Etiket: Everest Yayınları

Can Yayınları’nda değişim

Can Yayınları?nda yayın yönetmeni değişiyor. Zeynep Çağlıyor Devrim?in yerine, Everest Yayınları?nın yöneticisi Sırma Köksal geldi. Can Yayınları yöneticisi Can Öz, dün görev değişikliğini yayın yönetmeni Zeynep Çağlıyor?a ve yayınevi çalışanlarına açıkladı. Yayınevinin Sırma Köksal?la anlaştığı öğrenildi. Everest Yayınları?ndaki görevinden izne ayrılan Sırma Köksal?ın yakında yeni görevine başlaması bekleniyor. Everest Yayınları?nı kimin yöneteceği ise şimdilik belli

okumak için tıklayınız

Dikanka Yakınlarında Bir Köyde Akşamlar – Nikolay Vasilyeviç Gogol

İki bölümden oluşan Dikanka Yakınlarında Bir Köyde Akşamlar, daha sonra Petersburg Öyküleri ve Ölü Canlar gibi eserleriyle dünya edebiyatına damgasını vuracak olan Nikolay Vasilyeviç Gogol’ün ilk kitabıdır. Dikanka yakınlarında bir köyde, köy ahalisi her akşam arıcının evinde toplanıp birbirlerine masallar, hikâyeler anlatır. Yalnızca güzel kızlar ve yiğit delikanlılarla değil, cadılar, büyücüler, hatta bizzat şeytanın kendisiyle

okumak için tıklayınız

Kuru Gürültü (Manga Shakespeare) – William Shakespeare

“Bu bir hile olamaz!” Benedick eski tutkusu ve en ateşli eleştirmeni olan Beatrice’in onu delice sevdiğini duyunca, kulaklarına inanamaz. Arkadaşlarından Benedick’in onun için yanıp tutuştuğunu öğrenen Beatrice de öyle. Nişanlısı Hero’nun başka bir adamın yatak odasında olduğunu duyan Claudio da kulaklarına inanamaz. Üstelik Hero’nun öldüğü söylenmektedir. Bütün bunlar gelmiş geçmiş en aptal polis olan Constable

okumak için tıklayınız

Umut Etmenin Muhteşemliği – Gülşah Elikbank

F. Scott Fitzgerald?ın 1925?te yazdığı ?The Great Gatsby?, ?Muhteşem Gatsby ?kitabı, Amerikan Edebiyatının en önemli örneklerinden sayılır. Bir Amerikan Rüyası eleştirisi olarak da görülen ve arka fonuna Caz Çağı?nı yerleştiren romanın, farklı yayınevlerinden çevirisi zaman zaman raflarda yerini alırken, beyazperde de bu romandan uzak kalamıyor. Özellikle de klasikleri modernize etme hastalığına tutulduğumuz bu yıllarda! Cannes

okumak için tıklayınız

Felaketler Yüzyılının Romanı – Doğuş Sarpkaya

Bütün bir sınıflı toplum tarihi iktidarların örgütlü felaketler tarihidir. Yirminci yüzyıl ise bu felaketlerin daha bilimsel ve programlı bir şekilde gerçekleştirildiği bir dönem olarak anılabilir. Bosnalı yazar Aleksandar Hemon?un, Lazarus Projesi kitabı, yirminci yüzyılın başı ve sonundaki iki felaketi ve bunların yarattığı toplumsal travmaları ele alarak, insan kötülüğünün sınırlarına doğru bir yolculuğa çıkarıyor okuyucuyu. Roman

okumak için tıklayınız

Yazamamak ya da Pop-Yazar Olmak – Elif Kutlu

Ursula K. Le Guin bir denemesinde okurlarından birinin ona, ?Bu fikirler aklınıza nereden geliyor?? diye sorduğunu ve bu soruya ciddi bir yanıt beklediğini anlatır. Le Guin, yazar olmanın tekrarlı, uzun süren, yöntemli çalışmalar gerektirdiğini ve bunun bir püf noktası olmadığını söyler. Büyük ihtimalle okur bu yanıtı sevmemiştir. Öyleyse bu okura Feyza Hepçilingirler?in “Nasıl Pop-Yazar Olunur?”

