Etiket: Can Yayınları

Stefan Zweig’in Son Günleri – Laurent Seksik

Stefan Zweig, ta Brezilya’ya gitse de, geride bıraktığı, yıkılmakta olan bir dünyayı içinde taşıyordu. Bazen aralık kalan pencereden esen ılık rüzgâra kapılıp geçip giden yılları unuttuğu oluyordu. Utanç duygusunun bir huzur hissiyle aynı anda benliğini kapladığı zamanlar, bir umut ışığı olarak Lotte’ye bakıyordu. Buralara aşinaydı sanki… İnsana yaşadıklarını unutturacak bir yer. Ama bir gazete haberi

okumak için tıklayınız

Turquetto – Metin Arditi

1519’da Osmanlı topraklarında, Konstantiniyye’de dünyaya gelen Eli, resim yapma tutkusuyla yanmaktadır. Ancak o bir Yahudi’dir ve dini, resim yapmasını yasaklamıştır. Tutkusunun peşinden gitmeyi seçen delikanlı, özgürce resim yapabilme hayaliyle bir gemiye atlayıp Rönesans’ı yaşayan İtalya’ya, Venedik’e kaçar. Sanatı için her şeyden, hatta kimliğinden bile vazgeçen, Venedik’in en büyük ressamlarından Eli ya da üstadı Tiziano’nun verdiği

okumak için tıklayınız

Kızıl Süvariler – İzak Babel

İzak Babel yirmi altı yaşında, insanlık tarihinin en önemli çarpışmalarından birine, Ekim Devrimi’nin kaderini belirleyen Polonya-Sovyetler savaşına, gazeteci ve asker olarak katıldı. Ve yaşadıklarından, edebiyat tarihinin en etkileyici savaş karşıtı öykülerini çıkardı; savaşın insan üzerindeki etkisini, her koşulda insan olmanın destanını yazdı. Parlak bir hayalgücünün duru ve sakin bir anlatımla iç içe geçtiği öyküler, yaşanan

okumak için tıklayınız

Kendine Doğru Yolculuk – Tahsin Yücel

Tahsin Yücel, 50’li yıllarda, bir yandan öyküler yazıyor, bir yandan çeviriler yapıyordu. Aynı yıllarda göstergebilimle de ilgilenmeye başlayınca bu alanın dünyaca ünlü hocası Greimas’ın ilgisini çekti ve onun öğrencisi oldu. Bernanos, Balzac, Queneau gibi yazarların metinleri üzerine incelemeler yazmaya başladı. Bu yazılar kısa sürede Avrupa dilbilim çevrelerinde adının duyulmasını sağladı. Kendine Doğru Yolculuk, Tahsin Yücel’in

okumak için tıklayınız

Mutlu Ölüm – Albert Camus

Mutlu Ölüm, yazar Albert Camus?nün 1930?ların sonunda tasarlayıp oluşturduğu, ancak hayattayken yayımlatmadığı bir roman. Bir başka romanı, Yabancı üzerindeki çalışmasının, Mutlu Ölüm?ü ertelettiği söylenegelmiştir. Mutlu Ölüm, yazarın Belcourt?ta çocukluğunun geçtiği yoksul mahallenin, deniz taşımacılığı şirketindeki memurluğunun, 1936 yazında Orta Avrupa?ya yaptığı yolculukların, sanatoryumda kaldığı günlerin, Fichu?nun evinde ya da 1936 Kasım?ında yerleştiği Cezayir?deki anılarından yararlanıyor.

okumak için tıklayınız

Doğu, Batı (*) ? Nejdet Evren

Gün-güneşin- doğuşu ve batışını ve buna göre yönlerin bir kısmını açıklayan, kavramlaştıran ?Doğu, Batı? (*) neye ve kime göre doğu ve neye ve kime göre batıyı ifade etmektedir? Oryantalist Avrupa merkezli aydınlanma dönemi ile başlayıp günümüze kadar paradigması ile taşınan öğreti Avrupa?yı batı, Ortasında-Asyayı doğu olarak tanımlamıştır. Batının uygarlaşmasına koşut ve ona göre doğunun geri

okumak için tıklayınız

Düşüncelerini eyleme geçirenin hayata kattığı anlamlı farktır: Michel Sieur Montaigne – Bedriye Korkankorkmaz

