Edebiyat Nedir? – Jean-Paul Sartre “Her insan herkes karşısında her şeyden sorumludur” Dostoyevski

Edebiyat Nedir? (Qu’est-ce que la litterature?), 20. yüzyılın en etkili düşünür ve yazarlarından Jean-Paul Sartre’ın deneme türünde 1947 yılında yazdığı ve kısa sürede kültleşmiş kitaplarından. Kuram ve eylem adamı niteliklerini birleştiren, yazar-aydın kimliğiyle yaygın bir etki uyandıran Sartre, döneminde tartışmalara yol açan bu kitabında edebiyat kavramını ‘yazar’, ‘yazarın görevi’ ve ‘okurun konumu’ üzerinden üç ayrı

okumak için tıklayınız

Son İstasyon: Tolstoy’un Son Yılı – Jay Parini

Anna Karenina, Savaş ve Barış gibi görkemli başyapıtların yazarı Lev Nikolayeviç Tolstoy, hayatının son günlerini huzur içinde geçirmek amacıyla, 1910 yılının soğuk bir sonbahar günü, meçhul bir yöne doğru evinden, kırk sekiz yıllık karısından, on üç çocuğundan ve gazetecilerden kaçarak trenle yola çıkar. (*)“Bir zamanların görkemli çiftliği Yasyana Polyana’dan çıkarken bunun son yolculuğu olduğunu çok

okumak için tıklayınız

Yüzbaşının Kızı – Aleksandr Sergeyeviç Puşkin “İhanet karşısında dürüstlüğün ve cesaretin zaferini anlatan roman”

Yüzbaşının Kızı (??????????? ?????), Aleksandr Sergeyeviç Puşkin’in 1833-1836 yılları arasında yazdığı rus edebiyatında büyük öneme sahip bir romanıdır. Yüzbaşının Kızı, Pugaçov Ayaklanması sırasında Rus bir subayla görev yaptığı kale komutanı yüzbaşının kızı aralasındaki duygusal ilişkileri konu alır. 18. yüzyıl Rusya’sında geçen roman, rejimin çalkantılı ve belirsiz olduğu dönemde orduya katılan genç asilzade Pyotr Andreyiç Grinyov

okumak için tıklayınız

Gölgesi Yıldız Dolu: Metin Altıok Kitabı – Zeynep Altıok

Metin Altıok, şiirimizde çağcıl bir ses. Şiirinin gelişip oluşma yatağı bir gelenegin belki de en ışıltılı yerinde durur. Onun, süre süre getirdiği şiirinin debisinde yatan acnın/savrulmanın dilidir o çağcıl sesi bugün bize duyuran. En lirik söyleyişten en kült anlatıya uzanan bir coğrafyanın renklerini/seslerini getirir bize. Onun yazgısı da yazdığı şiirinin rengi gibidir. Yangınlara giden bir

okumak için tıklayınız

Ölü Canlar – Nikolay Vasilyeviç Gogol

“Gogol’e ününü sağlayan “Müfettiş” ve “Palto” gibi, “Ölü Canlar” da Rus toplumsal hayatına yapılmış ağır, ama mizahi bir eleştiridir. Kahramanı Pavel Ivanovich Chichikov’la giderek palazlanan iş bitirici ve şarlatan bir insan tipine; onun “can” denilen serfler üzerine çevirdiği dolaplarla kazandığı güç üzerinden ise Rus kanunlarına ve sınıfsal ilişkilere saldırmıştır yazar. Chichikov’un izlediği yol basittir; amacı, toprak

okumak için tıklayınız

Evrenin Oluşumu – Henri Laborit. Bilgiyle düşü, bilimle şiiri birleştirebilen aydınlatıcı bir kitap.

Madde dünyası, taşların, ağaçların, yaprakların, dalların, hayvanlarla insanların, gördüğümüz, dokunduğumuz, kokusunu aldığımız, sesini işittiğimiz her şeyin dünyası nedir acaba? Neden yapılmıştır? Ve insanların yüzyıllarca, yıldızlarıyla birlikte tepelerine asılı sandıkları, Dünya çevresinde döndüğüne inandıkları gökyüzü nereden geliyor? Ve bütün bunların ortasındaki insan nedir? Bu gibi en yalın sorulardan en karmaşık sorunlara geçen Henri Laborit, okurunu çağdaş

okumak için tıklayınız

Yolgeçen Hanı – Pınar Selek

Yolgeçen Hanı, Pınar Selek’in darbe sonrası yılların acılarını, tüm renk ve sesleriyle hayatın ve insanların canlılığına sarmalayarak anlatmayı başardığı; gücünü, samimiyetinden ve doğallığından alan ilk romanı. Bir kaçışın hikâyesi ve 12 Eylül’ün ardından gelen şarkılar… Kimliklerinin peşine düşmüş dört genç: Devrime olan inancını asla yitirmeyen ve bu uğurda sevdiklerini terk etmeyi göze alan Elif, hayatının

