Kategori: Makaleler

“Evrensel İyilik” Birlik ve Ter Damlası – Berivan Kaya

İzzet Harun Akçay, Türk edebiyatında, son otuz yılda ortaya çıkan postmodern bozulmanın yaratmış olduğu karamsarlıktan yüreğimizi kurtaran, insanlığa umut aşılayan bir üslubun temsilcisi oldu. 2009’da yazdığı Ay Uğuru romanın yayım zamanının, halkın şu anda siyasi ranta dönüşen HES projelerine, yerli yabancı su şirketlerine karşı savaşımlar yürüttüğü; suyuna yani hayatına sahip çıktığı bir döneme denk gelmesi

okumak için tıklayınız

Sonrası (1) – Erinç Büyükaşık

Başlamak  Yazmaya başlamanın yeterince sancılı bir süreç olduğu kesin, çoğu kez yaşamayı becermek kadar ustalık istiyor. Hele de kendine tanıklık yapmak niyetin varsa, kendi tanıklığını adeta bir yabancı tavrıyla yapmanın samimiyeti içindeysen, zor da olsa dürüstleşip iç sesine kulak vermekse de niyetin… Birçok açıdan kendisi bir kurmaca olan utangaç sesini eleveririrdi varlığını. Yapmacıklaşan ve içtenliğini

okumak için tıklayınız

Çocuklara Sordum: Arkadaşlık Nedir? – Faiz Cebiroğlu

Çocukları ve onların dünyalarını anlamak için, çocuklarla birlikte olmak, çocuklarla ?buluşmak?, onları ?görmek? gerekiyor. Jean Jacques Rousseau?nun, ?Emile? kitabında, anne ve babalara: ?Önce; tanımadığınızdan emin olduğum çocuklarınızı inceleyin!? diye seslenmesi, son derece yerinde bir uyarı, yerinde bir tespittir. Rousseau?nun yıllar öncesinde, anne ve babalara yönelik uyarılarını, bizler, pratikte yaşıyor ve görüyoruz. Aileleri tarafından, ?görülmeyen? ve

okumak için tıklayınız

Anılar ve Tarih ya da Fırtınalı Yolun Yoldaşları – Ali Güzel

Ortaöğretim 10. sınıflarda okutulmak üzere Milli Eğitim Bakanlığınca hazırlanan (veya onay verilen) tarih kitabında Süryani?lere ilişkin düşmanlaştırıcı, rencide edici ifadeler üzerine, Süryani Cemaati dinî ve toplumsal önderlerinin -maalesef büyük medyada fazlaca yer verilmeyen- haklı sitemlerini içeren açıklamaları nedeniyle, marazî tarih modeli bir daha orta yere geldi. Objektif tarih yazmanın netameli ve belki de olanaksız denecek

okumak için tıklayınız

Ütopyalardan Yola Çıkabilmek – Elif Kutlu

Ütopyalar yazıldıkları dönemi eleştirir. Bu eleştirilerin ulaştığı yer mümkün olmayan ancak her konuda en iyi şekilde düzenlenmiş yeni bir dünyadır. Bu dünya kimi zaman siyasal bir eleştiri olarak açığa çıkacağından siyasi bir düzenleme yapar, kimi zaman da teknik ilerlemelerden faydalanarak bir insan imparatorluğu kurma çabası içine girer. Ancak ütopyalar en mükemmel / mükemmelleştirilmiş olmaları nedeniyle

okumak için tıklayınız

Soğuk Savaş Yıllarında Kültür Sanat ve CIA – Serdar Türkmen

İkinci Emperyalistler Arası Paylaşım Savaşı’ndan Sovyetler Birliği’nin çöktüğü yıllara kadar süren ve hala da izlerine sıklıkla rastladığımız soğuk savaş yıllarının kültür ve sanat üzerinde de önemli etkileri oldu. Kültür-sanat alanının, siyasi propagandanın en etkili üretimini barındırabileceğini Emperyalist blok da Komünist Blok da biliyordu ve bu alana dair özel stratejiler geliştirdiler. Bu yazının konusu, CIA’nın bu

okumak için tıklayınız

“Jar” adlı kitaba dair – Tahir Ürper

Issız bir kasabanın ortasında yaşayan insanların hikâyelerini anlatmak, yaratıcı yazar olmayı seven yazarların işi olması beklenir. Birde düşle beslenilmiş hikâyelerin peşi sıra anlatma derdi de varsa, o zaman sıçratır her yere mürekkebini yazar. Anlatmak değildir asıl olan. Asıl olan nasıl anlattığındır hikâyeyi. Her birey farklı anlatır derdini. Süsler, mübalağa eder, şiirsel bir dil kullanır, gerçeğin

