Çocuk İşçiler / Çarpık Gelişen Bedenler – İzzet Duyar, Barış Özener

Yeni binyılın eşiğinde çocuk emeğine ilişkin yapılan değerlendirmelerin sonuçları pek iç açıcı görünmüyor. İncelemeler, çocukların, başta az gelişmiş ekonomiler olmak üzere tüm toplumlarda yaygın biçimde çalıştırıldığını ortaya koyuyor. Bünyeleri tam anlamıyla oturmadan fiziksel yüklenmelere maruz kalan çocukların “çarpık” bir bedene sahip oldukları görülmekte, bu da “çocuk emeği”nin önüne geçilmesi gereken toplumsal bir yara olduğu gerçeğini

okumak için tıklayınız

Türkiye?de Çocuk Emeği – Derleyen: Kemal İnal

Çocuk emeği çoğu ülkede hâlâ yaygın bir olgu, hem de onca önleme rağmen. Madencilikten fuhşa, sokak satıcılığından çıraklığa değin her türlü işte çalıştırılıyor çocuklar. Oyun oynaması gereken, eğitim çağında olan yüz binlerce çocuk, birkaç kuruş adına son derece tehlikeli işlerde emek gücü olarak insafsızca kullanılıyor. Sorulduğunda, ?ekmek parası? için diyorlar; elbette çalışmalarının ilk nedeni olarak

okumak için tıklayınız

Türkiye’nin Çocuk İşçileri, “çocuk bayramınız kutlu olsun! ! ! ?”

Ülkemizde, çocuk işçiliği ile ilgili son araştırma 1999 yılına ait. Aradan 7 yıl geçmiş olmasına karşın sorunun bugünkü boyutlarını ortaya koyabilecek yeni bir araştırma yok. Türkiye İstatistik Kurumu araştırmasına göre, Türkiye’de 6-17 yaşları arasında 16 milyon çocuktan 7 milyonunu çalışıyor. Tarım, sanayi ve hizmet sektöründe çalışanların sayısı yaklaşık 2 milyon. Yaklaşık 5 milyon çocuk ise

okumak için tıklayınız

Edebiyat ve Sinemada Yaşayan Lenin

Çağımızın Marksizmi olarak anılmayı hak etmiş devrimci eylem kılavuzunun baş kişisi Lenin’le ilgili elinizdeki kitap, Lenin’i sanat yoluyla anlatmada çok büyük bir eksikliği gideriyor. Lenin’i anlatırken dünyayı değiştirme iradesi ve coşkusunun sinema ve edebiyat diline çevrilmesinin farklı evrelerini anlatarak Lenin okumalarına uzaklığı kırma hedefini yerine getiriyor. Bütün bir devrimci kalkışmalar dönemini ele alan kitap, “Tarihsel

okumak için tıklayınız

Göksel Kürelerin Devinimleri Üzerine – Nicolaus Copernicus

Nicolaus Copernicus (1473-1543), teolojinin yanı sıra matematik ve astronomi ile ilgilendi. Bir süre İtalya’da tanınmış gökbilimcilerden ders aldı, Domenico Maria Novara da Ferrara ile çalıştı. Aristoteles’in ortaçağa egemen olan Evren ve Dünya görüşünün tersini savundu. En önemli eseri Göksel Kürelerin Devinimleri Üzerine 1543 yılında yayımlandı. Ptolemaeus’un Dünya merkezli modeline karşı Güneş merkezli yeni bir model

okumak için tıklayınız

Nâzım Hikmet’in 1956 ve 1957 yılında Prag’da el yazısıyla Osmanlıca yazdığı şiirler ve mektuplar ortaya çıktı.

Türkiye edebiyatının en önemli şairi Nâzım Hikmet’in 1956 ve 1957 yılında Prag’da el yazısıyla Osmanlıca yazdığı şiirler ortaya çıktı. İçlerinde hiç bilinmeyen mısralar da var, ezbere bildiğimiz dizelerden çok farklı olanlar da… Ankaralı koleksiyoner Erdal Dikmen?in Nazım Hikmet?in ailesinden aldığı ?evrak-ı metruke?den pek çok şiirin orijinalleri çıktı. Koleksiyonda Nazım?ın yazdığı 77 daktilo, 17 el yazması

okumak için tıklayınız

Bologna Süreci Sorgulanıyor (AB’nin Akademik Tahakkümünün Sosyalist Tahlil, Eleştiri ve Reddiyesi) – Kolektif

