Kategori: Emek Tarihi / Teori

Türkiye İşçi Romanları: Bir Derleme ve Değerlendirme – Diyar Saraçoğlu

Türkiye işçi romanları diye bir başlık atmak, bir yandan tarihsel bir koridordan geçip öte yandan tarihsellik içerisinde işçi sınıfını (ve çalışma gereği işçi romanlarının) değişimini incelemeyi gerektiriyor. Bu nedenle böyle bir çalışmaya başlarken ?işçi romanları? çerçevesi çizmek, zorunlu olmasının yanı sıra zor bir görev olarak da karşımıza çıkıyor. İşçi romanları için, işçilerin çalışma ve yaşam

okumak için tıklayınız

Dünya Sistemleri Analizi (Bir Giriş) – Immanuel Wallerstein

Dünya-Sistemleri Analizi okulu 1970’lerde hem mevcut sosyal bilim paradigmasına hem de egemen Marksizm anlayışlarına karşı bir protesto hareketi olarak ortaya çıkar. Immanuel Wallerstein, Andre Gunder Frank, Giovanni Arrighi, Samir Amin gibi muhalif sosyal bilimcilerin öncülük ettiği okul, bazı temel öncüllere dayanır: Sanıldığı gibi “kapitalist” olan tek tek devletler değil, sistemin kendisidir. Tek tek ülkeler, dünya-sistem

okumak için tıklayınız

Yabancılaşma (Marx’ın Kapitalist Toplumdaki İnsan Anlayışı) – Bertell Ollman

Yetkin Marksist felsefeci Bertell Ollman, Diyalektiğin Dansı ve Marksizme Sıra Dışı Bir Giriş ve Diyalektik Soruşturmalar?dan sonra, Yabancılaşma adlı klasik çalışmasıyla Türkiyeli okurlarla bir kez daha buluşuyor. Yabancılaşma, Marx?ın yabancılaşma kuramı üzerine yazılmış en sistemli ve özgün çalışmalardan biridir. Ollman bu kuramı, kuramı oluşturan unsurları tek tek inceleyerek yeniden inşa eder. Bu inşa sırasında insanın;

okumak için tıklayınız

Osmanlı Sosyalist Fırkası ve İştirakçi Hilmi – Hamit Erdem

Osmanlı’nın son dönemi ile Cumhuriyet’in hemen öncesinde kurulan ilk sosyalist partiler, Osmanlı Sosyalist Fırkası ve ardından aynı çevrenin kurduğu Türkiye Sosyalist Fırkası’dır. Söz konusu partiler, 1910 – 1922 yılları arasında İstanbul’da faaliyet göstermiş; dönemin bütün ideolojik ve siyasi rüzgârlarından etkilenmiş, hem İttihatçı diktatörlüğüne direnmiş hem de işgal ordularının denetimindeki İstanbul’da sosyalizmin ‘Osmanlı amele sınıfıyla’ buluşmasına

okumak için tıklayınız

Kapitalizmin Kıskacında Kent ve Emek (Gebze Bölgesi ve Otomotiv Sanayii Üzerine Bir İnceleme) – F. Serkan Öngel

Kapitalizmin kıskacında Kent ve Emek başlıklı bu kitap, günümüz kentleşme ve emek süreçlerinde, küresel pazara üretim yapan ve tedarikçi-taşeron ağları üzeriden örgütlenen üretken sermayenin yeni/yenilenen mekânlarını, onların yer seçim kararlarının kentler ve işçi sınıfının üzerindeki etkilerini Gebze bölgesi örneği üzerinden irdelemektedir. Türkiye’de tedarikçi ilişkilerinin giderek yaygınlaştığı Gebze bölgesinin inceleme konusu olarak seçilmesinin nedeni,

okumak için tıklayınız

Almanya’ya Emek Göçü (Bir Bavul, Umut ve Hayalleriyle Çıktılar Yola) Kolektif

2011 Türkiye’den Almanya’ya işçi göçünün başlangıcının 50. yılıydı. Konuyla ilgili ciddi bilimsel ve politik çalışmalar kamuoyuna pek az yansıdı. Bu anlaşılır bir durum aslında. Egemen yaklaşımlar ve çevreler açısından düşünüldüğünde Almanya’da göçmen işçiler olgusuna, bir entegrasyon sorunu, bir “sosyal sorun” olarak bakılıyor ve teknisist çözümler aranıyor. Göçmenlerin başta işçi sınıfı olmak üzere, çoktandır Almanya toplumunun organik

okumak için tıklayınız

Kayıp İşçi Kadınlar (Kayıtdışı Çalışmaya Dair Bir Alan Araştırması) – Aylin Akpınar, Belkıs Kümbetoğlu, İnci User

