Yazar: cemalumit

Görevimiz dünyanın kendini yok etmesini engellemek – Albert Camus

Albert Camus’un ödül aldığı 1957 yılında yaptığı konuşma: Özgür akademinizin, bu cömert ve onur verici ilgisi karşısında, özellikle de bu ödülün kişisel liyakatlarıma baskın çıktığını dikkate alınca, yoğun bir şükran duygusu hissediyorum. Her insan, ya da daha güçlü nedenlerden dolayı, her sanatçı fark edilmek ister. Ben de istiyorum. Ancak kararınızın sonuçları ile, gerçekte olduğum kişiyi

okumak için tıklayınız

Ben yalnızca barışçı değil, bir barış savaşçısıyım – Albert Einstein

Katı ekonomi öğretilerinin ya da geleneklerinin kölesi olacak yerde dünyanın zenginliklerini hakça dağıtabilseydik, herkese yetecek kadar para, iş ve yiyecek olacaktı şu yeryüzünde. Ama özellikle bir şeye, düşünce ve çabalarımızın yapıcı çalışmalardan saptırılıp yeni bir savaşın hazırlığı uğruna kötüye kullanılmasına asla izin vermemeliyiz. Ben de o büyük Amerikalı’nın, Benjamin Franklin’in söylediğine katılıyorum. İyi bir savaş

okumak için tıklayınız

Anla(şıl)masını sağlamak, aptallaş(tır)manın temelidir.

Açıklayanın Düzeni Joseph Jacotot’nun zihninde hemen bir şimşek çakıp her eğitim sisteminin gözü kapalı benimsediği şu apaçıklığa güçlü bir ışık tutar: açıklamaların zorunluluğu. Bu apaçıklıktan daha kesin ne olabilirdi ki? Kimse anlamadığı şeyi hakikaten bilemez. Eee, anlaması için de ona bir açıklamasının yapılmış olması, hocanın sözünün araya girip öğretilen madde’nin, yani konu’nun dilsizliğine son vermiş

okumak için tıklayınız

“Söylemek Yazmak” – Müslüm Üzülmez

Tarihle İlgili Okuduğum Kitaplar 4 6. Söylemek Yazmak Okuma listemde olan tarihle ilgili kitapların okumasını tam bitirmiştim ki, -benim için- bir sürpriz oldu. Kıymetli hemşerim, sevgili hocam M. Şehmus Güzel’in kaleme aldığı Söylemek Yazmak(*) adlı kitabının yayımlandığı haberini aldım. Kitabı hemen temin edip bir solukta okudum.

okumak için tıklayınız

Sağlam Adam – Bir Maskeli Geçit – Herman Melville

Melville, sanayileşmekte olan bir toplumun hızla değişen maddi ve manevi değerlerini ölçen bir adamın portresi üzerinden Amerika’nın bir panoramasını çiziyor. Mississippi Nehri üzerinde seyreden Sadakat isimli istimbota bir “Nisan Bir” gününde tatlı dilli, usturuplu bir yolcu biner. Her bölümde ona farklı bir kimlikle rastlarız, bazen bir dilsiz, bazense gezmiş görmüş bir adam olur. Peki bu

okumak için tıklayınız

Çevremizdeki Yaratıklar – Adil Okay

Ne çok yaratık var çevremizde. Önce “hayvanlar var” diye yazdım. Sonra hayvanlara haksızlık olacağını, çocukluktan dilime yerleşmiş, “hayvan”ı küfürle özdeşleştirme alışkanlığından arınmam gerektiğini düşündüm. Yaratık! Daha uygun. Kim bu yaratıklar. 30’dan fazla silahsız- savunmasız genci katleden(ler) değil sadece. Onları besleyenler de yaratıktır. Onları alkışlayanlar da.

okumak için tıklayınız

Oluş – Özgür Akbulut

Kimi kuramsal anatomistlerin,’bireyi’ toplumsal değer metaforunda, birey-toplum ilintisi ile kopuş karmaşasından uzak olasılıklar olmasını reddeder.Şüphesiz bu kopma hâli Ortadoğu özelinde,Asya tip üretim normlarında türeyen bireysel mikroorganizmaların alışılageldik ”ol/ma” denklemi ”değil,olamaz” gibi kopuk bir algı söz konusu,belki de;evet. kopuk.

okumak için tıklayınız

Çiğdem ve Hakkı – M. Şehmus Güzel

Hakkı minik sırt çantasını her zamanki gibi huzur ve barış içinde hazırladı. Kitaplar önce, sonra iki tişört ve yedek bir pantalon. Hepsi bu kadar. Sırtında keten bir çeket, bir tişört, bir gömlek, bir pantalon. Ayakkabısı sıradan bir tenis, hesaplı tarafından. Hakkı marka sevmez. Çiğdem’i sever. Samsun’da aynı fakültede, aynı sınıfta, aynı anfide, aynı sırada dirsek

okumak için tıklayınız

İnsanlar neden ölüyor? Hayal etmedikleri için… – Fernando Pessoa

Duygularımı ve düşüncelerimi aynı anda kuşatan bir deneyim yoluyla başlangıçta, düşsel yaşamın, her ne kadar marazî görünse de, benimki gibi yaradılışlara uygun olduğunu fark ettim. Hayal gücümün (daha sonra gelişti) kurguları beni bitkin düşürdü ama canımı yakmadı ya da küçük düşürmedi.