Avrupa Birliği’nin merkezinde duran emperyalist ülkeler tarafından başlatılan Bologna Süreci, AB ve onun yakın temasta olduğu ülkelerde yükseköğretimi köklü biçimde dönüştürmeyi, onu sadece sermayenin ihtiyaçlarına hizmet eder hale getirmeyi hedefliyor. Buna AB içinden dahi güçlü itirazlar yükselirken, Türkiye akademisi sessiz, hatta kimi solcu hocalar dönüşümü bizzat yönetiyorlar. Üniversite Konseyleri Derneği tarafından hazırlanan bu kitapta Türkiye

okumak için tıklayınız

Budala – Fyodor Mihailoviç Dostoyevski

“1868 yılında yazılan Dostoyevski’nin Budala adlı eseri, Suç ve Ceza ile Karamazov Kardeşler’in arasında yazılmış bir romandır. 1867’de, kırk altı yaşında Snitkina’yla evlenen Dostoyevski, hem alacaklılardan, hem de yardım isteyen akrabalardan kurtulmak için karısıyla birlikte yeniden yurtdışına çıkmıştır. Rusya’dan dört yıl uzak kalacaktır. Alçaltıcı bir yoksulluk içinde geçen bu dönem boyunca ülkeden ülkeye dolaşacak; tüm

okumak için tıklayınız

Küba Tarihi (Bir Halkın Biyografisi) – Jose Canton Navarro

Küba ‘da Fidel Castro ve arkadaşlarının bütün dünyada saygı uyandıran mücadele ve başarılarının nasıl bir tarihsel arka planı olduğunu anlamak isteyenler için Küba’nın önemli tarihçilerinden Jose Canton Navarro’nun bu çalışmasının bir fırsat olduğunu söyleyebiliriz. Yerli halkın neredeyse tamamının işgalci İspanyollar tarafından yok edildiği küçük bir adada, halkın, yaklaşık 500 yıl süren zorlu mücadelelerin ardından elde

okumak için tıklayınız

Arap Milliyetçiliği: Mısır ve Nasırcılık (Tahrir Meydanı’nda Korkuyu Yenmek) – Zeynep Güler

Mısır 1950’li ve 1960’lı yıllarda Bağlantısızlık Hareketi içinde güçlü ve kişilikli bir konum geliştirmişti. Arap milliyetçiliğinin taşıyıcılığını üstlenen Nasır’ın Mısır’ı, emperyalist-kapitalist sistemle sosyalist sistem arasında, tartışmasız biçimde ikinciye daha yakın, bağımsızlıkçı bir seçeneği kurmayı denedi. Arap-İsrail çatışmasının gölgesinde kalan bu deneme Nasır sonrasında tasfiye edilecek ve Mısır, siyaset düzleminde Amerikancı, toplumsal dokuda ise İslamcı bir

okumak için tıklayınız

Suç ve Ceza – Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

1866 yılı Rusya’sını yansıtan ‘Suç ve Ceza” (Prestupleniye i nakazaniye), Dostoyevski?nin en büyük eserlerinden birisidir. Dostoyevski’nin ölümüne 15 yıl kala açlık ve sefalet içinde kaleme aldığı bu eser dönemin Rusya’sının sosyo-ekonomik yanlarını tümüyle ortaya koymakla beraber Dostoyevski’nin yaşam kavgasını da çeşitli yönlerden anlatmaktadır. Eserin başkarakteri Raskolnikov’un Petersburg’ta oturduğu semtin, Dostoyevski’nin semtiyle aynı olması ve hatta

okumak için tıklayınız

Kavganın Şafağı – Ivan Popov. Yenilginin küllerinden yeniden dirilişin romanı

Rusya’da 1905 Devrimi yenilmiş, ağır gericilik ve suskunluk yılları başlamıştır. Ülke, çarlık çizmeleri altında karanlık bir hapishane görünümündedir. İşçi hareketi bastırılmış, devrimci örgütler büyük ölçüde dağıtılmış, aydınlar kitle halinde devrimden uzaklaşmıştır. Siyasal baskıların yanı sıra büyük tasfiyeci dalgaya göğüs germeye çalışan Bolşevikler de iç sorunlarıyla kan kaybetmektedirler. Ama işçi kitleleri için için kaynamaktadır. Ve onların

okumak için tıklayınız

Fikrimin İnce Gülü – Adalat Ağaoğlu. İşçi Bayram’ın ‘Bayram Bey’ olma yolculuğu

“Fikrimin İnce Gülü” Adalet Ağaoğlu’nun 1976 yılında yazdığı ikinci romanı. Yazar, insanlardaki yabancılaşma ve içe yolculuğu etkileyici bir biçimde anlatıyor. Eser, işçi Bayram’ın bir gününün hikayesini konu alır. Adalat Ağaoğlu bu yol romanında, sınıfının ve konumunun bilincinde olmayan Bayram’ın “Bayram Bey” olma çabasının biricik öznesi bal rengi Mercedes’i ile ilişkisini, Kapıkule’den başlayıp köyünde hazin bir

