Yazar: cemalumit

Okul kaçkını, yazı düşkünü – Elif Şahin Hamidi

Yazar olmanın okulu yok. Ne ille üniversite bitirmiş olmak gerekiyor, ne de kesin kurallara, kaidelere uymak. Öyle olmasa, bugün Yaşar Kemal’i de okuyamazdık, Doris Lessing’i de, Metin Kaçan’ı da. Gelin hem yenilerden hem eskilerden okul kaçkını birkaç ismin yazarlık yolundaki ilk adımlarına yakından bakalım…

okumak için tıklayınız

Tarih öncesi köpekler havlıyordu. Aklımdan hiç çıkmaz o yolculuk, o havlamalar… – Cemal Süreya

*** Bizi bir kamyona doldurdular. Tüfekli bir erin nezaretinde. Sonra o iki erle yük vagona doldurdular. Günlerce yolculuktan sonra bir köye attılar. Tarih öncesi köpekler havlıyordu. Aklımdan hiç çıkmaz o yolculuk, o havlamalar, polisler. Duyarlığım biraz da o çocukluk izlenimleriyle besleniyor belki. Anam sürgünde öldü, babam sürgünde öldü.

okumak için tıklayınız

Montaigne’nin yaratıcı on yılını geçirdiği odası

Michel de Montaigne, babasının büyük olasılıkla savunma amacıyla yaptırmış olduğu yüksek, yuvarlak ve sağlam bir kuleyle karşılaşmıştır. Karanlık zemin katında küçük bir şapel bulunmaktadır; bu şapelde yan yanya silinmiş bir freskte ejderhayı yenmekte olan Aziz Mikâil betimlenmiştir. Buradan dar bir döner merdivenle, birinci kattaki yuvarlak bir odaya çıkılır; burasını Montaigne, ev halkından ayrı olabilmek için

okumak için tıklayınız

“Dilsiz Annelerin Sessiz Çocukları” na ilişkin – İbrahim Yurtsever

Ayşegül Kocabıçak’ın nota bene yayınlarından çıkan “Dilsiz Annelerin Sessiz Çocukları” adlı öykü kitabını bir solukta okudum. Her öyküyü okuyup bitirdiğimde arka sayfadaki diğer öyküyü merak ederek çevirdim sayfaları. İlk öykü Somada sistemin aşırı kar hırsı yüzünden yaşamını yitiren maden işçilerine adanmış. Madende babasını yitiren bir çocuğun duyguları sarsıcı bir kurguyla aktarılmış.

okumak için tıklayınız

insanokur.org, Haber Derleme Uygulaması ”Bundle Haber” de

Dünyada ve Türkiye’de sıkça kullanılan haber derleme uygulamaları Flipboard, Pulse, Smart News’ı eminiz pek çoğunuz kullanıyordur. Bu tür uygulamalar, mobil platformlarda, kullanıcıları çok rahat bir şekilde günlük haber içeriklerine ulaşabilmelerini ve bu haberleri kategoriler halinde derleyerek kolay bir şekilde okuyabilmelerini sağlamaktalar.

okumak için tıklayınız

Gogol’ün Dehası ve Dramı – Ataol Behramoğlu

Nikolay Googol (1809 – 1852) Aleksandr Puşkin’le birlikte 19.yüzyıl Rus edebiyatını besleyen ve yönlendiren en büyük iki kaynaktan biridir. Çağdaş ve arkadaş olan Puşkin’le Gogol’ün yaratıcılıklan arasında bir karşılaştırma yapmak çok ilginç olurdu. Her birinin etkisi günümüz Rus edebiyatında da duyumsanmakta olan bu iki dev yazardan Puşkin, Rus edebiyatında, yalınlığın, özlülüğün, zekânın, halksal duyarlıkla yoğrulmuş,

okumak için tıklayınız

Gogol’ün Palto’daki Dehası – Vladimir Nabokov

Gogol tuhaf bir adamdı, ama dahiler hep tuhaftır zaten; değer bilir okura, hayat hakkında kendi düşüncelerini geliştirme fırsatını ustaca veren şey sizin o sağlıklı,sıradan yanınızdır. Büyük edebiyat akla aykırılığın sınırında gezinir. Hamlet, nevrozlu bir bilge kişinin çılgınca rüyasıdır. Gogol’ün Palto’su hayatın karanlık seyrinde kara delikle açan, acayip, korkunç bir karabasandır. Metni üstünkörü bir gözle okuyan

okumak için tıklayınız

“bize sırt çevirenlere değil, ellerini uzatanlara yakınlaşması” için Montaigne’nin çocukken yoksul bir ailenin yanına verilmesi

