Yazar: cemalumit

Dil Sevgisi? – Faiz Cebiroğlu

?Cep telefon?. Bu nereden çıktı? Cebin telefonu nasıl oluyor, bilmiyorum. Görmedim. Duymadım. Bilmiyorum. Tek bildiğim, mobil telefonun Türkçeye ?cep telefonu? olarak tercüme edildiğidir. Peki, dünyada bundan daha uyduruk bir ?isim? ve ?sıfat? olur mu?..Cep: Arapça, ?ceyb?. Telefon: Fransızca, ?téléphone?. Türk Dil Kurumu, Arapça ve Fransızca?dan sözcükler uydurarak ?mobil telefonu?,Türkçe?ye, ?cep telefonu? olarak çeviriyor, çevirebiliyor!?

okumak için tıklayınız

Romantik Sürgünler – Edward Hallett Carr

Rus entelijansiyasının 1840’larda Avrupa’ya sürgün edilen kuşağı, Rus siyasal düşüncesinde romantizmden Marksizme uzanan sürecin taşlarını döşemişti. E. H. Carr, Romantik Sürgünler’de bu tarihsel dönüşümü ele alıyor. 40’lar kuşağının en göze çarpan figürü Aleksandr Herzen etrafındaki tartışmalar, çatışmalar, tanışıklıklar ve kopuşlarla yaşanan, romanlara taş çıkarır maceraları başarılı bir tarih anlatısına çeviriyor. Herzen’den Bakunin’e, Ogaryov’dan Neçayev’e, Puşkin’den

okumak için tıklayınız

Teorisyeniniz Devrimciydi (21. Yüzyılda Marksizm ve Sosyalizm) – Erkin Özalp

Dünya kapitalizmi, bir kez daha, yıkıcı toplumsal sonuçlar doğuran bir bunalım döneminden geçerken, sosyal adaletsizliklere tepki gösterenlerin sesleri de giderek yükseliyor. 2011 yılında, pek çok ülkede yüz binlerin katıldığı mitingler düzenlenirken, emperyalist dünyanın merkezi olan ABD’de bile, “dünya devrimi” sloganını kullanan “Wall Street’i İşgal Et” hareketi ortaya çıktı. Erkin Özalp, kendi deyimiyle “kapitalizmin yeniden sorgulanmakta

okumak için tıklayınız

Rosa Luxemburg / Her Şeye Rağmen, Tutkuyla Yaşamak – Annelies Laschitza

Rosa Luxemburg / Her Şeye Rağmen, Tutkuyla Yaşamak adlı bu kitap, henüz lisedeyken yazdığı bir şiirde ?bütün dertleri tokların vicdanına yüklemek istiyorum? diyen bir devrimcinin, doktor unvanlı bir iktisatçının, bir botanik ve edebiyat düşkününün, bir yazar ve militanın yaşamöyküsüdür. Polonyalı bir Yahudi ailesinden gelen Rosa Luxemburg, Birinci Dünya Savaşı ertesi Almanya?yı sarsan devrimci ayaklanmanın önde

okumak için tıklayınız

Yol / Re: Dersim İnanç Sembolizmi (Antropolojik Bir Yaklaşım) – Dilşa Deniz

Dersim, kendine mahsus bir dünya. Üst başlıklardan taşan, Kürtlerle, Zazalarla, Alevilikle ilgili etno-dinsel ve kültürel tasniflere sığmayan bir yanı var. Dilşa Deniz, Dersim’e eğilen ilk antropolojik çalışmaya dayanan kitabında, bu kendine mahsus dünyaya davet ediyor okuru. Dersim’le ilgili yüceltici ve karalayıcı efsanelerin perdesini kaldırıp, olağanüstü incelikli bir bakışla, gerçek inanç dünyasına ve “gerçek efsanelere” eğiliyor.

okumak için tıklayınız

Hamburg´da Hayat – Süleyman Deveci

Basın Açıklaması: ?Hamburg’da Hayat? ?Hamburg’da Hayat? Hamburglu göçmenlerin ilk romanıdır. Oldukça iddialı bu tezin arkasında neler yatıyor kabaca irdeleyelim: Göçmen edebiyatının Hamburg’da yer edinmesi oldukça sancılı süreçlerden geçti, geçiyor. İlk şiirlerle başladık kendimizi ifade etmeye. Duyduğumuz derin özlemleri, yaşayamadıklarımızı, acılarımızı, hüzün ve sevinçlerimizi türkülere, dizelere, şiirlere döktük bilinen ebatlarıyla. Şehrimizdeki şairlerin sayısı hiç de yabana