okumak için tıklayınız

Bellek ve Akdeniz – Müslüm Üzülmez

(Tarihle İlgili Okuduğum Kitaplar 3) 5. Bellek ve Akdeniz Fransız düşünür Fernand Braudel, Bellek ve Akdeniz(*) kitabında tarihin bir belleği olduğunu ve bu belleğinde Akdeniz ve Akdeniz kıyıları olduğunu ileri sürer: Okuyucuları tarihöncesi ve antikçağa bir yolculuğa çıkarır ve bu yolculuk tarihsel derinlik içinde, tarihöncesinden Roma fethinin tamamlanmasına kadar devam eder. Akdeniz’in jeolojik başlangıcından sonra

okumak için tıklayınız

Devrimin Rojava Hali – Arzu Demir

Gazeteci yazar Arzu Demir’in büyük ilgi gören “Dağın Kadın Hali” kitabının ardından, “Devrimin Rojava Hali” kitabı da çıktı. Kitap, Rojava devriminin bizzat tanıklarının anlatımlarından yola çıkarak, daha doğrusu, devrimi bizzat var eden dinamikleri konuşturarak bu tarihsel ana okuyucuyu da katmakta. “Devrimin Rojava Hali” en yalın haliyle Rojava’yı tanımak ve kendisi için anlamlandırmak isteyenlere bir kaynak

okumak için tıklayınız

Forbes Türkiye, en çok kazanan yazarları açıkladı.

Forbes Türkiye, Mayıs sayısında Türkiye’nin ‘En Çok Kazanan Yazarlar’ını sekizinci kez sıraladı. Özer Turan imzası ile yayınlanan liste Türk okurunun tercihleri ve yazarların üretkenliği konusunda ilginç verilerle dolu. Ahmet Ümit, Elif Şafak, Zülfü Livaneli gibi listenin üst sıralarında yer alan çok satan yazarlar, yılı romansız geçirdi.

okumak için tıklayınız

Yayıncılığa yeni soluk, artık kitaplar film oluyor

Bir grup şair ve yazarın bir araya gelerek oluşturdukları bir proje ile artık kitapların kısa filmlerini izleme olanağına kavuşacağız. Adına SosyaLab dedikleri bu proje şu isimlerden oluşuyor. İnan Ulaş Arslanboğan, Cengiz Güleryüz, Duygu Arslanboğan, Semiray Şentürk, Güven Selekman ve Yelda Alp. SosyaLab projesi, kitabı sabit formundan kurtarıp daha fazla insana ulaştırmayı hedefliyor. Aslında bir sosyal

okumak için tıklayınız

Son Teşebbüs – Siyasi Cinai Gastro

Son Teşebbüs, Esen Kitap etiketiyle raflarda! Aziz Hatman, ilk romanı Son Teşebbüs’te güçlü kalemi ve özgün kurgusuyla edebiyatımıza yeni bir soluk getiriyor! *** “…Son büyük savaşı insanlığın kazanmasıyla neredeyse iki asır önce kapattığınızı ilan ettiğiniz çıkar dünyasının defte¬rinin yaprakları kanlı parmaklarca çevrilmeye başlayacak: Çünkü kan dökülecek…”

okumak için tıklayınız

Dostoyevski, içeriden yaşamadıkça bir hiçtir

Fyodor Mihailoviç Dostoyevski ’den ve onun iç dünyamız için taşıdığı anlamdan layıkıyla söz etmek zor ve sorumluluk gerektiren bir şeydir; çünkü bu benzersiz cesamet ve güç, yeni bir ölçü ister. İlk yaklaştığında kendi içinde bütün bir eser, bir yazar bulacağı yanılgısına kapılır insan; fakat sınırsız bir şey, kendi yörüngelerinde dönen yıldızlarıyla, gök kubbelerinin bambaşka müziğiyle

okumak için tıklayınız

Bir Macar icadı: Turancılık – Ayşe Hür

Turancılık, 1848’deki milliyetçi kalkışmaları Rusya ile ittifak kuran Avusturyalılar tarafından bastırıldığından beri kendilerini ‘Avrupa’da bir ada’ metaforuyla tanımlayan ve sloganları ‘Yalnızız’ olan Macarların, kendilerine bağımlı Slav halklarının geliştirdiği Pan Slavizm’e cevap olarak geliştirdikleri ‘resmi milliyetçilik’ türü idi.

okumak için tıklayınız