Yazar: cemalumit

Candı Yüceldi Şarabiydi – Cezmi Ersöz, Sıddık Akbayır

Can Yücel; hınzırdır, muziptir, içlidir, ‘ser’hoştur, ‘ser’şairdir. En az şiirleri kadar, yaşadıkları da söyledikleri de şarabîdir. Can Yücel en ümitsiz koşullarda bile, üzümden şarap, şaraptan şiir yapmayı bilen, zekâyı ve şiiri bir şarap gibi kadehlere doldurup sunma inceliği gösteren derin bir insan sevgisidir. Can Yücel şiirini bilmeyenlerin bile, en az bir anekdotundan haberdar olduğu, toplumda

okumak için tıklayınız

Şiddetten Barışa Barıştan Şiddette: Bitimsiz Sarmal – Önder Özden

Modern devlet, varoluş nedenini sınırların içinde sağladığı barışta bulur. Onun varlığını anlamlı kılan, şiddetten temizlenmiş bir uzam yaratması ve şiddeti sınırların dışına ötelemiş olmasıdır. El çabukluğu yapıp alışagelmiş yorumlara yaslanarak Thomas Hobbes?u, modern devletin oluşumunun kuramsal müjdeleyicisi olarak yerleştirirsek, Hobbes?un ?kurt-insan?ının, modern siyasal yapı olarak devleti inşa etmesi; insanın ?kurt?luğundan sıyrılmasıyla, elinde bulundurduğu şiddet tekelini,

okumak için tıklayınız

Akil sözcüğü ne demektir? Faiz Cebiroğlu

Son üç haftadır dillerden düşmeyen sözcük, ?akil? sözcüğüdür. Televizyonlarda, haberlerde ve hemen hemen tüm sosyal paylaşım sitelerinde manşet olan ?akil?, ?akil insanlar? ne demektir? Herşeyin birbine karıştırıldığı Türkiye?de ?akil? sözcüğünü tanımlamak bir zorunluluk olmuştur. Akil (çoğulu: ukalaa), a?kul, akala? Arapça sözcüktür. Akil ( Arapça: ?????? , çoğulu: ukalaa: ????? ):

okumak için tıklayınız

Suçun Ritüelle Paylaştırılması – İlker Akçasoy

Ceza avukatı Jacques Vergès?in ?Savunma Saldırıyor? isimli kitabındaki kısa biyografisinde dahi vurgulanmadan geçilemeyen, onunla bütünleşmiş meşhur bir sözü var: ?Her suç topluma sorulmuş bir sorudur.? Ona göre hukuk sanatı ve sanatçısı tam olarak bu sorunun merkezine yerleşmelidir. Ancak hukuk sanatçısı bunu yaparken, özellikle ?masumun suçlu, suçlunun masum? olduğu davalarda, yargılama düzenini yıkan ve davayı ?kopuş

okumak için tıklayınız

Acının ve Alçalışın Cehennemleri 12 Eylül Cezaevleri – Naci Eksikoğlu

Bir Dönemin Gençleri Çoğu yaşları 16-22 arasında değişen umut dolu insanlar vardı bu ülkede. Şimdiki gençlere benzemiyorlardı. Ülkelerini seviyorlardı ve ülkeleri için kafa yoruyorlardı. Sadece bunu da yapmıyorlardı. Ülkelerinin daha güzel olması için inisiyatif de almak istiyorlardı. Bencil değillerdi. Kendi hayatlarını bile tehlikeye atacak kadar halkı sevdiklerini söylüyorlardı. Doğru söylüyorlardı; hayatlarını tehlikeye attılar çünkü. Her

okumak için tıklayınız

Güvenlik Simbiyozu: Dikkat Polis – Kansu Yıldırım

AKP?nin iktidara geldiği 2002 yılından günümüze polis sayısı 122 binden 240 bine yükseldi; yani % 88?in üzerinde bir artış yaşandı. Emniyet Genel Müdürlüğü?ne ait suç istatistiklerine baktığımızda adi suçlar, cinayetler, nitelikli dolandırıcılık, ihaleye fesat karıştırma, uyuşturucu ticareti veya eşya kaçakçılığı gibi suçlarda ilgili yıllar arasındaki artış % 88?ler düzeyinde değil. Bu iki istatistiksel bilgi mukayese