okumak için tıklayınız

Kırmızı Küpeler Babil Kulesi – Orhan Kemal

Orhan Kemal denilince akla ilk olarak romanlar gelir. Her okurun yaşamında silinmesi imkânsız izler bırakan, yaşamın kirlettiği dünyaya temiz, ferah bir nefes gibi dolan romanlardır bunlar. Bu nedenle okurlarda yarattığı hayranlık haklıdır ama, bu durumun Orhan Kemal’in öykücülüğüne haksızlık ettiği de bir gerçektir. Usta bir romancı olduğu gibi usta bir öykücüdür de o. Bu kitapta

okumak için tıklayınız

De Niro’nun Oyunu – Rawi Hage

( * ) De Niro’nun Oyunu’nun yazarı Rawi Hage Lübnan doğumlu. Aynı zamanda iç savaşın birebir tanığı. 1992’de Kanada’ya göç edene dek ülkesindeki karmaşık ve gergin ortamı gözlemlemiş. Yazarlığının yanı sıra, görsel sanatlarla ilgilenen, küratörlük yapan öte taraftan, siyaset eleştirmeni olan tam bir entelektüel. Yazıları Macelan’s, The Toronto Review, Fuse, Jouvert, Montreal Serai ve Al-Jaddid

okumak için tıklayınız

Muktedir Kadınlar Baladı – Mutlu Arslan

Sanırım yol romanları en çok kadınlara yakışıyor? Yerleşik hayatın düzeni içerisinde asabiyyetini yitirerek erkeklere teslim olmuş kadınlar, yola koyuldukları andan itibaren, göçerliğin kendine has dürtüleriyle, tekinsiz bir maceranın kahramanı haline dönüşebiliyor. Yersiz yurtsuzluğun kadınlar üzerindeki bu ?yaratıcı? etkisi romanlara has bir olgu olmasa gerek. İlk romanı Muz Sesleri?ni yazmak için dokuz ay Beyrut?ta kalan Ece

okumak için tıklayınız

Geçmişin Üzerinden Atlayamayız… – Doğuş Sarpkaya

Son dönemde, yakın tarihe odaklanan yerli ve yabancı romanların sayısında ciddi bir artış söz konusu. Özellikle çeviri romanları düşündüğümüzde akla ilk gelen kitaplar, Javier Marias?ın Yarınki Yüzün, Pascal Mercier?in Lizbon?a Gece Treni, Javier Cercas?ın Salamina Askerleri, Alberto Manguel?in Bütün İnsanlar Yalancıdır, Juan Gabriel Vasquez?in Düşen Şeylerin Gürültüsü. Pascal Mercier?in romanını bir kenara koyarsak, bu kısa

okumak için tıklayınız

Hareket Halindeki Bir Trende Tarafsız Olamazsınız (Ciltli) – Howard Zinn

“Martin Luther King’in” Birmingham Cezaevinden Mektuplunun geleneğinin izinde ilham verici bir otobiyografi.” -Maureen Corrigan-, National Public Radio Howard Zinn bu kitabı; İkinci Dünya Savaşı’nda bir bombacı olarak yaşadıklarını ve ölen binlerce insanı anlatmak için… Birkaç kişinin elinde muazzam bir servet varken dünyada milyarlarca kişinin aç, hasta, evsiz olduğu gerçeğinden yola çıkarak sınıf bilinci oluşturmak için…

okumak için tıklayınız

Röportajlar (Yargılayan Zaman İçinde) – Bekir Yıldız

Everest Yayınları Türkçe edebiyatın usta kalemlerinden biri olan Bekir Yıldız’ın kitaplarını Röportjlar-Yargılayan Zaman İçinde ile yayımlamaya devam ediyor. Bekir Yıldız, bu kitapta kendisi gibi yıllarca Almanya’da yaşamış işçilerin zorlu hayatlarına ışık tutuyor. Bu işçilerin yaşadığı sorunların başında da iş kazaları, hastalıklar ve yabancı düşmanlığı geliyor. Bu röportajlar, kişisel tanıklıklar üzerinden, bir dönemi anlamamız için temel

okumak için tıklayınız

Savaşsever Cephesinde Yeni Bir Şey Yok – Zafer Köse

Paul bacağından vurulan arkadaşını sırtına alıyor. Onu acele revire ulaştırmalı. Cephede yürümek zaten zor, bir de böyle sırtında ağır bir yük taşımak Paul?ü nefes nefese bırakıyor. Bazen çok yakınından geçen bir merminin ıslık sesini duyuyor. Eh, bu sesleri duyduğuna göre, demek ki hâlâ yaşıyor. Kat?ın yarası ölümcül değil ama belli de olmaz,