okumak için tıklayınız

Ermeni ozan Sayat Nova, büyük aşkı Prenses Anna ve ?Bir Sözüm Var Sana? şiiri

1712 yılında doğup 1795 yılında ölen Ermeni ozan Sayat Nova (Harutyun Sayatian), üç dilde şiirler yazmış. Azerice, Ermenice ve Gürcüce. Sayat Nova’yı henüz tanımıyoruz. Çünkü henüz Türkçeye çevrilmiş değil. *”Ne zaman resimdeki aydınlık yüzlü adama baksam, onun dinlediğim en güzel aşk şarkılarına ve şiirlerine imza atan büyük ozan Sayat Nova olduğu geliyor aklıma ve dalıp

okumak için tıklayınız

Hem Türk hem Ermeni ilk roman, Akabi Hikâyesi ? Hovsep Vartanyan / Vartan Paşa

Avusturyalı Türkolog Andreas Tietze’nin Paris?teki bir kütüphanede bulduğu, Hovsep Vartanyan (Vartan Paşa) tarafından 1851 yılında Ermeni harfleriyle ama Türkçe olarak yazılmış Akabi Hikâyesi adlı romanı hem Ermeni edebiyatının hem de Türk edebiyatının ilk romanıdır. 1872?de Arap alfabesiyle yayımlanan Şemseddin Sami?nin ?Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat? adlı yapıtı Türk edebiyatının ilk romanı olarak anılır. Oysa bu tarihten

okumak için tıklayınız

Küller Arasında / Acının Terazisinde İki Halk: Türkler ve Ermeniler ? Halil İbrahim Özcan

(*) ‘Küller Arasında’ , 1915 Tehcir Kanunu’yla Haçin’den sürgüne gidenlerden bir kısmının 1918’de yeniden Haçin’e dönmelerini ve döndükten sonra yaşadıklarını, hüzünlü ve tarafsız bir dille anlatıyor. Hikâye, Ermeni ve Türk halklarının bin yıllık kardeşlik duygusuyla kaleme alınmış.. “Ben sana ne diyebilirim ki Aram? Şimdiye kadar yoktu böyle şeyler, gavurmuş, Müslüman?mış… Güneş hepimizin üstüne doğardı. Seher

okumak için tıklayınız

Biletimiz İstanbul?a Kesildi ? Mıgırdiç Margosyan ?Diyarbakır?da gavurduk İstanbul?da Kürt olduk?

Mıgırdiç Margosyan’ın 1998 yılında yayımladığı ‘Biletimiz İstanbul’a Kesildi’ öykü kitabında, 1940’lı 50’li yılların Diyarbakır’ı ve İstanbul’unda tadına doyulmaz bir gezintiye çıkarıyor okuru. Mıgırdiç Margosyan anadilini öğrenmesi için, birkaç arkadaşıyla İstanbul’a Ermeni Yetimhanesi’ne gönderilmesiyle başladığı kitabında zaman zaman çocukluğuna, Diyarbakır’da doğup büyüdüğü Gavur Mahallesi’ne dönüyor. Ve yazar öyküsünü şöyle anlatıyor: “Diyarbakır’da, Hançepek’te, Gavur Mahallesi’nde başlayan, ancak

okumak için tıklayınız

Anneannem – Fethiye Çetin “O günler gitsin, bir daha geri gelmesin?”

Bu coğrafyada yaşayan herkesin şu ya da bu şekilde bildiği ama üzerinde konuşmamayı tercih ettiği saklı yaşamlar. Ermeni ve Hıristiyan iken Türk ve Müslüman olmuş binlerce çocuktan biri: Heranuş ya da diğer adıyla Seher. Torunu Avukat Fethiye Çetin anneannesi hakkındaki gerçeği yıllar sonra öğrendi. Anneannesinin akrabaları Gadaryanlara ise onun ölümünün ardından ulaşabildi. Konuşacak çok şey,

okumak için tıklayınız

Emval-i Metruke Olayı (Osmanlı?da ve Cumhuriyette Ermeni ve Rum Mallarının Türkleştirilmesi) ? Nevzat Onaran

Nevzat Onaran, ?Emvâl-i Metrûke Olayı? başlıklı çalışmasında, Osmanlı Devleti?nde ve Cumhuriyet Türkiyesi?nde Ermeni ve Rumların mallarına en konulma süreçlerini ele alıyor. Konuya dair kanun ve yönetmeliklerin yanı sıra, Türkiye Büyük Millet Meclisi?nin gizli ve açık oturumlarında olayın nasıl ele alınıp tartışıldığını da araştıran Onaran, Emvâl-i Metrûke meselesini çok yönlü bir bakışla irdeliyor. 1915?te ve sonrasında

