Etiket: Everest Yayınları

Neoliberal rantın anatomisi

Chomsky’nin makaleleri sadece fikirleri değil, onları temellendiren tarihi bilgileri de barındırıyor. Noam Chomsky ismi, uzun bir süredir Türkiye’nin zihinsel haritasında çınlıyor. Bunun tek sebebi Chomsky’nin eserlerinin çoğunun artık Türkçede olması değil, kitaplarındaki konuların ülke gündemiyle örtüşüyor, bu gündeme dair önemli kavramsal anahtarlar sunuyor olması.

okumak için tıklayınız

Orhan Kemal ‘in hapishane yılları

Yirmi dört yaşında, 1 Mayıs 1938’de, Niğde’de askerlik görevine başlar. Bölükteki asker arkadaşlarından çok bilgilidir. Hatta komutanlarının verdiği derslerde yanlışlar bularak onları rahatsız etmektedir. Zaman zaman komutanından şartlı izin alarak Adana’ya karısını ve çocuğunu görmeye gider. Hem askerde hem Adana’da arkadaşlarıyla şiir, edebiyat, politika, felsefe üzerine konuşmalar yapar, bu fikirler üzerine münakaşa eder ama mutlaka

okumak için tıklayınız

“Hrant’ın kanını gördüm kaldırımın üstünde. Sonra hep üzüldüm, niye uzanıp oraya, yanına yatmadım diye.” Rakel Dink

Sabah saat on buçukta evden ayrıldı diye hatırlıyorum. Her zamanki gibi az da olsa yaptı kahvaltısını. Ayrılırken biraz keyifsizdi. Bir şey takılmıştı kafasına. Öperek yolcu ettim. Üzülme, dedim, çok da önemli değil bu sıkıntılar. Akşama döndüğünde geçer, dedim. Önemli olan varlığımız, gibi bir şeyler söyledim. Böyle bir konuşma oldu aramızda.

okumak için tıklayınız

Orhan Kemal ‘in mahkumiyetine sebep olan karar

“11 Ekim 1938 tarihinde yapılan duruşmada yabancı rejimler lehinde propaganda yapmak suretiyle eratı isyana tahrik teşebbüsünde bulunmaktan maznun 12. piyade alay bölüğü bedelcilerinden Abdülkadir Kemali oğlu Raşit Kemali hakkındaki hazırlık ve ilk tahkikat evrakını gördüm. Raşit’in komünistlik propagandası yapıyor diye ihbar edilmesi üzerine evinde yapılan aramada kendi el yazısıyla yazılmış ve Nâzım Hikmet’e hitap eden

okumak için tıklayınız

Örümcekçinin Hikayeleri – Hugo Chavez

“Amerikan işgali; o savaş dört saat bile sürmez,” ya da “Amerika asker göndermeden bu ülkeyi kontrol altına alır,” deme gafletine düşenler son derece yanılmaktadır. Bir milyon asker de gönderseler başaramazlar. Bu ülkeyi kimse kontrol edemez! Sadece biz Venezuelalılar bu ülkeyi ileriye taşırız! Bunu sadece biz yapabiliriz!”

okumak için tıklayınız

Orhan Kemal’in bazı fotoğrafları ve anıları ilk defa okurla buluşuyor.

Siyah beyaz Orhan Kemal’e yakışıyor Orhan Kemal’in bazı fotoğraflarını ilk defa bu kitapta görüyoruz. Sadece bazı fotoğrafları değil, Işık Öğütçü bazı anıları da ilk defa okur ile buluşturuyor. Orhan Kemal’in oğlu Araştırmacı-yazar Işık Öğütçü’nün Orhan Kemal: Sessizlerin Sesi elime geçince, Orhan Kemal ile ilgili aslında bildiğim bir gerçeği ilk defa “fark edercesine” düşündüm. Türk edebiyatının

okumak için tıklayınız

Bilimin edebiyat hali

Parçalanmış, topluma ve kendine yabancılaşmış modern bireyin; öteki-arzu nesnesi ve kitle psikolojisi sarmalındaki yalıtılmışlığını bir dehanın ayak izleri eşliğinde takip etmek Girard’ın mazoşizmi anlamak için önerdiği tavsiyesini de ister istemez akla getiriyor; kuramlar bir tarafta dursun, Dostoyevski okumalı. Alman felsefe geleneği yabancılaşma kavramı üzerine 1800’lerde büyük tartışmalar yaşarken, bu gelenekten süzülen Karl Marx, ‘El Yazmaları’nda