Soylu bir ad, bilincinde olmaksızın kendini hep korumak ve kuşaktan kuşağa iletmek iradesini içerir. Seigneur de Montaigne unvanını taşıyan ilk kişi olan Pierre Eyquem de Montaigne için de 1533 Şubatı’nın son gününde, doğumlarından hemen sonra yitirdiği iki kızının ardından onca özlemini çektiği ilk erkek evlada, yani bizim Michel de Montaigne’imize kavuşmak, gelecekte ünlü olacak bir

okumak için tıklayınız

Tarih Üzerine, Tarih Nasıl Yazılır? – Müslüm Üzülmez

Tarih Üzerine, Tarih Nasıl Yazılır? (Tarihle İlgili Okuduğum Kitaplar 2) 3. Tarih Üzerine Alman düşünür Friedrich Nietzsche, Tarih Üzerine(*) kitabında tarihi felsefi açıdan sorgulayarak bilgi, tarih ve değerler alanına eleştiriler yöneltir. Tarihin, büyük yaratmaların, uygarlığın özünü kuran geliştirici ilkelerin, insanı aşamalı olarak başarının en yüksek doruğuna ulaştıran girişimlerin, kendi varlığında evrenin yaratıcı özünü dile getiren

okumak için tıklayınız

Birinin hüznü diğerini mutlu eder mi? – Neriman Kızılay

Ne kadar hoş karşılanır bilemem ama o gün çok mutlu oldum. Hep yüreğimde yaşattığım o sevgi coştu, salona taştı, diğer sevgilerle buluştu. Çünkü benim bir kaybım yoktu, hocamı fizik olarak hiç tanımadım, elini yüzünü görmedim ama özünü tanıdım yazılarından, kitaplarından… O kadar çok dönüp dönüp okudum ki yüreğim doluncaya kadar Ali Yüce sevgisiyle. Kaç kez

okumak için tıklayınız

Tam bir mahşer zamanı şimdi, Dante!

Tam bir mahşer zamanı şimdi, Dante! Dante’nin o girişimi bana hep daha muazzam gelmiştir. Kim onun gibi çıkıp da bizim çağımızın önemli isimlerini onun eserindeki gibi böyle bir mahkemede toplayabilirdi. Bugün bir insanın başarabileceği en güç şey, kendini yargılamaktır ve bunu gerçekten becerebilirse ne kadar gurur duyar!

okumak için tıklayınız

Kapital (Cilt: 3) – Karl Marx “burjuvaların kafasına şimdiye dek fırlatılmış en korkunç gülle”

Bu kitap, Karl Marx’ın ve Marksizmin temel yapıtı Kapital’in tamamını, Almanca aslından çevrilmiş olarak Türkçeye kazandırma, böylece Türkçe Marksist edebiyatın en büyük eksiğini giderme yolundaki girişimin üçüncü ve son adımını oluşturuyor. Marksist iktisat alanına hâkim çevirmenler Mehmet Selik ile Erkin Özalp’in Almanca aslından Türkçeye kazandırdığı eser, titiz bir editörlük çalışmasıyla yayına hazırlandı.

okumak için tıklayınız

Umursamama unutmanın akrabasıdır – Eduarda Galeano

Osmanlı İmparatorluğu lime lime dağılıyordu ve kabak Ermenilerin başında patladı. Birinci Dünya Savaşı’nın sürdüğü sırada, hükümet tarafından zemini hazırlanan bir can pazarı Türkiye Ermenilerinin yarısının hayatına mal oldu: Yağmalanan ve yakılan evler, aç susuz yollara saçılan gariban kervanları, köy meydanında gündüz vakti tecavüze uğrayan kadınlar, nehirlerde yüzen insan cesetleri.