okumak için tıklayınız

Tehcir Çocukları “Nenem bir Ermeni’ymiş…” – İrfan Palalı

İrfan Palalı’nın anneannesi Fatma’nın tehcir sırasında yaşadıklarını ve onun Ermeni olduğunu öğrendiğinde tepkisini anlattığı “Tehcir Çocukları”, 2005 yılında Su Yayınları tarafından yayımlandı. ?Anneannemin Ermeni olduğunu 40 yaşlarında öğrendiğim için özel bir duygu hissedeceğim yaşı geçmiştim ve korkularımı aşmıştım. Gençken öğrenseydim, herhalde ?Ermeni dölü? olmaktan hicap duyardım. Ama ailemden çok korktum, nitekim korktuğum kadarını yaptılar. Mesela

okumak için tıklayınız

Kumkapı Ermeni Balıkçıları (1952) – Ara Güler

“1952 yılında, Ermenice olarak çıkan Jamanak gazetesinde altı gün süresince (21-26 mayıs) Kumkapui hay tzıgnorsnerun/Kumkapı Ermeni Balıkçılarıyla Birlikte adıyla yayımlanan foto-röportajı, Aras Yayıncılık tarafından Kumkapı Ermeni Balıkçıları adıyla, Ermenice, Türkçe ve İngilizce olmak üzere üç dilli olarak yayımlandı. Kumkapı Ermeni Balıkçıları kitabı, Ara Güler?in Kumkapı?da yaşayan Ermeni balıkçılarla yaptığı röportajlardan ve o dönemde balıkçı köyü

okumak için tıklayınız

Kara Kefen (Müslümanlaştırılan Ermeni Kadınların Dramı) – Gülçiçek Günel Tekin

Gülçiçek Günel Tekin, Müslümanlaştırılan Ermeni kadınlarının dramını ele alırken, Türkiye’nin en tabu konularından birini daha deşiyor, otopsi masasına yatırıyor. 1915 travması yalnız Ermeniler açısından değil, Türkler ve Kürtler başta olmak üzere onlarla birlikte yaşamış olan tüm halk grupları açısından da geçerli ve etkileri hala devam etmekte. Bu travmanın ele alınmayan grubu ise, karma köklere sahip

okumak için tıklayınız

Türkiye?de Çocuk Olmak!(*) – Faiz Cebiroğlu

Çocuk, dünyanın her tarafında, çocuktur. Yaş olarak, 18 yaşın altında olan herkes, çocuktur. Kızı, erkeği, beyazı, esmeri, Afrikalısı, sarışını?Hangi renk, cins ve görünüşten olursa olsun, çocuk, çocuktur. Herkes güzel ve kaliteli bir ?çocukluk devresi? yaşama hakkına sahiptir. Bu bir insanlık hakkıdır. Çocukları korumak, en başta devletlerin görevi oluyor. Devlet, ?çocukluk devresini? koruyan kurallar, çıkarmakla yükümlüdür.

okumak için tıklayınız

Can Çocuk 25 Yıldan Seçmeler / Çocuk Edebiyatı Antolojisi

(*) ‘Can Çocuk 25 Yıldan Seçmeler’i bir nevi çocuk edebiyatı antolojisi olarak da görebiliriz. Can Yayınları’nın kuruluşunun 25. yılında, yayınevi son derecede yerinde bir karar vererek bu yirmi beş yıllık serüvenin özeti olacak bir seçki yayımladı. Seçkinin adı; Can Çocuk 25 Yıldan Seçmeler. Kitapta yayınevinin kuruluşundan bu yana kitapları yayımlanmış yazarların yapıtlarından seçilmiş parçalar ve

okumak için tıklayınız

Şimdiki Çocuklar Harika – Aziz Nesin

“Bu romanı, salt çocuklar için değil, anababalarla öğretmenler için de yazdım.” Aziz Nesin Şimdiki Çocuklar Harika, Aziz Nesin’in 1967’de yazdığı bir kitaptır. 55 kere basılmıştır. Bu kitapta Ahmet ve Zeynep ismlerinde iki çocuk ayrılıp mektuplaşma yoluyla birbirlerine yaşadıkları olayları anlatırlar. Ahmet ile Zeynep eskiden aynı okulda okumaktalardır, ancak Zeynep sonra Ankara’ya taşınır. Mektuplaşmaya söz vermişlerdir.

okumak için tıklayınız

Öykülere Gizlenen Çocuklar – Hüsnan Şeker

2008 Rıfat Ilgaz Çocuk Edebiyatı Öykü Ödülü’ne ‘Öykülere Gizlenen Çocuklar’ adlı kitabıyla ortak olan Hüsnan Şekeralan ödül töreninde Rıfat Ilgaz?ın çocuklara duyduğu büyük sevginin, yetişkin öykülerinin içine de sızdığını, okuduğu her Rıfat Ilgaz öyküsünde, satırların arasına gizlenen, birbirinden muzip, akıllı, büyümüş de küçülmüş çocukları gördüğünü belirterek? Öykülere gizlenen çocuklar Rıfat Ilgaz adına bir yarışma düzenlendiğini

okumak için tıklayınız