Önce Gözlerinden Ayrıldım, Remziye Serap Ekim

Önce gözlerinden ayrıldım. Bir vapur geçti içimden sonra, Martılar selamladı, Dumanına saldığım sevinçlerimi. Önce gözlerinden ayrıldım Hazan esen bir kasımdı, Ağlarım sandım Deniz olurum. Uzun uzun baktım gözlerine Baktıkça uzaklaştın Baktıkça gittin Vapur oldun. Eserin Adı: Önce Gözlerinden Ayrıldım Yazar: Remziye Serap Ekim ( iletişim adresi: serap.ekim@gmail.com ) Yayınevi: Cinius Yayınları Sayfa Sayısı: 80 Basım … Devamını oku

Bülent Tekin’in Hayatı

1954 yılında Mardin?in Derik ilçesinde doğdu. Aslen Mardin?in Ömerli ilçesi Çınaraltı (Rissin) köyündendir. İDMMA(Galatasaray) Kimya Mühendisliği ve ODTÜ(Gaziantep Kampusu) İnşaat Mühendisliği mezunudur. Üniversite yıllarında ?Duygu? adlı bir senaryo çalışmasında bulunmuştur. Bu eser bir Sinema dergisinde fotoroman şeklinde senaryo edilmiştir. 70?li yılların şartlarında yazmış olduğu, ?Oğul(roman)?, ?Para(roman)?, ?Toplu(msal) Şiirler(şiir)?, ?Şili Sosyalizmi

Devamını oku

Çakırcalı Efe, Yaşar Kemal

Yaşar Kemal, Çakırcalı Efe?yi 1972 yılında kaleme alır. Çakırcalı Efe, Osmanlının son dönemlerinde haksızlıklara karşı dağa çıkmış bir eşkıyanın yaşamını konu alır. Çakırcalı Memed Efe, on beş yıldan fazla bir zaman boyunca eşkıya olarak Osmanlıya baş kaldırmış, halka zulmedenleri öldürmüş, öte yandan fakir fukaranın koruyucusu olmuştur. Yaşar Kemal, yapıtında Çakırcalı’yı öldüren müfrezenin kumandanı Albay Rüştü Kobaş’ın verdiği bilgiler ışığında eşkıyanın hayat hikayesini, tanıklarının yorumlarına da yer vererek anlatır. Çakırcalı Mehmet Efe; Yaşar Kemal’in deyimiyle tarihin gördüğü en büyük eşkiyalardan biri, belki de birincisidir. Ege bölgesi başta olmak üzere; Türkiye tarafından bilinen Çakırcalı’nın yaşamı, bazı yabancı araştırmacı ve yazarların bile ilgisini çekmiştir.
Çakırcalı Mehmet Efe, 1871’de İzmir’in Ödemiş ilçesi’ne bağlı Türkönü Köyü’nde doğmuş Ege efelik kültürünün en ünlü simalarından biridir. Ege Bölgesi’nde efe kültürü (efelenmeler) 17. yüzyıla dayanır. Osmanlı İmparatorluğu’nun yapısında meydana gelen askeri ve sosyal değişikliklerin süvari ve kervancı olarak geçimini sağlayan

Devamını oku

Yabancılaşma Sorununa Genel Bakış – Afşar Timuçin

Yabancılaşma olgusunu en genel anlamda kendinden başkası olma ya da başkasına dönüşme diye tanımlayabiliriz.
Eski felsefelerin yabancılaşma diye bir sorunu yoktu. çünkü bu felsefeler değişim ya da değişimin düşüncesinin ötesinde bir dönüşüm fikrine sahip değillerdi. Yabancılaşma ancak ben?le başkası arasına. özneyle nesne arasına çatışkılı bir ilişki girdiğinde ve buna göre özne geriye dönülmez biçimde dönüştüğünde sözkonusu olacaktır.
Bir başkası olmak fikriyle birlikte ?yabancılaşma? kavramını bize Hegel armağan etti. Onu daha sonra Marx bir başka bağlamda ele aldı.
Hegel yabancılaşma sorununu içsel düzeyde ya da bilinç olguları düzeyinde işledi. Onun dışsal yanını düşünmedi.
Marx yabancılaşmayı toplumsal, iktisadi, kültürel bir anlam verdi, onu bilinç düzeyinde ele almadı.
Bu iki yarı tutum, sözkonusu iki yarı bakış açısına, ülkücü ve gerçekçi bakış açılarına uygun tutumlardır. Hegel?den ve Marx?dan sonra da, ruhsal ya da ruhbilimsel anlamda, ona bağlı olarak ruh hekimliği anlamında yapılmış olan çalışmaları, ?bilinç bozulması? sorununa indirgenebilecek çalışmaları bir yana bırakırsak, yabancılaşma sorununa

