Yazar: cemalumit

Küfür / Erk-Sefalet – Nejdet Evren

Onur, insanların sahip oldukları değerlerdendir. Küfür, genel olarak insan /kişi onurunu kıran, inciten,aşağılayan söz ve eylemlerin tanımı olarak kullanılır. Hemen hemen tüm toplumsal düzlemlerde bu eylemin bir yaptırımı vardır. Kişi onurunun korunması, toplum içerisinde bireyin yok edilmemesi elbette doğru bir yaklaşımdır. Küfrün soyut varlıklara yöneltilmesinin de gerçek kişilerin düşünce/duygularında yarattığı kırılma/ezilme/üzüntünün giderilmesi amacı ile yaptırıma

okumak için tıklayınız

Bir insan olarak her türlü güzelliği koruma sorumluluğunu taşıyan, çalışkan, yürekli bir karınca: Asım Bezirci

“…Ölürsem yakında, bir dileğim var kalanlardan. Beni sevmeyenlere, beğenmeyenlere karışmam. Onlar, gerekli bulurlarsa, benim bir değerim olmadığını söylesinler. Ötekilerden benim dileğim: Öldüğümün ertesi günü yazı yazmasınlar benim için. Hani ‘X’ i de kaybettik, şöyle yüksekti, böyle değerliydi’ diye ağıtlar yok mu? o sözlerin yalan olduğunu hepimiz biliriz. Tiksinirim o ağıtlardan… Benim için yazı yazmasın beni

okumak için tıklayınız

Edebiyatın Kırk Ayaklı Karıncası Asım Bezirci – Hazırlayan: Adnan Özyalçıner

Adnan Özyalçıner?in hazırladığı “Edebiyatın Kırk Ayaklı Karıncası Asım Bezirci” adlı saygı kitabında, Asım Bezirci?nin kendi kaleminden yaşam öyküsü yanında Bezirci?nin gençlik yazıları, şiirleriyle bir öyküsü de yer alıyor. Nesnel eleştirinin öncüsü Bezirci?nin günlüklerinden kimi bölümler ise ilk kez bu kitapla okura ulaşacak. Asım Bezirci?ye yazılan mektuplarla bu mektuplara yazılan yanıtların da yer aldığı bölümde Hasan

okumak için tıklayınız

Sivas Acısı – Aziz Nesin

Sivas Acısı – Ben tanırım /Bu bulut bizim oranın bulutu /Hemşeriyiz ne de olsa /Benim için kalkmış ta Sivas’tan gelmiş /Yurdumun bulutu /Başımın üstünde yeri var Ben bilirim /Bu rüzgâr bizim oranın rüzgârı /Hemşerimiz ne de olsa /Benim için kopup gelmiş yayladan /Yurdumun rüzgârı /Kurutsun diye akan kanlarımı Ben anlarım /Bu acı bizim ora işi

okumak için tıklayınız

Ateş ve Kuğu – Burhan Günel ‘Keşke Sivas olaylarını yaşamasaydık da bu romanı yazmak zorunda kalmasaydım”

Ateş ve Kuğu adını taşıyan romanıyla 2005 Yunus Nadi Roman Ödülü’nü kazanan Burhan Günel, 1993 yılında Sivas’ta, Madımak Oteli’nde yaşanan katliamı konu alıyor. Günel bu romanında, insanın insanı yakma isteğine ve bu yolda giriştiği vahşi eyleme ışık tutuyor, öyküsüne ilkel toplumlann kurban törenlerinden başlayıp Sivas kıyımına kadar uzanıyor… “Sivas’ta yaşananlara bugün, yarın, onyıllar sonra da

okumak için tıklayınız

Yaşam ve Ölüm (17.Kitap) – Brigitte Labbé, Michel Puech

Tüm dünyada çocukları felsefeyle buluşturan Çıtır Çıtır felsefe dizisinin Fransa?da yayımlanan ilk kitabı ?Yaşam ve Ölüm?, çocukların çok küçük yaşlardan başlayarak sorguladığı bu iki kavramı tartışıyor. Yaşam deyince aklımıza gelenler, yaşama hakkı, canlılar dünyasında insanın yeri, yaşamda ölümün yeri gibi başlıklarla çok yönlü bir anlatım sergileyen Labbé?in örnek olaylar, durumlar ve diyaloglarla öyküleştirdiği ve Jacques

okumak için tıklayınız

Müzik Üzerine Tartışmalar (Derleme)

