Kategori: İnceleme

İşte internetin ilk web sitesi

6 Ağustos 1991 günü, Amerika Bülteni’nin büyük büyük büyük babası, yani internetin ilk web sitesi açıldı ve internetin tarihi yeniden yazıldı. İngiliz fizik mühendisi ve bilgisayar uzmanı Tim Berners-Lee,  1989 yılında iletişim yönetimi konusunda yeni sistem önerdi. Aynı yılın Kasım ayında ise Hypertext Transfer Protocol (HTTP) kullanıcısı ile sunucusu (server) arasında ilk başarılı iletişimi kurmayı başardı. Aynı

okumak için tıklayınız

Futbol hakkında 30 şaşırtıcı bilgi

Futbol topu dendiğinde hepimizin aklına gelen görüntü olan siyah beşgen ve beyaz altıgenlerden oluşan tasarım, 1962 yılında NASA’nın yörüngeye oturttuğu Telstar ieltişim uydusunun benzeri olarak tasarlandı.   Futbol hakemleri oyunu yıllarca mendil sallayarak yönetti. Düdük ilk kez 1878 yılında kullanılmaya başlandı.   1882 yılına kadar kale üst direği yoktu. Top, iki direk arasından geçtikçe ne

okumak için tıklayınız

İzlandalılar, çocuklarına istedikleri ismi neden koyamıyor?

İzlanda’da anne ve babalar çocuklarına istedikleri her ismi koyma özgürlüğüne sahip değiller. Çocuklara verilecek isimler, üç kişiden oluşan Şahıs İsimleri Komitei (Mannanafnanefnd) adlı bir komitenin onayından geçmek zorunda. “Every Word is a Bird We Teach to Sing,” kitabının yazarı Daniel Tammet’ın verdiği bilgiye göre, yeni anne ve babalar ile müstakbel anne ve babalar çocuklarına seçtikleri

okumak için tıklayınız

Neden dünyanın yarısı ‘çay’ diğer yarısı ‘ti’ diyor

Birkaç küçük istisna dışında bütün dünyada bu içeceğin iki söylenişi var; ‘çay’ ve ‘ti’. İngilizler (tea), Fransızlar (thé), İspanyollar (té), Almanlar (tee), Hollandalılar (thee), Endonezyalılar (teh) ve Afrika’nın batı ve güney ülkeleri ‘tee’ gibi ‘ti’nin değişik varyasyonlarını kullanırken, Türkler (çay), İranlılar (cay), Araplar (şay), Ruslar (çay), Japonlar (oça), Hindistanlılar (şay), Doğu Afrikalılar (çai) gibi ülkeler

okumak için tıklayınız

9 Ayrıntıyla Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna’sı

Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali’nin 1943 yılında yayımladığı bir romanıdır. Kürk Mantolu Madonna romandan çok, uzun bir hikaye sayılabilir. Nitekim, kitap yalnızca perspektifiyle değil, kuruluşuyla da bir büyük hikaye görünümündedir. Sabahattin Ali romantik sayılacak bir konuyu ve kişilerini gerçekçi bir tutumla ele alıyor. Bu tutum, yaşamla düş arasındaki çatışmayı sergilemeye elverişli düştüğü için, hikayeye bir

okumak için tıklayınız

Kitaplardan esinlenerek yapılan binalar

Romanların büyülü dünyasına kapılırken, yazarın tasvir ettiği yerleri çoğu zaman merak ederiz. Yazar, romanını oluştururken seçtiği yerleri, kahramanının kaldığı odayı ve diğer önemli ayrıntılar okurlar tarafından merak konusu olmuştur. Kitaplar ancak filme çevrildiğinde ya da tiyatro gösterimi olduğunda bu ana mekânları görme şansını buluruz. Dünyanın önde gelen önemli turistlik yerlerden olan bu yapılar, yapıldıkları tarihte

okumak için tıklayınız

Sosyal Medya ve Okuma Alışkanlığımız “Nietzsche’den bir hikaye”