Devamını oku

Al Gözüm Seyreyle Salih, Yaşar Kemal

Yaşar Kemal, Al Gözüm Seyreyle Salih adlı yapıtını ilk olarak 1976’da yayımladı. Yazar ilk kez Çukurova dışına çıkarak kenti ve deniz insanını konu edinir. Bir deniz kasabasındaki insanların sorunlarını, uğraşılarını, birbirleriyle ilişkilerini Al Gözüm Seyreyle Salih?te dile getirir. Yapıt, Karadeniz’in küçük bir kasabasında on bir yaşındaki Salih’in, kanadı kırık bir martıya duyduğu sevgi ve mavi oyuncak bir kamyonu elde etme isteğini konu alır. 1970’lerin Türkiyesi, dönemin insan, devlet, iktidar ilişkileri Salih’in dünyasını çevreler. Yaşar Kemal, Salih’in gözünden hayata bakar ve çocukluğun bahçesinden, Türkiye’nin genel yapısını tüm inceliğiyle çizer.

“Yaşar Kemal bir halkın kültürünü temsil etmektedir. Epiği geniş, katıksız bir halkçı temele yaslanmıştır. Romanları yaşamın zenginliği,

Devamını oku

Yaşar Kemal ‘in Hayatı

Yaşar Kemal’in asıl adı Kemal Sadık Gökçeli’dir. Nigâr Hanım ile çiftçi Sadık Efendi?nin oğludur. Aslen Van-Erciş yolu üzerinde ve Van Gölü?ne yakın Muradiye ilçesine bağlı Ernis (bugün Günseli) köyünden olan ailesi Birinci Dünya Savaşı?ndaki işgal yüzünden uzun bir göç süreci sonunda Adana?nın Osmaniye ilçesine bağlı Hemite (bugün Gökçedam) köyüne yerleşmişti. Küçük yaşta bir kaza nedeniyle bir gözünü kaybeden Yaşar Kemal 5 yaşındayken babasının Hemite Camiinde namaz kılarken öldürülmesine tanık oldu. Burhanlı köyü ilkokulunda başladığı ilköğrenimini Kadirli Cumhuriyet İlkokulu?nda tamamladı. Adana?da ortaokula devam ederken bir yandan da çırçır fabrikasında işçilik yaptı. Ortaokulu son sınıfta terk ettikten sonra çeşitli işlerde çalıştı. Kuzucuoğlu Pamuk Üretme Çiftliği?nde ırgat kâtipliği (1941), Adana Halkevi Ramazanoğlu kitaplığında memurluk (1942), Zirai Mücadele?de ırgatbaşlığı, daha sonra Kadirli?nin Bahçe köyünde öğretmen vekilliği (1941-42), pamuk tarlalarında, batozlarda ırgatlık, traktör sürücülüğü, çeltik tarlalarında kontrolörlük yaptı. Yirmiye yakın işte çalıştığı bu yıllarda en uzun işi beş yıl üst üste yaptığı çeltik tarlalarında kontrolörlük oldu. Bu arada 17 yaşındayken siyasi nedenlerle ilk tutukluluk deneyimini yaşadı. Askerlikten sonra 1946?da gittiği İstanbul?da Fransızlara ait Havagazı Şirketi?nde gaz kontrol memuru olarak çalıştı. 1948?de Kadirli?ye döndü, bir süre yine çeltik tarlalarında

Devamını oku

Jean Jacques Rousseau Ve Uluslararası İlişkiler, Faruk Yalvaç

Faruk Yalvaç, siyaset teorisi çalışması olan, ?Rousseau ve Uluslararası İlişkiler?de, Rousseau?nun uluslararası ilişkiler anlayışını değerlendiriyor ve ardından düşünürün uluslararası ilişkiler, savaş ve barış konularında kaleme aldığı üç yazısını bir araya getiriyor. Toplumsal eşitsizliği, şiddetin ve devletler arası savaşların temeli olarak gören Rousseau, devletin de bir kurum olarak bu eşitsizliği yeniden ürettiğini söyler. Yalvaç?ın çalışması, düşünürün yukarıdaki kavramlara dair fikirlerinin en derli toplu yer aldığı ?Savaş Durumu?, ?Abbe de Saint Pierre?in Barış Projesi?nin Özeti? ve ?Sonsuz Barış Üzerine Yargı? başlıklı yazılarını okuyucuya sunuyor.
?Rousseau’nun felsefesi bize toplumsal bir savaş ve barış kuramı geliştirebilmemizi mümkün kılmaktadır. Bunun anlaşılabilmesi Rousseau’nun yeniden okunmasını, onun geleneksel olarak uluslararası ilişkiler kuramında incelendiği dar kapsamdan çıkarılmasını gerektirir. Rousseau her ne kadar yerleşik öğretide olduğu gibi realist görüşün bir temsilcisi olarak değerlendirilebilirse de, barış kuramı dikkate alındığında, Rousseau’nun

