Kategori: Makaleler

Antropolojide Kuram’ı Düşünmek![*] – Sibel Özbudun

“Just one more thing!”[1] İtiraf etmek gerekiyor; ?Antropoloji Kuramları? üzerine söz söylemek, ?Antropolojide Kuram?dan söz etmekten çok daha kolay. Özellikle, başlıca araştırma aracı (katılımcı gözlem), bilincinde olsun olmasın, ampirisist yönelişle biçimlenmiş, tarihinin uzun bir bölümünde felsefe ve spekülasyondan olabildiğine uzak durmaya çabalamış bir disiplinin çocukları için, antropologun kendi düşünüş yordamları üzerine düşünmeye çağrı, ya da

okumak için tıklayınız

Sanat Ticari Değil, İnsanîdir[*] – Temel Demirer

?Sanat, ekmek peşinde koşarsa alçalır.?[1] Paul Gauguin?in, ?Sanat ya intihâldir ya da devrim?; Albert Camus?nün, ?Sanat gerçeğe karşı çıkabilir ama gerçekten kaçamaz,? diye betimlediği konuda; ?Sanatın en yüce amacı, insanî formlar göstermektir, olabildiğince duyusal anlamlı ve olabildiğince güzel,? notunu düşer W. Goethe de? Bu uğurda ?Ne?yi ve daha çok da ?Nasıl?ı düşünen; ?Taze bir öz

okumak için tıklayınız

Yoldaş Müslüm Üzülmez – M. Şehmus Güzel

« Uçurumu sevenlerin kanatları olmalıdır. » Nietzsche Müslüm Üzülmez 1950?de Ergani?de doğdu. Hemşerimdir. Hatta neredeyse akrabamdır. Benden iki veya üç yaş küçük kardeşlerimle arkadaştır. Aynı yollarda yürümüş, şirin, sakin, görmüş ve geçirmiş, bilge kasabamızın tozlu küçelerinden geçmişiz. Ayrı zaman dilimlerinde belki ama aynı coğrafyada hep. Aynı pınarlardan su içmişiz, aynı ağaçlardan erik, elma, armut, dut,

okumak için tıklayınız

Çocuk Dili – Faiz Cebiroğlu

Dünyanın her tarafında çocuklar, aynı şekilde, sesler çıkararak, mırıldanarak, dil öğrenirler. Daha bebek­ken, ses, mırıldanma gelişerek, anlam kazanıyor: dil oluyor. Dil böyle oluşuyor, ama genelde çocuğun, özelde dilin gelişmesinde, olmazsa-olmaz ilke, hiç kuşkusuz, çocuğun ailesiyle olan yakın ilişkisidir. Anne ve baba, çocuğun topyekûn gelişmesinde olduğu gibi, dilde de, çocuklarına modeldirler. Genelde, çocuğun gelişimi, özellikle

okumak için tıklayınız

Değer Yasasını Tartışmak, Eleştiriler, Yanıtlar – Suat Kamil Aksoy

Bu yazı değer yasası ve meta üretimi konularındaki iddialarımıza eleştirel tutum takınan herkese bir cevap içerecek şekilde mektup olarak kurgulandı. Eleştirileriyle konuyu tartışanlar uygun buldukları durumda burada kendi isim ve fikirleriyle yer alacaklardır. Bu hakkı kullanmayı kendilerine bırakarak mektubumuza başlıyoruz. Değer Yasasını Tartışmak, Eleştiriler, Yanıtlar Merhaba, yaptığınız değerlendirmede benim ifadelerime ilişkin bazı yanlış anlamalar var.

