Kategori: Emek Tarihi / Teori

Çocuk İşçiler / Çarpık Gelişen Bedenler – İzzet Duyar, Barış Özener

Yeni binyılın eşiğinde çocuk emeğine ilişkin yapılan değerlendirmelerin sonuçları pek iç açıcı görünmüyor. İncelemeler, çocukların, başta az gelişmiş ekonomiler olmak üzere tüm toplumlarda yaygın biçimde çalıştırıldığını ortaya koyuyor. Bünyeleri tam anlamıyla oturmadan fiziksel yüklenmelere maruz kalan çocukların “çarpık” bir bedene sahip oldukları görülmekte, bu da “çocuk emeği”nin önüne geçilmesi gereken toplumsal bir yara olduğu gerçeğini

okumak için tıklayınız

Türkiye?de Çocuk Emeği – Derleyen: Kemal İnal

Çocuk emeği çoğu ülkede hâlâ yaygın bir olgu, hem de onca önleme rağmen. Madencilikten fuhşa, sokak satıcılığından çıraklığa değin her türlü işte çalıştırılıyor çocuklar. Oyun oynaması gereken, eğitim çağında olan yüz binlerce çocuk, birkaç kuruş adına son derece tehlikeli işlerde emek gücü olarak insafsızca kullanılıyor. Sorulduğunda, ?ekmek parası? için diyorlar; elbette çalışmalarının ilk nedeni olarak

okumak için tıklayınız

Yeni Dünya Düzeni, Türkiye ve Sosyalizm (Emekçiye Mektuplar 2) – Haluk Gerger

Kimse heveslenmesin; tarihin sonu falan gelmedi, sosyalizm bitmedi. Kimse heveslenmesin; emekçiler ilelebet sömürüye mahkum edilemedi, Yeni Dünya Düzeni’nin “ölü toprağı” insanlığın üzerinde çimentolaşamadı. Kimse kapitalizmin nihai utkusuna güvenip de çalım satmasın, kimse beynelmilel sermayenin yalanlar imparatorluğu’na sığınıp da emeğe ve barışa savaş açmasın. Evet, bugün rüzgar işçi sınıfından, emekten yana esmiyor; ama duymuyor musunuz, emekçi

okumak için tıklayınız

Makine, İş, Kapitalizm ve İnsan – Ahmet Alpay Dikmen

“Günümüz bireyin körleştirilerek görmesi çağıdır. Gördüğümüz aydınlık gerçeği bizden saklar. Gözümüze neon ışıkları verilir, geçici bir körleşme yaratılır; bu körleşme sayesinde iktidarın araçları hayatımızın en kritik noktalarına yerleştirilir. Dolayısıyla yönetimi ve iktidarı birbirinden ayırmadan tartışmak gereklidir. Yönetimin teknik olarak sunulan gerçekliği bizim körleşme noktalarımızdan birisidir ve teknik olanın soğukluğunda baskın ideoloji ve iktidarın araçları gizlenir.

okumak için tıklayınız

Fabrikada Emek Denetimi – Erkan Aydoğanoğlu

Sendikal örgütlenme ve işçi sınıfı tarihi konusunda yayımlanmış çalışmaları bulunan Erkan Aydoğanoğlu ?Fabrikada Emek Denetimi?nde, Kocaeli metal işçilerine dair bir alan araştırmasından hareketle, fabrika sistemi içinde uygulanan emek denetimine odaklanıyor. Yazar bunu da, emek sürecinde yaşanan denetim uygulamalarının tarihsel gelişimini gözeterek yapıyor. Kitapta ilkin, bir bütün olarak kapitalist emek süreci ile kapitalist emek sürecinde denetim

okumak için tıklayınız

Zihin Emeği Kol Emeği (Epistemoloji Eleştirisi) – Alfred Sohn-Rethel

Kafa ve kol emeği arasındaki bölünmenin köklerinin dayandığı gerçek tarihsel ânı nasıl ortaya çıkarabiliriz? İçine sıkışmış olduğumuz, insan ve makine, toplum ve bilim arasındaki karmaşık ilişkiler ağını çözmeye nereden başlayabiliriz? Zihin Emeği, Kol Emeği işte tam da bu sorulara yanıt arıyor: Marxist altyapı-üstyapı ilişkisini ele alıyor, bu ilişkiyi sağlam bir temele dayandırmak için meta üretimine

okumak için tıklayınız

Osmanlı’dan Cumhuriyet Türkiyesi’ne İşçiler – Donald Quataert, Erik Jan Zürcher

Osmanlı ve Cumhuriyet tarihi üzerine yaptığı araştırmalarından tanıdığımız İngiliz profesör Donald Quataert ile Hollandalı meslekdaşı Erik Jan Zürcher, bu kez çoğunluğu Türk yazarların makalelerinden oluşan bir derlemeyle karşımızda. Hem örgütlü işçi sınıfını hem de, örgütsüz emekçileri konu alan yazılar, küçük büyük demeden bütün imalat sektörünü kapsıyor. Kitapta yer alan makaleler, Selânik?ten Şam?a, 1839?dan 1950?ye yüzyılı