Devamını oku

Hegel?in Uluslararası İlişkiler Kuramı: Dünya Tini, Devlet Ve Savaş, Faruk Yalvaç

Faruk Yalvaç, ?Hegel?in Uluslararası İlişkiler Kuramı?nda, düşünürün uluslararası ilişkiler, savaş ve devlet kuramlarını bir araya getiriyor. Hegel için devlet, tanrısal ve ahlaki bir kurumdur. Dolayısıyla devletler arasında bir anlaşmazlık olduğunda, bu anlaşmazlığın gerekirse savaşla çözülebileceğini söyler. Hegel, insanın kendisini ahlaki amaçlar için feda etmesi gerektiğini söyleyerek, savaşa katılan bireyin de bencil çıkarların ötesinde daha ahlakî amaçlara yöneldiğini savunur. Yalvaç?ın çalışması, düşünürün yukarıdaki konular hakkındaki fikirlerini vermesinin yanı sıra, onu Rousseau ve Hegel ile karşılaştırıyor.
“Hegel’in uluslararası ilişkiler kuramı onun felsefesinin ayrılmaz bir parçası olmasına rağmen gerektiği kadar incelenmememiştir. Hegel Uluslararası ilişkilerle ilgili olarak çok tartışmalı tezler ileri sürer. Her şeyden önce devleti neredeyse tanrısal ve ahlakı bir kurum

Devamını oku

Büyüyen İşçi Sınıfı “Elveda Proletarya” Diyenlere Yanıt, Elif Çağlı ‘ Son gülen iyi güler! ‘

Elif Çağlı’nın Büyüyen İşçi Sınıfı “Elveda Proletarya” Diyenlere Yanıt adlı kitabında, işçi sınıfının devrimci misyonunu yitirdiğini iddia eden ve buna teorik bir dayanak oluşturmak için onun kapsamını daraltan görüşlerle hesaplaşılıyor. Bu görüşlerin, esas olarak, sınıf mücadelesinin gerilediği dönemlerde büyük bir umutsuzluğa kapılıp yılgınlığa düşen ve kendi olumsuz ruh hallerini teorileştiren sol entelektüalizmin eseri olduğu ortaya koyuluyor.
İşçi sınıfının kapsamı konusu, sol içerisinde büyük kafa karışıklıklarına yol açan ve sonuçta örgütlenme ve devrim perpestifleri de dahil çok geniş bir alanı etkileyen bir sorundur. Bu bağlamda, kitapta, işçi sınıfının yapısı ve kapsamı, hizmet üretimi, üretken emek üretken-olmayan emek, işsizlerin sınıf içerisindeki yeri, devlet memurlarının konumu gibi konular ayrıntılı olarak ele alınıyor.
Burjuvazi, uzun bir süre boyunca “tarihin sonu”nu ilan ederek, kapitalizmin krizlerden, sınıf mücadelesinden ve elbette ki proletaryadan kurtulabileceği hayaline

Devamını oku

Leyla Erbil ‘in Hayatı

Leyla Erbil, 1931 yılında İstanbul’da doğdu. Beyoğlu Kız Lisesi ve Kadıköy Kız Lisesi’nde okudu. İst. Ünv. Edb. Fak. İng. Edb. Bölümü’nde eğitim gördü. Çeşitli yerlerde sekreter çevirmenlik yaptı. 1956’da ilk öyküsü yayımlandı (“Uğraşsız”, Seçilmiş Hikâyeler Dergisi). Giderek, Dost, Yeni Ufuklar, Yeditepe, Papirüs, Ataç, Yelken gibi edebiyat dergilerinde yazdı. Kendinden önce yerleşmiş bir okula bağlı kalmadı. Yazınsal niteliklerden ödün vermeden toplum tabularıyla, baskı gruplarıyla sürekli mücadele etti. Dilin oturmuş kelime hazinesini değiştirerek yazınımıza yeni bir bakış açısı getirdi. Leylâ Erbil, 1970 Türkiye Sanatçılar Birliği, 1974 Türkiye Yazarlar Sendikası kurucularından olup PEN Yazarlar Derneği üyesidir. 1961’de Türkiye İşçi Partisi (TİP) üyesi olan Erbil bir süre TİP’in sanat ve kültür bürosunda görev aldı. 1979 yılında ABD Iowa Üniversitesi yazara onur üyeliği verdi.
Edebiyat Ödüllerine katılmayan Erbil, 2000- 2001 yılı Ankara Edebiyatçılar