“…ben orda çalışırken sigortam yoktu. Maaşımız da bizim emeğimizin karşılığı değildi. Hep bundan üzülüyorduk. Tozlu bir ortamdı. Çok toz oluyordu. Havasız bir ortamdı. Hamile olduğum için hiçbir katkı almadım, artı ordan çıkartıldım. Biliyorsunuz iş yerleri sık sık eleman değiştirir. Çok uzun süreli çalıştırmazlar. Kapıda bir sürü insan vardır. Yeni yeni insanlar alırlar. Çok uzun kıdem

okumak için tıklayınız

Marksizm ve Kriminoloji Teorisi (Kavramsal Araçlar ve Eleştirel Bir Değerlendirme) Mark Cowling

Çalışmalarını uzun zamandır kriminoloji alanına hasreden Cowling, aynı zamanda Marksizm üzerine yapılan yıllık bir yayının da editörlüğünü üstlenmiştir. Bu kitap yalnızca bir Marksist kriminoloji kitabı değildir. Bir başka deyişle, kriminoloji ve ceza hukuku alanındaki çalışmalarını Marksist kurama dayanmaksızın yürütme talebindeki muhtemel okur, kitapta umduğundan fazlasını bulacaktır.

okumak için tıklayınız

Kapital’in İzinde – E. Ahmet Tonak, Nail Satılgan, Sungur Savran

Bu kitabın yayınlandığı 2012 yılı, Karl Marx?ın Kapital başlığını taşıyan başyapıtının ilk kez yayınlanışının (1867) 145. yılı. Ama aynı zamanda dünya kapitalizminin 2007?de başlayan büyük ekonomik krizinin 5. yılı. Marx?ın Kapital?de sergilediği kapitalizm eleştirisi ve analizi, kapitalist üretim tarzının çelişkili doğasını kavramış olanlar için, 1990?lı ve 2000?li yıllarda bütün dünya ?küreselleşme? güzellemeleriyle sarhoş olmuşken bile

okumak için tıklayınız

Socialist Register 2011 / Bu Defaki Kriz – Greg Albert, Leo Panitch, Vivek Chibber

Yılda bir kez yayınlanan saygın uluslararası Marksist dergi, bu sayısında krizi tartışıyor. Sendikal kazanımların ve emekçilerin sosyal haklarının hedef alınacağı yeni bir kemer sıkma dönemine mi giriyoruz? Bu soru, Socialist Register 2011’in çıkış noktasını oluşturuyor. Sol ayakta kalmak istiyorsa, kriz hakkında siyasi ve ekonomik boyutları bir arada sunacak, ayakları yere basan değerlendirme ve çözümlemeler getirmek

okumak için tıklayınız

Marksizm ve Edebiyat Eleştirisi – Terry Eagleton

İnsanların sömürüye karşı mücadelesiyle geçmişin edebiyatı arasında bağlantı kurmadıkça, günümüzü tam olarak anlayamayız ve onu etkin bir biçimde değiştiremeyiz. Ayrıca bu zorunluluğu yerine getirmezsek bizi daha iyi bir sanat ve daha iyi bir topluma götürecek metinleri okumada ve söz konusu sanat biçimlerini üretmede daha az ehil olacağız. Marksist eleştiri, yalnızca Kayıp Cennet ya da Middlemarch’ı

okumak için tıklayınız

Emeğin Tevekkülü / Konya’da İşçi-İşveren İlişkileri ve Dindarlık – Yasin Durak

“Hepsi Allah’tandır… işvereni zenginlikle sınıyor işte. Onun sınavı o, benim sınavım bu, fakirlik…” “Valla ben sendikalara hiç bulaşmadım. On sene öncesinde filan vardı ortalıkta… Eskiden başka bir firmada çalışırken bazı sendika isimleri duyduydum o zamanlar. İşte sağı solu rahat bırakmıyorlardı, elemanları sıkıştırıyorlardı, işte ‘gelin sendikamıza üye olun, şöyle olun, böyle olun, patron işçi’ filan diye

okumak için tıklayınız

Tekel’in Elleri (Mücadele ve Yordam) – N. Cemal

Durduk yere, kendiliğinden işçi sınıfını oluşturuyorlardı, diğer milyonlarca işçiyle beraber. Şu ya da bu etnik kökenden, dinden, mezhepten, dilden kadın ya da erkekler olarak diğerleriyle beraber kendi halinde işçi sınıfını oluşturuyordu TEKEL işçileri. Adeta otobüs durağındakilerin “otobüs durağındakileri” oluşturması gibi. Onlar aynı zamanda aile babası, çocuk annesi, apartman sakini, kiracı, ev sahibi, falanca takım taraftarı

okumak için tıklayınız

Türkiye’de Sınıf Mücadeleleri / Cilt 1: 1908-1980 – Sungur Savran

Kemalizmin günümüz Türkiye’sine devrettiği resmî tarih, bugün hem burjuva dünyasında hem de solda yaygın biçimde sorgulanıyor. Türkiye tarihinin, resmî ideolojinin taşlaşmış kalıplarının kırılması temelinde yeniden ve özgürce değerlendirilmesi tartışma gündeminin yakıcı maddelerinden birini oluşturuyor. Sorun, bu yeniden değerlendirmenin hangi temellerde yapılacağı. Resmî ideolojinin bugün solda yaygın kabul gören eleştirisi liberal burjuva teorisinin kategorilerini temel alıyor.

