Etiket: Can Yayınları

Palyaço – Heinrich Böll

Hans Schnier, varlıklı bir ailenin oğlu olmasına karşın meslek olarak palyaçoluğu seçmiştir. Evlenmeye ve doğacak çocuklarını Katolik terbiyesiyle büyütmeye yanaşmadığından, toplum baskısına direnemeyen sevgilisi tarafından terk edilir. Hans bu kayıp yüzünden yıkılır, sanatı bitme noktasına gelir. Palyaço 1963 yılında yayımlandığında Almanya’da büyük tartışmalara yol açmış, Heinrich Böll din karşıtı olmakla suçlanmıştır. Oysa yazar, İkinci Dünya

okumak için tıklayınız

Kimin Hikâyesidir Anlatılan? – Zafer Köse

Ne çok kişinin ?hayatım roman olur? diye düşündüğüne tanık olmuşsunuzdur. Kimi tam olarak böyle söylemese de, birçok kişi yaşadıklarının çok ilginç, anlamlı ve anlatmaya değer olduğuna inanır. Aslında yanıldıklarını söylemek pek kolay değil. Fakat bu konuda belirleyici olan, kişinin başından nelerin geçtiğinden çok, onların nasıl anlatılacağı. Bir kişinin yaşadıklarını anlatmak, ancak kişiselliğin ötesine geçmekle, tema

okumak için tıklayınız

Thomas Mann?ın Aldanan Kadın?ı – Ali Yıldız

1875?te Almanya?da doğan Thomas Mann, ülkesinin olduğu kadar, dünya yazının da önemli isimlerinden. Yazın eleştirmenlerine göre, ilk öykü kitabı olan Küçük Friedemann?da; Schopenhauer, Nietzsche ve Wagner?den etkilendiği görülen yazar; toplumsal sorunları işlediği Bir Ailenin Çöküşü adlı romanıyla tanınmıştır asıl. Thomas Mann?ın 1875-1955 tarihleri arasında yaşadığı düşünülürse, toplumsal sorunlara duyarsız kalması pek olası değildir zaten, barışın

okumak için tıklayınız

Çağdaş Öykücülük ve Peter Nadas – Onur Koçyiğit

Ölümle Baş Başa, Peter Nadas?ın dilimize çevrilen ilk kitabı, başka bir deyişle yeni bir yazar daha kazandık. 1942, Budapeşte doğumlu olan Peter Nadas, Çağdaş Macar edebiyatının son dönemde öne çıkan isimlerinden birisi. Bir süre gazetecilik de yapan yazar, Philip Roth, Elfriede Jelinek, Harold Pinter gibi önemli yazarlara da verilen Franz Kafka Edebiyat Ödülü?nü 2003 yılında

okumak için tıklayınız

Karanlığa Mektuplar / Çağımızın Klasiği, Ölümle Baş Başa? – Dağhan Dönmez

Çehov, ?bakılan her şey yazmaya konu olabilir? der. Hayatın her anında bizimle beraber yürüyen, baktığımız her şeyde görebileceğimiz duyarlıkları, halleri, insani durumları yazıya konu ediyor Peter Nadas. Gel gelelim, görünenin ötesinde bir algı geliştirerek başarıyor bunu. Kimi zaman, ?Tanrı anlatıcı? kimliğiyle dışarıdan bir göz olmayı yeğliyor; kimi zaman yaşamın merkezine koyuyor kalem oynatıcıyı. Hikayenin karakterine

okumak için tıklayınız

Akra?da bulunan pembe düşler – Deniz Antepoğlu

Kitabın kurmacalığını, gerçekliğini bir kenara bırakırsak sunduğu zihniyetin yanlış olduğunu düşünüyorum. Kişisel gelişim kitaplarında olduğu gibi kişiyi suçlayarak, hayatta karşılaşılan tüm zorlukların sebebini bireyselleştirip kişiye yıkarak, yaşadığımız düzenin veya sosyal ve ekonomik koşulların hiçbir tesiri yokmuşçasına avutulmayı kabullenemiyorum Yazarın hiçbir şeyi eleştirmeden, sanki çok şeyi eleştirircesine, ama özde bireysel sorunlarımız olduğunu vurgulayarak toplumdan bizi soyutlama