Nietzsche’nin bir besteci arkadaşı, mektuplaşmalarında, düşünürün, 1882’den önce yazdıkları ile sonraki yazıları arasındaki üslup farkına dikkat çeker ve bu radikal üslup değişikliğinin nedeni hakkında bir tahminde bulunur. Nicholas Carr’ın, Alman iletişim uzmanı Friedrich Kittler’den aktardığına göre, arkadaşının tespit ettiği sebebe hak verir Nietzsche. Gözleri bozulmaya başladığı için 1882 yılında artık kağıt kalem ile yazmayı bırakmış daktilo kullanmaya

okumak için tıklayınız

Amerikalıların İsimlerinin Türkçe Anlamları ve Kültürel Kökleri

Amerikan toplumunun kurucu ve egemen kimliği yakın döneme kadar genel olarak Avrupa, daha özel olarak da Anglo Sakson kültürü olageldi. 19’ncu yüzyılın başından 20’nci yüzyılın ortalarına kadar Amerikaya gelen bir çok göçmen, Yeni Dünyada tutunabilmek için kendilerinin veya çocuklarının isimlerini ‘Anglo Sakson’ kültüre adapte etme yoluna gitti. Örneğin, büyük göçmen dalgasıyla gelen İrlandalılar, 19’ncu yüzyılın

okumak için tıklayınız

Grev – Jeremy Brecher

Jeremy Brecher bize bir armağan ve bir alet verdi. Bu kitapta tarihimizin kuvvetli ve betimleyici bir armağanı yatıyor: Yoğun ve yaratıcı militan mücadelenin bir armağanı. Bu hikâyenin içinde, bu mücadeleyi daha iyi anlamamıza ve yorumlamamıza yardım edecek, başka dünyalar kurmakta kullanabileceğimiz bir alet. Bizler, yani işçiler, kolay tanımlanır bir kategoridir –çalışanlarımızın bazıları hayatta kalmak için

okumak için tıklayınız

Kaybolan Bağlar / Depresyonun Gerçek Nedenleri ve Beklenmedik Çözümler – Johann Hari

“Ben kendi hayatımda depresyon hakkında iki hikâyeye inanmıştım. Hayatımın ilk on sekiz yılında bunun ‘tamamen kafamın içinde’ olduğunu düşünmüştüm – yani gerçek değildi, hayaldi, sahteydi, şımarıklıktı, utanç vericiydi, zayıflıktı. Sonraki on üç yılda ise yine ‘tamamen kafamın içinde’ olduğuna inanmıştım ama bu defa çok farklı bir şekilde: Beyindeki bir arızadan kaynaklanıyordu. Ama bu hikâyelerin ikisinin

okumak için tıklayınız

Gaflet / Modern Türkçe Edebiyatın Cinsiyetçi Sinir Uçları

Devlet ve hükümetler eliyle yıllardır yürütülen kültürel yıkıma karşı sakınma güdüsüyle de olsa, sırf muhalif değer atfettiğimiz için edebiyatı fazla mı kutsuyoruz? Edebiyat metinlerindeki cinsiyetçiliği, homofobiyi ya da satır arasına gömülü mizojinik tasvirleri, türcülüğü, insanmerkezciliği, kısacası bugün kuramsal açıdan gittikçe kuvvetlenen feminist eleştiri bağlamında Türkçe edebiyattaki her cinsiyetten ve cinsel eğilimden yazarın erkek egemen kodlarla

okumak için tıklayınız

Gestapo / Nazizm Döneminde Tahakküm ve Terör – Carsten Dams, Michael Stolle

“Biz böyleyiz, biraz esprili bir dille ifade edersem, yerine göre ‘her keyfin kâhyası’, yerine göre devletin çöp kutusuyuz.” Reinhard Heydrich Kuruluşunda önemli rol oynadığı Gestapo’nun üst düzey yöneticisi olan Heydrich’in, bir gün bir içkili lokantada kendisini tanıyıp “hürmet göstermeyen” ve kendi aralarında gülüşen bir topluluğa şöyle bağırdığı aktarılır: “Ben Gestapo’nun şefiyim! Hepinizi toplama kampına yollayabilirim!”

okumak için tıklayınız

Bitkilerin Bildikleri / Dünyaya Bitkilerin Gözünden Bakmak – Daniel Chamovitz

Betonun giderek yeşili yuttuğu günümüzde bile her daim bitkilerle iç içeyiz: Evlerimizi, balkonlarımızı onlarla süslüyor, sokaklarda yanlarından geçiyor, parklarda onları seyre dalıyoruz. Peki ama bitkilerin nasıl bir dünyası olduğunu hiç düşünüyor muyuz? Bu kitapta biyolog Daniel Chamovitz bitkilerin dünyayı nasıl deneyimlediklerini inceliyor. Charles Darwin ve çağdaşlarından günümüz biliminsanlarına kadar birçok yaratıcı zihnin tasarladığı deneyler ışığında,

