Kategori: Elias Canetti

Elias Canetti: Kitleyi oluşturan direniştir

Özel bir kitle türü de reddetmeyle oluşur: Bir araya toplanmış çok sayıda insan o zamana kadar kendi başlarına yapmış oldukları şeyi yapmayı artık kabul etmezler. Ansızın ortaya çıkan bir yasağa uyarlar; yasağı kendileri koymuştur. Bu, artık unutulmuş eski bir yasak ya da zaman zaman canlandırılan bir yasak olabilir. Fakat her halükarda yasak müthiş güçlü

okumak için tıklayınız

Elias Canetti’nin Körleşme romanında, Kien’in diğer karakterlerle ilişkileri, Sartre’ın “başkaları cehennemdir” fikrine ne kadar yakındır?

Elias Canetti’nin Körleşme (Die Blendung, 1935) romanında, Peter Kien’in diğer karakterlerle olan ilişkileri, Jean-Paul Sartre’ın “başkaları cehennemdir” (L’enfer, c’est les autres) ifadesiyle çarpıcı bir şekilde örtüşür. Sartre’ın bu ünlü sözü, Huis Clos (1944) oyununda, bireyin ötekiyle karşılaşmasının varoluşsal bir çatışma yarattığını ve bu karşılaşmanın özgürlüğü tehdit ettiğini vurgular. Kien’in Therese,

okumak için tıklayınız

En la novela Ceguera de Elias Canetti, ¿qué tan cercanas son las relaciones de Kien con otros personajes a la idea de Sartre de que “los otros son el infierno”?

En la novela de Elias Canetti, Ceguera (Die Blendung, 1935), las relaciones de Peter Kien con otros personajes coinciden sorprendentemente con la frase de Jean-Paul Sartre: “los otros son el infierno” (L’enfer, c’est les autres). Esta famosa cita de Sartre, en su obra Huis Clos (1944), enfatiza que el encuentro

okumak için tıklayınız

In Elias Canetti’s novel Blindness, how close are Kien’s relationships with other characters to Sartre’s idea of ​​”others are hell”?

In Elias Canetti’s novel Blindness (Die Blendung, 1935), Peter Kien’s relationships with other characters strikingly coincide with Jean-Paul Sartre’s phrase “others are hell” (L’enfer, c’est les autres). Sartre’s famous statement emphasizes in his play Huis Clos (1944) that the individual’s encounter with the other creates an existential conflict and that

okumak için tıklayınız

Wie nahe kommen Kiens Beziehungen zu anderen Figuren in Elias Canettis Roman „Die Blindheit“ Sartres Vorstellung „Die anderen sind die Hölle“?

In Elias Canettis Roman Die Blendung (1935) stimmen Peter Kiens Beziehungen zu anderen Figuren auffallend mit Jean-Paul Sartres Satz „Die anderen sind die Hölle“ (L’enfer, c’est les autres) überein. Dieses berühmte Zitat von Sartre aus seinem Stück Huis Clos (1944) betont, dass die Begegnung des Einzelnen mit dem Anderen einen

okumak için tıklayınız

Dans le roman La Cécité d’Elias Canetti, dans quelle mesure les relations de Kien avec les autres personnages sont-elles proches de l’idée sartrienne selon laquelle « les autres sont l’enfer » ?

Dans le roman d’Elias Canetti, L’Aveuglement (Die Blendung, 1935), les relations de Peter Kien avec les autres personnages coïncident de manière frappante avec la phrase de Jean-Paul Sartre « L’enfer, c’est les autres ». Cette célèbre citation de Sartre, dans sa pièce Huis Clos (1944), souligne que la rencontre de

okumak için tıklayınız

Dünya Edebiyatının Unutulmaz 25 Roman Kahramanı

Dünya Edebiyatının En Unutulmaz 25 Roman Kahramanı  

okumak için tıklayınız

Fransız Devrimi Bastille baskınıyla değil, bir tavşan kıyımıyla başlamıştır.

