Kategori: İnceleme

Lenin: “Birçok eksiğim ve kusurum var.”

İYİ BİR KİTAP Sözkonusu olan, öfkesinden neredeyse çıldırmış bir Beyazmuhafız’ın, Arkadi Averçenko’nun 1921’de Paris’de basılan Devrimin Sırtına Saplanan On İki Bıçak adlı kitabıdır. Son kertesine varmış bir nefretin, bu ustaca yazılmış kitaba, nasıl yer yer gerçekten kudretli, yer yer de gerçekten zayıf bölümler getirdiğini görmek ilginç oluyor. Yazar; bilmediği konularda yazmaya kalkışınca sanat falan kalmıyor

okumak için tıklayınız

Ermenilerin Zorla Müslümanlaştırılması – Taner Akçam

Türkiye’de Ermeni soykırımını tartışmayı zorlaştıran, yok farz edilen, yapısal ve inşa edilmiş çeşitli engeller var. Sessizlik, inkâr ve asimilasyon bu engellerin jenerik isimleri olarak telaffuz edilebilir. Taner Akçam, Ermenilerin Zorla Müslümanlaştırılması’nda bir araya getirilen makalelerinde bu engelleri çeşitli örnekleri ile tartışıyor. Kitapta yer alan ilk makalede Akçam, Ermeni soykırımı meselesiyle neden ve nasıl ilgilenmeye başladığını,

okumak için tıklayınız

1915 Yazıları – Taner Akçam

Ermeni meselesiyle ilgili yaptığı çalışmalarla dikkat çeken Taner Akçam, 1915 Yazıları’nda bir araya getirilen makalelerinde çözümsüzlük girdabında sürüklenen sorunu değişik yönleriyle ele alıyor. 1915 hakkındaki en basit doğruları karartmak için gösterilen çabaları gözler önüne seren; ilgili kişi ve kurumların tarihsel gerçekleri nasıl çarpıttıklarını, belgeler üzerinde tahrifata varan oynamalar yaptıklarını ortaya koyan Akçam, var olduğunu ileri

okumak için tıklayınız

Mizahın Güçlü Estetik Oku: Aziz Nesin

80 yıllık ömrünü, kendini borçlu hissettiği emekçi halkı için mücadele ederek geçiren Aziz Nesin, bu uğurda ölünebileceğini de kanıtlayan aydın ve yazarlarımızdandır. Doğumunun 102. ve ölümünün 22. yılında yaşam tarzı, toplumsal mücadelesi, yazarlığı ve örgütçülüğüyle insanlığın kültür mirasında önemli yer tutan Aziz Nesin’i kısa metinlerle anlatmanın zorluğu ortadadır. Bunun farkında olarak, onun mizahının estetik özelliklerini

okumak için tıklayınız

Aziz Nesin: Turgut Uyar’ ın Toplu Şiirleri’ni okudum. Benden iyi benden sabırlı okuru zor bulur.

Turgut Uyar’ ın Toplu Şiirleri’ni yeni okudum: Arz’ı Hal, Türkiyem, Dünyanın En Güzel Arabistan’ı, Tütünler Islak. Eskiden salt Türkiyem’i okumuştum, sevmiştim. Bu kez yine sevdim ama eskiden düşündüğüm denli değil.Neden bilmem. Arz-ı Hal’i de sevdim, hele bir şairin ilk kitabı olarak 1949’da —otuzüç yıl önce— yazılmış bir kitap olarak. Sonra Tütünler Islak’ı okudum, 1962` de

okumak için tıklayınız

Aziz Nesin: Sineklerin Tanrısı, kahramanları çocuklar olan ama çocuklar için olmayan bir uzun öykü

William Golding 1983 Nobel ödüllü yazar. Mina Urgan bu romanın birinci bölümünü 1979’da çevirdiğine göre, yazarı ödülü almadan önce çevirmiş, pek beğenmiş. Yazık ki Noberi kazanan yazarları bile okumaya zaman bulamıyorum. Ama ne zaman bir Nobel ödüllü yazarın yapıtını okusam düş kırıklığına uğruyorum. Sineklerin Tanrısı’ nda da düş kırıklığına uğradım. Eleştirilerden öğrendiğime göre, yazarın en

okumak için tıklayınız

Aziz Nesin: Polis beni bulamadı. Çünkü…

Bu Kitabın Nasıl Yazıldığına Değgin Açıklama 1948 yılında “Aziznâme” adlı bir taşlama kitabı yayınlamıştım. Bu taşlama kitabının ilk sayfasında şu dörtlük vardı: ONLARA Zannetme ki dâim bîşekcesine Siz her anırdıkça huu çeker millet Alkış beklerken siz eşşekcesine Verir hakkınızı yuu çeker millet Zamanın basın savcısı Hicabi Dinç, bu taşlama dörtlüğüyle hükümeti aşağıladığımı iddia ederek aleyhime

okumak için tıklayınız

Ahmet Hamdi Tanpınar: “Dostoyevski bitmez tükenmez bir muhaveredir. Roman bitince bu kahramanlar gene susmazlar. Bu sefer sizin içinizde konuşurlar.”

