Yazar: cemalumit

Faust, Don Quijote ve Don Juan: Üç Benzer Birey mi?

Faust, Don Quijote ve Don Juan açıkçası çok ayrı kişiliklerdir; fakat hepsinde de Oxford İngilizce Sözlük’teki bireyciliğe ilişkin ilk anlamı adeta somutlaşmıştır: “İlke olarak, benmerkezci hissiyat ya da tutum… Özgür ve ba­ğımsız, bireysel edim ya da düşünce; bencillik.” Üçünün de egosu aşırı şişmiş haldedir; üçünün de kalkıştıkları işler, daha önce hiç kimsenin yapmadığı işlerdir; bunu tamamen kendi özgür iradeleriyle seçerler; ve

okumak için tıklayınız

Modern Leviathan’ın İnşası Sürecinde İdeolojik Bir Aygıt Olarak Yalan

Memnuniyetsizlik çağında trajik olanın aslında efficency etiği üzerine kurulu performans odaklı, steril sosyalleş(eme)me olduğu kanısındayım. Ben kendi adıma, endüstriyel zaman hesaplamalarının yarattığı ve sadece çalışma değerlerinin olduğu Calvinist hijyeni benimsemiş bir yaşam projesinin insanın doğasına aykırı olduğunu düşünürüm. Dünya paylaşım savaşları, Nazizm ve faşizmin yanı sıra Keynesçi ekonomi kurtarma politikalarıyla sosyal-darwinist rüştünü kanıtlamış insan, bu

okumak için tıklayınız

İngiliz edebiyatının önde gelen yazarlarından Iris Murdoch üzerine

1919’da Dublin’de doğan Iris Murdoch, çağdaş İngiliz edebiyatının önde gelen yazarlarından biridir. Uzun yıllar Oxford’da felsefe dersleri vermiş ve 1954’te yayımlanan ilk romanı Under the Net ile romancılık hayatına atılmıştır. O günden bu yana, ikisi tiyatroya da uyarlanan yirmi iki roman, üç felsefi inceleme kitabı, iki piyes, çeşitli deneme ve makaleler ve bir de şiir

okumak için tıklayınız

Cadılık nedir?

Cadı, içinden gelen bir güçle doğrudan doğruya hareket ederken, büyücü kural olarak sipariş üzerine iş görür ve kendiliğinden gizli güçlerini harekete geçirmesi ancak kendi doğrudan amaçları için olabilir. Ne olursa olsun büyünün bilinebilen, görülebilen amaçları vardır. Cadılığın ise böyle diğer insanlara da makul gelebilecek bir amacı olmaz. O sadece dürtüsel olarak kötülük yapmak isteğindedir ve

okumak için tıklayınız

Nabokov’un Kafka’ya dair 4 tesbiti

1. Çağımız Alman yazarlarından en büyüğüdür. 2. Kafka’nın kendisi Freud’cu görüşleri kıyasıya eleştirmiştir. Psikoanalizi (kendi sözleriyle söylüyorum) «düzeltilmesi imkânsız bir hata» olarak nitelendirmiş ve Freud’cu kuramları ayrıntılara, daha da önemlisi meselenin özüne hakkını vermeyen çok yaklaşık, çok kabaca çizilmiş taslaklar olarak nitelendirmiştir.

okumak için tıklayınız

Fuzûlî Baba’ya Mektup – Bedriye Korkankorkmaz

“Ne yanar kimse bana âteş-i dilden özge / Ne açar kimse kapım bâd-ı sabâdan gayrı” dizelerini okuduğumda ilkokul 3. sınıftaydım. Dizelerin içimde yarattığı fırtına ruhunun sesiyle tanıştırıyordu beni. Çocuk yüreğim bana ruhsal büyünün iksirini içirdiğini kavrayacak birikimden yoksundu. Doğru zamanda karşıma çıkmış dervişimdin. Bana şiirlerinle sevgiyi, sevmeyi; kelimeyle, bilgiyle, öğretiyle öğrenemeyeceğimi anlatıyordun.