okumak için tıklayınız

Tonton Miyam Miyam* – Mehmet Söğüt

Bir yıl boyunca durmadan çalışmıştı fabrikada. Saat kordonlarını parlatırken kemiklerine kadar işlemişti yorgunluk. Yorgun argın yüzleri görmekten bıkmıştı artık. Farklı ve yorgun olmayan yüzler görmek istiyordu. İçi mengeneyle sıkılıyordu sanki. Mutsuzdu. Cebindeki parasıyla bir hafta boyunca yiyip içip dinlenecekti. Bunları düşünürken susadığının farkına vardı. İlk dinlenme yerinde durdu. Çeşmeden doyasıya su içti. Sıcaktan ortalık kavruluyordu.

okumak için tıklayınız

Kapitalistleştirilmiş Hukuk ve Güvenlik – Ebubekir Aykut

Hangi büyük mağazanın, alışveriş merkezinin kapısında, devlet dairesinin, hastanenin girişinde ve üniversitenin ?nizamiyesi?nde özel güvenlik yok artık. Sadece özel güvenlikçiler değil, emniyet teşkilatının çokça övündüğü gibi her yerde polisler de var. İnsanın kendisini güvende hissetmesi için tüm koşullar sağlanmış gibi. Ama yine de suç, hırsızlık, kapkaç, mala mülke zarar verme vb. olayların, oranları azalmak bir

okumak için tıklayınız

Neoliberalizm ve Şiddet – Ergin Yıldızoğlu

Neoliberalizm, uluslararası mali sermayenin bir kriz yönetme modeliydi. Bu model 1997 Asya Krizi?nde sarsıldı, 2007 mali krizinde iflas etti. On yıldır, ABD önderliğinde, AB?nin de desteğiyle yeni coğrafyalara ulaşmaya çalışarak, yükselmeye başlayan muhalefet dalgasına karşı yeni denetim, disiplin ve cezalandırma önlemlerini devreye sokarak yaşamaya çalışılıyor. Neoliberalizm, artık yalnızca kapitalizmin ürettiği ?yapısal şiddetin? daha da yoğunlaşmasına

okumak için tıklayınız

Özel “Güvensizlik”: Blackwater – Filiz Zabcı

Gittikçe güvencesizleştiğimiz ve güvensizleştiğimiz bir toplumda yaşadığımızı söyleyip duruyoruz ya; bilgi de bu güven erozyonunun dışında kalmış değil. Sosyal medya başka bir iletişim aracı ile yakalayamayacağımız bilgi ve haberleri elimizin altında bulmamızı sağlıyor; ama öte yandan, büyük bir bilgi bombardımanı ve kirliliği ile yüzleşmek durumunda kalıyoruz. Irak ve Afganistan işgalleriyle gündeme gelen özel askeri şirketler

okumak için tıklayınız

Devletin Güvenlik Sigortası – Evren Haspolat

Marx güvenliği ?sivil toplumun (burjuva toplum) egoizminin sigortası? olarak tanımlar. Mülkiyet peşinde koşma egoizminin sigortası. Bu anlamda burjuva toplumsal düzeninde güvenlikten söz edildiğinde söz konusu olan özel mülkiyetin güvenliğidir. Çünkü burjuva toplumda güvenlik ve onun asli aygıtı olarak polis, kapitalizmin kuruluş evresinde Çitleme Hareketi ile feodal beylerin topraklarından sürüp çıkardığı ve kentlere işçi/işsiz ordusu olarak

okumak için tıklayınız

Bir Foto Öyküsü – M. Şehmus Güzel

Abidin Dino?nun 23 Mart 1913?te doğumunu ve geçen 23 Martta doğumunun yüzüncü yıldönümünü kutlamak için bir fotoğraf seçtim : Seçtiğim fotoğrafa gelin birlikte ve yakından bakalım : Abidin ve Güzin birlikte yürüyorlar. Fotoğraf Adana?da çekilmiş. Çeken kim acaba ? Abidin 1943 başından beri Adana?da « ikamete memur », yani sürgün, Ağustos 1943?te İstanbul?dan Adana?ya gelen

okumak için tıklayınız

Murathan Mungan uzun bir süredir üzerinde çalıştığı tiyatro oyunu kitabını yayınladı.