okumak için tıklayınız

Kafesteki Kuş Neden Şakır, Bilirim – Maya Angelou

Maya Angelou bileğinde “İlgiliye” yazan bir etiketle, büyükannesi Bayan Henderson’a teslim edilmek üzere, kardeşi Bailey ile Arkansas’a yollandığında üç yaşındaydı. İki kardeş terk edilmişliğin acısını üzerlerinden atamadan ırkçılığın nefretiyle yüz yüze geldi. Büyükanneleri çocukları kanatları altına aldı. Fakat sadece kısa bir süre için. Zira Maya’nın zorlu yolculuğu daha yeni başlıyordu…

okumak için tıklayınız

Yeraltından göğe yükselen peygamber: Dostoyevski

Dostoyevski sanatçılığının derinliği ve modernitenin krizlerine dönük peygamberane esrimeleri hakkında çok şey yazılabilir ancak sözü Henry Miller’a bırakalım: “Dostoyevski okumaya başladığım o ilk gece hayatımın en önemli olaylarından biridir.” “Dostoyevski, kendisinden bir şey öğrendiğim tek psikologdur. (Nietzsche)” Tozlu raflar arasında dolaşan parmakların ve okuma isteğiyle tutuşan bakışların ısrarla odaklandığı az yazardan biridir Dostoyevski… Romanları defalarca

okumak için tıklayınız

Flann O’Brien’in Ağaca Tüneyen Sweeny’i üstkurmacanın en incelikli eserlerinden biri.

Öyle kolay bir kitap beklemeyin. Çok akıcı, bir çırpıda okunuyor gibi sözler söylememi de. Ağaca Tüneyen Sweeny, sizi yoracak zihninizin dehlizlerinde kaybolup durmanıza sebep olacak bir modern klasik. Ustalıkla örülmüş bir metin, birbirine bağlanan/bağlanmayan başlı başına bir kurgu içeren hikâyeler kafanızı fazlaca karıştıracak. Anlatıcı kimdi, bu okuduğum kimin hikâyesi, Dublinli hayalperest öğrencinin huysuz amcasıyla yaşadığı

okumak için tıklayınız

?İttihatçılık ruhumum derinliklerine yayıldı?

Yazar Işık Öğütçü?nün, dedesi Abdülkadir Kemali?nin Toksöz Gazetesi?nde 1924 yılına ait yayınlanan yazılarını derlediği çalışması düz bir okumadan ziyade bilgi peşinde koşturan bir kitap. Bir kitaba başladığınızda yazarın ya da kahramanının eşliğinde soluksuz bir yolculuğa çıkacağınızı düşünürken, denk geldiğiniz bir notun peşinde bazen tüm bir gecenizi kitabı bir kenara bırakarak harcarsınız. Yazar Işık Öğütçü?nün, dedesi

okumak için tıklayınız

?Quo Vadis?? şiire…

?Yolda kalan yolcular! o dağın uzağında/ eksik kanatlardı; sorarlar şimdi rastgele; baba, nereye…? Her şeyin naylondan olduğu zamanların ötesinde yalnız şiir muhaliftir. Şairler kendi döneminin tanığıysa, tarihçilere değil şairlerin anlatıcılığına sığınmalıyız. Bertolt Brecht, şairleri çağın tanığı ve yılmaz muhalifi olarak sorumlu başkişi ilan ediyordu:

okumak için tıklayınız

Orhan Kemal’in “toksöz”lü babası

1924 yılında gazetesi Toksöz?de, ?Ben demokrasi isterim? diye yazan Kemali Bey, hem keskin bir kalem hem iflah olmaz bir muhalif siyasetçiydi. Abdülkadir Kemali, Türk siyaset tarihinin en renkli simalarından biridir. Bu cümleyle giriş yaptıktan sonra, bir açıklama yapmayı zorunlu görüyorum. Zira bu çağın okurlarının, yukarıdaki tespit için şöyle böyle yarım asır beklemesi gerekiyordu. Türk edebiyatının

okumak için tıklayınız

?Benim yara izlerimle kaplısın, baobab?

