Etiket: Türkiye

Soyut Somut – Edip Cansever

Şiirin soyutluğu somutluğu sorunu çok tartışıldı. Gene de belli bir sonuca varılamadı. Kapalı şiir için soyut, “anlamsız şiir” için soyut, toplumcu olmayan şiir için soyut, hatta yeni şiirlerin tümü için soyut denildi. Gerçi soyut şiirle, somut şiir arasındaki ayrım kesin olarak belirlenmiş değil. Değil ama işe bu yönden bakanlar da yok denecek kadar az. Soyut

okumak için tıklayınız

Tek Sesli Şiirden Çok Sesli Şiire, Edip Cansever

Mısra işlevini yitirdi; şiiri şiir yapan bir birim olarak yürürlükten kalktı. Eski rahatlığını, o sessiz, kıpırtısız düzenindeki rahatlığını boşuna arıyor şimdi. Öfkelerin, bunlukların, başkaldırmaların dışında kendini yineliyor daha çok. Ne denli güçlü olursa görünürse görünsün, duygularımızı, gerilimlerimizi, düşünce coşkularımızı başlatıcı öğe, bir ölçü olmaktan çoktan çıktı. İnsanı, insanla gelen en çağdaş sorunları karşılayamaz oldu. Öylesine

okumak için tıklayınız

Uygarlığın Kökeni Sumerliler – 1, Muazzez İlmiye Çığ

?Konu pek çok ve çeşitli olduğu için, çalışmamı iki cilde ayırdım. Birinci cilt olan bu kitap, merakla sorulan, Sumerlilerin evren ve evrenin, insanın oluşumunu ve tanrılarla ilgili inanışlarını dile getiren efsanelerini; kahramanların serüvenlerini içeren destanlarını; savaşlarla nasıl yıkılıp yakıldıklarını çok acıklı bir dille anlatan ağıtlarını ve izleri zamanımıza kadar gelen atasözlerini kapsayacak. ?İkinci cilde alacağım

okumak için tıklayınız

Düşüncenin Şiiri, Edip Cansever

Valery şiirin fikirlerle yapılamayacağını savunur. “Şiirin içinde fikir, elmanın içindeki gıda kadar saklı olmalıdır” sözü de oldukça ün kazanmıştır. John Ciardi’nin de bir sözü varmış, yeni öğrendim : “Şiir fikirlerden söz açmaz, onları bir aktör gibi temsil eder,” diyor. Ben bu yargılardan şunu çıkarıyorum : Demek oluyor ki şair, en önce bir özümleyici; kendinde var

okumak için tıklayınız

Aleviliğin Kökleri – Abdal Musa’nın Sırrı, Erdoğan Çınar

*”Erdoğan Çınar?ın ?Aleviliğin kökleri- Abdal Musa?nın Sırrı? Kalkedon yayınları tarafından yayımlandı. Bu, Erdoğan Çınar?ın 4. kitabı. İlk kitabından beri ezberleri bozan ve Alevilik konusunda tüm bilgilerimizin yeniden sorgulanmasına yol açan bir yazarla karşı karşıyayız. Açıkça söylemek gerekirse ilk kitabı ?Aleviliğin Gizli Tarihi?ni okuduğumda semboller üzerinden yaptığı açıklamalar ilgimi çekmişti ancak bunların Alevilik ile bağlantılarını kurmak

okumak için tıklayınız

Aleviliğin Kayıp Bin Yılı (325-1325) Yolcu Ateşte Yanmak ile Yol Yanmaz, Erdoğan Çınar

“Erdoğan Çınar’ın “Aleviliğin kayıp bin yılı: 325-1325” adlı kitabını okuduktan sonra tarih bilgilerimi bir kez daha sorguladım. Birinci çıkarım; Tarih Hipotezlerle doludur. Orta Çağ tarihinin iki yüzyılı Haçlı Seferleri ile dolu geçmiş. Avrupalı Hıristiyanların ‘Kutsal Topraklar’ı “Müslümanlar”ın kontrolünden geri almaya yemin ettikleri iddaa ediliyor. Oysa bazı tarihçiler, din baronlarının ganimet ve haraç almak uğruna uzak

okumak için tıklayınız

Enternasyonal (L’Internationale) Türküsü / Şiiri / Marşı 120 Yaşında, Prof. Dr. M. Şehmus Güzel