okumak için tıklayınız

Türkiye’de Kapitalizmin Gelişimi / Sınıflar ve Sınıf Mücadelesi – Deniz Adalı

Kapitalist gelişimi sadece ekonomik bir gelişme olarak algılamak ve öyle incelemek, özellikle emperyalizm çağında ciddi hatalara yol açabilir. Bu gelişim siyasal alanda da incelenmelidir. Ki, bu iki alan, teorik olarak birbirinden ayrılır. Gelişimin kendisi ise, bu alanları birlikte ele alarak anlaşılabilir. Pratikte tüm gözler bu iki alan arasında ilişkiyi kuran sınıf savaşımına çevrilmelidir. Dolayısıyla kapitalist

okumak için tıklayınız

Emekçinin Kitaplığı (Kapitalsiz Kapitalistler – Eğitim Üretim İçindir – Devrimcinin Sözlüğü) – Harun Karadeniz

Harun Karadeniz’in kısa ama dopdolu süren yaşamı sırasında yaptığı en önemli katkılardan biri, devrimci gençlik hareketinin potansiyelini emekçi potansiyeli ile birleştirme çabası idi. O, sosyalist düşünce ve idealleri, işçilerin ve diğer emekçilerin özümsediği, günlük yaşam gerçekliği ile doğrudan bağlantısını sağladığı bir söyleme dökmek istiyordu. Bir anlamda, Brecht’in yöntemini, toplumsal hareket içinde uygulamak istiyordu. Bu arayışın

okumak için tıklayınız

Esnek Üretim Derin Sömürü – İlker Belek

Her şeyin esnediğinden söz ediliyor. Teknoloji, fabrikalar, istihdam biçimleri, yönetim anlayışı… Esnemenin, üretkenliği artırmanın yanı sıra, işçilerin becerilileşmesine, entelektüel yeteneklerinin gelişmesine de yaradığı, bütün bunların da sınıfsal çatışmaları ortadan kaldırdığı, uyuma dayalı yeni tür toplumsal ilişkilerin (enformasyon toplumu) zeminini hazırladığı ileri sürülüyor. İddia edilen, bir yönüyle, Marksizm?in geçersizleştiği, sınıf savaşının gereksizleştiği, hala bunları düşünenlerin, bunlara

okumak için tıklayınız

İşçi Sınıfı Tarihi (Kısa Bir Özet) – Erkan Aydoğanoğlu

“(…) kendisini bütün alanlardan kurtarmadıkça kurtulmasına olanak bulunmayan, kısacası insanlığın toptan yitirilmesi demek olan ve ancak insanlığın toptan kurtulması halinde kendisini kurtarabilecek olan bir sınıf…” diye tanımlar Marx işçi sınıfını. Yalnız emeğini satarak geçinen, üretim araçlarına sahip olmadığı halde her şeyi üreten ve tam da bu sebeple dünyayı altüst etme gücüne sahip özel bir sınıf.

okumak için tıklayınız

Sınıf Mücadelesinde Sendikalar – Erkan Aydoğanoğlu

İnsanlık tarih boyunca çıkarları birbirine karşıt olan sınıflar arasındaki mücadele, insanlığın ve toplumların ilerleyişinin temelini oluşturmuştur. İşçi ve emekçi sınıflarının sahip olduğu mücadele araçlarının başında gelen sendikalar, kapitalist toplumsal ilişkiler içinden, yine işçi sınıfının ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Sendikaların sınıf mücadelesi içindeki yeri ve önemi, sendikaların siyaset ile kurduğu ilişkiler, emek tarihinin en eski ve

okumak için tıklayınız

Berec Grevi / Kırkbir Uzun Gün – Özkal Yici

Petrol-İş Sendikası’nın ilk grevi, aynı zamanda bir kadın grevi olan Berec öyküleri kitaplaştı. 1964 yılında Berec Transistörlü Radyo ve Pil Fabrikası’ndaki bir buçuk ay süren greve imza atılmıştı. Berec grevi, 1961 Anayasası?nda tanınan, 1963 Temmuz?unda 274 ve 275 sayılı yasalarla düzenlenen toplu sözleşme ve grev haklarına sahip yeni döneminin ilk kritik grevleri arasında yer alır.

okumak için tıklayınız

İşçi Sınıfımızın İlk Öncüleri / 1958’e Kadar Emek Hareketinde Kıbrıslı Türkler – Ahmet An

