Roman Kuramı – Georg Lukacs

“Roman Kuramı bir edebi tür olarak roman üzerine yapılmış ilk büyük sistematik çalışmadır. Lukács burada biçimsel ve estetik kategorilerin tarihsel-mantıksal zorunluluğunu, imkânlarını, iç çelişkilerini ve sınırlarını ortaya koyar. Lukács’ın bu gençlik yapıtı, Walter Benjamin’den Adorno’ya, Paul de Man’dan Edward Said’e kadar birçok eleştirmen ve edebiyat kuramcısı için de her zaman ana kaynaklardan biri olmuştur. Roman Kuramı, Kant ve Hegel’in felsefeleri ve Schlegel gibi Romantik yazarların düşünceleriyle modern edebiyat kuramları arasındaki en önemli bağlantı halkalarından biridir.

Devamını oku

Osmanlı Kadın Hareketi – Serpil Çakır

“Son zamanlarda Osmanlı kadınlığı can sahibi olduğunu, var olduğunu gösterdi. Onun her an iniltiler içinde kopup gelen sadasını işitiyoruz. ‘Biz varız, uyanıyoruz, kalkacağız, kalkınız, yol gösteriniz’ diyor. Bu hareketi kadınlığın bütün tabakalarında müşahade ediyoruz. Düşünenler eski hayattan bıktı, düşünemeyenler de bıktı. Artık başka bir hayata girmek ihtiyacı, hemen kadınlığın her tarafında his olundu… Artık şimdi yaşayışımızın yanlışlıklarını bulup ortaya koyuyoruz. Muharrire ve hemşirelerimiz her birisi bir derdimizi açmış onun devasına çalışıyor, kimisi tahsilden, kimisi terbiye-i ictimaiyeden velhasıl bütün ihtiyaçlarımızdan bahsediliyor. Artık iman ettik ki hayatımız iyi bir hayat değildir… Artık kadınlık böyle yaşamayacaktır ve yaşayamaz. Buna katiyen emin olunuz.”  Kadınlar Dünyası,

Devamını oku

Sosyal Adalet ve Şehir – David Harvey

Sosyal bilimlerin gelişiminde öyle bazı dönemler vardır ki mevcut bakış açılarını derinden sarsan, dönüştüren kitaplar çıkar ortaya. Sosyal Adalet ve Şehir bunlardan biri. Mekan çalışmalarında klasikleşmiş bir yapıt. Kentsellikle ilgili kapitalist ve sosyalist formülasyonların ayrı bölümler halinde eleştirel bir incelemesini yapan Harvey, bir anlamda tarihsel maddeciliğin mekan çalışmalarına uygulanmasının ilk örneğini vermiş, sosyal adaletsizliğin mekan üzerindeki bölünme ve farklılaşmalarla nasıl örtüştüğünü göstermiştir.
Zenginlik ve yoksulluk coğrafya üzerinde nasıl dağılır? Farklı yerler, konumlar ya da bölgeler arasında adil bir dağıtım mümkün mü? Hangi araçlarla mümkün? Bu araçların kendisi adil mi? Bir kente ilk gelenleri “efendi”, en son gelenleri “parya” yapan nedir?
Kapitalizmin

Devamını oku

Bilgi Ağacı / İnsan Anlayışının Biyolojik Temelleri – Humberto R. Maturana, Francisco G. Varela

Şilili iki bilimadamı, Maturana ve Varela’nın 1984 yılında yazdığı Bilgi Ağacı, insanın bilişsel yetileri hakkındaki çığır açıcı kitaplardan biri oldu. Günümüzde sinirbilim, evrimci psikoloji, karmaşıklık ve bilinç alanındaki bilimsel gelişmelerin çoğu bu kitapta anlatılan “bilişsel inşacılık” kuramı tarafından öngörülmüş, dile getirilmişti. Geçen yıllar içinde Amerika’da üniversite, Şili’de lise seviyesinde ders programlarına dahil edilen Bilgi Ağacı’nın temel tezi şu: “Yapmak bilmektir, bilmek yapmaktır.”
Yüzyıllardır filozofları, dış dünyanın zihinde temsil edilmesine dayanan bir ikiciliğin ya da tekbenciliğin kafesine girmeye mecbur bırakmış olan bilme problemidir bu. Maturana ile Varela, insan zihnini ve bilme fenomenini esasen bir doğa olayı olarak anlamlandırabileceğimizi savunuyorlar. Geliştirdikleri etkileşime dayalı “kendi kendini var etme” (autopoiesis) kavramıyla, bilmenin “dışarıdaki” dünyanın temsili değil,