“Cellâtların döktükleri kan Kendilerini boğacak Bu kan denizinin ufkundan Kızıl bir güneş doğacak. Bu kavga en sonuncu kavgamızdır artık Enternasyonalle kurtulur insanlık.” 120 Yaşında ve yüzünde tek kırışık yok. Yüz yirmi yaşında ve tek yorgunluk işareti vermiyor. 120 Yaşında ve hala vicdanlarımıza, gönüllerimize, beyinlerimize ve özetle kardeşlerim ?içimizdeki bize? ilk günün çoşkusuyla hitap ediyor. Daha

okumak için tıklayınız

Bizi Kendilerine Hep Yabancı, Hep Aykırı Gördüler. Cezmi Ersöz

Kapım önce açılıyor, sonra kapanıyor… Merdivenlerden inişini, ayak seslerini duyuyorum. Yüreğindeki sıkıntıyı, o ürkek yorgunluğunu, birazdan kentin o karanlık akıntısına bırakacağın ruhunun telaşlı sancısını duyuyorum buradan. Bizi gözeten o büyü hızla eksiliyor hayatımızdan. Artık aşkımız bizi korumuyor, sevgili, biliyorsun. Eksik, kaçak, korkak yaşıyoruz kim bilir ne zamandır, birbirimizden gizlice… Aşklar sahiplerine, onların yazgılarına, öykülerine benzer

okumak için tıklayınız

Kayıp Bir Alevi Efsanesi, Erdoğan Çınar

“Erdoğan Çınar’ın 3. kitabı ?Kayıp Bir Alevi Efsanesi?ni okuduğumda Pir Sultan Abdal efsanesinin kayıtlara geçmiş haliyle karşılaştım. Etkilenmedim desem yalan olur. Çeşitli kaynaklara referans verilerek aktarılan bilgiler efsanede anlatılan coğrafyada, Yıldız Dağı eteklerinde aynı efsanede anlatılan biçimiyle yaşanmış bir olaydan ve olayın kahramanlarından söz ediyordu. Zaten öteden beri Pir Sultan Abdal adında hiç isim geçmediğini

okumak için tıklayınız

68 Afişleri – ODTÜ Devrimci Afiş Atölyesinin Öyküsü, Yılmaz Aysan

?68?in devrimci ruhunun en önemli parçası, üniversitede, sokaklarda, grev ve işgallerde kendini afişlerle ifade etmesiydi. Devrimci afiş atölyesi, ODTÜ Mimarlık Fakültesi?nde, ilk deneyimlerini Mimarlık Balosu afişlerinin basılmasından edinmiş bir grup öğrencinin inisiyatifiyle ortaya çıktı. Kısa zamanda devrimci kampanyalar yazmaya, tasarlamaya girişti. El yordamıyla baskı teknikleri geliştirdi. Sonunda yüz binlerce afiş üreterek Türkiye?nin dört bir köşesine

okumak için tıklayınız

Yılmaz Aysan ‘ın Hayatı

Yılmaz Aysan çalışmalarını İstanbul?da sürdüren bir sanatçı ve grafik tasarımcıdır. Sanat çalışmaları: 1983?te İstanbul Sanat Bayramı kapsamında düzenlenen Sanatta Yeni Eğilimler yarışmasında ?Yalnızım? isimli yapıtıyla Bronz Madalya aldı. 1982-83 yılları arasında Ankara?da güncel sanata odaklanan ?Dost Sanat Ortamı?nı kurdu ve güncel sanat sergileri düzenledi. İlk kişisel sergisini, 1985 yılında Ankara Siyah Beyaz Sanat Galerisi?nde ?Akdeniz

okumak için tıklayınız

Spartaküs – Kemal Burkay

Spartaküs Hayat bir türküdür Spartaküs Avutucudur geçicidir Güneş tepeler üstünde yükselirken Ve kıyıları döverken mor dalgalar Hayat bir türküdür Spartaküs Köylü kadınların küçük çocukların söylediği Orda Trakya ovalarında Özgürlük uçan kuşlara benzer Ağaç yaprağına yağmur damlasına benzer Varinia’nın gözyaşlarına Spartaküs O Britanyalı köle kadının, o kır çiçeğinin Bir gladiyatörün acı gülüşüne benzer Kanları toprağa belenirken

okumak için tıklayınız

Fethi Naci’nin Hayatı. Eleştirinin emekçisini saygıyla anıyoruz.

Eleştirmen, yazar ve yayıncı İsmail Naci Kalpakçıoğlu, Fethi Naci adını 1953’ten sonra yazdığı eleştirilerde kullanmaya başladı. 3 Nisan 1927 tarihinde Giresun?da doğdu. İlk ve ortaöğrenimini Giresun ve Erzurum?da tamamlayan Naci, 1949 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinden mezun oldu. 1940 yılından itibaren çeşitli ve dergilerde, şiir ve öyküleri yayımlandı. Çok sevdiği babaannesinin ölümü üzerine kaleme aldığı

okumak için tıklayınız

Müzik Yazılarım, M. Halim Spatar

M. Halim Spatar’ın 2007 yılında yayımlanan Müzik Yazılarım adlı eseri, *müziğe ve devrime inananlar için ilginç bir kitap? Müzik Yazılarım, bugün yaşı seksene ulaşan ilginç ismin, aynı zamanda ilk yapıtıdır. 1990’lı yılların ikinci yarısından itibaren ağırlıklı Cumhuriyet dergide, birer örnek olarak da Filarmoni ve Andante adlı müzik dergilerinde kaleme alınan denemeleri Müzik Yazılarım’da bir araya

okumak için tıklayınız

Üniversitede Cadı Avı, Mete Çevik ‘geçmişe, bugüne ve geleceğe ışık tutacak bir kitap’