1. “Beylik Rus romanından ve hikâyesinden bıktım. Arkasında bir insan yerine, kurulmuş bir saatin, tıkırtısı sinirleri bozan bir zembereğin işlediği her şeyden bıktığım gibi… O yeraltı itiraflarından, o cinlerin çarptığı insanlardan, o enfüsîliği korkunç bir cehennem kuyusu gibi açılan büyük mustarip benliklerden, iradesizliklerden, o sefalet ve ıztırap sarhoşluklarından, onulmaz biçareliklerden artık rahatça sarhoş olamıyorum. O

okumak için tıklayınız

Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’sının kahramanının adı neden Raskolnikov?

Suç ve Ceza”nın dünyaca ünlü kahramanı Raskolnikov’un adı rastgele konulmuş bir ad olamaz. Rusça “raskolot” fiili, günlük konuşma dilinde, parçalara ayırmak, birliği bozmak, bir çevrede görüş ayrılıkları yaratmak gibi anlamlara geliyor. Bu fiilden türetilmiş olması gereken “raskol” sözcüğü 11 yüzyıl Rusya’sında resmi kiliseye karşı çıkan ayrılıkçı bir dilimi hareketin adıdır. Bu açıklamadan sonra “Suç ve

okumak için tıklayınız

Bir Roman Kahramanı Olarak Raskolnikov

“Tarihte çirkinliklerden ve aptallıklardan başka bir şey yoktur! Tüm bunları aptallıkla açıklıyorlar. Bu nedenle yaşamın canlı sürecinden nefret ediyorlar! Tek bir canlı ruh istemiyorlar!” Suç ve Ceza / Dostoyevski Anımsatma: Raskolnikov, Dosteyevski’nin Suç ve Ceza romanında insanlara iyilik etmek için tefeci bir kadını öldürür, paralarını alır. Sonra pişmanlık duyar ve gider polise teslim olur. RASKOLNİKOV, Dostoyevski’nin

okumak için tıklayınız

Carl Gustav Jung ‘a göre 8 ayrı insan tipi – Engin Geçtan

İnsanın iki dünyası vardır. Nesnel dünya, kişinin çevresindeki diğer insanlar, eşyalar, gelenekler, ekonomik ve toplumsal kurumlar ve doğa koşullarından oluşur. Bu nesnel dünyaya, çevre ya da dış gerçek de denir. Öznel dünya, psişenin içsel ve kendine özgü içeriğini tanımlar. Öznel dünya, dıştan gözlemlenemediği gibi, çoğu kez kişinin bilincine de ulaşamaz. İnsanlarda var olan iki temel

okumak için tıklayınız

“Kimdir Bu Lazlar?” Laz Kimliği ve Sanal Mekânda Lazca

“Özellikle Kâzım Koyuncu’dan sonra Lazca etnik müzik olmaktan çıkmış çok daha geniş bir kitleye hitap eder olmuştur. (…) Lazca kültür aktivizmi genişledikçe Lazca müzik yöresellikten çıkarak aktivizm ile popülerleşen iyiden iyiye kimlik kurucu bir rol üstlenmeye başlamıştır. (…) Müzik ve dansın yaygınlaşan ve gittikçe daha geniş kesimlerce kabul gören Lazlık etnikliğinin performansları olarak algılanışı sosyal

okumak için tıklayınız

Burun – Nikolay Vasilyeviç Gogol

Gogol, Burun’u 1833’te yazmaya başladı. 1835’te ilk biçimini vererek bitirdikten sonra “Moskovski Nablüdatel” dergisine gönderdiyse de derginin yönetmeni, öyküyü bayağı bulduğu için geri verdi. Ama bu öykünün sanat güzelliğini, yergi değerini hemen anlayan Puşkin, 1836’da, yönettiği “Savremennik” dergisinde Burun’u yayımladı. Ayrıca şöyle bir not koydu: “N. V. Gogol uzun süre bu şakanın basılmasını istemedi; ama

okumak için tıklayınız

Annales Okulu ve Türkiye’de Tarihyazımı – Erdem Sönmez

Erdem Sönmez’in Annales Okulu’nun Türk tarihyazımı üzerindeki etkisini ele alan bu incelemesi, Türkiye’nin düşünce tarihine dönük derin bir merak ve ilginin ürünü. Sönmez, Fuad Köprülü, Ömer Lütfü Barkan, Mustafa Akdağ ve Halil İnalcık gibi Osmanlı tarihçiliğinin kurucu isimlerinin çalışmalarında, Annales Okulu’nun etkisinin izlerini sürüyor. Osmanlı tarihçiliğindeki paradigmatik değişimin kaynaklarına inmeyi amaçlayan bu çalışma, toplumsal ve