KARŞITINA DÖNME KİTLELERİ “Sevgili Dostum, hep kurtlar koyunları yemiştir; bu kez koyunlar mı kurtları yiyecek?” Madam Jullien’in Fransız Devrimi sırasında oğluna yazdığı bir mektuptan alınan bu cümle, yalın bir anlatımla karşıtına dönmenin özünü içermektedir. O zamana kadar birkaç kurt, pek çok koyuna saldırmıştır. Artık çok sayıdaki koyunun kurtlara saldırmasının zamanı

okumak için tıklayınız

Oğuz Atay bir gün Ahmet Cemal’i arar ve…

“Eğer Oğuz Atay diye bir yazar olmasaydı ve çevirmen Ahmet Cemal günlerden bir gün onunla tanışmasaydı, Körleşme diye bir roman dilimize belki de çok daha geç bir tarihte ve bir başkası tarafından çevrilecekti.” İşte Körleşme’nin keşfinin hikâyesi… İlk baskısı 1981 yılında Payel Yayınları tarafından yapılan Elias Canetti’nin Körleşme’si, bir süre

okumak için tıklayınız

Hebel ve Kafka – Elias Canetti

10 Mayıs 1980’de Johann-Peter-Hebel-Ödülü vesilesiyle Wiesenthal ‘daki Hausen’da Yaptığı Konuşma Çok Sayın Konuklar, bayanlar ve baylar! Zürih’de Kanton okulunda öğrenciliğim sırasında ‘Schatzkastlein(*) 13 yaşında tanıştım. îyi öğretmenlerin önemini bu okulda öğrenmiştim. Ama o zamanki en iyi öğretmenim Johann Peter Hebel’di. 220 yıl önce bugün doğmuştu. Ölümünden bu kadar yıl sonra

okumak için tıklayınız

Emir ve İdam. Hoşnut Cellat

EMiR VE iDAM. HOŞNUT CELLAT Özel bir vaka buraya kadar bu araştırmanın kasıtlı olarak dışında bırakıldı. Emir bir ölüm tehdidi olarak gösterildi ve emrin orijinal olarak kaçış emrinden türediği söylendi. Bildiğimiz evcilleştirilmiş emirler, bu tehditle ödülü birleştirir. Yiyecek vaadi tehdidin etkisini zenginleştirir, ama karakterini değiştirmez. Tehdit, muhatap aldığı kimse tarafından

okumak için tıklayınız

Stendhal’ın ölümsüzlüğü

ÖLÜMSÜZLÜK Yazınsal ya da başka herhangi bir tür kişisel ölümsüzlük üzerinde düşünmeye en iyi Stendhal gibi bir adamla başlanabilir. Dine ondan daha çok karşı olan ve dinin vaatleri ve yükümlülüklerinden onun kadar arınmış biri zor bulunur. Stendhal’ın düşünce ve duyguları bütünüyle bu hayata yönelmişti; o, bu hayatı tam ve derin

okumak için tıklayınız

Kafka, küçük adımlarla yürür. Adımını attığı yerde, zeminin sağlam olmadığını hisseder

Kafka’da edebiyatçılığın her tür kibri eksiktir; o, asla övünmez, övünmeyi bilmez. Kendini küçük görür ve küçük adımlarla yürür. Adımını attığı yerde, zeminin sağlam olmadığını hisseder. O, insanı taşımaz; onun yanında olunduğunda insanı hiçbir şey taşımaz. Böylece edebiyatçıların kandırmacasına ve böbürlenmesine düşmez. Çok iyi hissettiği edebiyatçı ihtişamı onun kendi sözlerinde yok

