Kategori: Ekonomi

Beklenti Teorisi ve İnsanların Riskli Kararları: Örneklerle Bir İnceleme

Kahneman ve Tversky’nin 1979 yılında ortaya koyduğu “Beklenti Teorisi” (Prospect Theory), insan davranışlarını açıklayan en önemli ekonomik psikoloji kuramlarından biridir. Bu teori, insanların belirsizlik ve risk altında rasyonel olmayan seçimler yapabildiğini ve özellikle kayıpların, eşdeğer kazançlardan psikolojik olarak daha ağır bastığını ileri sürer. Bu yazıda, beklenti teorisinin temel ilkelerini açıklayıp günlük yaşamdan ve ekonomik kararlardan

okumak için tıklayınız

Popüler Kültürün Hiyerarşik Kürasyonu: Différance ve Dekonstrüksiyonun Işığında

Différance ve Anlam Hiyerarşilerinin Dekonstrüksiyonu Derrida’nın différance’ı, anlamın sabit bir hiyerarşiye oturamayacağını gösterir; bir işaret, diğerine gönderme yapar ve bu zincirde hiçbir “merkez” yoktur. Popüler kültür kürasyonunda, trendlerin seçilmesi bir hiyerarşi yaratır: Örneğin, bir dans videosu “viral” olurken, bir politik içerik gölgede kalır. Ancak différance bu hiyerarşiyi dekonstrüksiyona uğratır. “Popüler” olan içerik, anlamını diğer içeriklere

okumak için tıklayınız

Artı Değer ve Güvencesiz Çalışma: Gig Ekonomisinin Derinliklerinde Bir İnceleme

Bu metin, Karl Marx’ın artı değer teorisinin, günümüz gig ekonomisindeki güvencesiz çalışmayı açıklama gücünü, çok katmanlı ve derinlemesine bir yaklaşımla ele alıyor. Marx’ın kapitalist üretim süreçlerinde emek ve sermaye arasındaki ilişkiyi çözümleyen teorisi, modern çalışma biçimlerinin karmaşık dinamiklerini anlamak için güçlü bir çerçeve sunar. Gig ekonomisi, esnek çalışma vaadiyle öne çıksa da, işçilerin ekonomik ve

okumak için tıklayınız

ADAM SMITH: Amerika’nın Ve Doğu Hint Ülkelerine Ümit Burnu Üzerinden Bir Geçidin Keşfedilmesi İle Avrupa’nın Elde Ettiği Faydalar Üzerine

Avrupa’nın siyasal tutumundan Amerika sömürgelerinin elde ettiği faydalar işte bunlardır. Ya, Amerika’nın keşfedilip sömürge haline getirilmesinden Avrupa ne gibi faydalar elde etmiştir? Bu faydalar, birincisi, bir tek büyük ülke gibi düşünülünce, Avrupa’nın o büyük olaylardan elde ettiği genel faydalar; ikincisi, her sömürgeci ülkenin kendi sömürgelerinden, üzerlerinde kullandığı nüfuz ya da egemenlik dolayısıyla elde ettiği özel

okumak için tıklayınız

ADAM SMITH: Bol bol iyi toprak ve işlerini kendi bildikleri gibi görme serbestliği, öyle görülüyor ki, bütün yeni sömürgelerde refahın en büyük iki nedenidir.

Yeni Sömürgelerin Refah Nedenleri Kimsesiz bir ülkeye ya da yerlilerin yeni yurt edinenlere kolay yer verdiği seyrek nüfuslu bir ülkeye el koyan uygar bir milletin sömürgecileri, zenginliğe ve yücelmeye doğru, herhangi bir başka insan topluluğundan daha tez yol alırlar. Vahşi ve barbar uluslar arasında nice yüzyılların geçmesiyle tarım ve öbür faydalı sanatlar üzerinde kendiliğinden gelişebilecek

okumak için tıklayınız

ADAM SMITH:Yeni Sömürgeler Kurulmasının Nedenleri

Amerika ile Batı Hint Adaları’ndaki türlü Avrupa sömürgelerinde ilk yerleşme vesilesi olan düşünce eski Yunan ve Roma sömürgelerinin kurulmasına kılavuzluk eden düşünce gibi alabildiğine belirgin ve kolay anlaşılır değildi. Bütün çeşitli eski Yunan devletlerinden her birinin elinde, olmuşu bitmişi ufacık bir toprak vardı. Bunlardan birinde halk o toprağın kolayca besleyemeyeceği kadar arttı mı, bir kısmı,

okumak için tıklayınız

ADAM SMITH: Roma İmparatorluğunun Çöküşünden Sonra Kentlerle Kasabaların Ortaya Çıkıp Gelişmesi Üzerine

Roma İmparatorluğu’nun çöküşünden sonra, kentlerle kasabaların ahalisi, kır ahalisinden daha çok kayrılıyor değildi. Gerçekte, bunlar, eski Yunan ve İtalya cumhuriyetlerinin ilk ahalisinden pek farklı bir halk tabakasından oluşuyordu. Ötekiler; daha çok, kamu arazisinin ilk başta aralarında bölüşüldüğü; evlerini birbirinin yakınında kurup, ortaklaşa savunma için bir duvarla çevirmeyi uygun gören toprak sahiplerinden oluşuyordu. Roma İmparatorluğu’nun çöküşünden

okumak için tıklayınız

Bir parça yiyecek bulabileceğinizi bilmemek nasıl bir histir?

