Yazar: cemalumit

Mayoz Bölünme Hikayeleri – Evrim Alataş

“Yıllarca kaybettiklerimizin dökümlerini yaptık hep. Acı, bizden  başlayıp bize dökülen bir dere oldu. Yüreğimiz ve beynimiz bir ‘korkunç anılar deposu’na dönüştü. Oysa biraz da gülerek bakmak gerekir hayata. Güldüğümüz kendimiz bile olsak. Yani, ‘Alem buysa kral biziz’ demek lazım bazen. Yangınlardan çıkıp da paçalarımızdaki yanığa gülmek lazım…” Evrim Alataş, bu kitabında 1990’ların “olağanüstü hal” ortamında

okumak için tıklayınız

Nasıl Hoşunuza Giderse – William Shakespeare

William Shakespeare (1564-1616): Oyunları ve şiirlerinde insanlık durumlarını dile getiriş gücüyle yaklaşık 400 yıldır bütün dünya okur ve seyircilerini etkilemeyi sürdüren efsanevi yazar, pastoral komedisi Nasıl Hoşunuza Giderse’de bir aşk hikâyesi etrafında şekillenen olayları ustaca resmeder. Shakespeare oyunun konusunu Thomas Lodge’un Rosalynd adlı romanından almıştır. Yazar aşk, tutku, melankoli kadar coşku, neşe ve ironiyi de

okumak için tıklayınız

Yazmak Yaratmaktır Osman Şahin?de – M. Şehmus Güzel

Osman Şahin öykü yazmaya 1960?ların ikinci yarısında başladı. İlk öyküsü Kırmız Yel ismini taşır. Bu öyküsünü 1968?de yazıp bitirdi. Kırmızı Yel 1970?de TRT Büyük Ödülü?ne layık görüldü. Ve bunun da etkisiyle ilk öykü kitabı bir yıl sonra Kırmızı Yel başlığı altında okuyuculara sunuldu. Bu yapıtını diğerleri izledi : Kıraleli, Acenta Mirza, Ağız İçinde Dil Gibi

okumak için tıklayınız

Bir Edebiyat Çınarı: Rıfat Ilgaz – Erinç Büyükaşık

?Ben sınıfın şairi Rıfat Ilgaz? diye başlar bir şiirine Ilgaz. Edebiyat yaşamında öğretmenlik ve yazarlığın ortak bir yaşanmışlıklar toplamı olarak karşımıza çıktığı Rıfat Ilgaz’ın yazar kimliği metinlerinde soluğunu yoğun olarak duyumsatan Cide, Karadeniz coğrafyası, yoksul öğrencilerin ve yoksul eğitimcinin politik duyarlılıklarıyla hissettirmiştir çoğu kez. Bu açıdan ?Hababam Sınıfı? bir sınıf alegorisi değil, Türkiye’nin eğitim açmazlarının

okumak için tıklayınız

İzmir Rumlarının Müziği 1900-1922 (Eğlence, Müzik Dükkânları, Plak Kayıtları) Aristomenis Kaliviotis

20. yüzyılın başları İzmir için yıldızın parladığı yıllar demektir. Türkler, Rumlar, Ermeniler, Yahudiler ve Levantenlerden oluşan nüfusu içinde zenginlikte başı çeken Rumlar ve Levantenler kentin müzik yaşamına da damgalarını vurmuşlardı. Hele gramofonun yaygınlaşması müziği evlere kadar sokmuş, plaklar müzik yaşamında başat rol oynamaya başlamıştır. Ne yazık ki çok kısa süren bu dönemin ardından gelen, savaşlar,

okumak için tıklayınız

Joseph Andrews – Henry Fielding

Henry Fielding (1707-1754): Romanları, oyunları, yergileri, siyasi makaleleriyle İngiliz kültür hayatının en önemli ve ilginç karakterlerinden biridir. Gayet verimli bir oyun ve hiciv yazarıyken sansür yüzünden yazmaya ara vermiş, hukuk öğrenimi görerek yargıç olmuştur. Yargıçlığı sırasında da yazmayı hiç bırakmayan Fielding’in ilk romanı 1741 yılında yayımlanmıştır. Yazar 1742 yılında yayımlanan Joseph Andrews ile büyük bir

okumak için tıklayınız

Nobakov’un edebiyattaki fikirsizliğine sağlam bir yanıt: Ötekileştirilen Ben’den hortlayan ÖTEKİ – Berivan Kaya