Pertev Naili Boratav?ın savunmasını içeren ?Üniversitede Cadı Avı?, 1947-1948 eğitim yılında Boratav, Niyazi Berkes ve Behice Boran?ı hedef alan üniversite tasfiyesini anlatıyor. Bu üç isim hakkında bir ceza davası açılmış, üçü de beraat etmişti. Fakat karara rağmen, kendilerini hedef alan kesim kampanya başlatmış ve nihayet bu üçlü Meclis tasarrufu ile Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi?nden uzaklaştırılmıştı.

okumak için tıklayınız

Kartal Yuvası / Mardin Tarihçedir – Bülent Tekin

“Kadim Mardin kenti öyküsünü betimleyen tarihi roman tarzındaki “Kartal Yuvası” adlı kitabımda anlattıklarım Mardin?in ilginç öyküsüdür. Stratejik konumu nedeniyle Mardin kenti, tarih boyunca çeşitli devletlerin ele geçirmeyi hedeflediği bir yer olmuştur. Kent bundan dolayıdır ki defalarca kuşatılmış, dinlerin çarpışma alanı olmuştur. Ve belki de bu nedenledir ki bu önemli neden ve coğrafi konum kentin daha

okumak için tıklayınız

Ko-Medya, Yalçın Peşken. ‘5 N, 1 K’ den ‘5 Y, 1 S’ ye dönüşümün kitabı

Yalçın Pekşen, kırk yıllık bir basın mensubu. Pekşen?in, ?Ko-Medya? isimli bu kitabı da, uzun yıllarını verdiği bu mesleğin Türkiye?deki seyrine odaklanan mizahi yazılarından oluşuyor. Gazetecililik mesleğinin aksayan yanları; Babıâli?den ?Babıtelli?ye nasıl geçildiği; dinci gazeteciliğin ne zaman ortaya çıkmaya başladığı; gazeteye nasıl girilip çıkıldığı; haberin ne olduğu ve nasıl arandığı; akla gelebilecek her konuda yazı yazmaya

okumak için tıklayınız

A. Kadir’in (İbrahim Abdülkadir Meriçboyu) Hayatı

A. Kadir (İbrahim Abdülkadir Meriçboyu), 1917’de İstanbul?da doğdu. Açık, aydınlık titizlikle işlenmiş şiirleriyle 1940 kuşağı toplumcu şairleri arasında yer alan şair, çeviri çalışmalarıyla dünya şiirinin tanınmasına katkıda bulunmuştur. Ortaöğrenimini Eyüp Ortaokulu (1933) ve Kuleli Askeri Lisesi’nde (1936) tamamladı. Eyüp Ortaokulu’nden sonra 1936?da girdiği Kuleli Askeri Lisesi?ni bitirdi. 1939’da Ankara Harp Okulu son sınıf öğrencisiyken, Nazım

okumak için tıklayınız

Sarı Sıcak, Yaşar Kemal ‘Sadelik ve dürüstlükle anlatılan bu öyküler insanın belleğine kazınıyor.’

Sarı Sıcak, Yaşar Kemal’in öykülerini derlediği eserinin adıdır. Eser ilk olarak 1952 yılında yayınlanmıştır yazarın öykü dalında verdiği ilk eseridir. Eser yazarın daha sonra verdiği baş yapıtlarından İnce Memed’den önce yazarın Türkiye ve dünyaca tanınmasını sağlamıştır. Yaşar Kemal’in bu eserinde anlattığı öykülerin büyük kısmı Çukurova’da geçmektedir. Yazar bu öykülerde Anadolu insanının açlık, pislik, hastalık, sefalet

okumak için tıklayınız

Binboğalar Efsanesi, Yaşar Kemal

Yaşar Kemal’in 1971 yılında yayımladığı Binboğalar Efsanesi?nde, Toros eteklerindeki Türkmen göçebelerin yerleşik düzene geçmeleriyle ortaya çıkan güçlükleri, düş kırıklıklarını ve geçmiş yaşamlarına duydukları özlemi anlatır. Binboğalar Efsanesi, 1979 Fransa ?Büyük Jüri? En İyi Kitap Ödülü’nü almıştır. Roman Melih Cevdet Anday’ın “Ağlar bu mezarlıkta yörükler her gece Bakıp iri yıldızları davar sanmaktan Düşünür eski günleri… iskandan

okumak için tıklayınız