okumak için tıklayınız

Devrimci Yaşam – Nuri Beyaz

«1978?in ocak ayıydı, bir grup Akademili arkadaş bizim evden çıktık. Çakmak Caddesi var Adana?da, uzun, merkezi, çok kalabalık bir caddedir, orada karşımızdan gelen bıyıkları aşağı sarkık üç faşist tip pis pis bakarak bana doğru geldiler, ben huylandım tabii, bana bakarak geçtiler, tanımıyorum ama tipleri belli, dört beş metre geçtiler, durdular, döndüler, ben de döndüm, silah

okumak için tıklayınız

İnsanlığın Kütüphanesinde Hayatı Eser Olan Arthur Rimbaud – Bedriye Korkankorkmaz

Henry Miller?in, Rimbaud Ya da Büyük İsyan kitabını ile Stefan Zweig’ın Yarının Tarihi eserinde yer alan ?Arthur Rimbaud? denemesini okudum. Yazına ve insanlığın kütüphanesine birbirinden değerli eserler bırakan bu iki sanat dehası, Arthur Rimbaud?nun kişiliği ile yaşam algılayışını ifade ediş biçimlerini karşılaştırma ve üzerinde düşünce üretme olanağını verdi bana. Benim için her iki esere de

okumak için tıklayınız

Önemsemek Üzerine Notlar 4 – Nejdet Evren

Önemsememek bir olguyu “değer” olarak görülenler arasına koymamaktır. Bu durum, günlük dilde kullanılan “önemli değil” tanımlamasından farklıdır. “Değer” görmemek, bu tanımlamanın objesi/sujesi olan olgu yönünden verilmiş bir yargıdır. Bu yargı, sosyal dokuca hazırlanır ve birey tarafından belirlenir. İnsan denilen canlı türü tüm yaşayışlara dair değerlendirme, ölçme, tartma ve bu gibi yöntemler ile kendine ve yaşayışına

okumak için tıklayınız

Sömürgeciliğin İnsancılı Olur mu? – Müslüm Kabadayı

“Keşke doğal yaşam koşullarımızı koruyabilseydik!” hayıflanmasıyla insanın üretim ilişkilerini geliştirmediği, dolayısıyla doğayı tahribe yönelmediği ve sınıfsal çelişki ve çatışmaların olmadığı döneme dair düşünmeye başladığımız zamanlar olur. Ne yazık ki böyle anlarımızı, derinlemesine yoğunlaştırdığımız ve başka insanlarla ortaklaştırarak geliştirdiğimiz ortamlar pek yaygın değildir. Çünkü postmodern bir anlayışla ?insancıl emperyalizm? koşullarında yaşamaktayızdır ve

okumak için tıklayınız

Dinamit Olun! – Serkan Engin

”Ben insan değil bir dinamitim” Friedrich Nietzsche Kralların kıçını koyduğu altın yaldızlı bir kubur olmaktansa, o sarayı kendimle birlikte havaya uçuran bir dinamit olmak isterim ve olurum da her ne istersem, çünkü ne olduğumuz sadece bize bağlıdır, ne olabildiğimiz ise iradi seçimimiz kadar yeteneklerimiz ve nesnel koşullar ile ilintilidir. Mesele, olmak istediklerimizi seçerken, irademizin dışındaki parametreleri

okumak için tıklayınız

Post-modernist Şiir(!)deki Sefaletin Çözümlenmesi – Serkan Engin

Günümüzde yazılan şiirin en büyük sorunsalı, anlam?la olan ilişkisinde gizlidir. Şiir?in, daha doğrusu şairin, anlam karşısında aldığı tavır, bunda etkili olmaktadır. Şiir ile anlam ilişkisini çözümleyebilmek için önce Şiir?i tanımlamakla işe başlamamız gerekir. Şiir, imgelerin, bir ya da daha çok izlek etrafında, metinsel bütünlük oluşturacak şekilde örgütlenmesidir. Bu tanımdan da çıkarsanabileceği gibi, Şiir?in temel birimi

