını seçti. PEN yönetimi Gündoğan’ın kitabını seçme nedenini açıklarken; “7 Eylül günkü açıklamamızda, Halil Gündoğan’ın kaleme aldığı eserin Sincan 1 No’lu F Tipi Hapishanesi yönetimince mektup sayılıp imha edilmesi kararını kınamıştık. Eylül 2011 için, Ayın Kitabı olarak Halil Gündoğan’ın el koyulan eserini ve tarihte

okumak için tıklayınız

Yapmak ve Yaratmak Üzerine İpuçları – Faiz Cebiroğlu

Pedagojide yapmak ve yaratmak, her zaman büyük bir önem taşımıştır. Bu yüzden, drama, müzik, şarkı, ritim, dans ve atölye çalışmaları ( resim-iş ve sanat anlayışı), her zaman pedagojinin olmazsa olmaz elementleri olmuştur. Burada üzerinde önemle durulan nokta, hiç kuşkusuz, insanının her yönüyle gelişmesi, değişmesi ve ileri gitmesidir. Yapmak ve yaratmak; kendini ifade etmek demektir. İnsan

okumak için tıklayınız

Ödül Düzleminde Şiir Erkini Yıkmanın Anatomisi – Serkan Engin

Ödüllendirmek, üst konumundaki biri ya da birilerinin, ast konumundaki biri ya da birilerine övgü lütuf etmesidir. Yani her şeyden önce iki birey arasında hiyerarşi kurar ki hiyerarşi insani değildir, dolayısıyla ödüllendirmek ve ödül beklemek de insani bir eylem değildir. Sahibinden daha doğrusu kendisini sahibi olarak gören insandan ona uygun eylem sergilediği için bir köpeğin ?ödül?

okumak için tıklayınız

Sovyetler Nasıl Olurdu da Çözülmezdi? ? Suat Kamil Aksoy

Biz şu ana kadar yazdıklarımızda esas yönleri itibariyle Marx tarafından da desteklenen reel sosyalizmin yanlış bir pradigma üzerine kurulmuş olduğunu iddia ettik. Ayrıca Marx?ın işçi sınıfı ile ilgili beklentilerinin yanlış olduğunu söyledik. Marx?ın temel katkısı açısından yanlış anlaşıldığını da iddia ettik. Buradan yola çıkarak bu durumun tam tersinin vukuu bulma olasılığını hayal edebiliriz. Yani Marx

okumak için tıklayınız

İnsanlar Uyanıyor – Aziz Nesin ‘Gülmek mi gerek, yoksa ağlamak mı? Karar vermek imkânsız’

Aziz Nesin, kitaba adını veren İnsanlar Uyanıyor adlı öyküsüyle Krokodil Uluslararası Gülmece Öyküsü Yarışması 1969 Birincilik Büyük Ödülünü kazandı. ( * ) “İnsanlar Uyanıyor” o kadar acı ki, gülüş imkânsız. Bu, insanları uyandırmak isteyen bir solcunun acısı. Yenik düşüyor. Hapisten çıkınca kendisini insandan uzak bir gecekondu köşesinde yalnızlığa mahkum ediyor. İşsiz ve güçsüz. Sonra bu

okumak için tıklayınız