Etiket: YKY

Sus Barbatus – Sadık Güvenç

Bitip tükenmeyen bir yağmur, yağmur altında bir orman, ormanda yaşayan her tür insan, insandan başka her şeye benzeyen düzen adamı hainler; hainlere kafa tutan “anarşist” gençler, gençlerin sığındığı mağaralar, mağaraların gizemi, gizemli orman, ormanın bitip tükenmeyen yağmuru, yağmurun daha da coşturup azdırdığı nehir… Birinci cildinde her yer kütük gibi buzdu. Buz altındaki orman, ormanın koynunda

okumak için tıklayınız

Ses ve Öfke – William Faulkner

William Faulkner’in 1929 yılında basılan üç yılda beş defa yeniden yazarak hazırladığı dördüncü romanıdır. Yazar bu yapıtında, yaşananları, düşünülenleri, sıkışan ve patlayan duyguları vermekteki ustalığını doruğa taşıyor. Dört bölümden oluşan romanda, bir ailenin dağılışı, aile bireylerinin bilinç akışlarıyla izleniyor. William Faulkner, eserini şöyle özetler: “Romanın ismi ses ve öfkeydi. Bu sözcükler bilinçaltından geldi. Ben bunları

okumak için tıklayınız

Huzur – Ahmet Hamdi Tanpınar

Geçmişimiz, kimliğimiz, Doğu ile Batı’nın engin kültürleri arasında, -iki cihan arasında- kendimizce ve kimi zaman kendimiz olamadan duruşumuz, tereddütlerimiz, günü ve ânı yaşayışımız, itiyatlarımız, itikatlarımız, sükût musikisi’nden aldığımız haz, kendi kültürünü üreten, ürettikçe harcayan İstanbul, neylerin, kudümlerin ve derin bir musikiyi yaratmışların hâlâ bizi çeken hâlesi, ruh gezintileri, yumuşak ama derin sorular, bütün bu “terkip”ten

okumak için tıklayınız

Yılanı Öldürseler – Yaşar Kemal

Yaşar Kemal’in 1982 yılında yayımladığı ”Yılanı Öldürseler” romanı, bir tragedyadır. Kan davası güderken sınır tanımayan Büyükana’nın gelini Esme’yi kendi çocuğuna öldürtmesini anlatan ”Yılanı Öldürseler”, şimdi ne denli geride kaldığını bilmediğim bir hayatın anneyi nasıl hiçleştirdiğini de anlatıyor. Çocuk Hasan, çok küçük yaşlardan başlayarak babasının ölümünden sorumlu tutulan annesini öldürmeye koşullanır. ”Yılanı Öldürseler” bir tragedya, ama

okumak için tıklayınız

Bu Kış Kimse Üşümeyecek – Feridun Oral

Feridun Oral takipçileri çocuk edebiyatının en sade, en güzel yardımlaşma ve paylaşma hikâyelerinden biri olan Kırmızı Elma’yı hatırlayacaktır. Sevimli tavşanın bir kış günü yiyecek aramaya çıkmasıyla başlar hikâye. Karla kaplı ormanda bulabildiği tek yiyecek, ulaşamadığı bir daldaki kırmızı elmadır. Arkadaşları küçük kır faresi, tombul tilki ve ayının yardımına ihtiyacı vardır. Hikâyenin sonunda elmaya ancak birbirlerinin

okumak için tıklayınız

Shakespeare’in Titremesi Orwell’in Öksürüğü – John J. Ross

Jack London’ın inişli çıkışlı hayatı, Swift’in saplantılı temizlik düşkünlüğü, Joyce’un sayısız göz ameliyatı… Büyük yazarların hastalıkları ve tedavi süreçleri yapıtlarına nasıl yansıdı? Shakespeare frengiden mi mustaripti? Peki antibiyotiğin bilinmediği bir çağda nasıl tedavi ediliyordu? Oyunlarında ve şiirlerinde cinselliğe göndermelerin bunca çok olması, üstelik yaşamının sonlarına doğru giderek artması nasıl açıklanabilir?

