Kategori: İnceleme

Arzu Çağı – Joel Kovel

Arzu bürokrasiyi yenebilir mi? Arzu bizi özgürleştirebilir mi? Marksizmin arzuyu sahiplenmesi mümkün müdür? Marksizmin ilkeleriyle bağdaşan bir psikanalitik terapi olabilir mi? Bu sorulara yanıt ararken ciltler dolusu teori üretilebilir. Kovel, elinizdeki alçakgönüllü, ama aynı zamanda kendine özgü kaygıları olan bu kitapta yukarıdaki soruları yanıtlamaya çalışırken psikiyatri ve psikanalizdeki ana meseleleri radikal toplumsal düşünce açısından yeniden

okumak için tıklayınız

Fark Ettirilmesi Gereken Kent: Arsuz – Müslüm Kabadayı

Doğanın olanaklarını, doğaya zarar vermeden ve coğrafyanın iklim, bitki örtüsüyle insan potansiyeline uyumlu kültür turizmi çerçevesinde değerlendirildiği çok değerli uygulamalar gerçekleştirilmektedir. Doğu Asya’dan Baltık ülkelerine, Sibirya’dan İspanya’ya, Etiyopya’dan Brezilya’ya kadar kültür ve turizm insanlarının geziler düzenlediği doğal ve tarihsel zenginlik-güzellikler, Dünya kültür mirasına da alınmaktadır. Ülkemizden de gerek tarihi, gerekse doğal alanlardan bu mirasa girenlerin

okumak için tıklayınız

Dayanışma Ekonomileri – Aslıhan Aykaç

Son otuz yılda sosyal bilimlerin en temel konularından biri kapitalist üretim biçiminin küreselleşmesi oldu. Farklı disiplinlerden ve disiplinlerarası perspektiflerden kaynaklanan geniş bir literatür ortaya çıktı. Bu kitabımın, benim gibi küreselleşmenin “Başka bir alternatif yok” söyleminin boğucu iklimi içinde yetişmiş bir sosyal bilimcinin “küresel” olanın dışında yeni bir alan arayışı olarak okunmasını arzu ederim. Uzun dönemli

okumak için tıklayınız

Düşsel Varlıklar Kitabı – Jorge Luis Borges

Düşsel Varlıklar Kitabı, Borges’in dünya edebiyatına eşine az rastlanır derinlikteki hâkimiyetini gösteren bir referans kitabı. Düşsel Varlıklar Kitabı’nda Borges, Batı ve Doğu kültürlerinin binlerce yıllık kolektif hafızasını şekillendiren figürlerin haritasını edebiyat içerisinden çıkartıyor. Kentaur’dan Sfenks’e, Cheshire Kedisi’nden Minotauros’a edebiyat ve sanat yapıtlarında silinmez izler bırakan figürlerin hikâyesini kendine has şiirsel üslûbuyla anlatan Borges, metinlerarası geçişlerin

okumak için tıklayınız

Sonsuzluğun Tarihi – Jorge Luis Borges

Sonsuzluğun Tarihi, edebiyatın, felsefenin ve çevirinin kadim sorunlarını Borges bilgeliğinin süzgecinden geçiren, çarpıcı bir anlatı. Sonsuzluğun bir tarihi varsa bile o tarihi yazma çabasının beyhudeliğini en iyi Borges gösterebilir. Sonsuzluğun Tarihi’nde Borges, bu kez ironi yüklü diliyle düşünce dünyasının bildik doğrularını ters yüz ediyor. Nietzsche’ye atfedilen bengi dönüş teorisinin aslında ona ait olmayabileceğini, Binbir Gece

okumak için tıklayınız

Alçaklığın Evrensel Tarihi – Jorge Luis Borges

Borges Alçaklığın Evrensel Tarihi’nde kadim masalları ve gerçek yaşamöykülerini çarpıtarak yeniden anlatırken, insanlığa dair zamanı ve sınırları aşan tespitlerde bulunuyor. Alçaklığın Evrensel Tarihi, Jorge Luis Borges’in 1930’larda Arjantin’de çok satan Critica gazetesinin pazar ekine yazdığı yazıları bir araya getiriyor. Gerçek ile hayalin birleştiği bu yazılarda, Borges kurmacanın olgulardan daha gerçek, daha inanılır olduğunu gösteriyor. Okuru

okumak için tıklayınız

Şizofreni En Uzak Ülke, Levent Mete

Şizofreni, insanı bilincin köşesine sıkıştırıp, bilinçdışına sığınmak zorunda bırakan bir ruhsal bozukluk. Alışılagelmiş algılama ve yorumlama biçimlerine yabancılaşan kişi, içinde yaşadığı toplumdan kopuyor ve kendi iç dünyasının derinliklerinde sürüklenmeye başlıyor. Bu olağandışı ve korku verici serüveni yaşayanların ağzından dinlemek ve dünyayı onların gözünden seyretmek şizofreni konusunda bilinçlenmenin ilk basamağı. “Bir Ruh Sağlığı Merkezi’nin gazetesinde yayınlanan

okumak için tıklayınız

Ubıhça’nın kurtarılış öyküsü – Georges Dumezil

Georges Dumezil, Türkiye’yi uzun zamandan beri tanıyordu. 1859-1864 yıllarında Rus işgalinden kaçan bütün azınlıkları ve bu azınlıkların Türkiye’de yerleştikleri köyleri biliyordu. 1926-1931 yılları arasında Türkiye’de geçirdiği altı yıl boyunca on ikiden fazla dil öğrendi (otuza yakın dili konuşurdu). Bu dillerden çoğu Rusya’da artık yaşamıyorlardı. Sadece Türkiye’ye gelen göçmenler arasında konuşuluyordu. 1929 yılında İstanbul’dan 300 kilometre

okumak için tıklayınız