okumak için tıklayınız

Küçük Sırlar – Sevim Ak

Güneş batarken arkasından “Geri dön!” diye seslendiniz mi hiç? Sıla Güneş’i çağırırken gezegenlerin kraliçesi Venüs’le burun buruna gelir. Elinde aynası, balon etekli giysisi, alev saçlarıyla göz kamaştıran Venüs, neler neler yaşamış, neler neler görmüş meğer? Sıla’nın küçük gündelik sırlarından Evren’in kafa karıştıran sırlarına uzanan bir yolculuğa çıkmaya hazır mısınız?

okumak için tıklayınız

Harran – Bekir Yıldız

Biçerdöverlerin ağzındaki bir lokma ekmek, tozlu evrakların arasında yaşayan taptaze umutlar, şimdi, dönen tekerleklerin altında çiğneniyor. Buradan doldurduğu umudu, şurada boşaltırken, filizlenen yeni umutları bir gecede Antep’ten İstanbul’a, İstanbul’dan Muş’a aktarıyor. Bekir Yıldız, Harran’da bir yol hikâyesi anlatıyor okuyucuya. İstanbul’dan Harran’a uzanan bu yolculukta, Anadolu insanı yine başrolde.

okumak için tıklayınız

Okulda Zorbalık – Berfin Ural, Nurcan Özteke

Zorbaca davranışlar hemen hemen günlük yaşantımızın bir parçası haline gelmiş durumda. Bu davranışların birçoğunu; toplum olarak sıradan, olabilir davranışlar olarak kanıksadık, normalleştirdik. Olayın psikolojik boyutlarının yanı sıra toplumsal boyutları da bir o kadar endişe verici hale geldi. Zorbalığı kanıksamış bir toplum olmaya başladık. Canımız yanmaya başladığı zaman, konunun ciddiyetinin zarar verici boyutlara ulaştığını anladık.

okumak için tıklayınız

Paris, Salon Du Livre 2012 : Kitap Fuarina Hoş Geldiniz – M. Şehmus Güzel

Paris Kitap Fuarı (Salon du Livre) kapılarını ve pencerelerini 15 Mart 2012 perşembe akşam üzeri açıyor : Tam « çay saati »nde ama çay içmek için değil, yeni açmış kitapları koklamak, belki bir iki tanesini nazikçe dalından almak ve okumak için. Okumak eylemini ya metroyla, otobüsle, trenle, taksiyle, otomobille dönüşe veya evde büronuzda masa başına

okumak için tıklayınız

Dünya (Bir Kılavuz) – Göran Therborn

Batı’nın merkezi öneminin artık genel kabul gören bir veri olmaktan çıktığı bugünlerde yirmi birinci yüzyılın dünyası neye benziyor? Bugünün dünyasının toplumları ve kültürleri, aralarındaki bağlantılarla birlikte nasıl oluştu? İnsanlık zamanımıza nasıl geldi? Kısacası yirmi birinci yüzyılın ikinci on yılına girerken dünyamız ne halde? Bu kitap, gezegenimizdeki toplumları ele alan ilk kitap Batı’nın ve küreselleşmenin ardından

okumak için tıklayınız

Kadın İçin Bir Özgürlük Kapısı (mı?) – Elif Kutlu

Türkiye kadına şiddetin neredeyse ?sıradanlaştığı? bir dönem yaşıyor. Neredeyse her gün medyada (televizyon, gazete, internet vs.) yeni bir kadın cinayeti haberi, kadına yapılan şiddet haberleri izleniyor/duyuluyor/öğreniliyor. Buna karşın failler ?tahrik? indirimlerinden yararlanıp, elini kolunu sallayarak günlük hayatına yaşamaya devam ediyor. Kadınsa ataerkil bir zihniyetle büyütüldüğünden yaşadıklarının ?sıradanlığına? inandırılıp, şiddetle yaşadığına ve ?namusunun bekçisi? olmasına ?şükretmekle?

