Yazar: cemalumit

Franz Kafka’ya kapsamlı bir bakış

Reiner Stach?ın uzun ve titiz çalışmalar sonucu hazırladığı Franz Kafka?nın iki ciltlik biyografisi Sel Yayıncılık?tan çıktı. Dünya edebiyatının en önemli yazarlarından olan ve çalkantılı bir dönemde yaşayan Praglı sigorta memuru Franz Kafka, yapıtlarıyla dünyanın her köşesinde günümüze kadar süren kültürel bir şok dalgası nasıl yaratabildi? Sorunun yanıtını vermek için titizlikle çalışan Reiner Stach, sonunda kapsamlı

okumak için tıklayınız

2000’li Yıllar Öykücülüğü Dosyası: Sait Faik Anısına – Doğuş Sarpkaya

Türkiye yayıncılık sektörü özellikle 2000?li yıllarda ciddi bir atılım gerçekleştirdi. Edebiyat eserlerinin basımında ? özellikle romanda- sürekli bir artış söz konusu. Son on üç yılda basılan yeni roman sayısı, Cumhuriyetin ilanından 2000?li yıllara kadar basılan yeni roman sayısını geçmiş durumda. 2012 ise bu açıdan düşünüldüğünde yeni rekorların kırıldığı bir yıl oldu: Yaklaşık sekiz yüz yeni

okumak için tıklayınız

Karanlığa Mektuplar / Tezgahımda Şiirler – Dağhan Dönmez

Çağımızda Türk şiirindeki temel sorunun, toplumsal hayatın izdüşümü olarak; ?farklılaşma? çabası olduğunu düşünürüm. Elbette ki, kendi şiirini kurmak, üslup sahibi olmak şairin aşması gereken ilk eşiktir. Gel gelelim, mevzu bahis farklı olma gayreti başkadır. Nüfus artışına paralel, daralan imkanların ve bozulan arz/talep dengesinin nihayetinde, kişiler düzen muhalifi olamamakta mamafih ?moda tabirle- ?fark yaratmak? suretiyle düzenin

okumak için tıklayınız

Eski Tüfeklerin Sonbaharı – Emin Karaca

Nâzım Hikmet, “Belki Ben” şiirinde, görmeyi arzuladığı devrimi, “o gün” şeklinde tanımlayarak şöyle diyordu: “Belki ben o günden çok daha evvel: köprü başında sallanarak bir sabah vakti gölgemi asfalta salacağım. Belki ben o günden çok daha sonra: matruş çenemde ak bir sakalın izi sağ kalacağım…” Gazeteci – Yazar Emin Karaca, “o gün”ü görememiş, on bir

okumak için tıklayınız

Direnmenin Estetiği – Peter Weiss

Almanya’da politik tiyatronun bir altbaşlığı olarak alınabilecek  “belgesel tiyatro”nun öncülerinden ve teorisyenlerinden biri olan Peter Weiss, Direnmenin Estetiği’nde, 1937-1944 yılları arasındaki anti-faşist direnişi ve bu direnişin içinde yer alan gerçek kişilerin öykülerini / yaşantılarını merkez alarak, isimsiz bir Ben Anlatıcı’nın (sınıf bilincine sahip aydın bir işçinin) bakış açısıyla, tarihi, Antik Yunan’dan bu yana sanat ve

okumak için tıklayınız

50 Soruda Üniversite – İzge Günal

Prof. Dr. İzge Günal, “50 Soruda” dizisinin 15. kitabı olan 50 Soruda Üniversite’de, üniversite gibi çok geniş bir konuyu, hem bir başvuru hem de ileri okumalar için giriş niteliği sağlayacak bir çerçeveyle sunuyor. Yazarın, bilgi üretme işlevini özellikle vurguladığı “üniversite”yi, kavramsal, tarihsel, sosyal, kültürel, ekonomik ve yapısal bir bağlam zenginliğinde ele alırken geçtiği sorular şöyle:

