Etiket: Semih Gümüş

Anna Karenina: Tolstoy’un En Büyük Romanı

Anna Karenina’yı edebiyat tarihinin en büyük romanlarından biri yapan etmenler arasında, roman sanatındaki iki önemli ayrılıktan birinin yaratıcısı olması da vardır. İnsanın neden olduğu bütün dramatiği yaratıcı sözün ve sözcüklerin büyüsüne dayanarak yansıtmakla yetinmeyip psikolojik çatışmalar ve o psikolojiyi yaratan ilişkiler ve durumlar içinde vermek, bir yaratım biçimi olarak klasik romanın büyük geleneği içinde tahtından

okumak için tıklayınız

Fakir Baykurt’un Önemi

Köy Enstitüleri’nin kurucuları modernite ile yarattıkları kurum arasında ilişki olabileceğini düşünmedi. Çünkü Cumhuriyet’in Batılılaşma ideolojisi moderniteyle iç içe düşünülmeden ortaya atılmıştı; yanında dayanacak başka bir düşünceye gereksinme duymayan, sağlam bir düşünce dizgesiydi ve asıl olarak aydınlanmayla özdeşleşiyordu. Aydınlanmanın gücü hem bütün gereksinimleri karşılıyor, hem de geleceği öylesine güçlü biçimde anlatıyordu ki, modernizm bir kültür tasarımı

okumak için tıklayınız

Abdülhak Şinasi Hisar: Geçmiş Zaman Yazarı

“Zira, uzaktan gördüğümüz şeyler bize daima daha çok güzel görünür ve daha çok hoşumuza gider, hâlin bütün dikenleri gözlerimize batar.” – Abdülhak Şinasi Hisar Eski zamanların yazarı olarak bilip bu yanıyla önemsediğimiz Abdülhak Şinasi Hisar’ın yaygın biçimde tanınıp okunduğunu söyleyemeyiz. Edebiyatın içinde yaşayanlara daha yakınmış ve göz önündeymiş gibi gelir de, daha geniş halkalar üstündeki

okumak için tıklayınız

Öteki Soruşturmalar / Borges Metaforu

Jorge Luis Borges, çevresinde pek çok tartışma yaratılmış, sıradışı kişiliği ve kimliğiyle çoğunluğu şaşırtmış, bazen ne olduğuna karar verilememiş, nitelikli edebiyatın izinden gidenlerin sonunda yoluna düştüğü, çağımızın büyük yaratıcılardan biri olduğundan kuşku duyulmayan yazarlardan. Onu gene en son biz mi anladık, bilmiyorum, ama meraklılarının sayısındaki artışa bakarak sonunda anladığımızı söyleyebiliriz. Öteki Soruşturmalar’da yayımlanan ilk yazıyı

okumak için tıklayınız

Şiirin Bilge Sözü Cevat Çapan

Cevat Çapan’ın şiirini Dön Güvercin Dön’den bu yana tanıyorum. Demek ki iyi yerden başlamışım, diye düşünürüm, ama herkes oradan başlamadı mı? Kimileri için 1985’in hemen öncesinde tek tek yayımlamaya başladığı şiirlerinden sonra Dön Güvercin Dön de Cevat Çapan’ın şiirinin anlamını kavramak için yetmediyse, sonraki kitapları beklenebilirdi, ama şiirin ana damarında akan, aslında benzeri edebiyatımızda az

okumak için tıklayınız

Edebiyatımızda Anne İmgesi

Roman sanatımızın çağdaşlık dönemecindeki ilk kilometre taşı olan Aşk-ı Memnu’nun, kişileri ve onların çevresinde oluşturduğu karmaşık ilişkilerle de ilk gerçek Türk romanı olduğunun anlaşılması için yarım yüzyıldan uzun bir zaman geçmesi gerekti. Yüzyılın hemen başında, 1900’de yayımlanan Aşk-ı Memnu, oysa kadınlar ve erkekler arasındaki alışılmamış ilişkileri konu etmiş, Adnan ve Bihter’in çevresinde bulunan öteki kadınlar

okumak için tıklayınız

Gıdasız demokrasi olmaz

Çocukluk yıllarımızda köy nüfusunun azalıp yerine şehir nüfusunun artması olumlu bir değişim gibi öğretilirdi. Böylece tarım yerine sanayileşme artacak, ülkenin sanayi üretimine dayalı kalkınması hızlanacaktı. Hem sosyalizm de her şeyden önce kapitalizmin yarattığı sanayileşmenin üstüne kurulmayacak mıydı. Demek ki buna zorunluyduk. Bunun nereye kadar doğru ya da ne yanlış olduğu şu anda anlamını yitirmiş durumda.

okumak için tıklayınız

Eric Hobsbawm, Parçalanmış Zamanlar’da yakın geçmişimizdeki kültürel değişimlerin dinamiklerini çözümlüyor.