Yetkin eserlere imza atmış, alanlarında başarı kazanmış müzik ustalarının makalelerinden ya da kendileriyle yapılmış söyleşilerden bir kurgu ekseninden özenle derlenmiş bu kitap, sanattaki ezeli bir tartışmanın başlıca öğelerini yeniden gündeme getiriyor. Kitaptaki tartışmalar asıl olarak müzik alanında cereyan etmiş olsa da daha ilk satırlardan anlaşılacağı üzere, bu aslında sadece bir müzik kitabı değil. Sanat izleyicilerinin

okumak için tıklayınız

Marksizm ve Bilim – J. D. Bernal

Kapitalizm, bilimle toplumsal yaşantımız arasındaki bağı kendi dünya görüşü etrafında şekillendirir. Öyle ki, günümüzde bilim ancak burjuvazinin kâr dürtüsünün sınırları içerisinde gelişme imkânı bulur. Bilimsel buluşlar patentlenerek ticari bir metaya dönüştürülür. Bilim ve teknikteki gelişmeler, silah sanayisinin ayrılmaz bir parçası olarak halka yabancılaşmanın en uç örneklerine ulaşır. Karl Marx ve Friedrich Engels’in uzun yıllar süren

okumak için tıklayınız

Türkçesini bekleyen şair William Butler Yeats – Semiha Şentürk

Şiir dilinin özel bir dil olduğu hepimizin malumu… Gündelik dilden farklıdır. Bize sözcüklerin büyülü dünyasını açar, sözcükleri olduğu gibi dünyayı da hiç olmadığı gibi düşünmemizi sağlar. Belki de bu nedenle her şiirin bizi yepyeni bir evrene taşıdığını hissederiz. İrlanda edebiyatının olduğu kadar dünya edebiyatının da en verimli ve usta yazarlarından olan William Butler Yeats, ölümüne

okumak için tıklayınız

Fareler Cumhuriyeti – Erol Toy

Fareler Cumhuriyeti’ndeki fare topluluğu, günlük yaşamını güçlükle sürdürmektedir: Kilerdeki kapanlar, ambardaki insanlar, korkunç pençeleriyle kedi, beslenmekten başka hiçbir şey istemeyen fareciklerin yaşamını cehenneme çevirir. Genç farelerin önünde iki seçenek vardır: Ya birlik olup kediyi ülkelerinden kovacaklar ya da kendileri orayı terk etmek zorunda kalacaklardır… Genç fareler, canavar kediyi yenmeyi başarabilecek mi acaba? Peki yaşlı fareler

okumak için tıklayınız

Temmuz İçin Yaralı Semah – Yangın Şiirleri, Kemal Özer, ?bakılan?ı ?görünür? kılmalı.

Şiirimizin önde gelen şairlerinden Kemal Özer’i 30 Haziran 2009 tarihinde yitirdik? Onca şiir kitabı, çocuk edebiyatı, denemeler, günlükler ve… Bize en son öyle bir yapıt bıraktı ki, can acısı, yangın acısı, yitirdiğimiz insanların bize sonsuzca gönenç kaynağı olacak onuru, cesareti, sevgisi yer aldı o yapıtta. Temmuz İçin Yaralı Semah. Kemal Özer, 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta

okumak için tıklayınız

Vitezslav Nezval ‘ın Hayatı ve Şiirlerinden Örnekler

20. yüzyılın en önemli Çek şairlerinden olan Vitezslav Nezval, 26 Mayıs 1900’de Moravya’nın Biskoupoky köyünde doğdu. 6 Nisan 1958’de, Prag’da yaşamını yitirdi. Prag’da felsefe, hukuk ve edebiyat öğrenimi gören Nezval, Birinci Dünya Savaşı sonrasında “proleter şiir” hareketine katıldı. 1924’te Çekoslovakya Komünist Partisi’ne girdi. Ülkesinin Nazi işgali altında olduğu dönemde yurdunu terk etmedi ve bir süre

okumak için tıklayınız

Dinolar?ın çekmecesinden çıkan Nâzım şiirleri – Tuna Kargılı

Güzin Dino, Paris?teki evinde bir konsolda tesadüfen bir dosya buldu. İçinde saklı kalmış bir hazine vardı; Nâzım Hikmet?in bugüne kadar yayımlanmamış dört şiiri… Güzin Dino?yla ayda bir ya da daha seyrek süregelen, ikimizin de fevkalade zevk aldığı bir öğleden sonra buluşmamızda, metroya binmeden önce yolumu Paris?in meşhur ?Türk sokağı? olarak nam salmış ?Rue du Faubourg

okumak için tıklayınız

Brigitte Labbé: ‘Çocuklar dogmaları sorgulamalı’