okumak için tıklayınız

Sanat: Hayat, İnsan ve Devrim[1] – Temel Demirer

?Eğer sanat yararsızsa, hayat da öyledir.?[2] ?Sanat hayata değil, izleyiciye ayna tutar.?[3] ?Hayat bir oyundur, hayat sanattır.?[4] Net bir formülle ifade edersek: ?Sanat = Hayat + İnsan + Devrim? ya da bunların toplamının ötesindeki sonsuzluktur? * * * * * Oysa, bugünde? Özcan Yaman?ın, ?Sanat, bir yatırım aracı hâline geldi,? dediği bir dünyada? Sanat, egemen yalanın bir paçasıdır;

okumak için tıklayınız

Stephane Hessel ‘den çağrı: Öfkelenin! – Serkan Fırtına

94 Yaşında bir bilgeden özellikle gençlere “Öfkelenin!” adlı tokat gibi bir bildiri. Stephane Hessel, İkinci Paylaşım Savaşı sırasında Fransız direniş hareketlerine katılmış, faşizme karşı mücadele etmiş, işkenceye uğramış, toplama kamplarında kalmış, savaş sonrası Birleşmiş Milletler?de İnsan Hakları Evrensel Bildirisi?nin yazılmasına katkıda bulunmuş ve hayatı boyunca ezilenlerin yanında yer almış bir eylemci, düşünür, arabulucu kimliği ile

okumak için tıklayınız

“Savaş İnsanlığa Yakışmıyor” – Berivan Kaya

Clarissa, Stefan Zweig’in son romanı. Onu tamamlayamadan 1942 yılında hayatını sonlandırır Zweig. Kitap seksenli yılların başında yayıncısı tarafından tamamlanarak yayınlanır. Ülkemizde ise Gülperi Sert-Serpil Yalçın çevirisiyle 2010 yılında Can yayınları tarafından yayınlandı. Romanın sonlarına doğru dildeki farklılaşma, hikâyedeki hızlı geçişler, kurgunun sönümlenmesi yayıncının bu olumsuz müdahalesini açığa vurmakta ve anlatıyı zayıflatmaktadır. Fakat romanın geneline sızan

okumak için tıklayınız

Post-modernist Şiirler(!) Sirki – Serkan Engin

Edebiyat dergilerine ve şiir yıllıklarına göz attığınızda, başat olan anlayışın halihazırda post-modernist şiir anlayışı olduğunu görürsünüz. Uzun yıllardır ülkemizin şiir düzleminde ağırlığı olan bu poetik anlayışı, daha önce ?Post-modernist Şiir(!)?deki Sefaletin Çözümlenmesi/ Ekin Sanat Aralık 2005/ Berfin Bahar Ocak 2006 / YKY 2006 Şiir Yıllığı/ Kıyı Yaz 2007/ Karalama Sayı 2 2007/ Sert Sessiz Haziran

okumak için tıklayınız

Halk Şiirimize Soluk Kazandırmak – Müslüm Kabadayı

Aslında söz ustalığından öte anlatım derinliği ve zenginliği bakımından basite alınamayacak sanatlardan biridir şiir. Bu nedenle edebiyatın değil, sanatın dallarından biri olarak değerlendirilir kimilerince. Biçim, biçem ve anlatı zenginliği bakımından böyle değerlendirilir. Aşık şiirimizin en yaygın kullanılan nazım biçimlerinden olan koşma, gelenekten yararlanarak modern şiir yazanlar için söyleyiş olanakları sunar. Yiğitlikten söz eden koçaklama, aşktan

okumak için tıklayınız

Yapmak ve Yaratmak Üzerine İpuçları – Faiz Cebiroğlu

Pedagojide yapmak ve yaratmak, her zaman büyük bir önem taşımıştır. Bu yüzden, drama, müzik, şarkı, ritim, dans ve atölye çalışmaları ( resim-iş ve sanat anlayışı), her zaman pedagojinin olmazsa olmaz elementleri olmuştur. Burada üzerinde önemle durulan nokta, hiç kuşkusuz, insanının her yönüyle gelişmesi, değişmesi ve ileri gitmesidir. Yapmak ve yaratmak; kendini ifade etmek demektir. İnsan

okumak için tıklayınız

Ödül Düzleminde Şiir Erkini Yıkmanın Anatomisi – Serkan Engin

Ödüllendirmek, üst konumundaki biri ya da birilerinin, ast konumundaki biri ya da birilerine övgü lütuf etmesidir. Yani her şeyden önce iki birey arasında hiyerarşi kurar ki hiyerarşi insani değildir, dolayısıyla ödüllendirmek ve ödül beklemek de insani bir eylem değildir. Sahibinden daha doğrusu kendisini sahibi olarak gören insandan ona uygun eylem sergilediği için bir köpeğin ?ödül?

okumak için tıklayınız