Etiket: Felsefe

Tarih Sosyolojisi, İbn Haldun ve Osmanlı Anakronizmi

Tarih Sosyolojisi, İbn Haldun ve Osmanlı Anakronizmi Ortaçağ’da tarih-yazıcılığı, kilise ve siyasal iktidarların koyduğu sınırlar içinde “siyaset bilimi” ve ilahiyat ile etkileşim içindeydi ve toplumsal boyuttan yoksundu. Değeri hayli sonraları anlaşılmış olsa bile, İbn Haldun’un tarih-yazıcılığının tarihi içinde işgal ettiği önemli yer bu alandaki katkısından kaynaklanmaktadır. Günümüzde büyük Arap düşünürü tarih sosyolojisinin kurucuları arasında sayılmaktadır.

okumak için tıklayınız

Ortaçağ, Din ve Tarih-Yazıcılığı

Ortaçağ, Din ve Tarih-Yazıcılığı Ortaçağ’da tarih-yazıcılığı, Aristo’nun izinde, bilimsel bir uğraşı alanı olarak görülmüyordu. Batılı üniversitelerde okutulmadığı gibi Doğulu medreselerde de tarih “asli ilimler” arasında sayılmıyor, ayrı bir ders konusu olmuyordu.[35] Bu yüzden de tarihçiliğe, ne Avrupa’da ne de İslam dünyasında, uzun süre insanların bağımsız olarak hayatlarını kazanabilecekleri bir meslek gözüyle bakılmadı. Arap-İslam uygarlığının yükseliş

okumak için tıklayınız

Ortaçağ: Skolastik Düşünce, Kronik Yazarı ve Tarihçi

Ortaçağ: Skolastik Düşünce, Kronik Yazarı ve Tarihçi Ortaçağ, genellikle, Eski Yunan’da doğan özgür aklın karanlığa boğulduğu bir dönem olarak küçümsenmiş ve yüzyıllar boyunca büyük bir ilgi konusu olmamıştır. Oysa kimi tarihçilere göre böyle ön yargılı bir yaklaşım, üniversitelerin kurulduğu, ilahiyatçıların özgür felsefeye yol açacak sorunlarla uğraştığı ve Gotik sanatın yeşerdiği bir dönem için büyük bir

okumak için tıklayınız

Bertrand Russell: “Pratik hayatta olasılıklara göre hareket etmek gerekir ve felsefeden beklediğim, insanlara, tam anlamı ile güvenli olmadan hareket etmek cesaretini vermesidir.”

1. FELSEFE NEDİR? Felsefe ne demek Lord, Russell? Bertrand Russell — Epey tartışmalı bir soru. Sanmam ki iki filozof bu sorunuza aynı cevabı versin. «Felsefe, henüz tam bilgi sahibi olamadığımız konularda kurgu’ya (spekülasyon) başvurmak demektir.» diyeceğim. Bu benim düşüncem tabiî; başkası ne der, bilmem. Bilimle felsefe arasında bir ayırım görüyor musunuz? Genellikle bilim, ne biliyorsak

okumak için tıklayınız

Nietzsche “diyalektikçi” midir?

Nietzsche “diyalektikçi” midir? Şunla bu arasındaki özsel ilişki bir diyalektik kurmaya yetmez: Her şey bu bağıntıdaki olumsuzun rolüne bağlıdır. Nietzsche tam da şunu der: Kuvvetin nesnesi olarak başka bir kuvvet vardır. Kesinkes şu var ki, bir kuvvet ancak, başka bir kuvvetle bağıntıya girer. Yaşam başka türlü bir yaşam biçimiyle çarpışır ancak. Çokçuluğun bazen diyalektik görünümleri

okumak için tıklayınız

Dil, Felsefe ve Toplum – Suat Kamil Aksoy

Değer hakkında tartışmalı da olabilecek şeyler yazdım. Toplum denilen şeyin var oluşunun temeline yerleştirmeye kalkıştığım bu kavram dışında bir başka önemli olgu daha var. Tıpkı değer gibi toplumsal hayatımızın her anını kaplayan ve en az onun kadar önemli bir şey bu. Toplum geliştikçe geliştiği ve bugünkü haline geldiği kabul edilen dilden bahsediyorum. Gündelik hayatın olağanlığı