okumak için tıklayınız

Antik Çağı keşfeden hümanistler – Deniz Antepoğlu

Bir şiirin unutulduğu tozlu raflardan gün yüzüne çıkarılmasıyla dünyanın değişmesi mümkün mü? Kitapların her zaman gericilikle savaşması ve kaybetse de yüzyıllar sonra bir şekilde yeniden ve yine dirilmesi mümkün mü? Eğer her ikisinde de cevabınız umuttan yanaysa ?Sapma (Medeniyetin Seyrini Değiştiren Keşfin Öyküsü)? sizi kitapların, kitap avcılarının ve düşünmeyi unutan insanların dünyasına davet ediyor. Can

okumak için tıklayınız

Gerçeklik Çölünden Cennetler Yaratmak: Hoffmann ve Hesse’den Masallar – Özge Yalta Yandaş

Gaston Bachelard, Düşlemenin Poetikası adlı kitabında, hayal gücünün, ?kendine yaraşan dünyayı keşfeden bir ruha tanıklık ettiğini? söyler (2012:18). Bachelard?ın bu tespiti, hem Ernst Theodor Amadeus Hoffmann, hem de Hermann Hesse?nin harikulâde masallarının esin şelâlesinin fenomenolojik coğrafyası hakkında bizlere önemli ipuçları sunar. Bachelard, bu coğrafyanın iklimine dair şunları ekler; ?Gerçek bir dünya karşısında insan?dünyanın olumsuzluğuna teslim

okumak için tıklayınız

Son Şeyler Ülkesinde – Paul Auster

Paul Auster’in yarattığı Son şeyler Ülkesi, geniş yığınların evsiz barksız yaşadıkları, hırsızlığın suç sayılmayacak kadar yaygınlaştığı, kendi canına kıymak ya da başkalarınca öldürülmek yoluyla ölümün tek kurtuluş yolu durumuna geldiği bir kent. Anna Blume, bu adsız kente ağabeyini aramak için gelmiştir. O da birçokları gibi hayatta kalabilmek için çöpleri karıştırarak eskiden kalma nesneler aramaya başlar,

okumak için tıklayınız

Hayli Yadırgatıcı Bir Roman: Görünmeyen – Selman Büyükaşık

Paul Auster Türkiye?de hayli tanınan, geniş bir okur kitlesi olan, çağdaş Amerikan edebiyatının ünlü (popüler) yazarlarından. Bu yılın başında, düşünce üzerindeki siyasi baskıları gerekçe göstererek Türkiye?ye gelmekten vazgeçince her konuda olduğu gibi Başbakan Erdoğan?ın ona gösterdiği sert tepkiyle gündeme gelen bu ABD?li yazar, okuma grubumuzun da ister istemez gündemine gelmişti. Grubumuz, onun GÖRÜNMEYEN romanını okuma

okumak için tıklayınız

Hikayesi Faruk Duman?dan ? Erkan Aslan

Dilimiz kendi sesini, müziğini ve ruhunu her şeye karşın bulmakta ve tanelenmektedir. Bir dilin mimarı:, o dilin yazarlarıdır en çok da. Ona nefes aldıran, havalandıran, yenileyen, türeten ve aşık. Dil, yazarın uzağıdır ve o uzak, peşindekinden öndedir kuşkusuz. îşte bunu böyle kabul eden ve tam da dilin bu uzak ufkunda Faruk Duman ve eserleri durur.

okumak için tıklayınız

Köprülerim – Howard Fast

Köprülerim, bir yandan Hıristiyan bir dünyada acılar yaşayan Yahudilerin öyküsünü dile getirirken, onların yaşadığı soykırımı anlatırken, tam bir serüven, umut ve umarsızlık romanıdır; öte yandan ölümü, yıkımı anlatmakla yetinmeyip etkileyen, acı veren bir aşkı da dile getirir; tanımadığı, hayalini bile kurmadığı bir dünyayla karşı karşıya gelen Hristiyan bir Amerikalının öyküsüne dönüşür ve usta romancı Howard

okumak için tıklayınız

Yarı Gölge – Uwe Timm

Türkiyeli okurun yakından tanıdığı Alman yazar Uwe Timm, ülkesinin tarihine farklı bir açıdan ışık tuttuğu Yarıgölge’de, okuru Berlin’deki Gaziler Mezarlığı’na götürüyor. Önemli şahsiyetlerin yattığı mezarlar dile geliyor, ölüler kendilerini anlatmaya başlıyor. Almanya’nın ilk kadın pilotlarından Marga von Etzdorf da onlardan biri. 1931’de Almanya’dan Japonya’ya tek başına uçan ilk kadın pilot olarak tarihe geçen Etzdorf, büyük