Kıbrıs’taki sınıf mücadelesinin 1974’ten çok öncelere dayandığını ve Kıbrıslı Türklerin de tüm Kıbrıs’ta sınıf mücadelesinde yerini aldığını son yıllarda özellikle Sayın Ahmet An’ın kitaplarından ve çalışmalarından öğreniyoruz. Kıbrıs’ta henüz daha etnik çatışmalar başlamadan 1920’ler, 1930’lar ve 1940’larda Kıbrıslı Türk işçiler ilk sendikalarda mücadelenin içinde yer aldılar. İşçiler, emekçiler, yoksullar isteklerini İngiliz Sömürge Yönetimi’nden bıkmadan usanmadan

okumak için tıklayınız

Vesayetten Siyasete Türkiye’de Sendikacılık (1946-1967) – Aziz Çelik

Emek Tarihi yazını, erken cumhuriyet dönemine yönelik çalışmalar istisna tutulursa, genellikle 1960 sonrasından başlatılır. 27 Mayıs öncesindeki emek tarihi ekseriyetle birkaç satırla geçiştirilerek önemsizleştirilir. Her şey, 61? Anayasasının teminatıyla gelişmiş gibi gösterilir. Bütünüyle yanlış bir yorum değildir ama biliyoruz ki, her dönem bir sonraki dönemi belirleyen gelişmelere yataklık eder. Aziz Çelik, bu önemsenmeyen devreyi kapsamlı

okumak için tıklayınız

Anadolu Tarımının 150 Yıllık Öyküsü ? Nevzat Evrim Önal

Nevzat Evrim Önal, bir doktora tezinden hareket ederek bu önemli çalışmayı, Türkiye?de tarımın, köylülüğün, emekçi sınıfların sorunlarıyla, kaderiyle ilgilenen herkesin dikkatine tam zamanında sunuyor. ?Tam zamanında”; zira bir-iki yıllık kısa kesintiler sayılmazsa, neoliberal politikalar aracılığıyla Türkiye tarımına yöneltilen saldırının nihai bilançosu ortaya çıkmıştır. Anadolu Tarımının 150 Yıllık Öyküsü, sadece yüz elli yıllık tarımsal dönüşüme değil,

okumak için tıklayınız

İstanbul’da Alınteri – Ara Güler “Ben yaşayan adamın fotoğrafını çekerim”

?Alınterini simgeleyen fotoğraflar kadar çok az yapıt evrensel nitelik taşır, çünkü alınterinin coğrafyası yoktur. İnsanoğlunun, karasının da, beyazının da yüze vuran izdüşümü aynıdır. Baktıklarında insanı etki altına alırlar, bakmadıklarında da başka türlü bir görünümleri vardır. Ara Güler?in fotoğraflarına baktıktan sonra belki de insanlığımızı, tarihimizi anımsayacağız.? Doğan Hızlan Ara Güler?in fotoğrafları ve Enis Batur?un ?İstanbul ve

okumak için tıklayınız

Tekel Direnişinin Işığında Gelenekselden Yeniye İşçi Sınıfı Hareketi – Derleyen: Gökhan Bulut

Son yılların en büyük işçi direnişi olan Tekel direnişi üzerine yazılan ?Tekel Direnişinin Işığında Gelenekselden Yeniye İşçi Sınıfı Hareketi?, Nota Bene Yayınları?ndan çıktı. Kitap ?Tekel direnişinin üst anlamı?, ?Direnişin politik pusulası?, ?Günlük notlarından teorik tartışmalara?, ?Neye direniyorlar??, ?Egemen siyasetin gündemi olarak Tekel?, ?Röportajlar? ve ?Ülke-Gündem-Direniş? olmak üzere yedi ana başlıktan oluşuyor. Nota Bene Yayınları?nın çıkardığı

okumak için tıklayınız

Kapitalizmin Hapishanelerinde Ödünç Hayatlar ? Yüksel Akkaya

“Mülklerinden edilen insanlar hiç bilmedikleri yeni mekanlara (kentler) koşarken, aynı zamanda yeni bir yaşama koşuyorlardı. Yani işçileştiriliyorlardı. Sahip oldukları tek şey kendi enerjileri (emek gücü) idi. Nesneleri dönüştüren, onlara biçim veren enerji (emek gücü) aynı zamanda işçileşmelerinin temel nedeni haline gelmişti. Çünkü birilerinin (kapitalistlerin) bu enerjilere ihtiyacı vardı. Karl Marx’ın emek gücü dediği bu enerji,

okumak için tıklayınız

Sarı İt – Reşat Enis

Sarı İt, edebiyatımızın ilk işçi romanlarındandır. İşçi sınıfının toplumsal hayata ağırlığını koyduğu, grevlerin filizlenip serpildiği bir dönemi, 1960’lar Türkiyesini konu alır. İşçilerin, yaşadığı semtler, aile ilişkileri, günlük yaşayışları, aşkları.. canlı, çarpıcı diyaloglarla örülü akıcı bir dille tasvir edilir. Sarı İt, işçi sınıfının hayat koşullarını belgelemekle kalmaz, 1960’ların genel ortamını, egemen sınıfların ve iktidarın politikalarını da

okumak için tıklayınız