Devamını oku

Beyazlar Kirli, Hasan Bülent Kahraman. ‘Bütün renkler hızla kirleniyordu / birinciliği beyaza verdiler’ Özdemir Asaf

Hasan Bülent Kahraman?ın ilk kitabı Beyazlar Kirli’de aydınları içeriden bir gözle eleştiriyor. Aydın kavramını tartışıyor. Aydın ve toplum ilişkisini irdelerken çuvaldızı aydınlara batırıyor. 1989 yılında ilk baskısını yapan eleştiri/deneme kitabının isim babasının Attilâ İlhan olduğunu bu yeni baskıdan öğrendik. Kahraman, ?Kirli Beyaz? ismini koymayı düşünürken Attilâ İlhan?dan ?Beyazlar Kirli? önerisi gelmiş. Bu iki isim arasındaki fark sadece iki sözcüğün yer değiştirmiş olması değil. ?Beyazlar Kirli?de müthiş bir iddia var. Kararlı bir tutum var. Hatta buna bir tür itham da diyebiliriz. Gerçekten de Hasan Bülent Kahraman?ın kitaptaki her yazısı eleştiri yüklü. Her yazının bir tezi var. Lafı dolandırmadan ifade edilmiş tezler bunlar. İşte ?Beyazlar Kirli? tam da buna yakışan bir isim. Hem anlam yüklü, hem de bir şiir dizesi gibi etkili… Kahraman, yazılarında özellikle günümüzün entelektüel dünyasında zor yapılan bir şeyi yapıyor. İşte tam da burada ?Beyazlar Kirli? ismi yeniden anlam kazanıyor. Herkesin kolayca söyleyemeyeceği bir şeyi dillendirmiş oluyor yazar. Herkesin beyaz gördüğünün aslında ?kirli? olduğunu

Devamını oku

O Güzel İnsanlar, Zeynep Oral

” O Güzel İnsanlar “, uzun yıllar boyunca düşünceleri, duyarlılıkları, eserleri ve eylemleriyle daha güzel, daha iyi, daha insanca ve hakça yaşanılan bir dünya özlemiyle yanıp tutuşanların öyküsüdür. “Bu kitapta portrelerini çizmeye çalıştığım otuz insan da bu ülkenin insanları. Benim için ülkemin, aydınlık, ileriye dönük yüzünü oluşturuyorlar. Kimini daha çok, kimini daha az tanıdım. Kimini daha kısa, kimini daha uzun… Hepsi bana yüreğini açtı. Hepsi ama hepsi bana mutluluk verdi, hepsinden çok şey öğrendim, hepsiyle çoğaldım, zenginleştim…”
Zeynep Oral, ona yüreğini cömertçe açanları, sevgiyle, bilgiyle, sonsuz bir duyarlılıkla ele alırken aynı zamanda insanı “insan” yapan evrensel çağdaş değerleri yüceltiyor kitabında. Zeynep Oral’ın akıcı ve işlek kaleminden, Türkiye’nin aydınlık yüzünü yansıtan sanat insanlarının portresini sunuyoruz. İşte o güzel insanlar:

Devamını oku

Bir Fotoğrafınız da Bende Kalmış, Sıddık Akbayır

Bu kitap bir ?hayatı, sanatı, eserleri? çalışması değildir. Kitabın hazırlanmasında bilimsel yöntemler kullanılmış olsa da, metinler bir tez soğukluğunda değil. Birinci bölümde ?otuz iki kısım tekmili birden? başlığıyla edebiyat dünyasından isimler yer alıyor. Cemal Süreya, Ece Ayhan, Nilgün Marmara, Turgut Uyar, Oğuz Atay, Vedat Günyol, Tezer Özlü, Can Yücel, Gülten Akın, İlhan Berk, Lale Müldür, … Devamını oku

Latin Amerika’da İsyanın Tarihi, hazırlayan: Sibel Özbudun, bir isyan ansiklopedisi

Araştırmacı yazar Sibel Özbudun, derlediği ?Latin Amerika?da İsyanın Tarihi? adlı kitapta, ?isyanın anatomisini? çıkarıyor. Kitabın özelliği, ne uzmanca bir değerlendirme, ne anı/gözlem, ne de analiz olması. Latin Amerika?da İsyanın Tarihi, Latin Amerika?nın 150-200 yıllık ?isyan tarihini? kıtanın belli başlı aktörlerinin kendi düşünceleriyle anlatıyor. Devrimci önderlerinin ülke ülke, dönem dönem; hedeflerini, stratejilerini okuma fırsatı buluyoruz. Eserin … Devamını oku