Kadın anlatıcı sığındığı Baobab ağacı için: ?Benim yara izlerimle kaplısın, baobab? diyordu. Eş zamanlı okuduğum bir başka kitap olan Kurtlarla Koşan Kadınlar?da ise şöyle yazmıştı kadın Yazar Clarissa Pinkola Estés, teskin edercesine: ?Derin bir yara iziniz varsa, o bir kapıdır; eski, çok eski bir öykünüz varsa, o da bir kapıdır.? İki kitabı buluşturan noktayı bulmuştum,

okumak için tıklayınız

Sevda Kuşun Kanadında*

“Sevda kuşun kanadında, ürkütürsen tutamazsın ökse ile sapanla vurursun da saramazsın.* (Cem Karaca) Kanadı kırılan kuşlara benzeyen kadınlar var bu hikâyelerde, ürkek kuşlar gibi telaşlı ve yalnız. “Özgür bir kadın olmanın çelişkili yalnızlık duygusundan” kendini uzak tutan kadınların mücadelesi; özgür düşünen kadınların kazanımları, kaybedişleri ama pes etmeyişleri sonucunda; serde yalnızlık var! “Bir insan, bir başka

okumak için tıklayınız

Hakikat mi? – “Hayat Bir Kere!”

“Atın ite, kuşun kurda sevdalandığı bu çağın bir romanı hiçliğinde: ‘Hayat bir kere!’.” Özen Yula, Everest Yayınları’ndan çıkan “Hayat Bir Kere” adlı romanında; Mezopotamya tarihinin en eski anlatısı olan, Uruk kralı Gılgamış’ın efsanesini, zamandan ve mekândan azade olarak yeniden işliyor. Modern çağda ölümsüzlük ve bilgelik arayışı ile birlikte çeşitli mitolojik efsanelerin de yer aldığı bu

okumak için tıklayınız

Virginia Woolf’un güncesi

Bir Yazarın Günlüğü eserlerin nasıl kılı kırk yararak kaleme getirildiğinin belgesi. Kimi yazarlara göre Deniz Feneri, Virginia Woolf?un hem en sevilmiş, hem en önemli romanıdır. Ben, uzun yıllar, Oraya Deniz Fenerine diye Türkçe adlandırdığım bu eseri, 1960?ların sonunda rahmetli eniştem Talât Akdağ?ın kitaplığından ödünç almış, bir daha da geri vermemiştim. Naciye Akseki Öncül çevirisi Deniz

okumak için tıklayınız

Gargantua – François Rabelais

Rönesans’ın başlangıcını müjdeleyen yazarlardan biri olan François Rabelais, baba-oğul iki dev olan Gargantua ve Pantragruel’in maceralarını anlattığı beş ciltlik eseriyle Fransız ve dünya edebiyatına damgasını vurmuştur. Gargantua, bu külliyatın en bilindik eseridir. Obur dev Gargantua’nın hayatını doğumundan başlayarak anlatan bu roman, realizmi fanteziyle, Rönesans bilgeliğini müstehcen esprilerle buluşturuyor ve okurların dünyaya farklı bir açıdan bakmalarını

okumak için tıklayınız

Uçurum / Orhan Kemal Soruyor – Işık Öğütçü, Orhan Kemal

İlk kez kitap halinde!.. Gizli kalan roman bulundu! Çağdaş Türk edebiyatının en önemli kurucularından olan Orhan Kemal’in 100. yaşında gizli kalmış romanı gün yüzüne çıktı. 25 Ocak 1961 yılında Büyük Gazete isimli dergide tefrika edilen Uçurum ilk kez kitap haline getirildi.

okumak için tıklayınız

Beyoğlu’nun En Güzel Abisi – Ahmet Ümit

Yılbaşı gecesi işlenen bir cinayet… Tarlabaşı’nın arka sokaklarında bulunan bir erkek cesedi. Öldürülmüş erkeklerin en yakışıklısı, belki de en kötüsü. Karanlık sırların ortaya çıkardığı utanç verici bir gerçek. Gururlarının kurbanı olmuş erkekler, onların hayatlarını yaşamak zorunda olan kadınlar. Bu cinayetler yatağında, bu kötülükler bahçesinde, bu insan eti satılan can pazarında masumiyetini korumaya çalışan bir adam.

okumak için tıklayınız