okumak için tıklayınız

İşçi Sınıfı Sendikalar ve 15 – 16 Haziran (Olaylar – Nedenleri – Davalar – Belgeler – Anılar – Yorumlar) – Sırrı Öztürk

Elimizdeki kitap ilk kez, 15/16Haziran’dan altı yıl sonra Şubat 1976 tarihinde yayınlanma olanağına kavuştu. Çeyrek yüzyıl sonra tarihselden-güncele bir hatırlatma olarak 2. Baskısı’nın yapılması Kolektifimiz’ce uygun bulundu.Kitabı üretenler yüzde yüz bağımsız ve yüzde yüz işçi sınıfından yana taraflı kimlik ve kişilikleriyle tarihsel nesnel gerçekliği yansıttıkları gibi, hayat ve mücadelenin öğrettiği deney ve dersleri de gündeme

okumak için tıklayınız

Geleceğe Yazılmış Mektup: 1968 Derby İşgali – Zafer Aydın

Zafer Aydın ?Geleceğe Yazılmış Mektup?ta, Türkiye işçi sınıfı tarihinin simgesel eylemlerinden biri olan ve 1968 yılının 4-10 Temmuz?u arasında gerçekleştirilen İstanbul ?daki Derby Lastik Fabrikası işgalini anlatıyor. İşgalin amacı, Lastik-İş üyesi işçilerin, sendika seçme özgürlüğünü kullanmak için referandum yapılması taleplerinin yerine getirilmesiydi. Eyleme katılan işçilerin, sendikacıların ve eylemle dolaylı bir şekilde ilişkilenmiş gençlik hareketinden isimlerin

okumak için tıklayınız

Güvencesizleştirme: Süreç, Yanılgı, Olanak – Özay Göztepe

Uluslararası Çalışma Örgütü?nün verilerine göre 2009 yılı itibariyle dünyadaki işsiz sayısı 2 milyar 52 milyonu, güvencesiz koşullarda çalıştırılanların sayısı ise 1 milyar 528 milyonu (toplam istihdamın %50.1?i) bulmuş durumda. Öyle ki bazı bölgelerde güvencesiz koşullarda istihdam, toplam istihdamın dörtte üçünü (Güney Asya: %78.5, Sahra Altı Afrika: %75.8) bulmaktadır. 632 milyon kişi, günde 1.25 dolardan az

okumak için tıklayınız

Kan Dökülecek – Upton Sinclair

Para hırsı ve yozlaşmanın klasik hikâyesi Eric Schlosser Pulitzer ödüllü yazar, 1927 yılında yazmış olduğu bu kitapta, 1920’li yıllardaki para hırsı, yozlaşma ve sınıf farklılıklarının dikkat çekici hikâyesini anlatıyor. Senatörler, petrolcü iş adamları, Hollywood film yıldızları ve tarikat liderlerinden oluşmuş bir tören alayı ile okuyucuya o dönemden kalma bir şölen yaşatıyor.

okumak için tıklayınız

Jimmie Higgins – Upton Sinclair

“Okumakta geciktiğim için bu kitabı, gerçekten hayıflanıyorum. Bir dostum sözünü etmişti bu kitabın. Ve onunla konuştuktan sonra, daha o gece okumaya başlamıştım. Elimden bırakamadım. Upton Sinclair?in romanı, ?Jimmie Higgins?. Jimmie Higgins, her işi ses çıkarmadan yapan sıradan bir işçiydi önceleri. Ama aylar, yıllar geçti Jimmie Higgins önündeki zor yokuşu tırmanır, güçlü bir parti neferi olur.

okumak için tıklayınız

Sermaye Muamması (Kapitalizmin Krizleri) – David Harvey

Beden için kan dolaşımı neyse, günümüz toplumunun “politik bedeni” için sermaye akışı da odur. Bu akış yavaşladığında, kesintiye uğradığında ya da durduğunda gündelik hayat da duruyor. Ancak kapitalizmde krizler yalnızca kaçınılmaz değil, aynı zamanda ‘gerekli’. Dolayısıyla her an patlak vermeye hazır olsalar da, ekonomi politikalarına yön verenler tarafından nedense asla ‘öngörülemiyorlar’. Sermaye akışının nasıl sürdüğü

okumak için tıklayınız