okumak için tıklayınız

Yanan Gözler: Antoine Agoudjian?dan Ermenilerin Hatıraları – Antoine Agoudjian

Bir fotoğrafçının kimliği, kaderi ve çalışmaları, onun içinden geldiği toplumla nadiren bu kadar örtüşür. Antoine Agoudjian Fransız; Ermeni anne babadan doğma; Ermeni göçmenlerinin torunu; Ermeni halkının trajik tarihiyle ilgili hiçbir şeye uzak ve kayıtsız değil… Fotoğraf, Agoudjian?ın itiraf ettiği gibi, modern tarihin azabıyla aniden savrulmuş ve parçalanmış bir halka çok yakın olmanın en radikal yoludur.

okumak için tıklayınız

Shakespeare ve Greenblatt – Ceylan Koryürek

Shakespeare sahnede, büyülü sözcüklerle dolaşıyor damarlarda, yüzyıllardır hızı kesilmemiş, dengede bir cambaz sevenlerini oynatıyor parmaklarında. Stephen Greenblatt, Shakespeare olmak adlı biyografisiyle, eserlerin içindeki gerçek yaşantıyı kanıtlardan yola çıkarak, duyumsattışı heyecan, düş ve gerçeğin kenetlenmiş elleriyle, ilişkilendirdiği her olayla yapıtlardaki izdüşümünü araştırmış. Greenblatt için ön plana çıkan Shakespeare eserlerinin dehasının büyüklüğünü anlatmaktan çok, dehanın o yapıtı

okumak için tıklayınız

Azap Yolları 1- 2- 3 / Aleksey Tolstoy

Rus yazar Lev Tolstoy’un uzaktan akrabası olan Aleksey Tolstoy ‘Azap Yolları’ eseri, “İki Kız Kardeş”, “Yıl 1918”, “Kederli Sabah” ciltlerinden oluşan bir nehir romandır. Birinci Dünya Savaşı, Büyük Sovyet Devrimi, uzun ve zorlu iç savaş yıllarının zengin bir panoramasını sunan eser, tüm derinliği ve karmaşıklığı ile insan doğasını, olaylar içindeki insanların ıstırap ve sevinçlerini büyük

okumak için tıklayınız

Laz Kapital 1 – Yılmaz Okumuş ?Karl Marx Trabzon?da doğsaydı”

?Karl Marx Trabzon?da doğsaydı? fikrinden yola çıkarak kitap yazan mizahçı ve senaryo yazarı Yılmaz Okumuş?un Laz Kapital?i fıkra tadında yazılardan oluşuyor. Gırgır, Nankör, Hıbır, Ustura ve Küstah gibi mizah dergileri ile İnce İnce Yasemince, Kaygısızlar, Baskül Alise ve Tatlı Kaçıklar gibi dizilerin senaryo yazarı olarak tanınan Yılmaz Okumuş, ?Laz Kapital? kitabında, hayatın farklı alanlarından konuları,

okumak için tıklayınız

Makar Çudra – Maksim Gorki. Bilim aklın şiiridir; şiir de yüreğin bilimidir.

Rusça’da “acı” anlamına gelen Gorki takma adını kullanan Aleksey Maksimoviç Peşkov, edebiyata ilk adımını 1892 yılında ‘Makar Çudra’ öyküsü ile attı. Daha ilk öykülerinden başlayarak eserlerinde bir iyimserlik, insanın yaratıcı gücüne duyulan sonsuz güven ve aktif bir hümanizma göze çarpar. Rusya’nın geçirdiği çalkantıları, kapitalizmin gelişme sürecini, emekçilerin mücadelesini konu alan eserleri Rusya’da ve Dünya’da büyük yankı

okumak için tıklayınız

Fontamara – Ignazio Silone. Köylülerin acılı ve umutsuz hayatını anlatan roman

Fontamara, İtalyan yazarı Ignazio Silone?nin 1930?da yayımlanan romanı. Yazar bu eserinde, yoksul İtalyan köylülerinin (Cafoni?nin) acılı ve umutsuz hayatını büyük bir ustalıkla dile getirir. Fontamara, eski bir yerleşme yeridir; burada yoksul köylüler ve küçük toprak sahipleri yaşar. Hayat, sanki hiçbir değişikliğe uğramıyormuş gibi yoksulluklar, felaketler, doğumlar, evlenmeler ve ölümler içinde geçip gider. Yoksul köylü her

okumak için tıklayınız