Devamını oku

Hasretinden Prangalar Eskittim – Ahmed Arif

Eşitlikçi bir dünya düşü Ahmed Arif şiirinin damarlarıydı. Doğu’nun yoksul, emekçi halkının yaşadığı, duyumsadığı her şey bu şiirin kaynakları olacaktı. Daha önemli olan bu duyarlılıkları şiire dönüştürürken, bu kültürlerin efsaneleri, türküleri, masalları ve ağıtlarından kıyasıya yararlanarak kurmuştu kendi imgelemini. Anadolu’nun halk şiiri de belki kısmi bir esin perisiydi. Bu şiirde benzersiz bir sözcükler dünyası oluşmuştu. Ve bu sözcükler yoluyla ortaya çok ilginç bir ses ve anlam beliriyordu. İmge sisteminde yararlandığı sözcük ve dizelerde hiçbir şairin şiirinde rastlanmayan bir ritim oluşturmuştu.

Hasretinden prangalar eskittim
Seni, anlatabilmek seni.
İyi çocuklara, kahramanlara.
Seni, anlatabilmek seni,

Devamını oku

Zihin Emeği Kol Emeği (Epistemoloji Eleştirisi) – Alfred Sohn-Rethel

Kafa ve kol emeği arasındaki bölünmenin köklerinin dayandığı gerçek tarihsel ânı nasıl ortaya çıkarabiliriz? İçine sıkışmış olduğumuz, insan ve makine, toplum ve bilim arasındaki karmaşık ilişkiler ağını çözmeye nereden başlayabiliriz? Zihin Emeği, Kol Emeği işte tam da bu sorulara yanıt arıyor: Marxist altyapı-üstyapı ilişkisini ele alıyor, bu ilişkiyi sağlam bir temele dayandırmak için meta üretimine dayalı toplumlarda metanın biçimsel bir analizine girişiyor ve Marx’ın siyasal iktisat eleştirisine bilime ve bilmeye dair geleneksel kuramların eleştirisini ekliyor.

Devamını oku

Tiyatro Şiirleri – Bertolt Brecht

Brecht’in kendi sanat kuramını ifade etmek için yazdığı didaktik şiirleri. Tiyatro için söylerken Brecht, sanki hayat için de söylüyor gibidir. Şu şiirdeki gibi: Taklit Üzerine Yalnızca taklit eden, Taklit ettiği şey konusunda Söyleyeceği olmayan. Zavallı bir şempanzeye benzer Sahibinin sigara içmesini taklit eden Ve aslında içmeyen, Çünkü düşüncesiz bir taklit Gerçek bir taklit olamaz hiç … Devamını oku

Kızıl Hasat ? Dashiell Hammett

Dashiell Hammett ‘in 1929 yılında yayınladığı “Kızıl Hasat” romanı, Time dergisinin 1923-2005 yılları arasında ingilizce yazılmış en iyi 100 roman listesine girmiştir.

“Personville şehrine Personville zehri dendiğini ilk kez Butte’da, Koca Şilep barında, Hickey Dewey adlı kızıl saçlı bir bitirimden işitmiştim. Kaşık diyeceği yerde de kazık derdi. Personville’in adına getirdiği yorumu pek umursamamıştım o zamanlar. Daha sonraları, Ş’leriyle Z’le-rini doğru dürüst söyleyebilen insanlardan da aynı şeyi işittim. Gene de bunun anlamsız bir mizah girişiminden öte bir şey olabileceğini aklımdan geçirmedim. Birkaç yıl sonra Personville’e gittiğimde yanıldığımı anladım.
Gardan Herald gazetesine telefon edip Donald Willsson’u istedim, geldiğimi söyledim.

Devamını oku

Korkunun Diyalektiği – Franco Moretti

(*) 1. BİR MODERN CANAVAR SOSYOLOJİSİNE DOĞRU
Burjuva uygarlığının korkusu iki adda özetlenir: Frankenstein ve Drakula. Canavar ve vampir, 1816 yılında, Cenevre yakınlarındaki Villa Chapuis?un bir çalışma odasında, bir arkadaş grubunun yağmurlu bir yaz gecesini geçirmek için oynadıkları bir sosyete oyunundan birlikte doğarlar. Endüstri devriminin en hızlı döneminde doğduktan sonra, 19. yüzyıl sonundaki kritik dönemde, Hyde ve Drakula adlarıyla yine birlikte ortaya çıkarlar.1 20. yüzyılda sinemayı fethederler: Birinci Dünya Savaşından sonra Alman Ekspresyonizminde; 1929 krizi sonrasında, Amerika?daki büyük RKO prodüksiyonlarında

