Yazar: cemalumit

Mutlu Olma ?Garantili? Hayata Katlanabilme Dersleri – Duran Aydın

Bildiniz: Gençler ?şiirsiz? artık! Gençliklerini şiiri gereksinmeden yaşayacakları yanılsamasındalar! Ama durun,sizler; örneğin bu yazıyı okumaya başladığınız için, ‘o’ gençlerden farklısınız! Benim çocuklarımdan da farklısınız! Çünkü bırakın benim yazdıklarımı, evdeki kitaplardan,dergilerden bile habersizler! Eve giren gazete sıkıntı kaynağı, bir kağıt parçası! Okulda ‘müfredat’tan öğrenebildikleri,onları hayat boyu ‘idare eder’ nasıl olsa.

okumak için tıklayınız

Aşk mı, Neydi o? – Celal İlhan

İlk ne zaman gördüm, neden başka bir değil de ona tutuldum? Kendimi çok mu önemsiyor, köyün ileri gelen bir ailesinin çocuğu olmayı abartıyor muydum? Öyle bir vurgun; ince hesaplardan tümüyle uzak, olur mu olmaz mı kaygılarına kulak tıkayacak denli sert ve acımasız olmasıyla mı anlatılabilirdi yoksa? Bilmiyorum. Nasıl başladığını da bilmiyorum aslında.

okumak için tıklayınız

Doğaya ve Tanrı?ya İhanet – Mehmet Taşar

Köy evinin çardağında oturuyorduk. Sırtını hasır yastığa dayamış, şapkasını da dizine asmış Nazım Amca?yla doğanın yeniden uyanışına tanıklık ediyorduk. Önümüzde uzanan renk ve koku cümbüşündeki bahçeyi izliyor, taze yapraklar arasında cıvıldaşan kuşların sesini dinliyorduk. Ağaçlar çıplak bedenlerine yapraklarını, çiçeklerini giyinmişti, Bahçenin bitiminde görmediğimiz, ama çağıltısını duyduğumuz Gövpınar?ın serinliğini buradan bile duyuyorduk.

okumak için tıklayınız

Yaşamın Değerleri – Faiz Cebiroğlu

Yaşamın değerlerinden bahsediyoruz. Yaşamı ?değerli ve anlamlı? kılan değerlerden söz ediyoruz. Yaşamsal değerler, belirli bir evrim sonucunda oluşan değerler ve toplumsal değişime paralel olarak kendini değiştiren ve sürekli geliştiren değerlerdir. Feodal toplumda yaşamın değerleri nasıldı? Kapitalist toplumda yaşamın değerleri nasıl?

okumak için tıklayınız

Maya – Duran Aydın

_Zorunlu bir rica: Bu yazı okunurken fonda Sezen Aksu, ?Eskidendi?yi söylemelidir?_ Daha Salih Bolat?ın yüzünü görmemişim. O uzun, ince, kıvırcık saçlı adamı esmer esmer gülümserken belleğim resmetmemiş?Salih?in adını epeydir işitiyor olmamla birlikte, asıl Mustafa Emre tanıştırmıştır. Ardından, o yoksul ve yalnız çocuk Mehmet Taşar?ı; şimdi ?profesör?, o zamanlar Erzurum Üniversitesi?ndeki ?öğrenci? Çetin Derdiyok?u da?

okumak için tıklayınız

‘Üç Fidan’ına Kavuşan Bir ‘Çınar’: Halit Çelenk – Müslüm Kabadayı

(Bu metin Halit Çelenk?in ölümü üzerine 2011?de yayımlanmıştı. ?Devrim Adançlarımız?dan ?Üç Fidan?ı ve hepimizin ?Çınar?ını 6 Mayıs 2012?de Karşıyaka Mezarlığı?nda her yaştan binlerce insanın vefalı ve devrimci tavrına saygı olarak yeniden yayımlıyoruz.) Canlıda geçirgenlik, özellikle de insanda kalıtım ve katılım diyalektiğinin bir ürünü olarak miras geçirgenliği önemli bir gelişim unsurudur. ?Miras geçirgenliği?nde yetişilen yuva etkili