okumak için tıklayınız

Gönüllü körleşme – Elif Kutlu

Nazilerin Avusturya’yı işgal etmek üzere olduğu dönemde kitaplarından başka bir şeyle ilgilenemeyecek kadar kendini dış dünyadan soyutlayan Prof. Kien’in ‘çok açıklı’ hikâyesi, Therese Krumbholz’u işe almasıyla başlar. Elias Canetti, profesörün başına gelenleri trajik bir komedi gibi anlatsa da Kien’in körleşmeye uzanan hikâyesi aslında tepkisizliğin düşüreceği durumun betimlenmesidir. ‘Körleşme’ çağımıza dahi

okumak için tıklayınız

Para dışında kitleler için de kullanılan milyonlar kelimesinin şifresi: faşizm

ENFLASYON VE KİTLE Enflasyon, sözcüğün en katı ve en somut anlamıyla bir kitle fenomenidir. Enflasyonun bütün ülkelerin vatandaşları üzerinde yarattığı karı­şıklık etkisi hiçbir şekilde yalnızca fiili enflasyon dönemiyle sınırlı de­ğildir. Savaşlar ve devrimler bir yana, modem uygarlıklarımızda önem bakımından onunla karşılaştırılabilecek hiçbir şeyin olmadığı söylenebilir.

okumak için tıklayınız

Tam bir mahşer zamanı şimdi, Dante!

Tam bir mahşer zamanı şimdi, Dante! Dante’nin o girişimi bana hep daha muazzam gelmiştir. Kim onun gibi çıkıp da bizim çağımızın önemli isimlerini onun eserindeki gibi böyle bir mahkemede toplayabilirdi. Bugün bir insanın başarabileceği en güç şey, kendini yargılamaktır ve bunu gerçekten becerebilirse ne kadar gurur duyar!

okumak için tıklayınız

Modern romanın başyapıtlarından: ‘Körleşme’

Elias Canetti, Kafka’nın özellikle Dönüşüm’ündeki dilden etkilenmiş, onun kadar yalın yazmaya çalışmış ama sonuçta ortaya 565 sayfalık dev bir yapıt çıkmış. “Körleşme”, modern romanın başyapıtlarından biri olarak tekrar tekrar okunmayı, hakkında konuşmayı, tartışmayı hak eden bir roman.

okumak için tıklayınız

Hayvanların olmadığı çocukluk neye yarar ki? – Semih Gümüş

Elias Canetti yazarlarımdandır. Körleşme romanı ve yazılarının derlendiği Sözcüklerin Bilinci, Türkçede ilk yayımlandıkları günlerde kitaplarım arasında yer aldı. Canetti çağımızın önemli aydınlarından, Nazizm illetine karşı durmuş, aynı zamanda ağırlığı olan bir kimliğin de sahibi. Onun Hayvanlar Üzerine kitabını bilmiyordum, Türkçede yayımlanır yayımlanmaz okudum, benim için gerçek bir sürpriz oldu. Canetti?nin

okumak için tıklayınız

Canetti?nin hayvanları – Ömer Erdem

Bir yazarın hayvanlarına da bakarım ben. Hayvandan geçmek, hayvandan yazmak, hayvandan süzülmek diye bir şey var sonuçta. Bir yandan hayvandan çıka çıka insana varmak, bir yandan da insandan döne döne hayvana çıkmak var. Hayvansız kalmışsa bir şair, bir öykücü, bir romancı bir tiyatro yazarı sadece soyutlama kuraklığına sıkışmaz, yaratıcılığının imkânlarını

okumak için tıklayınız

Hayvanlar Üzerine – Elias Canetti

Politik, oyunbaz, alet yapan, konuşan, bilen insan tanımlamalarının ortak endişesi, insanı diğer hayvanlardan ayıran özelliği bulmaktır. Peki insanın içindeki hayvan(lar) ve hayvanın içindeki insan(lar)dan bahsetmek bu kadar imkansız mıdır? Uzun yıllarını iktidar ilişkileri ve kitlelerin davranış biçimleri üzerine düşünerek geçiren Elias Canetti için insanlarla hayvanların ilişkileri ve bunların geçirgenliği