Devamını oku

Mucizevi Göstergeler / Edebi Biçimlerin Sosyolojisi Üzerine – Franco Moretti

Bir yandan trajediler, Ulysses, Çorak Ülke ve Balzac romanları gibi “yüksek edebiyat” klasiklerini, bir yandan da Dracula ve Frankenstein gibi kült korku romanları, Sherlock Holmes öyküleri ve “acıklı” çocuk edebiyatının ünlü örnekleri Çocuk Kalbi ve Pal Sokağı Çocukları gibi “kitle kültürü” ürünlerini aynı esprili üslupla yorumlayabilen denemeler… Yazarın temel meselesi bu edebi eserlerde yazıldıkları dönemin toplumsal endişelerinin nasıl özgül ifadeler kazandığını çözümlemek. Edebiyat tarihçisi ve sosyoloğu Moretti, bir klasik haline gelmiş bu kitabında eleştiriyi pırıltılı ama içi boş spekülasyonlardan kurtarıp, “yanlışlanabilir argümanlar” üreten bir disiplin haline getirecek özgün bir metodoloji geliştiriyor.

Devamını oku

Acayip Havalar – Kate Evans. Küresel ısınma konusunda tarihin ilk çizgi romanı

?Hey, komik bir çizgi roman için hiç de iç açıcı bilgiler değil bunlar. (…) Bu kitabı, hayatını değiştirmek için kullan, çünkü bundan sonra olacaklar, senin şimdi yapacaklarına bağlı…? Kate Evans
‘İklim değişikliği hakkında bilmek istemediğiniz ama muhtemelen öğrenmek zorunda olduğunuz her şey? sloganı ile Türkçe?ye uyarlanan kitap, küresel ısınma konusunda tarihin ilk çizgi romanı olma özelliğini taşıyor. Aslında kitabın imza attığı ?ilk?ler bununla kalmıyor. Küresel iklim değişikliği konusunda bizleri bilinçlendirmeyi en önemli misyon edinmiş 94.9 Açık Radyo?nun ilk yayını bu. Diğer ilklerin neler olduğu, Ömer Madra?nın önsözünde anlatılıyor.

Devamını oku

Torunlar ? Fethiye Çetin, Ayşe Gül Altınay

Fethiye Çetin ve Ayşe Gül Altınay ‘ın birlikte hazırladıkları “Torunlar” adlı bu araştırma kitabında, 1915’te ya da öncesinde müslümanlaştırılarak, asimile edilerek Anadolu’da kalmış Ermeni çocuklarının hikâyelerini, torunlarının ağzından dinleyeceksiniz. Şimdilerde orta yaşlarını sürmekte olan bu torunlar Ermeni dedelerini, ninelerini, kendilerini anlatırken yüzleşmesi güç soruları da gündeme getiriyorlar.
Bugün Türkiye’de yaşayanlar kendi hikâyelerini ne kadar biliyor, nelerin üstü örtülüyor, bu sırlar bizi nasıl etkiliyor? Neredeyse yüz yıl sonra 1915’te yaşananlar “torunlar” için ne ifade ediyor? Neden yüz yıl sonra bugün ninelerin, dedelerin Ermeni olduğunu söylemek bu kadar zor, bu kadar sancılı? Bu acının ve suskunluğun üzerine gitmek başka acıları ve suskunlukları görmemize, konuşmamıza, aşmamıza yardımcı olabilir mi?

Devamını oku

Tol (İntikam) / Bir İntikam Romanı – Murat Uyurkulak

“Tol, bize her şeyin parçalanabilirliğini hissettirdiği için, çok güçlü bir roman. Yazmanın, yaratmanın, varolmanın şehvetini hissettirdiği için. Siyasi çalkantı dönemlerini siyasetin kekeme lehçesine bir an olsun bulaşmadan yaşatabildiği için. Hiçbir çıkış yolu göstermediği, hayatı yolculuğun kendisi olarak yansıtabildiği için.” Yıldırım Türker

“Epeydir yazmayan ayyaş bir şairle hayattan çoktan vazgeçtiği halde son noktayı koyamayan genç bir musahhihe, Diyarbakır’a yaptıkları tren yolculuğunda eşlik ediyoruz bu romanda. İstasyonları birbiri ardında geçerken Türkiye’nin yakın siyasi tarihi de yavaş yavaş seriliyor gözlerimizin önüne,

Devamını oku

Cezaevi kontör yükleme