okumak için tıklayınız

Enine Boyuna Biyopolitikanın Momentleri – Fehmi Ünsalan

Biyopolitika kavramı çağdaş politikaya damgasını vuran kavramlardan biri. Neo-liberalizmin anlamını içten içe oyduğu hukuk, demokrasi, özgürlük, müzakere gibi temel kavramların yeniden ve yeniden tanımlanması; hatta politik olanın neliğine kadar inen çağdaş düşünsel çabalardan tutun da, 11 Eylül sonrası egemen antiterör söylemi ve söylemin meşrulaştırdığı hukuk düzeni, ekoloji temelinden yükselen yeni toplum tahayyülleri, toplumsal cinsiyet mücadeleleri,

okumak için tıklayınız

Bertell Ollman: ‘Kapitalizmin gerçekleri sosyalizme ihtiyacın göstergeleridir’ / Söyleşi

Türkiye’de bir dizi konferansa katılacak olan ünlü Marksist düşünür Bertell Ollman soL’a konuştu. Ollman, Obama’nın seçilmesiyle solda yeşeren umutların eskisi gibi olmadığını söylerken, kapitalizmin krizinin sosyalizme olan ihtiyacın göstergelerini de yarattığını belirtti. ‘OBAMA?YA YÖNELİK İYİMSER UMUTLAR TÜKENME NOKTASINDA’ Bertell, öncelikle gazetemizle böyle kapsamlı bir söyleşi yapmayı kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Obama 2009 yılında seçildiğinde

okumak için tıklayınız

Cihan Harbine Doğru Türkiye – Parvus Efendi

Cihan Harbine Doğru Türkiye adlı bu derlemenin yazarı Alexander Israel Helphand Parvus (1867-1924), namı diğer Parvus Efendi 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başlarının en ilginç sosyalistlerinden biridir. Daha 1894’te yazdığı bir makaleyle Lenin’in dikkatini çekmiş, Rosa Luxemburg’un yakın arkadaşı olmuş, Troçki’nin 1905 Devrimi arifesinde “sürekli devrim” kuramını geliştirmesine önemli katkılarda bulunmuş, 1905 Rus Devrimi’nde

okumak için tıklayınız

Hint Uygarlığı Üzerine Düşünceler – Serkan Fırtına

?O bir denizdir, biz sadece bulutlarıyız? Lamartine Hint Uygarlığı hakkında birçok değerlendirme vardır. Ancak yapılan değerlendirmelerin ortaya çıkardığı ortak sonu. Hint Uygarlığının dünya insanlık mirasına çok önemli ve farklı katkılar sunmuş oldukları gerçeğidir. İlk Çağ Uygarlığının ve kültürünün en büyük merkezlerinden biri de Hint olmuştur. Onun özgünlüğü şurada ki, katkısını yaptıktan sonra sönüp gitmedi; aradan

okumak için tıklayınız

Diyarbakır 5 No.Lu – Bayram Bozyel

“Bu koşullarda yaşayan insanlar artık dış dünyayı, yakınlarını, yaşamın güzelliklerini düşünemez olmuşlardı. Tutuklu kişi için bir kurtuluş yolu olan tahliye bile kimsenin aklına gelmiyordu. İnsanların bütün beklediği bir lokma ekmek, bir bardak su ve ölmeden akşamı getirmekti. Aynı ranzada yattığımız kişiyle bile bazen günlerce bir şey konuşamazdık. Bunun için fırsat olmazdı. Birisinden varsa bir iğne

okumak için tıklayınız

Modern Dünyada Bir Felaket – Elif Kutlu

Modern hayatın getirilerinin yanında insanlardan aldığı/eksilttiği bir dolu şey vardır. Bunlar kimi zaman evrensel olarak görülürken kimi zaman herkesi ilgilendirdiği hâlde kişisel olarak görünür. Bu da modernizmin cilvelerinden biri olsa gerek. Bunun bir adım ötesine geçildiğinde ise ?-mış gibi? yaşanan kimi zaman hak edilmediği hâlde orada öylece duran hayatlar çıkar karşımıza. Sinan, bu ?-mış gibi?