okumak için tıklayınız

Saatin Gizli Yüreği (1973-1985) – Elias Canetti

Elias Canetti, İnsanın Taşrası ve Saatin Gizli Yüreği adlarıyla 2 cilt olarak yayımladığımız notlar için şöyle diyor: “Notlar, insanın içinden geldiği gibi kaleme alınan, birbiriyle çelişen yazılardır. Kimi zaman dayanılmaz bir gerilimden, ama çoğu kez de aşırı bir hafife almaktan kaynaklanan esintileri içerir… İnsan çok yönü, binlerce yönü bulunan bir

okumak için tıklayınız

Kamaşma – Sadık Güvenç

Kitabın özgün adı dilimize ?Kamaşma? diye de çevrilebiliyormuş; ancak çevirmen Ahmet Cemal, ?Körleşme? yi uygun bulmuş. Bu iki sözcük arasında anlam farkı olmasına karşın birbirini bütünlemekte. Roman, gerçekte büyük bir dehşeti anlatmaktadır. Gerçekleri göremeyen ya da görmek istemeyenlerin düşle gerçek arasındaki yükselişleri ve düşüşleridir anlatılan. Profösör Kien?in gözleri kamaşmıştır. Öyle

okumak için tıklayınız

Soylu Sınıfın Sonbaharı / İngiltere Yılları – Elias Canetti

Tüm dünyada özellikle romanı “Körleşme” ve antropolojik çalışması “Kitle ve İktidar” ile ses getiren edebiyatın kuşkusuz en önemli isimlerinden biri olan Elias Canetti, İkinci Dünya Savaşı tüm çılgınlığıyla sürerken İngiltere’ye yerleşmek zorunda kaldı ve yaklaşık kırk yıl Londra’da yaşadı. Eserlerinin henüz çoğu kimse tarafından bilinmediği zamanlarda, kendisine tamamen yabancı bir

okumak için tıklayınız

Ölüm Üzerine – Elias Canetti “Yaşam her şeye karşın ölüme karşı bir tehdit değil midir?”

“Elias Canetti, ‘Ölüm Üzerine’ adlı kitabında, insanın en temel gerçeği üzerine düşüncelerini bir tür aforizmalar halinde okurlara iletiyor. Kitapta belirgin bir şekilde ortaya konan ve benim de çok uzun zamandır üzerinde düşündüğüm şey şu: Ölüm içsel bir yaşantı mıdır, yoksa bize dışarıdan gelen bir saldırı mıdır? Yani: Ölüm içimizde midir,

okumak için tıklayınız

Kulak Misafiri / Elli Karakter – Elias Canetti

Kulakmisafiri’nin elli sabit fikirlinin hızlı kalem darbeleriyle çizilmiş portrelerinden oluştuğu söylenebilir. Canetti’nin bu yapıtı, yirmili yaşlarında yazmayı tasarladığı ve delileri anlatan roman dizisinin imbikten geçirilmiş kısacık bir özetini andırıyor. Körleşme’de sabit fikirlileri gözlemleme ve betimleme ustası olarak karşımıza çıkan Canetti, bu kez başka bir dünyada farklı ve de sabit fikirli

okumak için tıklayınız

Gözlerin Oyunu / Bir Yaşamın Öyküsü 3 ? Elias Canetti

Elias Canetti’nin anılarının üçüncü ve son cildini oluşturan ve 1931 ile 1937 yılları arasında yaşamış ‘Bir Yaşamın Öyküsü’nü içeren Gözlerin Oyunu en az özyaşamöyküsünün ilk iki cildini oluşturan Kurtarılmış Dil ile Kulaktaki Meşale kadar ilginç olmasının yanı sıra, yazınsal değeri açısından da gene ilk iki kitap gibi yazarın yeteneğini en