Rus asıllı ABD’li yazar ve eleştirmen Vladimir Nabokov, “Öteki Ben, Dostoyevski’nin yazdığı en güzel şeydir.” der. Nobakov’un edebiyat anlayışıyla genel olarak örtüşmesem de, Dostoyevski’nin çoğu eserini okumuş biri olarak bu görüşünü paylaşmaktayım. Nobakov, Gogol üzerine yazdığı incelemesinde, yazara ait eserlerin hiçbir toplumsal ileti veya mesaj kaygısı taşımadığına, örneğin Ölü Canlar’ın, Çarlık Rusya’sının kokuşmuş bürokrasisine, yozlaşmış

okumak için tıklayınız

Frigler: Midas’ın Ülkesinde, Anıtların Gölgesinde – Hakan Sivas, Taciser Tüfekçi Sivas

?Kralları Midas?ın efsaneleri sayesinde dilden dile dolaşan Frigler, yaklaşık 300 yıl boyunca Orta Anadolu?nun efendisi oldular. MÖ 9-7. yüzyıllar arasında Frig Krallığı?nın etki alanı merkez başkent Gordion (Yassıhöyük-Polatlı) olmak üzere Ankara çevresi, Kızılırmak Nehri?nin doğusunda Çorum, Tokat ve Kırşehir; kuzeyde Samsun; güneyde Niğde ve Konya; güneybatıda Burdur ve Elmalı Ovası; batıda Eskişehir, Afyonkarahisar ve Kütahya;

okumak için tıklayınız

Öykücülüğümüzün Toros Zirvesi Osman Şahin (Yaşadı Gördü Yazdı) – M. Şehmus Güzel

“Koyun ağılında doğdum. Oğlan olduğum için, kartal tüyü ile gözüme kara sürme çektiler. Kız olsaydım, sürmeyi güvercin tüyü ile çekeceklerdi gözüme. Kalabalık bir aileydik. On üç kardeştik. Anamla babamı da katınca, üç odalı evde, on beş nüfuslu bir aşirete dönüşürdük, hayatlarımız birbirine karışırdı. Göçebeydik. At, eşek sırtları, kıl çadır altları yurdum oldu. Yalınayak, başım çıplaktı.

okumak için tıklayınız

Şükrü Erbaş Şiiri Üzerine ? Utkun Büyükaşık

Şükrü Erbaş şiiri 80’lerin ortalarında başlayan toplumcu gerçekçi çıkışın ardından kendini yenileyen, yaşayan, üretken bir şiir olmuştur. Şiirinde geniş bir konu ve tema çeşitliliği vardır.Herkesin sustuğu yerde Kürt sorununu şiirine taşımasını bilmiş,herkesin devrimci şiir yazdığı dönemlerde bir genelev kadınını yazmaktan çekinmemiştir. Nazım’ın devrim düşüncesi ile Yunus’un derviş tevekkülü aynı derecede heyecanlandırmıştır Şükrü Erbaş’ı.Yüksek sesli toplumcu

okumak için tıklayınız

İran: Kaf Dağı’nın Ötesindekiler (Yezd-Şiraz) – Erinç Büyükaşık

Yezd’e yaklaştıkça pazarlarla çevrili (Han Pazarı, Kuyumcular Pazarı, Pencah Ali Pazarı), Emir Çakmak Kompleksi ve Camisiyle ?Şia? geleneğinin ve ?Aşura?nın tüm izlerini taşıyan çöl ortasındaki bu şehri iyiden iyiye merak eder olmuştum. Aşura günündeki kalabalıkların matem ritüellerini elimdeki kitaptaki fotoğraflardan tarıyordum otobüste yol alırken. Devlet-i Abad Bağı?na gözüm takılmış şehre on kilometre kaldığında. Yıllarca

okumak için tıklayınız

Tom Jones (2 Cilt ) – Henry Fielding

Dünyada yazılmış ilk romanlardan biri olan ve dünya klasikleri arasında tartışılmaz bir yer alan Tom Jones, yazılışından bu yana geçen bunca yıla rağmen hala taze, bugün yazılmış bir eser gibi okunabiliyor. Fielding?in kahramanı Tom?la birlikte, 18. yüzyılın İngiltere?sini dolaşıyor, her sınıf ve tabakadan insanla tanışıyoruz. Bu gezi boyunca, Fielding?in kendine özgü mizahı yanımızdan eksik olmuyor.