okumak için tıklayınız

Bir Âşığın Portresi Olarak Orhan Veli

Edebiyatımızda insanın kendi yol öyküsünü, bireyin içsel macerasını anlatabilme yeteneğinin I. Yeni olarak adlandırdığımız Garipçiler ve Orhan Veli şiiriyle başladığını söylemek çok da abartılı bir tespit sayılamaz. Orhan Veli’nin “Küçük İnsan”ı anlama ve yorumlama, o küçük insanı aslında kendinde var olan bir sıradan, olağan süre gidiş olarak görme macerasında kattettiği şiirsel evrim bu açıdan edebiyat

okumak için tıklayınız

Kelebek etkisi

Haldun Taner’in Şişhane’ye Yağmur Yağıyordu öyküsü, kelebek etkisini Türk edebiyatında en iyi anlatan eser. Senarist Haldun Taner’in habercisi. Bazı kitapların etkisi ömür boyu sürer. Tekrar tekrar okursunuz onları. Hayretiniz, sevginiz sürekli yenilenir. Her okuyuşta belki ilk buluşma anına, o buğulu ve güzel zamana dönersiniz. Zihnim zaman zaman Ayışında Çalışkur ile Şişhaneye Yağmur Yağıyordu’yu birbirine karıştırır,

okumak için tıklayınız

An’lık Bir Ömür – Ertuğrul Akgün

“Bir kişiyi elinde fotoğraf makinasıyla(veya fotoğraf makinasını işleten’i ile)gördüğümüzde, bir tür avlanma davranışına tanık oluruz. Bunlar paleolitik çağda tundrada avlanan bir kimsenin hareketleridir. Fark ise fotoğrafçının oyununu çalılıklar yerine; yoğun bir kültürel nesneler ormanında sürdürmesidir.” Vilem Flusser’in fotoğraf felsefesine dair sarf ettiği bu veciz cümleleri tartışmak, bu cümleleri açımlamak kuşkusuz ki bu yazının sınırlarını aşmakta.

okumak için tıklayınız

Kıbrıs’ta Afif Mapolarla çoğalan hayat… Alper Akçam

Gordon Childe, “Kendini Yaratan İnsan”da beynin evrimi ile dil kaslarının gelişimi arasındaki koşutluğu görünür kılan notlara yer verir. (G. Childe, Kendini Yaratan İnsan, s 27). F. Jameson ise dili bir kâğıda benzetir. Bu kâğıdın bir yüzünde düşünce, bir yüzünde ses yer alır. (Jameson, Dil Hapishanesi, s 15)

okumak için tıklayınız

AKP Deneyine Karşı Öz-Savunma – Barış Yıldırım

“Petrarca şunu soruyordu: Tarihte Roma’yı övmeyen ne var ki?” Biz ise şunu soruyoruz: “Tarihte içinde devrim çağrısı ya da korkusu olmayan ne var?” Foucault College de France’da verdiği derslerde, Batı düşüncesi içinde iktidar açıklaması öneren düşünceleri inceler ve her şeyin ardında savaşın var olduğunu iddia eden düşüncenin soy kütüğüne odaklanır.

okumak için tıklayınız

İkinci Yeni İçin Bahisleri Hatırlatmak – Nilüfer Altunkaya

Mehmet H. Doğan, İkinci Yeni Şiir adlı kitabında İkinci Yeni?nin başlangıcını şöyle anlatır: ?1950?lerin başlarında, birkaç şairin (Cemal Süreya, Turgut Uyar, Edip Cansever, İlhan Berk, Ece Ayhan) birbirinden habersiz, bildirisiz, İstanbul ve Ankara?daki birkaç dergide (Yenilik, Yeditepe, Pazar Postası) yayımladıkları şiirlerle başlamış olan bu hareket, adından da anlaşılacağı gibi birinci yeni sayılan Garip?in sonunda şiiri

okumak için tıklayınız

Notaların beynimize iltimasıdır müzik

Nörolog Oliver Sacks?ın ?Müzikofili? kitabı nöroloji ile müzik arasındaki keşfedilmeyi bekleyen muazzam ilişkiyi ele alıyor. Kolunu kaybeden piyanistin fantom uzuv ağrısının ritmik olması, Alzheimer hastalarının müzikle iletişim kurabilmeleri gibi. İngiliz asıllı Amerikalı nörolog Oliver Sacks (81) çizgi dışı bir bilim adamı. Yaklaşık 45 yıldır yazıyor. ?Yazacak elbet, bilim adamı değil mi?? diye sorulabilir. Ama o,