Murathan Mungan uzun bir süredir üzerinde çalıştığı tiyatro oyunu kitabını yayınladı. ?Mutfak? ismini verdiği çalışmasında Mungan, farklı hayatlardan gelen, birbirlerine hiç benzemeyen hikayelerin yorgunluğuyla yeni bir başlangıç yapma hevesindeki kadınların öykülerini anlatıyor. Kendi deyimleriyle ?hayatın kardeş ettiği kızların? mutfağı. Hayatta dikiş tutturamamış, tutunamayan kadınların hikayesi.

okumak için tıklayınız

Duygular ve ifade tarzları? – Faiz Cebiroğlu

Duygular ve ifade tarzları?Daha önceleri yazmam gereken bir konuydu. Ama araya başka çalışmalar girdi. Şimdi yazıyorum. Sorarak başlıyorum: Çocukların duyguları ve ifade tarzları nedir? Pedagojide, çocukların topyekûn gelişiminde, üzerinde önemle durduğumuz bir konu, hiç kuşkusuz, çocuk duyguları ve bunların ifade tarzlarıdır. Duygu / duygular hislerimizdir. Duygu / duygular çekirdeğimizdir. İnsan korkar, sevinir, üzülür, öfkelenir. Önemli

okumak için tıklayınız

Nasıl Müslüman Olduk? Erdoğan Aydın

Nasıl Müslüman olduğumuzu genellikle sormadık kendimize. Çünkü İslamiyet’i “din ve hidayet aşkıyla”, kendiliğinden benimsediğimiz yolunda koşullandırılmıştık. Oysa doğruyu aradığımızda, Müslümanlaştırılma tarihimizin, insanı irkilten bir vahşet süreci olduğu soğuk gerçeğiyle karşılaşıyoruz. Resmi ve geleneksel söylemse, bu gerçeği ısrarla gizlemeye çalışıyor. Bugünü anlamak ve demokratik bir Türkiye yaratabilmek için, doğru tarih bilincine sahip olmamız gerektiğinden hareketle

okumak için tıklayınız

Çevre Yolu – Henry Bauchau

Kanserin son evresindeki gelinini her gün hastanede ziyarete giden anlatıcı, banliyö ile merkez arasındaki mesafeyi katederken geçmişi ile bugün arasında da yol almaktadır. Naziler tarafından öldürülen bir direnişçinin sevgili anısı ve onun celladının koyu gölgesi kırk yıl öncesinden gelip steril hastane odasını dolduruyor. Metanetli bir yazardan ölüme ve yaşama, ümide ve direnişe, güce ve tutkuya

okumak için tıklayınız

Hasan Ali Toptaş ile “Heba” üzerine söyleşi – Burcu Aktaş

Hasan Ali Toptaş: ?Heba?ya başlarken, öteki romanlarımın hepsinden farklı olsun istedim. Her açıdan farklı. Derinlik nasıl yüzeye çekilebilir, yüzeye nasıl saklanabilir diye kendi kendime sorup durduğum bir meselem vardı.? Suç, masumiyet, minnet, merhamet… Bunların hepsini ve dahasını içeren insanlık durumu üzerine olduğunu söyleyebilir miyiz Heba?nın? Evet, aynen öyle, Heba bu eksen üzerine inşa edilmiş bir

okumak için tıklayınız

Düşe Yazanlar – Ayşe Kaygusuz

“Kitabın ismi, ?Düşe Yazanlar?. Bu isim durup dururken konulmuş değildir. Yazanları, çizenleri, resim yapanları, müzikle uğraşanları böyle görmek hiç de abartılı olmaz. Sanatçı biraz da düşlerinin peşine düşmüş kişidir zaten. Bu yüzden de kitabın ismi oldukça yaratıcı olmuş. Sonrası; kitabın yazarı, kitabına aldığı sanatçılarla tek tek konuşmuş, sorular sorup yanıtlar alarak ortaya çıkan güzellikleri bizlerle

okumak için tıklayınız