okumak için tıklayınız

Felsefede Ölüm ya da Ölürken Felsefe Yapmanın İmkânı Üzerine – Hamza Celâleddin

“Gençliğimizdeki neşelilik ve karamsarlığa kapılmama hâli, kısmen hayat tepesine tırmanıyor ve tepenin öteki tarafındaki ölümü görmüyor olduğumuz gerçeğine dayanır” Arthur Schopenhauer, Parerga und Paralipomena Ölüm felsefesi −belki korkunç bulunduğundan ve belki de diyalektik yoksunu bir ontolojik kavrayıştan ötürü− yaygın bir felsefî alana ve nüfûza sahip olamamıştır. Ama “ölüm” kavramı, açık-seçik ya da örtük olarak, her

okumak için tıklayınız

Max Horkheimer: Bugün toplumsal iktidar makinesinin ezici ağırlığı ile atomlaşmış kitlelerin güçsüzlüğü arasındaki oransızlık yaşanıyor.

Bugün, ütopyaya giden yolda en büyük engel, toplumsal iktidar makinesinin ezici ağırlığı ile atomlaşmış kitlelerin güçsüzlüğü arasındaki oransızlıktır. Geri kalan herşey —her yere sinmiş ikiyüzlülük, sahte teorilerle beslenen inanç, spekülatif düşüncenin gerilemesi, iradenin sakatlanması ya da korkunun baskısıyla sonuçsuz faaliyetler içinde dağılıp gitmesi— bu oransızlığın belirtileridir. Eğer felsefe insanların bu hastalıkları tanımasına yardımcı olursa, insanlığa

okumak için tıklayınız

Nietzsche’de Soru Biçimi

Metafizik, öze dair soruyu şöyle biçimlendirir: “… nedir?” Belki de biz bu soruyu doğal karşılamaya alıştık, bunu da Sokrates’e ve Platon’a borçluyuz. Bu sorunun nereye kadar özel bir düşünme biçimi varsaydığını görmek için Platon’a geri gitmek gerekiyor. Platon, “güzel denir, doğru nedir? vs. diye sorar. Bu soru biçimini diğer bütün soru biçimlerinin karşısına koyma kaygısındadır. Sokrates’i kâh çok genç olanlarla, kâh

okumak için tıklayınız

Montaigne’in Denemeler’i yazdığı Kule’sine yapılan geziden izlenimler

İşte, nihayet, güzelim bir parkın içinde yürüyoruz, ormanlık alan, çim açıklık, kalbimde sevinç. Birkaç adım daha atıyorum, Senyör Michel de Montaigne’in kulesi karşımda. Modern denemenin yaratıldığı yerdeyim. Yuvarlak, tombul bir kule. Şatonun arkasındaki dış binaların oluşturduğu karenin bir köşesinde duruyor. Öbür köşedeki kuleye de karısı çekilirmiş bazen. Bey kulesi, hanım kulesi. Arada bir, tesadüfen, kulelerin

okumak için tıklayınız

Çocukları Felsefeyle Tanıştırmak Ne İşe Yarar?

Felsefenin bin bir türlü tanımı verilebilir: Siyasi, ideolojik, psikolojik, dinsel, hatta felsefi/metafizik? Ama ben çok basit bir pedagojik tanım önermek istiyorum: Felsefe bir beceridir ? düşünme becerisi. Beceri kelimesini tam da pedagojideki anlamıyla kullanıyorum: Yabancı dil öğretiminde ?duyduğunu anlama? veya ?kendini ifade edebilme? becerileri gibi bir beceri. İsterseniz bu tanıma bir de sıfat ekleyebilir ve

okumak için tıklayınız

Özgürlük Yanılsaması / Rousseau ve Marx – Yıldız Silier

Yıldız Silier’in ‘Özgürlük Yanılsaması / Rousseau ve Marx’ adlı yapıtı, “Rousseau ile Marks’ın özgürlük anlayışlarını karşılaştırıyor. Entelektüel bir sohbet havasında sevinçle okunabilecek kitabın girişinde yazar amacını şöyle belirliyor: “Bu kitapta Rousseau ve Marx’ın izinden giderek, özgürlüğe giden yolun özgürlüksüzlüğümüzle yüzleşmekten geçtiğini savunacağım. Önümüzdeki en büyük engellerden biri olan ‘özgürlük yanılsamamızı’ açığa çıkaracağım” ( s.16).

okumak için tıklayınız