okumak için tıklayınız

Roma’nın çöküşünün ardındaki iklim değişikliği ve hastalıklar

“Roma’nın yükseliş ve çöküş döngüsünde, bugün bizim medeniyetimiz nerede” sorusu ile her tarihçi bir gün karşılaşır. Tarihçiler geçmişin bu şekilde ele alınmasından sıkıntı duyabilir ama tarih tekerrür etmemesine ve ahlak dersleri ile dolu olmamasına rağmen, insan olmanın ne anlama geldiğine ve toplumlarımızın ne kadar kırılgan olduğuna ilişkin algımızı yine de derinleştirebilir. İkinci yüzyılın ortasında Romalılar,

okumak için tıklayınız

Dostoyevski’nin Ecinniler romanının Kirilov karakteri – Albert Camus

KİRİLOV Dostoyevski’nin bütün kahramanları, yaşamın anlamını inceleyip kavramaya çalışırlar. Yenilikleri hurdadır; gülünç olmaktan korkmazlar. Yeni duyarlığı klasik duyarlıktan ayıran şey, berikinin ahlaksal, ötekininse metafizik sorunlarla beslenmesidir. Dostoyevski’nin romanlarında, sorun öyle bir şiddetle ortaya atılmıştır ki, ancak aşırı çözümler getirebilir. Varoluş asılsızdır ya da ölümsüzdür. Dostoyevski bu incelemeyle yetinseydi, filozof olurdu. Ama düşüncenin bu oyunlarının bir

okumak için tıklayınız

Dostoyevski’nin Ecinniler Romanının Kaynağı: Neçayev Olayı

1869 yılında, Herzen, Ogaryov ve Bakunin’le İsviçre’de yakından bir ilişki kuran ve Moskova Üniversitesinde okuyan Neçayev adlı bir bağnaz devrimci, öğrenci arkadaşlarını gelecekteki bir devrim adına örgütlemeye başlar. ‘Halkın Öcü’ adıyla tanınan, Enternasyonal’in temsilcisi ve tüm ‘Rusya Devrimcileri Komitesi’nin üyesi olduğunu ileri süren, son derece merkezi bir örgütün kurucusudur Neçayev. Bu girişiminde Neçayev’i, kendisine ‘Alliance

okumak için tıklayınız

Albert Camus: Dostoyevski ve Ecinniler Üzerine (1959) | Video Türkçe Altyazılı

Albert Camus’nün Fransız televizyonuna verdiği son röportajdan bir kesit. Camus, son oyunu olan ve Dostoyevski’nin aynı adlı romanından uyarlanan Ecinniler’i anlatıyor. Çeviri: Ümid Gurbanov Twitter: http://twitter.com/umidgurbanov Blog: http://birnevidipnot.blogspot.com Facebook: https://www.facebook.com/birnevidipnot Vimeo: https://vimeo.com/umidgurbanov

okumak için tıklayınız

Ecinniler’in Gölgesinde / Dostoyevski, Leyla Erbil, Kaan Arslanoğlu ve Orhan Pamuk Üzerine İncelemeler – Yeşim Dinçer

Dostoyevski’nin dört büyük romanından biri olan Ecinniler, gelmiş geçmiş en güçlü politik roman olma özelliğini de taşıyor. Yazılışından bu yana geçen 140 yılda, Camus ve Coetzee gibi edebiyatçıların, Wajda ve Godard gibi sinemacıların da aralarında bulunduğu birçok yaratıcıyı etkiledi, yapıtlarına esin kaynağı oldu. Yeşim Dinçer, Ecinniler’in dev gölgesinde yazılan ve ondan esintiler taşıyan çağdaş Türk

okumak için tıklayınız

Oğuz Atay’ın “Tehlikeli Oyunlar” Romanında Kurmacanın Kurmacası

OĞUZ ATAY’IN “TEHLİKELİ OYUNLAR” ROMANINDA ‘ÜSTKURMACA’ 1. Kurmacanın Kurmacası Geleneksel-gerçekçi edebiyatın, dış dünyayı bire-bir yansıtmaya yönelik estetik anlayışı, 20.yüzyıl başlarında ortaya çıkan modernist edebiyat ürünlerinde köktenci bir biçimde değişime uğrar. Yeni oluşan modernist estetik Aristo’dan bu yana süregelen yansıtmacı/mimetife eğilimi ve etik/ideolojik/psikolojik amaçlara yönelik katharsisci bakış açısını geride bırakmış, farklı bir anlayışa doğru yol almaktadır.

okumak için tıklayınız