okumak için tıklayınız

Uğur Mumcu’nun kaleminden Sabahattin Ali

Sabahattin Ali, Türk yazınının, bin bir türlü çileden geçmiş soylu yazarlarından biridir. Bu çileli yaşam, 2 Nisan 1948 günü, Kırklareli’nin Üsküp nahiyesi, eski adıyla Sazara yeni adıyla Çukurca köyünün dokuz kilometre uzaklığındaki Istranca Dağı Beylik ormanlarında “Öksüz Çatak” denilen yerde, Yugoslav göçmeni, ordudan çıkarılmış astsubay ve Millî Emniyet ajanı Ali Ertekin’in sopa darbeleriyle noktalandığından, geride

okumak için tıklayınız

Karin Tidbeck ile söyleşi “Gerçeklerimiz olması gerektiğinden daha küçüktür.”

World Fantasy Award 2013’te en iyi koleksiyon dalında adaylığı olup, Jagannath(Zeplin) isimli romanı ülkemizde Türkçeye çevrilen . Gary K. Wolfe bu eeseriyle onu Margo Lanagan ile birlikte en iyi kısa romancılar arasında gösteren ve halen malmö’de yaşayan yazar Karin Tidbeck ile söyleştik.

okumak için tıklayınız

Hayatımızı Değiştiren 20 Kitap

Ünlü La Grande Librairie adlı edebiyat programı izleyicilere ilginç bir soru yöneltti. Kuruluş yıldönümüne özel yapılan bu çalışmada izleyicilerin “Hangi Kitap Hayatınızı Değiştirdi?” sorusunu cevaplamaları istendi. Gelen cevaplara göre en fazla ismi geçen kitaplar sıralandı ve sonuçlar program yayınında açıklandı.

okumak için tıklayınız

Taylan Özgür’ün tarihi değeri

– Mustafa Taylan Özgür, (d. 23 Şubat 1948 – ö. 23 Eylül 1969, İstanbul) 1968 öğrenci hareketi liderlerinden, Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu’nun kurucularındandır. – ODTÜ öğrencisi Taylan Özgür, İstanbul Üniversitesi’nde gerçekleşen Öğrenci Birliği Kongresi için İstanbul’a geldiği bir sırada, sırtından vurularak 23 Eylül 1969’da öldürüldü. Taylan Özgür’ün katilleri hâlâ yakalanamamıştır.

okumak için tıklayınız

Kafka’nın Dönüşüm adlı öyküsündeki ÜÇ sayısının gizemi

Üç sayısı öyküde önemli bir yer tutmaktadır. Öykü üç bölümdür. Gregor’un odasına açılan üç kapı vardır. Ailesi üç kişiden oluşur. Öyküde üç hizmetçiyle karşılaşırız. Üç kiracının üçü de sakallıdır. Samsa’ların üçü de mektup yazar. Simgelerin önemini abartmamaya büyük özen gösteriyorum, çünkü simgeyi bir kitabın sanatsal çekirdeğinden çekip gösterdiniz mi, kitabın tadına varmak imkânı ortadan kalkar.

okumak için tıklayınız

Joseph K.: Suçlanıyorum ama suçum ne bilmiyorum. Beni neyle itham ediyorlar?

Franz Kafka’nın en önemli eserlerinden Dava (Der Prozess), “Korku Çağı” diye adlandırılan 20. yüzyılda insanoğlunun artık neredeyse kurtulunması olanaksız bir yazgıya dönüşmüş olan kuşatmalı yaşamının hikâyesini anlatır. Bu çağa korku egemendir, çünkü insan, hemcinsleriyle insanca bir dil aracılığıyla iletişim kurabilme, böyle bir dille insanca tepkiler uyandırabilme olanağından yoksun kalmıştır.

okumak için tıklayınız

Wilhelm Reich: Size kişisel özgürlük değil ulusal özgürlük; özgüven değil, devlete saygı, kişisel büyüklük değil, ulusal büyüklük vaat ediyorlar.