okumak için tıklayınız

Çalışmak Sağlığa Zararlıdır – Annie Thebaud-Mony

Risklerin alt işverene devri. Başkasını tehlikeye atma. Onura saldırı. Duygusal ve fiziksel şiddet. Mesleki kanserler “Dünyanın her yerinde, rekabet gücü adına, çalışma hayatı öldürüyor, yaralıyor, binlerce kadını ve erkeği hasta ediyor. Sağlıklarına ciddi biçimde zarar verdiğini bilseler de, bu insanların, geçimlerini sağlayabilmek için bu tür işlerde çalışmaktan başka çaresi yok… Sağlık Sigortası Fonu’nun ve Çalışma

okumak için tıklayınız

Kemal Bekir?in ?Sultan ile Kızları? – Berrin Taş

Eylül ayında Kemal Bekir?in toplu oyunlarının ilk kitabı yayınlandı. Kitapta iki oyun var. İkisini de okudum. ?Sultan ile Kızları? ve ?Tuhaf Bir Ölüm?. Sultan ile Kızları?nı yazmak istiyorum. Oyun hem Shakespeare?in Kral Lear?ini anımsatıyor hem de çocukluğumdan aklımda kalan kimi masalları. Yine de oyunun izleği anımsattıklarının dışında gerçekleşiyor. İlk sayfayı açıp okumaya başlayınca oyunun konusu

okumak için tıklayınız

Devletin Bozma Çabasına Karşı Bir Avuç Aydının Direniş Kalesi, Dil Derneği ? Celal İlhan

”Söz ola kese savaşı / Söz ola kestire başı?, der Yunus. Sorun, savaşı kesen, ağıyı bal eden sözü nasıl ve nereden bulacağımızdır sanırım. Dilcilerin görevi, bu arayış içinde yer alıp yılmadan, usanmadan, iğneyle kuyu kazmayı sürdürmesidir. Türkçenin o güçlü, savaşı kesen, barışı sağlayan, büyülü sözlerini bulup yeniden halkın hizmetine sunmadan rahat yüzü yoktur dilcilere.

okumak için tıklayınız

Aşkın ve Savaşın Gündüz ve Geceleri – Eduardo Galeano

“Kimse gidecek kadar kahraman, kalacak kadar vatansever değil.” Bir yanda işkenceler, kayıplar, ölümler, katliamlar, sürgünler… Diğer yanda umut, mücadele ve direnç… Sevincin ve coşkunun, acı ve umutsuzluğun yanıbaşında filizlenişinin tanıklığı. Çaresizlikten mücadele, baskılardan direniş yaratan bir halkın fotoğrafı. Aşkın ve Savaşın Gündüz ve Geceleri sahne sahne ilerleyen bir günce niteliğinde. Röportajlardan anılara, tarihsel kısa öykülerden

okumak için tıklayınız

Avrupa Edebiyatı ve Varoluşçuluk – György Lukacs

Avrupa edebiyatının klâsikleşmiş büyük yazarlarının verdiği eserlerin büyüklüğü iktisadî ve toplumsal süreçleri her yönüyle görmeleri ve mevcut şartlarda “daha embriyon halindeki insan tiplerini peygamberce” (Marx) yaratmalarından gelir. İnsan ile toplumsal çevresinin karşılıklı etkisinin yarattığı insan karakterini, insanı bir sınıfsal bireye dönüştüren çizgilerin formasyonunu, insanların nasıl zayıfladığını, birbirleriyle nasıl kesiştiklerini anlatırlar… Ama Varoluşçuluğun yalıtıcılığına kapılan modern yazarlar,

okumak için tıklayınız

Evrim Üzerine Bazı Düşünceler – Okan Yolcu

Charles Darwin 1859 yılında “Türlerin Kökeni” adlı eserini bilim dünyasına sunduğunda büyük yankı uyandırdı. O zamana kadar bütün doğa bilimleri son noktada “idealizm” limanına sığınmak zorundaydılar.Charles Darwin idealizmi temellerinden sarstı. Başta biyoloji olmak üzere bütün doğa bilimlerini idealizmin zincirlerinden koparıp materyalizme yaklaştırdı.Bu yüzden evrim teorisi 150 yıldır türlü saldırılara maruz kalıyor. Evrim denilince ilk akla

okumak için tıklayınız

Keman – Şolom Aleyhem

İçi insanlık sevgisiyle dolu, kalemini hep bu yönde kullanmış bir yazar olan Şolom Aleyhem?in dokuz öykülük bu kitabı, her satırında insan sıcaklığını bulabileceğiniz bir eser. Yazarın, insanı insan yapan erdemler üzerine oturttuğu bu eseri, bir çocuğun müzik (keman) tutkusundan, yalan, zorbalık, insanları aşağılama, başka canlılara eziyet etme gibi kötülüklere kadar geniş bir alanı kucaklıyor. Öykülerin

okumak için tıklayınız