okumak için tıklayınız

?İnsan Olmaya Dair?/ Karlar Altındaki Ülke? – Mehmet Özçataloğlu

?Irkçılık, bir çocukluk hastalığıdır, insanlığın kızamığıdır? demiş Einstein. Ve biz toplum olarak iyileşemiyoruz çocukluk dönemlerimizden yetişkinlik dönemlerimize değin. Kızamıklı yaşıyoruz hep. İyileşme isteği gösterenimiz de yok! Yapı Kredi Yayınları?nın Doğan Kardeş Kitaplığı?ndan yayımlanan ?Karlar Altındaki Ülke? insanoğlunun kızamığını işleyen bir kitap, Sergio?nun hikâyesi. Sergio, hiç göremediği ninesine

okumak için tıklayınız

Düş ve Gerçek Arasında – Öznur Özkaya

1933’te New Jersey’nin Newark kentinde doğan Philip Roth; şöhreti 1969?da ABD edebiyat çevresini karıştıran ?Portnoy?un Feryadı? ile yakalayan, çağdaş Amerikan edebiyatının en unutulmaz karakterlerini yaratan, her romanında değişik anlatım tekniklerini deneyerek farklı temaları işlese de Yahudi olmak, erkek olmak, bir kadının oğlu olmak, aydın olmak ve bütün bunlarla ilişkili her türlü sorunla baş eden bir

okumak için tıklayınız

Belalı Bir Yapboz – Yalçın Hafçı

Herkesin travmatik bir biçimde dünya ile tanıştığı bir nokta vardır. Ama her zaman yola devam etmekten söz edilir. Olabildiğince güçlü kalarak yola devam etmek, bütün soruların cevap anahtarıdır adeta. Sabah yatağımızda gözlerimizi açar açmaz omuzlarımızda ağırlığını hissettiğimiz hayat devam etmektedir zira. Ve güne başlamak için elbiselerimizi bize giydiren güç ise çoğunlukla unutkanlıktır. Böylece hayat yeniden

okumak için tıklayınız

Ekmeğin Şarkısı – Nurçin İleri

Ekmekle ilgili deyimler, atasözleri, şiirler, hikâyeler birçok dilde olduğu gibi Türkçede de oldukça yaygındır. ?Ekmek kapısı?, ?ekmek kavgası?, ?ekmeğinden olmak?, ?ekmek aslanın ağzında?, ?ekmeğin büyüğü, hamurun çoğundan olur? gibi ifadeler, gündelik yaşamımıza içkin ve insanın yaşam kalım savaşının ekmekle ilişkisini açıklıyor sanki. Daha önce YKY?den Akdeniz?in Kitabı (1999) ve Öteki Venedik (2007) adlı kitapları yayımlanan

okumak için tıklayınız

Geçmişin Üzerinden Atlayamayız… – Doğuş Sarpkaya

Son dönemde, yakın tarihe odaklanan yerli ve yabancı romanların sayısında ciddi bir artış söz konusu. Özellikle çeviri romanları düşündüğümüzde akla ilk gelen kitaplar, Javier Marias?ın Yarınki Yüzün, Pascal Mercier?in Lizbon?a Gece Treni, Javier Cercas?ın Salamina Askerleri, Alberto Manguel?in Bütün İnsanlar Yalancıdır, Juan Gabriel Vasquez?in Düşen Şeylerin Gürültüsü. Pascal Mercier?in romanını bir kenara koyarsak, bu kısa

okumak için tıklayınız

Meraklısına Darwin – Pascal Pick

Darwin ve evrimle ilgili sorulara cevap arayan, evrim düşüncesinin nasıl ortaya çıktığını ve zaman içinde nasıl geliştiğini öğrenmek isteyen yediden yetmişe tüm meraklılar için elzem bir kitap. Meraklısına Darwin, öğrenmeye meraklı bir çocuğun evrim hakkında sorduğu sorulara, bu konuda araştırmalarını yürüten, Collège de France?ta öğretim üyesi olarak görev yapan Pascal Picq?in verdiği cevaplardan oluşuyor. Evrim

okumak için tıklayınız