Stefan Zweig?ın dilimize çevrilmiş tüm eserlerini okumaya özen gösteriyorum. İnsana verdiği üstün değer beni içten içe kuşatıyor. Günümüz edebiyatında insanın unutulduğunu düşünüyorum. Okuduğum eserlerin birçoğunda insanın derin açmazlarını, anlam arayışlarını, ekmek kavgalarını, ikili ilişkilerin gelgitlerini tüm çıplaklığıyla hissedemiyorum içimde. Kendi açmazlarımı bana acımasızca anımsatan, güçlü sarsıntıları içimde hissettiren ve bu güce karşı koyabilme irademi sınayan

okumak için tıklayınız

Günlük Yaşamdan Sanata – Umberto Eco

Umberto Eco, her ne kadar romancılığıyla daha ön planda olsa da, elbette roman yazmadan önce de sanatı, kültürel ve bilimsel tartışmaları gazete ve dergilerde yayımladığı yazılarla yönlendiriyordu. Günlük Yaşamdan Sanata, Eco’nun Antik Yunan’dan Ortaçağ’a, Rönesans’tan bilişim çağına uzanan derin birikimiyle göz kamaştıran bir kitap. Umberto Eco, en çetrefil konuları her kesimden okurun kolayca anlayabileceği bir

okumak için tıklayınız

Yeter ki Kararmasın – Onat Kutlar

Onat Kutlar, 1982-84 yıllarında yazdığı bir dizi mektup-denemede dönemin duyarlığını bir ozan edasıyla yansıtmıştı. Dostlukların, acıların, umutların, dahası özgürlüğün ve tutsaklığın usta işi bir biçimde dile geldiği yazılar Yeter ki Kararmasın… adıyla kitaplaştığında Memet Fuat, Ferit Edgü, Erdal Öz, Işıl Özgentürk ayakta alkışlamışlardı. Şiirin, romanın, resmin, müziğin ve elbette sinemanın bileşiminden çıkan kıvılcımlarla tutuşmuş bu

okumak için tıklayınız

Montaigne – Stefan Zweig

Stefan Zweig, Nazi Almanyası’nda kitaplarının yakılmasının ardından, hümanist düşünür Erasmus’la başladığı içsel yolculuğuna yine bir hümanistle, Montaigne’le noktayı koyar. Montaigne, yazarın 1942’de hayatına son vermeyi seçmesiyle yarım kalan son eserlerinden biridir. Avrupa’yı Avrupa yapan filozof ve yazarları konu alan biyografiler üzerinden kendini anlama ve anlatma yolculuğunun Zweig için son uğrağıdır Montaigne.

okumak için tıklayınız

“Kumrunun Gördüğü” adlı kitaba dair – Ümit Cingöz

Kumruların, kedilerin, parça parça edilen gemilerin görebildiği; ama dikkat edilmezse herkesin göremediği öyküler… Gerek kurgudaki, gerek içerikteki özgünlük ve arayış kendine has bir öykü dilini ve kurgusunu yakalamayı başarıyor. Öykülerin çoğu klasik kurgunun dışında gelişiyor. Gerçeğin nerede başladığı, nerede ?üste? çıktığı, nerede derine indiği kestirilemiyor. Öykülerin bu yönü de ?Büke Öykücülüğünün? özgün yönünü oluşturuyor. Büke

okumak için tıklayınız

Duvar Yazısı – Paul Auster

Duvar Yazısı kitabında 1971-79 yılları arasında yazdığı şiirleriyle karşımıza çıkan Paul Auster, ‘eğitimli bir avare’nin duygu ve düşüncelerini anlatıyor bize. Paul Auster’ın şiirleri, Duvar Yazısı/ Seçme Şiirler adıyla Can Yayınları’nın yeni oluşturduğu şiir dizisinden yayımlandı. Türkçe okurları tarafından etraflıca bilinen Auster, hayatı boyunca yazar figürünün peşine düşmüş, bu yolda yalnızlığı çekmiş, kendini yeniden keşfetmiş (oluşturmuş

okumak için tıklayınız

Yolcu, Sparta’ya Varırsan Eğer – Heinrich Böll

Heinrich Böll, İkinci Dünya Savaşı yıllarını anlattığı eserlerinde, anlamsız yere ölüme giden, katılmak zorunda bırakıldıkları savaşı gönülsüz sürdüren insanların korkularını, nefretlerini ve savaşın onların yazgılarını nasıl çizdiğini anlatır. Yolcu, Sparta’ya Varırsan Eğer’de yer alan öyküler, savaş alanlarında değil de okuldan bozma hastanelerde, tıklım tıklım askerle dolu trenlerde, istasyonlarda, bombalanmış kentlerde, yoksul evlerdeki küçük insanların acılarını

okumak için tıklayınız

Sırça Anahtar – Dashiell Hammett

Polisiye cepte serisi, Raymond Chanoler’ın ardından polisiyenin türünün büyük ustası Dashiell Hammett ile devam ediyor. Hammett serisinin ikinci kitabı olan Sırça Anahtar. Sinan Fişek’in yetkin çevirisi ile okurlarıyla buluşuyor. Everest yayınları durak Amerikan polisiyesinin kült isimlerinden Dashiell Hammett külliyatını. Türk polisiyesinin usta ismi Ahmet Ümit’in editörlüğünde sunmaktan mutluluk duyuyoruz. “Demokrasi denen politik oyunun kulisinde sahnelenen

okumak için tıklayınız

Suçluyorum (J’Accuse) / İtham Ediyorum – Emile Zola. Gerçek yürüyor ve onu hiçbir şey durduramayacaktır.