okumak için tıklayınız

Kara Arşiv (12 Eylül Cezaevleri) – Ali Yılmaz

12 Eylül 1980 darbesini takip eden yıllarda binlerce insan tutuklanarak, başta Mamak, Metris ve Diyarbakır olmak üzere tüm Türkiye’de bu amaçla yeniden düzenlenen cezaevlerine kapatıldı. Kapatılan insanlar hapsedilerek cezalandırılmakla kalmadılar; düşüncelerinden, inançlarından vazgeçmeleri için ağır işkencelere maruz bırakıldılar, öldürüldüler, sakatlandılar ve teşhir edilerek günah keçileri haline sokuldular. İçeridekilere yapılanlar, dışarıdakileri kontrol etmek için son derece

okumak için tıklayınız

Dersim’i Parantezden Çıkarmak (Dersim Sempozyumunun Ardından) – Şükrü Aslan

Dersim, son yıllarda Türkiye’nin yakın tarihinin en önemli yüzleşmelerinden birine konu oldu. Dersim adı, 1938 kıyımından sonra vilayete konan Tunceli adının arkasına parantez içinde yazılmaya başladı, şimdi artık “öz” ad olarak biliniyor. Birçok edebi anlatı, sözlü tarih çalışması, inceleme, belgesel ve müzik çalışması, Dersim’in hakikatiyle yüzleşmeye katkıda bulundu. 2010’da yapılan 1. Uluslararası Tunceli (Dersim) Sempozyumu,

okumak için tıklayınız

Dava’daki Episteme ve Kötücül Hüküm – Josef Kılçıksız

“Ne istediğini bilmeyen, tatminsiz ve sorumsuz tanrılardan daha tehlikeli bir şey olabilir mi?” Yuval Noah Harari “Nerede yargıç? Nerede yüksek mahkeme? Konuşacaklarım var! El kaldırıyorum işte!” diye bağırıyordu Josef K. Yazarın düş gücünden fırlamış gibi duran, dengesiz, saplantılı, yalnız ve yabancı, sesi içerden kilitli birinin varolmaktan yüklendiği ontolojik suçluluk duygusunun zehirini dışarıya akıtan çığlıklardı bunlar.

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet – Peyami Safa kavgası

Peyami Safa’nın Nazım Hikmet’in bir şiirini yayınlayıp, ardından da işinden olmasıyla başlar dostlukları. Dokuzuncu Hariciye Koğuşu bu dostluk sayesinde yazılmıştır. Edebiyatın köşe başını tutmuş olanlara birlikte savaş açarlar. Sonrası, Nazım cephesinde “Sen bu kavgada / bir nokta bile değil / bir küçük, eğri virgül / bir zavallı vesilesin!..” Safa cephesinde ise “Bre kaltaban / bre

okumak için tıklayınız

“Külüstür” Bir Tatil, Esaslı Bir Tanışma – Hüner Aydın

“Güneş, fırtınalar, yıldızlar… Her biri bir şey öğretir.”Çoğu zaman, büyükanneler ve büyükbabalarla gerçek anlamda tanışmak güçtür. İsimleri bile, ailedeki diğer herkese göre daha geç öğrenilir. Soy ağacındaki konumları, birçok hitaba ve misyona uygun bir biçimde şekillenmiştir. Ağacın dalları uzadıkça, biz onlardan uzaklaşırız. Zorlukları bir kenara bırakıp gerçekten kim olduklarını öğrenmenin yolu ise bir dizi karşılaşmadan

okumak için tıklayınız

Kültür – Terry Eagleton

Terry Eagleton, sömürgecilikten ve onun neredeyse ideolojik kılıfı olarak ortaya çıkan antropolojiden sanayi Avrupa’sına, Alman Romantiklerinden Britanya işçi sınıfına, İrlandalı devrimcilerden kültür endüstrisine, Jakobenlerden 11 Eylül’e ve neoliberal üniversitenin postmodern kültür kuramcılarına uzanan geniş bir yelpazede, modernliğin başlangıcından günümüze uzanan dönemde, kültürün serüvenini kapsamlı bir yaklaşımla ele alıyor. Eagleton’a göre postmodern kültürel farklılık, çeşitlilik ve

okumak için tıklayınız

Borçlu Zamanlarda Yaşamak – Zygmunt Bauman

Z. Bauman’ın yenilikçi akışkanlık kavramı, 20. yüzyılın ortaları ve sonlarında yaşanmış kayda değer toplumsal ve politik dönüşümleri tarif etmeye dönük bir metafordur. Temsilini moderniteye ait kurumların çözülmesinde ve “akışkan hale gelmesinde” bulur. Bu çerçevede akışkan modernite “post-ütopyacı”, “post-fordist”, “post-Ulusal” ve “post-panoptiktir”. Bauman’a göre, akışkan kapitalizmin son dönüşümlerinde, neoliberalizm (ulus-devlet krizinin hem sebebi hem sonucu olarak)

okumak için tıklayınız