Yalanı niçin seviyorum? Özgürlük neye yarar? İki tür cinsiyet olmasaydı, hepimiz yeşil yosun mu olurduk? Çirkinliği sadece dış görünüşte mi aramalı? En sevdiğim dizinin ortasında elektriklerin kesilmesi adil mi? Yaşamın ve dünyanın işleyişini anlamaya çalışan çocuklara, temel kavramları sorgulamanın yolunu açan Günışığı Kitaplığı Çıtır Çıtır Felsefe dizisi, bu ve bunun gibi soruları sorarak başarıyor bu

okumak için tıklayınız

Paslı Hayatlara Karşı: “Kalaylı Şiir” – Müslüm Kabadayı

Bir kitaptaki tüm şiirleri bir başlık çağrıştırabilir mi? Mustafa Akyürek, ikinci şiir kitabına verdiği ?Kalaylı Pusu? ile bunu başarmış. İki bölümden oluşan bu kitabın, ?Köz Süngüye Körük? başlıklı birinci bölümünde 30, ?Söz Sancıda Peşrev? başlıklı ikinci bölümünde ise 25 şiir yer alıyor. İlk bölümde kısa ve uzun şiirler bir aradayken, ikinci bölüm dörtlüklerden oluşuyor. Phoenix

okumak için tıklayınız

Futbol, Spor ve Oyun – Halil Halit Toker

( * ) Halit Toker’in yazdıklarını yazan, söylediklerini söyleyen olmadı şimdiye dek. “Futbol, Spor ve Oyun” kitabında, futbolun eşitlikçi bir oyun olmasından, yerçekimini ve oyun cismini, yani topu kolektifi oluşturan bir takım arkadaşı gibi kullanmasına, üretim biçimleriyle ilişkisinden futbolcunun yaratıcılığının bileşenlerine kadar, birikimi ve deneyimleriyle geliştirdiği bilgileri, düşünceleri sunuyor okurlara. Kapitalizmle birlikte doğan futbolun potansiyellerinin,

okumak için tıklayınız

Kadın Öykülerinde Avrupa – Hazırlayan: Gültekin Emre

Kadın öykücüler rotalarını bu kez Avrupa?ya çevirdi. Başka coğrafyaların ışıkları öykülerine yansıyor. Trenler, uçaklar yolculuklar; kaçak işçilik, tedirginlik, göç, aşk, belirsizlik? Kadınların kaleminden bu kez başka bir ülkede, başka bir dilde ?öteki? olmanın halleri dökülüyor? ?Kadın Öykülerinde?? dizisinin beşinci kitabı olan Kadın Öykülerinde Avrupa?da bir araya gelen yirmi dört kadın yazarımız öyküleri aracılığıyla, Avrupa?ya yolu

okumak için tıklayınız

BİLİM VE GELECEK KİTAPLIĞI / 50 SORUDA DİZİSİ

50 Soruda İnsanın Tarihöncesi Evrimi – Metin Özbek 50 Soruda Aydınlanma – Afşar Timuçin ve Ali Timuçin 50 Soruda Görelilik Kuramları – İbrahim Semiz 50 Soruda Deprem – Haluk Eyidoğan 50 Soruda Büyük Patlama Kuramı – Metin Hotinli  50 Soruda Yaşamın Tarihi – Deniz Şahin 50 Soruda Yerin Evrimi – Mehmet Sakınç  50 Soruda Arkeoloji

okumak için tıklayınız

“Maden”i İçinden Harlayan Şair: Mehmet Yılmaz – Müslüm Kabadayı

İnsanlar vardır, yaşamlarını doğaya, toplumsal ilerlemeye, siyasal mücadeleye adarlar. O insanlar, deneyimlerini örgütledikleri oranda amaçlarına daha verimlilik ve süreklilik kazandırırlar. Bazıları bunu doğrudan kurumsal örgütlenmelerle ortaya koyarken, kimileri de yapıtlarıyla bunu gerçekleştirirler. Mehmet Yılmaz, uzun yıllar iki biçimde de bunu hayata geçirenlerden. 1970?li yıllarda TSİP, Halkevleri çalışmalarında bunu yaşarken, aynı zamanda şiir, öykü üreterek gerçekleştirir.

okumak için tıklayınız

Sürü/leş/mek! – Nejdet Evren

Sürü, her şeyden önce sayısal bir çokluk demektir; ancak bu çokluk, ögeleri yek-diğerine benzeşen bir çokluktur; heterojen/çok türlü görünen türlerinde de tam anlamıyla homojen/tek-tür olma özelliğini taşır. Sayısal çokluklar bir araya gelmeyle oluşurlar. Fiziksel olarak bir araya gelen sayısal çokluklar ile bilgi/deneyim/bilinçsel olarak bir araya gelen sayısal çokluklar arasında önemli farklar vardır. Deniz ya da

okumak için tıklayınız