Size kişisel özgürlük değil ulusal özgürlük vaat ediyorlar. Size özgüven değil, devlete saygı, kişisel büyüklük değil, ulusal büyüklük vaat ediyorlar. Sana göre, «kişisel özgürlük» ve «kişisel büyüklük», soyut birer kavramdan başka bir şey değildir; -ulusal özgürlük» ve «devletin çıkarları» sözcükleriyse, seni zevkten dört köşe etmekte; bu yüzden hemen bu sözcüklere sarılıyorsun. Bu Küçük Adamlardan hiçbiri

okumak için tıklayınız

Sabahattin Ali’nin sevdiği ve okuduğu yabancı yazarlar

Okuma yazma öğrendiği günden ölene dek sürekli okuyan, arkadaşı Muvaffak Şeref’in dediği gibi, “Dünya edebiyatını gerek Rus, gerek Fransız, gerek Amerikan, özetle dünya edebiyatının günü gününe, tabii klasikleriyle, eskileriyle izleyen” özellikle de Alman edebiyatını çok iyi bilen, yaşadığı dönemin edebiyatıyla ilgilenen ve aynı zamanda eski edebiyatı da çok iyi bilen Sabahattin Ali’nin beğendiği, sevdiği şair

okumak için tıklayınız

Çağdı bir böceğin yaşayıp öldüğü sürede değişen Süleyman Okay’ın Dili – Ganime Gülmez

“Bağ bozuldu\ döllenme durağında\ kelepçeli bir Eylül yazgısı\ ve tecritteki arı sularımız\ kayıp giderken\ avuçlarımızdan\ ve sağılırken\ gecenin imbiğinden karanlıklar\ içimizde\ hala ışkın anılar\ katmerli\ gülkurusu bir düş\ döndük\ ellerimiz boş\ yenilginin\ gözyaşlarıydı sanki\ artık sağnak\ ve kanayan\ bir yağmur sesi\ Gün bitti\ bağbozumunda\ savrulan güzyaprakları\ biraz hüzün\ kan izleri biraz\ ve yanmış sevdalar\ bırakarak

okumak için tıklayınız

Kımıl – Musa Anter

31 Ağustos 1959 günü, Diyarbakır’da yayınlanan İleri Yurt gazetesinde Musa Anter, “Amma Ne İleri Yurt” adlı hiciv sütununda “Qimil” (Kımıl) adlı Kürtçe şiir yayınladı. Olayın ayrıntılarına girmeden söyleyelim, “kımıl”, can yoldaşı “süne” ile birlikte, tüm Cumhuriyet tarihimiz boyunca (hatta bugün de) bir türlü baş edemediğimiz bir hububat zararlısıydı. Kürtçe şiirin teması şuydu:

okumak için tıklayınız

Dünyanın Haritası Yeniden Çizilirken – Müslüm Üzülmez

Uzun bir süredir Ortadoğu yanıyor. Emperyal güçler, bölge devletleri, Müslüman Sünnî ve Şiî mezhep şeyhleri, İslamî şeriatçı örgütler ve daha birçok oluşum bu yangını sürekli harlıyor. Savaş uçakları bombalarıyla, tank ve toplar mermileriyle, canlı intihar bombacıları patlayıcılarıyla güzelim kentleri, kasabaları, köyleri, bağları, bahçeleri yakıp yıkıyor. Tarihî mekânlar onarılmaz biçimde harabeye dönüyor. Acı, gözyaşı, açlık, hastalık,

okumak için tıklayınız

Gökten üç elma düştü, üçü de tüccarların başına.

Emperyal güç İngiltere kraliçesi Victoria adını, zaferlerle dolu Viktorya çağına, dünya topraklarının büyük bölümünün ve denizlerinin tamamının sahibi bir imparatorluğun şaşaalı dönemine verdi. Britannica Ansiklopedisinin V harfinde verdiği bilgilere göre, kraliçe her zaman ahlaka ve geleneklerine sıkıca bağlı sade yaşamıyla yurttaşlarına rehberlik etti ve

okumak için tıklayınız