okumak için tıklayınız

Theseus – Andre Gide

André Gide’in Yunan mitolojisinden esinlerek kaleme aldığı kısa bir roman Theseus. Tam bir tarihsel uygunluk peşinde olmayan Gide, mitlerin de çeşitli yorumlara açık olduğunu bir kez daha gösteriyor. Gide, Theseus’un ağzından, büyük kahramanın hayatının farklı dönemlerini, yaşadığı aşkları, gösterdiği kahramanlıkları, maceradan maceraya koşarken gerektiğinde nasıl kurnazca davrandığını, aklın merkezi Atina’yı ihya edişini anlatıyor. Bu sırada

okumak için tıklayınız

Söz Üzerine – Erinç Büyükaşık

Bir sessiz çığlık yazmak eylemi. Kendinle baslayan yolculukta kılavuzunun sözcükler olduğunu fark ettiğinde yalnızlığınla barışırsın bu eylemci tavrında. Korkunla yuzleşemediğinde söz büyüsüyle kuşanır. Yola çıkılmıştır artık, yeni ülkeler ve yüzler sığıverir anlatılan her öyküye. Öykü sensin, siz, onlar ve herkes. Yeter ki büyüsünü yitirmesin söz ırmağı.Sözün olduğu yerde başlıyor insanın öyküsü. Söz yazıya dökülüyor, en

okumak için tıklayınız

Yazar – Metin Çözümlemesi Işığında Kafka ve Prag – Erinç Büyükaşık

20. yüzyılın elbette en büyük roman ustalarından biri sayılan Kafka, yazdıkları kadar yazdıklarının yaşamıyla oluşturduğu ilintiler açısından da önemli bir isim olagelmiştir. Praglı yazarın kentle kurduğu bağın ve yaşadığı sokak, okuduğu okul, baba figürü ve içindeki öfkeyle içkin olan anlatı dilinin kaçınılmaz sonucu olarak Dava, Dönüşüm, Amerika gibi temel yapıtlarında yazar-anlatıcı bağı okur adına daha

okumak için tıklayınız

Aynadaki Zaman – Cemil Kavukçu

Edebiyatımızın usta öykücüsü Cemil Kavukçu, öyküseverlerin yakından tanıdığı ve tutkuyla izlediği kocaman bir öykü dünyası yarattı. Öykücülüğümüze, daha önce hiç ele alınmamış yepyeni tipler kattı. Taşralı genç erkeklerin dünyasını, olanca yalınlık ve gerçekliği ile anlatırken, insanın kendisi için yarattığı katı evreni tüm içtenliği ile tasvir etti. Aynadaki Zaman, yazarın, kendi öykü evrenini zenginleştirme kararının bir

okumak için tıklayınız

Parçalanmış Gerçeklik – Manes Sperber

Yüzyılımız Avrupa edebiyatının en önde gelen deneme yazarlarından biri olan, Manés Sperber (1905-1984), modern ruhbilimin kurucularından sayılan Alfred Adler’in öğrencisi olarak ruhbilim öğrenimi gördü. Birinci Dünya Savaşı yıllarından başlayarak politik çalışmalara katılan Avusturyalı yazar, Alman Komünist Partisi’ne girdi. İkinci Dünya Savaşı sırasında özellikle Fransa’da faşizme karşı çok sayıda eyleme katıldı. 1950-1970 yılları arasında sürekli olarak

okumak için tıklayınız

Yazmak Eylemi Üzerine Yazarca Bakışlar – Erinç Büyükaşık

Bugünlerde birkaç kitabı bilinçli bir okuma eylemi adına gözden geçirme gereği duydum. Yazmak ve sözcükler üzerine kaleme alınmış söz konusu üç kitabı kayda geçirmenin ve üzerine birkaç söz söylemenin gereğine inandım. Bu üç kitaptan ilki Ayşe Böhürler?in Yazmasam Ölürdüm başlıklı kitabı. Birçok yazarın edebiyata girişini kendi ifadeleriyle, röportaj atmosferi içinde aktarmış yazar. Ahmet Altan?dan, Ahmet

okumak için tıklayınız