okumak için tıklayınız

Işığın Dili – Zafer Köse

Fotoğraf makinesi ile ilgili bir konu konuşurken, sakın ha, ilk sorunuz “Kaç mega piksel?” olmasın! Benim gibi, ne kadar cahil olduğunuz anlaşılır. Çözünürlükten önce dikkate almak gereken birçok özellik varmış. Diyafram açıklığı, örtücü hızı ve çeşidi, objektifin özellikleri? Neyse ki, gittikçe gelişen teknoloji sayesinde, birçok işlemi ve ayarı otomatik olarak yapan makineler üretiliyor. Ta 1889’da,

okumak için tıklayınız

Senin Bir Şiirin Oldu mu Hiç? – Selma Sayar

Şiir üzerine konuşmak, tartışmak uzmanlık, birikim gerektiren önemli bir duygu, sezgi ve akıl işidir. Konunun en zor kısmı tanımıdır belki de. Çünkü yüzlerce tanımı yapılabilir şiirin. Nazım?ın Güneşi İçenlerin Türküsü?nde sözünü ettiği ? Akın var güneşe akın! Güneşi zaptedeceğiz güneşin zaptı yakın! dizelerindeki direniştir… Ya da Nikola Vaptsarov?un idam edilmeden önce sevdiğine

okumak için tıklayınız

İran: Kaf Dağı?nın Ötesindekiler (Tebriz-İsfahan) – Erinç Büyükaşık

Yıllar sonra birçok insanın ?ulaşılmaz?, ?ırak? gördüğü yanıbaşımızdaki komşuya yaptığım on günlük gezinin öykülerini yazmak istemiştim. Belleğimde yer alan ipuçlarını, ayrıntıları, izleri belirginleştirmek, yedi yıl önceki gözlemlerimi aktarmak düşüncesiyle gezdiğim bu coğrafyanın rotalarını belirginleştirmeye başlamıştım kafamda: ?Tebriz, İsfahan, Yezd, Şiraz?. Fars kültürünün binlerce yıllık tarihsel mirasının önemli ölçüde korunduğu, yer yer ortaçağa özgü görüntüler sunan

okumak için tıklayınız

Menzil Bekçisi – Aleksandr Sergeyeviç Puşkin

Aleksandr Sergeyeviç Puşkin’in  1830 yılının ürünü olan Menzil Bekçisi Öyküsü, yalın bir üslupla yazılmış, gerçekçi, özlü sanat ürünüdür. Bu öyküde Puşkin, halk insanlarını büyük bir yalınlık, gerçekçilik ve ustalıkla çizmiştir. ‘Menzil Bekçisi’ öyküsünde bekçi kızı da diğer öykülerin karakterleri gibi  sevecen bir alaycılık ve duyguyla çizilerek, gerçekçi rus yazınına örnek oluşturmuştur; Dostoyevski, Nekrasov, Tolstoy, Çehov

okumak için tıklayınız

Yuri Davidov’un özgürleşmenin ve yabancılaşmanın yılan hikayesi

“Okyanusta her nasılsa bir gemi alabora olup içindekilerle beraber batıyor. Biri dışında yolcuların tümü okyanusun dibini boylamıştır. O biri boş bir fıçı veya tahta parçasına sıkı sıkı tutunmuştur. Hayatta kalmak için var gücünü kullanıyor, derken ıssız, hiç bir insanın yaşamadığı küçük bir adacığa yetişiyor güç bela. Yorgunluktan tükenmiştir.  Ne bulduysa yeyip karınını doyurduktan sonra dinlenmek

okumak için tıklayınız

Tünel, Maksim Gorki

Durgun mavi göl, sonsuz karların taçlandırdığı yüksek dağlarla çevrili. Bahçeler, zengin kıvrımlar halinde suyun kıyısına kadar iniyorlar. Şekerden yapılmış izlenimini veren, bembeyaz, evler, suya bakıyor. Sessizlik, bir çocuğun tatlı uyuklaması gibi. Henüz sabah. Tepelerden baygın çiçek kokuları yayılıyor. Güneş az önce yükselmiş; çiy taneleri ağaçların yapraklarında, otların üstünde parıl parıl. hâlâ. Yol, dağlar arasına atılmış

okumak için tıklayınız

Dürüst Hırsız (Kim Olduğu Bilinmeyen Bir Adamın Anı Defterinden) Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski’nin 1848 yılında yazdığı Dürüst Hırsız (An Honest Thief) isimli kısa öyküsü, isminden anlaşılacağı üzere bir hırsızın insancıl gerçekler ile yaşadığı çelişkiyi anlatıyor. Dürüst Hırsız (Kim Olduğu Bilinmeyen Bir Adamın Anı Defterinden) “Bir sabah, tam işime gitmek üzereyken, hem ahçım hem çamaşırcım olan, hem de evimi yöneten Agrafena içeri girdi; benimle konuşmaya başlayınca,

okumak için tıklayınız