okumak için tıklayınız

?Vejetaryenliğin Yararları?na Dair – Gönenç Kaytaz

Hayatınızda en son ne zaman bir alışkanlığınızdan vazgeçtiniz? Üstelik öyle büyük bir bahab anı falan da yaşamadan; yani hayatın günlük akışında, her şey normal ilerlemekteyken, içinizde, tanımlayamadığınız derinliklerinizden bir şeylerin sizi sessizce değiştirmiş olduğunu; -hem de bunu, üzerinden bir süre geçtikten sonra- fark ettiğiniz oldu mu hiç? Alışkanlıklar ne menem bir şeydir ki hayatımıza habersizce

okumak için tıklayınız

Kanadının Ucu Tatlı Padişahım – Doğan Soydan

Müfettiş Haşim Bey, ?Hayatın boyunca başkasının çantasını taşıma? dedikten sonra komşu köye gitmek üzere yürüdü. Köyün çıkışına kadar ona refakat ediyordum. Ayrılacağımız noktanın sağı ve solu mezarlık; yol, mezarlığı ikiye bölmüş. Solumuzda, yolun hemen kıyısında bir adam, hayvan gübresinden oluşmuş bir gübre yığınının üzerinde horlayarak uyuyordu.

okumak için tıklayınız

Ertan Şahin?in ?Girift?i – Duran Aydın

N?olacak canım; herhangi bir sanat dalına ilgi duymasak da pekâlâ yaşayabilirdik; öyle değil mi? Şu dağı dolanıp gelen rüzgâr, ta aşağılarda kim bilir hangi denizleri yalayıp geçerken yorulacak? Sonra da açacak kanatlarını martılarla bir, camgöbeği mavide güneşlenecek? Bir kuşluk vakti, gönlümüz o derinliklere demir atarmış atmazmış; çok mu önemli? Önemli, anlamlı ve ?yaşamsaldır!? ?Filler ve

okumak için tıklayınız

Yokuştaki Salyangoz – Boris Ştrugatski, Arkadi Ştrugatski

Yokuştaki Salyangoz, biri cehaletin diğeri bürokrasinin hüküm sürdüğü bir dünyada insanca bir yaşamın ve bilginin hasretini çeken iki entelektüelin öyküsü. İki kahraman roman boyunca hiç karşılaşmazlar; ama Kandid?i bitmeyen arayışının başına, Pepper?i ise iktidar koltuğuna getiren yazgıları aynı tutku tarafından belirlenir: Karanlık ve gizemli orman. Kahramanların seçimlerinde, modern entelektüellerin yüz yüze olduğu iki alternatif, görmek

okumak için tıklayınız

Başkasının Çantasını Taşıma – Doğan Soydan

Öğretmen olduğum ilk yılı devirmiş, 1970?in ilkbaharına girmiştik. Dağlardan çiçek kokuları derleyip getiren nisanın ilk günleriydi. Çiçeği burnunda bir köy öğretmeniyim. Annem, babam istemediği halde bir motosiklet almıştım. Her gün ilçeden köye, köyden ilçeye düşe kalka gidip geliyordum. Babam, ?Senin okula yarın müfettiş gelecekmiş? dedi. Hay

okumak için tıklayınız

“Aşkın Kükürt Kokusu”nda İlkay Tuna Öyküleri – Duran Aydın

Bence, ötesi şiir… Belki bir sözcük fazlası; ama koluna girilen, yanağına dokunulan bir imge; iyi kurgulanmış bir gözlem sonrası nadasa bırakılmış olan… Eğer az biraz bu işten anlıyorsak, İlkay Tuna her ne kadar bu yazdıklarına ?öykü? dese de, ötesi şiir… Büyük bir olasılıkla ?Aşkın Kükürt Kokusu?nu okuyan herkes aynı kanıya varıyordur: Olsun, öykülerinde İlkay Tuna

okumak için tıklayınız

Aşka Dair – Henri Beyle Stendhal

Bu kitap, ardı ardına sıralanıp, aşk tutkusunu oluşturan bin bir çeşit duyguyu, mantığın, matematiğin yolundan giderek, olabildiğince yalın bir şekilde izah etmeye çalışıyor. Stendhal, 1822 yılında son halini verdiği Aşka Dair isimli yapıtını, 1826 yılında eklediği önsözde bu sözcüklerle tarif eder. Aşka Dair, aşk adı verilen bilinmezi izah etmek adına, büyük yazar tarafından ortaya konmuş