Biyolojik Yoksulluk Sınırı Binlerce yıldır insanlığın en büyük düşmanı olan kıtlıkla başlayalım. Yakın zamana kadar birçok insan, yaşamını biyolojik yoksulluk sınırında, yetersiz beslenme ve açlık tehdidi altında sürdürüyordu. Küçük bir hata ya da birazcık şanssızlık bir ailenin ya da bir köyün tamamının ölüm fermanı demekti. Şiddetli yağışlar hasadınıza zarar verir ya da keçi sürünüz yağmalanırsa

okumak için tıklayınız

Afyon Olarak Hakikat: Akılcılık ve Akılcılaştırma – Immanuel Wallerstein

Tarihsel kapitalizmin, özlemlerinde Prometeusçu olduğunu biliyoruz. Bilimsel ve teknolojik değişme insanın tarihsel etkinliğinde bir değişmez değer olduysa da, her zaman var olan Prometeus’un, David Landes’in deyişiyle “bağlarından kurtulması” ancak tarihsel kapitalizmde olmuştur. Tarihsel kapitalizmin bu bilimsel kültürüne ilişkin bugünkü temel kolektif imgemiz, bu kültürün “geleneksel” ve bilimdışı kültür güçlerinden gelen zorlu direnişe karşı soylu şövalyeler

okumak için tıklayınız

SWIFT ödeme sistemi nedir?

SWIFT NEDİR? SWIFT, paranın hızla sınır tanımadan bir yerden bir yere gönderilmesini sağlayan uluslararası mali yapılanmanın ismi . Kelime olarak da İngilizce, Society for Worldwide Interbank Financial Telecommunication yani Küresel Bankalararası Finansal İletişim Birliği’nin kısaltmasından oluşuyor. 1973’te oluşturulan ve merkezi Brüksel olan sisteme dünya çapında 200 ülkeden toplam 11 bin mali kuruluş ve banka üye.

okumak için tıklayınız

Agroekoloji – Başka Bir Tarım Mümkün

Bir bilim, uygulama ve hareket olarak 1980’lerde dünya sahnesine çıkan agroekoloji günümüzde, endüstriyelleşmiş, tek tip ürüne dayanan, doğaya zarar veren, kâr rasyonalitesini temel alan şirket tipi üretim karşısında güçlü bir alternatif haline gelmektedir. Agroekoloji organik tarım, permakültür, onarıcı tarım, doğal tarım gibi değişik yaklaşımları bir araya toplar ama bunlardan daha fazlasıdır: Ayırt edici hedefleri arasında

okumak için tıklayınız

Küresel İktisadi Tarihçe, 1980-2009 – Oktar Türel

Elinizdeki kitap, küresel iktisadın neoliberal ideoloji güdümünde geçen 1980-2009 dönemini betimlemek ve irdelemek amacı ile yazılmış olup, giriş ve sonuç bölümleri dışında, başlıca üç kısımdan oluşmaktadır. Bu üç kısımda, anılan dönemdeki küresel iktisadi yönetişim mekanizması, uygulanan belli başlı iktisat politikaları ve dönemin iktisadi başarımı sırayla incelenmiştir. Birinci kısmın ilk bölümünde neoliberalizmin gelişmiş ve gelişmekte olan

okumak için tıklayınız

Borçlandırma Siyaseti / Türkiye’de Finansal İçerilme – Ali Rıza Güngen

Neden Türkiye’de finans sistemi, herkese birden fazla kredi kartı vermek, borç ve kredi temin etmek için adeta çırpınıyor Türkiye, nasıl ve niçin bir “krediye hücum” diyarına, bir “borçlu devletine” ve borçlular ülkesine dönüştü? Ali Rıza Güngen, bu basit soruların cevabını hem ayrıntılı verilerle, hem derinlemesine bir analizle, gayet de yalın bir şekilde ortaya koyuyor. 2001