okumak için tıklayınız

12 Eylül darbesine giden yolda son kilometre taşı; ?Maraş katliamı? – Deniz Toprak

60?lı yıllar, birçok açıdan hak ve özgürlükler getiren 1961 Anayasasının yürürlüğe girmesiyle birlikte işçilerin, köylülerin ve emekçilerin uyanmaya, daha özgür yaşama koşullarını öğrenmeye başladığı yıllar olmuştur. Öte yandan kendi sömürü ve egemenliklerini sürdürmeye çalışan güçler, uyanan işçi ve köylüleri sindirmek, baskı altında tutmak için yeni yöntemler geliştirmişlerdir. Bu yöntemlerin başında ise 1970?li yıllarda sayılarının binleri

okumak için tıklayınız

Keriz – Mehmet Ercan

Kendisi tarikatçıların, cemaatçilerin önde gelenlerindendi. Bu düşünceleri savunan ve iktidarda olan Aldı Kaçtı Partisi?nin hızlı ve ateşli bir üyesiydi. Bileklerini kesseniz, kırmızı kan yerine yeşil kan akardı damarlarından. Bu partinin muhteşem ve muhterem başkanına olumsuz bir şey söylenmesine, zinhar müsaade etmezdi. Kendisine laf sokulmasına katlanır, fakat bu partiye ve onun Genel Başkanına toz kondurmazdı. Bu

okumak için tıklayınız

Devrim Taciri / İttihat ve Terakki’nin Bolşevik Teorisyeni: Parvus Efendi – Winfried B. Scharlau, Zbynek A. Zeman

Parvus’un koruyucuları -hatta ortakları- politik iktidar çevrelerinden kimlerdi? Enver Paşa mı, Talat Paşa mı, daha sonra maliye bakanı olan Cavit Bey mi? Bunu kimse bilmiyor, zaten bu bilginin herhangi bir önemi de yok. Önemli olan Parvus’un iktidarın güçlü isimleriyle kurduğu yakın ilişkilerden yararlanmış olmasıydı. Bir devletin koruması altında bulunma ayrıcalığının tadını almış, nüfuz ve güç

okumak için tıklayınız

Can Yücel ile yaşamının son günlerinde yapılan son söyleşi: ?İnsan ölmek için yaşar?

12 Ağustos 1999 yılında yitirdiğimiz modern şiirimizin en önemli isimlerinden Can Yücel ile yaşamının son günlerinde gerçekleşen bu söyleşi Datça?da eşiyle yaşadığı köy evinde Özgür Yici tarafından yapıldı. ?Yaşanan her gün için hapishane duvarına atılan çentikler misali yüzündeki yüzlerce kırışıklığı, yakalandığı kanser hastalığı yüzünden iyice boğuklaşmış sesi ve hepsinden intikam alır, hepsini sarhoş edercesine ayakta

okumak için tıklayınız

İlerici Kadınlar Derneği (1975 – 1980) – Muazzez Pervan

?Güvenlik için o sıralarda pek çok insanın yaptığı gibi İKD?ye ait bu belgeleri imha etmek yolu denenebilirdi. Ama bu yol seçilmedi. Bütün bu evraklar şehir merkezinde, Nişantaşı?nda bir evde bulunuyordu. Güvenli yer, Ayşe?nin anne ve babasının İstanbul dışında Tuzla?da oturdukları bahçeli bir evdi. Önce yaşlı anne ve babanın izni alındı. O dönem pek çok anne

okumak için tıklayınız

Karakterler – La Bruyere

La Bruyere (1645-1969), gözlemlerinin gerçeğe uygunluğu, ve üslubunun eşsiz inceliğiyle büyük başarıya ulaşmış bir düşünce ve edebiyat adamıdır. Düşüncelerinde Descartes ile Pascal’ın etkileri görülür. Karakterler’de bir ahlakçı gözüyle ileri sürdüğü felsefi görüşler dikkat çekicidir. Kitapta yer alan özdeyişler, Rochefoucauld, Pascal ve Montaigene’ninkileri andırır. Devlet ve toplum hakkındaki görüşleri pek belirgin olmamakla beraber, La Bruyere, bu

okumak için tıklayınız