okumak için tıklayınız

Gündelik Hayatın Eleştirisi 1 – Henri Lefebvre

“Aşina olunan bilinmez,” diyor Hegel. 20. yüzyılın önemli düşünürlerinden Henri Lefebvre, ‘politik dramın’ gündelik temelinin unutulduğu, felsefecilerin hakikati başka yerde aradığı, edebiyatçıların mucize ve macera peşinde koştuğu bir dönemde aşina olunana bakıyor: “Asıl değişim nerede olup biter? Gündelik hayatın esrarsız derinliklerinde!” İktidar ilişkilerinin, meta fetişizminin ve yabancılaşmanın her gün yeniden üretildiği, buna rağmen değişimin ve

okumak için tıklayınız

Emperyalizm ve Dil – Faiz Cebiroğlu

Dil ve dili geliştirmek; dili emperyalist dil yozlaşmasına ve kirlenmesine karşı korumak, yaşadığımız bu küresel emperyalist çağda çok zordur. Bunun tarihsel ve ekonomik nedenleri vardır. Serbest rekabet dönemindeki mal ihracı, yerini sermayeye terketmesiyle birlikte büyüyen ve daha sonra dünyamızı saran emperyalist ekonomi ve kültür egemenliği, tüm dünya ülkelerini her alanda etkiliyor. Böylesi bir oluşumun halkası

okumak için tıklayınız

Afrika Edebiyatı

Bir sözlü edebiyat gele­neği olarak doğmuş ve 20. yüzyıla kadar bu özelliğini korumuştur. Evrenin oluşumuna ilişkin efsaneler sözlü edebiyatın ilk ürünleri­dir. Tanrılara tapınırken söylenen övgü ve kehanet şarkıları, kabilelerinin tarihini anla­tan saz şairlerinin şiirleri, ergenliğe ulaşan çocuklara dinsel bilgilerin ve kabile tarihinin öğretilmesi, atasözleri, bilmeceler ve hayvan öyküleri Afrika edebiyatının sözlü geleneğini oluşturur. Kuşaktan kuşağa

okumak için tıklayınız

Evren (Einstein Haklı Mıydı? ve Diğer Büyük Sorular) – Stuart Clark

Büyük Sorular dizisi okurun gündemine tarih boyunca insanların aklını kurcalamış temel felsefi ve bilimsel sorunları taşıyor. Bu sorulara en büyük düşünürlerin verdiği cevapları sunuyor. Büyük Sorular: Evren başlığında Stuart Clark astronominin, kozmolojinin ve varoluş meselesinin 20 temel sorusunu tartışıyor. Evren nedir? Evren ne kadar büyüktür? Evren kaç yaşındadır?

okumak için tıklayınız

İzmir 1922 (Bir Kentin Yıkımı) – Marjorie Housepian Dobkin

1922 İzmir’i, bir zamanların Rum kenti Smyrna’yı (şimdi Türk İzmir) yok eden büyük yangının dramatik öyküsüdür. 21 İtilaf ve Amerikan savaş gemisinin burnunun dibinde gerçekleşen soygun, tecavüz ve katliam dolu kutlamalardan sonra, Türk orduları kenti ateşe vermişti. Smyrna’nın savaşta müttefik olan Yunanistan’dan, savaşta düşman olan Türkiye’ye devrine dış politikada yaşanan değişiklik damgasını vurmuştu. Sonradan Smyrna

okumak için tıklayınız

İstanbul Yolcuları – Esther Heboyan

Aras Yayıncılık tarafından yayımlanan İstanbul Yolcuları, kırdan kente göçle ve modernleşmeyle gelen büyük değişimin hemen öncesindeki, bugün artık sadece soluk izleri kalmış bir İstanbul’a ait öykülere yer veriyor. 1955’te İstanbul’da doğan yazar Esther Heboyan, öykülerinde Ermenilerin, Türklerin, Rumların, Yahudilerin bir arada yaşadığı kentin o eski mahallelerinde gezinirken, ailesinin ve komşularının yaşayışını, özlemlerini, yoksunluklar içindeki mutluluklarını,

okumak için tıklayınız