Sanırım kültür tartışmasını da yeterince yapamıyoruz. Geçen yüzyılımıza dalıp şimdiki toplumun nasıl bir kültür içinden çıktığına ilişkin toplumbilimsel araştırmalar var, onlara dönüp bakabiliriz ama gene de sözgelimi günlük yaşam kültürüne ilişkin nitelikli çözümlemeler pek az. Kültür tarihi asıl olarak saray tarihçiliği çevresinde dönerken sıradan insanların hayatına sokulmakta pek istekli olmadı. Cumhuriyet döneminin gönüllü ya da

okumak için tıklayınız

Cemil Kavukçu’nun getirdiği ustalık

Üstü Kalsın’ı Cemil Kavukçu’nun ikinci ustalık döneminin yüksek bir basamağı olarak okuyabiliriz. Dokuz öyküden oluşuyor kitap. Birbiriyle ilişkili “karga” öyküleri yanında, apayrı insan hikâyeleri anlatıyor. Cemil Kavukçu’nun, öykücülüğünü bütün özellikleriyle olgunlaştırıp özgün bir ada olarak önümüze getirdiği ilk uzun döneminden sonra yazacaklarını hep merak etmiştim. Şimdi ilk öykülerinin yayımlandığı yıldan bugüne geçen otuz beş yıllık

okumak için tıklayınız

Dilin Çalışma Sesi – Roland Barthes

Dilin Çalışma Sesi Roland Barthes’ın 1964-1980 yılları arasında kaleme aldığı edebiyat, dil ve gösterge üzerine yazıları bir araya getiriyor. Meşhur ‘Yazarın Ölümü’ başlıklı denemesinin de yer aldığı bu “eleştirel denemeler” ilk kez Türkçe’de yayımlanıyor. Yazı’nın ve yazın’ın büyük ustası Roland Barthes’tan yolları çatallanan bahçede yürümek isteyen okurlar için. (Tanıtım Bülteninden)

okumak için tıklayınız

Hayvanların olmadığı çocukluk neye yarar ki? – Semih Gümüş

Elias Canetti yazarlarımdandır. Körleşme romanı ve yazılarının derlendiği Sözcüklerin Bilinci, Türkçede ilk yayımlandıkları günlerde kitaplarım arasında yer aldı. Canetti çağımızın önemli aydınlarından, Nazizm illetine karşı durmuş, aynı zamanda ağırlığı olan bir kimliğin de sahibi. Onun Hayvanlar Üzerine kitabını bilmiyordum, Türkçede yayımlanır yayımlanmaz okudum, benim için gerçek bir sürpriz oldu. Canetti?nin hayvanlar üstüne düşünceleri ve bakış

okumak için tıklayınız

Önemli sorunlarımızdan: kitap kapakları – Semih Gümüş

Bir kapak tasarımcınız yok, kapak için tasarımcıya ödeyecek paranız da yok ve kitap kapaklarını kendiniz yapıyorsunuz. Bu durumda yayıncı özel, kendine özgü, ayrıksı kapak tasarımları yapmaya, kapaklarına kuş kondurmaya çalışırsa sonuçlar tatsız olabilir. Kitap, önce yazılanın yayımlanmasını amaçlayan bir nesne. Bir taşıyıcı. Başlangıçta böyleydi. Sonra ürettiğimiz nesnenin bir biçimi, rengi, zaman içinde değişip güzelleşen hammaddesi,

okumak için tıklayınız

Yandım Ali – Fakir Baykurt

Fakir Baykurt Köprü Kitaplar’da! Yaşamını Türkçe’ye adamış usta bir yazar ve toprak kokulu ölümsüz bir roman! Türk edebiyatının güçlü kalemi Fakir Baykurt’un unutulmaz romanı, Köprü Kitaplar’ın 13. kitabı olarak okurla yeniden buluşuyor. Burdur’daki Akçaköy’de geçen çocukluk yıllarında karşılaşıp etkilendiği bir kişilikten yola çıkan Baykurt, köylerin, bostanların, sürülerin ve yarılmış karpuzun kokusunu taşıyan romanıyla günümüz çocuğunu

okumak için tıklayınız

Kırmızı Yoyo (Öyküler 12. Kitap) – Oktay Akbal

Oktay Akbal, Köprü Kitaplar’da! Gazeteci, yazar Oktay Akbal’ın çocukluk anılarıyla örülmüş öyküler geçmişi günümüze taşıyor! Usta yazar Oktay Akbal’ın, duyarlı ve samimi anlatımını, şiirsel dilini sergileyen öykü seçkisinde, edebiyat ve yaşam iç içe. 2010 Memet Fuat Yayıncılık Ödülü’yle taçlanan “Köprü Kitaplar”ın 12. kitabı olarak yayımlanan seçkinin her öyküsünde okur, hem Oktay Akbal’a hem de İstanbul’a

okumak için tıklayınız

Yayıncılık Üstüne Güncel Notlar – Semih Gümüş

1 – Kitap satılmadığına ilişkin savların doğru olmadığı başkalarınca da açıklanmış oldu. Verilen sayılara göre, 2010?da Tükiye?de kişi başına 5,6 kitap düşmüş. Bu istatistiğin doğru olup olmadığını bilmiyorum. 2010?da yayımlanan yaklaşık 35.000 çeşit kitabın her birinin ortalama satışının 10.000 olması gerekir ki, bu sayıya ulaşılabilsin. Oysa satışı 1.000?in altında olan kitaplar, yayımlanan kitapların ezici çoğunluğunu

okumak için tıklayınız

Klasiğimiz, Marquez ? Semih Gümüş

Sayısız insanın tutkulu hayranlığını kazandıktan sonra bugün ilk akla gelen çağdaş klasiklerimizden olan Gabriel Garcia Marquez, nasıl oluyor da günümüze hem çok benzeyen, hem de yaşadıklarımıza bu denli yabancı romanların yazarı olmuştur… En çok da ”Yüzyıllık Yalnızlık” için yapılabilir bu saptama; o da yalnızca Marquez?in değil, yirminci yüzyılın başyapıtlarından sayılır. Gerçek ile fantastik olanı bir

okumak için tıklayınız