okumak için tıklayınız

Kulaktaki Meşale / Bir Yaşamın Öyküsü 2 ? Elias Canetti

Canetti okurlarının, onun her yapıtında gördüğü o büyük ustalıkla yazılmış olan özyaşamöyküsünün bu ikinci cildinde, yazarın yazarlık yaşamına adım atışının her anını, aynı zamanda ulaştığı sonu yakından izliyoruz. İnsanın başını döndüren bir helezon etkisi yaratan Canetti, bu helezonu büküyor ve onu açarken önümüzde müthiş bir aydınlık yaratıyor: bir bireyin öyküsü,

okumak için tıklayınız

Kurtarılmış Dil / Bir Gençliğin Öyküsü 1 ? Elias Canetti

Elias Canetti, yirminci yüzyılın en büyük aydınlarından biridir. Hem büyük bir romanın -Körleşme- hem de büyük bir toplumsal kuram yapıtının -Kitle ve Güç- yazarı olarak pek çok yazın türünde ustadır. Ama Canetti’nin dehası belki de en çok özyaşamöyküsünde kendini göstermektedir. Ayrı başlıklar altında toplanmış üç ciltlik özyaşamöyküsünün ilk cildi olan

okumak için tıklayınız

Edebiyatçılar Üzerine – Elias Canetti

“Yazar kendi çağına tutkundur; onun malı ve kölesidir, onun en değersiz uşağıdır. Bir zincirle sıkıca ve kopmamacasına ona bağlanmış, ona en yakından hükümlüdür. Bağımlılığı öylesine büyük olmalıdır ki başka hiçbir yere kök salmamalıdır. Hatta biraz gülünç gelmese şöyle derdim: O, çağının köpeğidir. Çağının zeminlerinde koşar, orada burada durur.” (s.9) (

okumak için tıklayınız

“Sorumluluğunu Arayan Sözün Derinliği” / “yaşamayı bilmeden, ölümü bilemezsin?(*) – Nejdet Evren

?Sözcüklerin bilinci? olur mu? Sözcükler sorumluluklarının peşinden koşuyorlarsa bu neden olmasın ki? Sorumluluk bir yönüyle kişinin her şeyden önce kendine karşı bir yükümlülüğü değil midir ki; her zaman söylendiği gibi ?üstlenemeyeceğini yapma ve yapamayacağını üstlenme ? diye…İnsan, iki ayak üzerinde dik durmaya başladığı günden bu güne değin hep koşmuştur; ve

okumak için tıklayınız

Körleşmek, öyle bir tutsaklık şeklidir ki; bakarken görmemek, gördüğüne gözünü kapatmaktır. – Nejdet Evren

Bilgi ne kadar sınırsız ise insan o kadar tutsaktır. Bu tutsaklık biçimi zincirsiz bir tutsaklıktır ve adına ?tutku? denilmektedir. Tutkular körlemesine bir bağlılık gerektirirler; bu duruma, Elias Canneti ?Körleşme? adını vermiştir. Öyle bir tutsaklık şeklidir ki; bakarken görmemek, gördüğüne gözünü kapatmaktır. Tutku, o yer/zamanda olmayı düşleyip olamadığında ona yenik düşmektir.

okumak için tıklayınız

Körlük: Zamanı Ve Mekanı Alt Etmeye Yarayan Bir Silah Mıdır? ? Canan Koçak

?Kör?ler ve ne gördüklerinin farkında değiller? Siz hiç kendi gerçeklerinden kaçan insanlar gördünüz mü? Düpedüz delirmiş olduklarını düşündüğümüz, hissizleşmiş ve yaşadıklarını artık görmediğine ya da tercihen görmek istemediğine kanaat getirdiğimiz insanlardandır onlar. Ve eminim bilinmeyen sayıları, bilinenlerden çok daha fazladır. Gören gözlerle algılanamayan Dünya, belki de hakiki bir körlük ile

okumak için tıklayınız