Emile Zola?nın kitaplarının yakılmasına, vatan hainliği ile suçlanmasına ve son olarak katledilmesine kadar varan süreç, Suçluyorum veya İtham Ediyorum! (J?Accuse) adlı makalesini, 13 Ocak 1898 tarihinde Fransa Cumhurbaşkanı Felix Faure?ya açık mektup yazmasıyla başlar. L?aurore Gazetesi?nde tam sayfa yayımlanan makale, bir edebiyatçının yazdığı belki de en güçlü siyasi metindir. Makalenin yayımlandığı gün gazetenin 300.000 kopyası

okumak için tıklayınız

Kış Günlüğü – Paul Auster

Her yazar, kitaplarına kendini de saklar. Ama gün gelir satır aralarında anlatmaktan vazgeçer kendisini. Artık yaş kemale ermiştir. Yaşadıkları, yaşayamadıkları, düşleri, gerçekleri… Hesaplaşma zamanıdır. Paul Auster’ın kendi hikâyesine dönerek yazdığı Kış Günlüğü, sıradan bir yaşamöyküsü değildir, usta bir kalemden çıkmış roman gibi bir yaşamdır. Yazar bu kitabı neden yazdığını kendi cümleleriyle şöyle açıklar: “Ne de

okumak için tıklayınız

Leopar – Giuseppe Tomasi Di Lampedusa

Bazı eleştirmenler, “Leopar”ın yalnız İtalyan değil, dünya edebiyatının bir başyapıtı, 20. yüzyılın en önemli romanlarından biri olduğunu ileri sürer. Roman, Sicilya’da Bourbon Krallığının çöküş yıllarında soylu bir ailenin, özellikle de ailenin reisi Prens Fabrizio Salina’nın yaşamöyküsünü anlatır. 70 yaşına gelmiş, ilginç özellikleri ve uğraşları olan Fabrizio Salina, soylulara özgü dünyanın çöküşüyle birlikte yavaş yavaş ilerleyen

okumak için tıklayınız

Bir Şairin Günlüğü (1945 – 1951 Günleri) – Yorgo Seferis

İzmir doğumlu büyük Yunan şair Yorgo Seferis, gençlik yıllarından başlayarak düzenli günlükler tuttu. Çoğunluğu özel nedenlerle yayımlanmayan bu günlüklerden bir kısmını “şiir sanatı ve okuma yazma notları niteliğinde olanları” Seferis, 1960’lı yılların sonuna doğru yayımlamaya karar verdi. Ne var ki, Yunanistan’daki siyasi durum buna olanak vermiyordu. Yorgo Seferis, yayımlamaya karar verdiği metni yurtdışına gönderdi ve

okumak için tıklayınız

Cellat Ağlıyor – İrfan Yalçın

Ama sonra sonra, ışıktan karanlığa, karanlıktan ışığa gidip gelmelerle geçen ve iki kelebek ömrü kadar süren bir zamanın ucunda, bir kurtarıcı gibi görüyor işkenceci avcısını ve içindeki sonsuzluğun bittiğini duyumsuyor; artık var mı yok mu onun için uçuyor ve avlıyor; uzun uzun uçmalardan, avlardan ona dönüyor; alıp başını gitmiyor eski günlerinin uçsuz bucaksız özgürlüğüne; bulutlara

okumak için tıklayınız

Büyük Umutlar – Charles Dickens

Charles Dickens’ın onuncu romanı Büyük Umutlar özgün adıyla Great Expectations, onun en beğenilen, en çok okunan yapıtlarından biridir. Bu romanında yazar, insanlar arasındaki sevgisizliğe, ikiyüzlülüğe karşı çıkarken, para hırsı ve ayrımcılık üzerine kurulu toplum düzenine de acımasızca saldırıyor. Büyük Umutlar, yazarın canlandırdığı çok renkli, unutulmaz kahramanlarının yer aldığı romanı: Garip bir mirasa konarak Londra’ya gidip

okumak için tıklayınız