okumak için tıklayınız

?Güneş Saygılı?nın Gerçek Yaşamı? Üzerine – Selman Büyükaşık

Biraz Ayrıksı Notlar 1,5 ay sonra tekrar, kimi yerlerin altını çizerek, sayfa boşluklarına notlar düşerek okuduğum kitabı bitirip kapatınca ön kapaktaki resme baktım. Önde tuhaf, tüylü, karışık cisimsiler. Geride solda yine tüylü, terliksi hayvanı çağrıştıran bir cisim. Çok büyütülmüş bir virüs mü? Belki. Sağında, ortada, bir kadının silueti. Romanın uzun adını bir daha okuyorum: GÜNEŞ

okumak için tıklayınız

Son Günler (Aleksandr Puşkin) – Mihail Bulgakov

Kara gökte burgaçlanıyor karlar Durmamacasına saldırıyor tipi Bazen yabanıl hayvan gibi uluyor Bazen ağlıyor bir çocuk gibi Oyun boyunca sık sık tekrarlanan bu dizelerle anıyor Mihail Bulgakov, Aleksandr Puşkin’i. Yalnızca romanlarıyla değil, oyunlarıyla da 20. yüzyılın önde gelen Rus yazarlarından sayılan Bulgakov, Molière’den sonra bir diğer büyük yazara, Puşkin’e hayat veriyor Son Günler’de. Ölümünde devletin

okumak için tıklayınız

Mektup Mektup Açacağıyla Açılır – Hüseyin Bul

“Müştak‘ın hezeyanları ve komplo teorileri sonucu karakterin sahiciliğine, canlı kanlı olduğuna inanıyorsak eğer, şehrin fethi esnasında Rum tarafındaki moral bozuklukları, kötü kehanetlerin kısa sürede yayılması, papalığın vaad ettiği gemilerin ufukta bir türlü görünmemesi üzerine en küçük kötü bir olayı bile uğursuzluğun işareti sayıyorken Rum halkı, bu uğursuzlukları, kehanetleri yayanların nedense Türk tarafından olma ihtimali üzerine

okumak için tıklayınız

Pantagruel – François Rabelais

Rönesans’ın başlangıcını müjdeleyen yazarlardan biri olan François Rabelais, baba-oğul iki dev olan Gargantua ve Pantagruel’in maceralarını anlattığı beş ciltlik eseriyle Fransız ve dünya edebiyatına damgasını vurmuştur. Pantagruel, bu külliyatın ilk cildi olmasına karşın, Gargantua’nın devamı niteliğindedir. Bir şövalyelik güldürüsü sayılabilecek olan bu roman, insanlık tecrübesine doyumsuz bir merak duyan bir devin doğumundan gençliğine kadarki maceralarını

okumak için tıklayınız

Ayyaş – Hans Fallada

Herkes Tek Başına Ölür’le tüm dünyada büyük yankı uyandıran Hans Fallada’nın son dönemde göz ardı edilen önemli eserleri, Everest Yayınları’nın dünya klasikleri dizisi kapsamında Türkçe okurlarıyla buluşmaya devam ediyor. Evliliğinin ve sorumluluklarının boğuculuğundan kurtulabilmeye çalışırken kontrolü tamamen kaybeden bir işadamının hikâyesini anlatan Ayyaş, baskıcı bir toplumda insanın özgürlüğünün nasıl farklı şekillerde kısıtlanabileceğini örneklendiriyor. Fallada’nın Nazilerin

okumak için tıklayınız

Kötü Yol – Orhan Kemal (Çizgi Roman)

İnsanı hayali kahramanlara çevirmeden, zayıflıkları, güçsüzlükleri ile benimseyen ve olduğu gibi seven yazarların başında gelen Orhan Kemal, edebiyatımızda sıradan insanın yaşam kavgasını en iyi anlatan yazarların başında gelir. Maceralı kurgusu ile dikkat çeken ve insanın yitirdiği onurunu yeniden kazanışını anlatan Kötü Yol, artık çizgilerle devam ediyor… Edebiyatın her halini sevenler için…

okumak için tıklayınız

Kötü Yol – Orhan Kemal

İnsanı hayali kahramanlara çevirmeden, zayıflıkları, güçsüzlükleri ile benimseyen ve olduğu gibi seven yazarların başında gelen Orhan Kemal, edebiyatımızda sıradan insanın yaşam kavgasını en iyi anlatan yazarların başında gelir. İnsanın yitirdiği onurunu yeniden kazanışını anlatan Kötü Yol, maceralı kurgusu ile de okurların ilgisini çekecek romanların başında geliyor. Orhan Kemal’in kitapları bir okurun hayatta rastlayabileceği o çok

okumak için tıklayınız