okumak için tıklayınız

Oturan Boğa’nın yaşları – Eduarda Galeano

Otuz iki yaşında, ilk silahlı çatışmasını yaşar. Oturan Boğa yakınlarını bir düşman saldırısından korur. Otuz yedi yaşında, Kızılderili ulusu onu şefleri olarak seçer. Kırk bir yaşında, Oturan Boğa oturur. Yellowstone nehrinin kıyılarında, savaşın tam ortasında ateş eden askerlere doğru yürür ve yere oturur. Piposunu yakar. Mermiler eşekarıları gibi vızıldayarak gelip geçmektedir. O, hiç istifini bozmadan

okumak için tıklayınız

Pantolon mu? Çok ayıp!

Melissa Mohr’un Küfür Etmenin Kısa Tarihi isimli kitabı bildiğimiz küfürlerin bilmediğimiz tarihini anlatıyor. İngilizcede çok sık kullanılan belli başlı küfürler üzerinde yoğunlaşan Mohr, bu sözcüklerin zaman içindeki evrimini incelemiş. Trafikte sıkışıp önünüzdeki bir saati daha aynı yerde geçireceğinizi hissettiğiniz bir an veya karşınızdakinin hatasını anlamayıp pişkin pişkin üste çıktığı bir tartışma sırasında sinirlerinizin yavaş yavaş

okumak için tıklayınız

Hayır, Shakespeare frengiden ölmedi!

Harvardlı John J. Ross, Shakespeare’in Titremesi Orwell’in Öksürüğü’nde hayat hikâyelerinden yola çıkarak yazarları ölüme götüren hastalıkları ve ölüm sebeplerini inceliyor. Teşhisleri pek çok ünlü yazarın biyografisini değiştirecek cinsten. Yazarların yaşama neden, nasıl veda ettikleri en az çocukluk yılları, aşkları kadar merak konusudur. Ne var ki birçok meşhur yazar ebedî uykusuna daldığında tıp bugün bildiklerini bilmiyordu

okumak için tıklayınız

İlk Yapıtlarındaki Özellikleriyle Dostoyevski ve Tolstoy – Ataol Behramoğlu

Fyodor Dostoyevski ve Lev Tolstoy, 19. yüzyıl Rus edebiyatının iki dev yazarıdır. Gerek yaşadıkları dönemde gerek ölümlerinden sonra kendi edebiyatları ve dünya edebiyatı üstünde etkileri olağanüstü büyük olmuştur. Yazarlık yetenekleri ve yarattıkları etki bakımından aynı değerde büyük yazarlar olmalarına karşın yapıtları arasında bu iki yazarı birbirinden derinliğine ayıran farklılıklar vardır. Bu farklılıklar yaşam çizgilerinin farklılığında

okumak için tıklayınız

Nedir Bu Yaz Kitabı Dedikleri – Elif Şahin Hamidi

Yaz geldi çattı… Kimileri tatil hazırlıklarına çoktan başladı bile. Bu hazırlıklar arasında, “şöyle deniz kenarında okunacak birkaç kitap” seçmek de var elbet. Ve bu konuda gazete kitap ekleri ya da hafta sonu ekleri her sene olduğu gibi okurlara yön göstermek adına “bu yaz ne okumalı?” başlığı altında yine listeler yayımlayacaklar. İyi ama nedir bu yaz

okumak için tıklayınız

Guernica – Eduarda Galeano

Guernica Paris, 1937 ilkbaharı: Pablo Picasso uyanır ve okur. Atölyesinde kahvaltı ederken gazetesini okur. Fincanındaki kahvesi soğur. Alman Hava Kuvvetlerine bağlı uçaklar Guernica şehrini yede bir etmiştir. Nazi uçakları üç saat boyunca alevler içindeki şehirden kaçanları takip etmiş ve makineli tüfek ateşiyle öldürmüştür.

okumak için tıklayınız