okumak için tıklayınız

Devlet ve İşadamları – Ayşe Buğra

Cumhuriyet’in ilk yıllarından 90’lara, Türkiye’nin “girişimcilik” tarihi ve devletle işadamlarının bir türlü gevşemeyen ilişkileri… Holdingleşme eğiliminin köklerinden liberalizmin tanımına ve Türkiye’deki algılanış biçimine, girişimci derneklerinin işlevinden Türkiye’nin iktisat politikalarındaki dönüm noktalarına… Yetmiş küsur yıllık bir süreç üzerine derinlikli tezler… KÜNYE Devlet ve İşadamları Ayşe Buğra İletişim Yayınları 11. baskı – Ağustos 2018 384 sayfa Ayşe

okumak için tıklayınız

İktisatçılar ve İnsanlar – Ayşe Buğra

İktisat kuramlarıyla gerçek hayat arasındaki kopukluk, gerçek hayatın bireylerini, “insanlar”ı nasıl etkiliyor? İktisatta yöntem ya da yöntemler ne olmalı ki, iktisat krizleriyle insanî krizlerin paralel seyri engellenebilsin? Ekonomik aklın çok şeye egemen olduğu, hayatın merkezine yerleştiği bir dönemde, iktisattaki yöntem tartışmalarına “insan”ı unutmadan gerçekleştirilen bir katılım, çok yönlü bir araştırma. – “Bana öyle geliyor ki

okumak için tıklayınız

Devlet-Piyasa Karşıtlığının Ötesinde / İhtiyaçlar ve Tüketim Üzerine Yazılar – Ayşe Buğra

Ayşe Buğra bu yeni çalışmasında, insanın en temel davranış biçimlerinden biri olan tüketimi, iktisadî, siyasî, sosyal ve kültürel dinamiklerin kesiştiği bir noktada inceliyor. İlk bakışta salt bireysel bir özellikmiş gibi görülen tüketim ilişkileri, ahlâkî ve siyasî boyutlarından soyutlanarak ele alınabilir mi? Buğra, bu soruya açık ve inandırıcı biçimde olumsuz yanıt verirken, iktisat bilimindeki tüketim kavramının

okumak için tıklayınız

Sosyal Politika Yazıları – Derleyenler: Ayşe Buğra / Çağlar Keyder

Küreselleşme, özellikle zengin ülke devletlerinin yerleşmiş sosyal güvenlik programlarını sürdürebilme kapasitesini tehdit ediyor. 1945 sonrası dönemde fabrikalar işlerken ve insanlar hayat boyu sürdürecekleri işlerde çalışırken, gerek patronlar gerekse refah devletleri cömert bir sosyal güvenlik platformunun oluşmasını kabullenmişlerdi. Eğitim bedavaydı, sağlık harcamalarının çoğunu devlet karşılıyordu, emekli maaşları güvenliydi, işsizlik sigortası da iyi işliyordu. Oysa son yirmi

okumak için tıklayınız

David Harvey ile Kapital’i okumak

David Harvey’in Marx’ın Kapital’inin 1.cildi üzerine her yıl verdiği derslerin yazılı versiyonundan oluşturduğu “Marx’ın Kapital’i İçin Kılavuz” adlı kitabı Kapital”in daha iyi kavranması ve Kapital okumayı kolaylaştırması açıdan önemli olanaklar sunuyor. Harvey, yolculuk kılavuzu olarak adlandırdığı bu kitabın, yola çıkmak isteyen herkese rehberlik etmesini, Marx’ın ekonomi politiğine yararlı bir giriş sağlamasını umduğunu söylüyor. Harvey, öncelikle

okumak için tıklayınız

Altın Standardı Bitmeyen Akılsızlık – Suat Kamil Aksoy

Paranın ne olduğu hakkındaki bilgisizlik olanca hızıyla devam ediyor. Değerin ve rantın doğası adlı kitabımın basılmasının ardından bir yıla yakın zaman geçti. Açık istihbarat gizli servisler dünyayı yöneten yüksek akıllar ya da güçler uyumaya devam ediyorlar. Varlıkları şüpheli gibi görünüyor. Hatırlayalım. İnsanlık başka bir mekanizma olmadığında para olarak altın gibi değerli metalleri kullanma eğiliminde oluyordu.

okumak için tıklayınız

Kapitalist sistemin ilk büyük krizi; 1873-96 Uzun Bunalım’ın hikayesi

1848-73 arasında Avrupa ekonomisi eşi görülmemiş bir ekonomik büyüme yaşadı. Britanya’nın pamuklu mallar ihracatı, 1850-60 arasını kapsayan 10 yıllık sürede daha önceki 30 yılın toplamı kadar büyüme gösterdi. Belçika’nın demir ihracatı 1851-57 arasında ikiye katlandı. Sonuçta, 1800-40 döneminde ancak iki katına çıkan dünya ticareti 1850-70 arasında %250’den daha fazla büyüdü. 1850’de Avrupa’da yalnızca 23.335 km

okumak için tıklayınız