okumak için tıklayınız

Kapital Konuşmaları / Bir Panelin Ardından – Suat Kamil Aksoy

(Bu yazı; 04 Haziran Cumartesi günü, 14:00 – 17:30 saatleri arasında Bahçeşehir Üniversitesi’nde gerçekleşen ve Türkiye’nin saygın Marksistlerinin katıldığı Kapital Konuşmaları’na dair yazarımız Suat Kamil Aksoy’un değerlendirmesidir. Kapital Konuşmaları / Bir Panelin Ardından – Suat Kamil Aksoy Panel küçük kusurlarla da olsa youtube’de yer alıyor. Bölümlerin kodlanmasındaki problemlerin yanı sıra, her iki oturumunda başlangıçlarına ulaşamıyoruz.

okumak için tıklayınız

Viktoryen Kültürüne Başkaldırı – Yücel Kayıran

Can Yücel 12. ölüm yıldönümünde ‘mezarı’yla gündemdeydi… Hem Türk şiiri içinde, hem de toplum nezdinde, Can Yücel’in şiiri, genel ahlaka aykırı olmaya devam ediyor hâlâ. Bunun eleştirel kavgası verilmiş değil henüz. Can Yücel?in şiirini açıklamaya yönelik ileri sürülen yaygın argümanların paradoksal bir pozisyonu olagelmiştir. Bu argüman, hiçbir zaman onun yüz yüze kaldığı ret ve itiraz

okumak için tıklayınız

Rıfat Ilgaz’ın Sınıf’ına dair – Sibel Oral

İkinci Dünya Savaşı?nın son yılları ve Almanların savaşı kaybetmesi neredeyse garanti olmasına rağmen 10 yıla yakın süredir Avrupa başta olmak üzere tüm dünyayı yakıp kavuran Faşist ideolojiden Türkiye?de nasibini alıyordu. Ana akım medyanın o dönemde de güçlü olan isimlerinden Hürriyet, İsmet İnönü?nün Hitler ile görüşmesini manşetten ?Büyük bir iş başarıldı? edasıyla veriyordu. Amerika ve İngiltere

okumak için tıklayınız

Trajediler Silsilesi / Bir ?Dönüşüm? ? Nejdet Evren

Tarihin çarkından geçen tüm olgular, isteseler de istemeseler de bir şekilde ve bir/bin şekle dönüşürler. Dönüşümün yazgısı insanın elinde olabilir! Ancak, bunun için insanın, her şeyden önce ne olduğunu bilmesi ile neden/neye dönüşmesi gerektiğine karar vermesi ile olanaklıdır. Bir karar, bilgenin dediği gibi en kötüsünden olsa da, kararsızlıktan yeğdir. Bu kararı verirken insanın etkilendiği tüm

okumak için tıklayınız

Tek Gördüğünüz Meşin Yuvarlaksa? – Osman Bulugil

Sporun Sosyolojisi / Sosyolojinin Sporu kitabında Ahmet Talimciler, spor/futbol üzerinden egemen iktidar ilişkilerinin nasıl üretildiğini, sporun toplumsal rızanın sağlanmasında nasıl bir rol oynadığını irdeliyor. Günümüzde endüstriyel spor/futbol egemen ideolojilerin üretildiği bir alan olarak karşımıza çıkıyor. Talimciler, hem futbol hem de diğer spor dallarını da kapsayacak biçimde, tarihsel perspektifini de sunarak sporun nasıl işe dönüştüğünü gözler

okumak için tıklayınız

?Yeni Atlantis?, Bir sömürgecilik ütopyası mı? – Kaya Genç

Bu konudaki görüşleri sorulduğunda, pek az kişi hayallerindeki ideal düzeni mikroskoplarına gömülmüş doktorlardan ve kendini doğadaki çeşitli böcek türlerini tasnif etmek üzere çalışmaya vermiş doğabilimcilerden oluşan bir yer olarak tarif eder. İnsanın zamanını sahilde uzanıp günün çeşitli bölümlerinde kestirerek, bir kitabın sayfalarını ondan faydalanmayı düşünmeden çevirerek, balık tutup şarkı söyleyerek geçirdiği bir toplum çok daha

okumak için tıklayınız

Kültür Üzerine – Faiz Cebiroğlu

Türkiye?de kültürü, yeteri kadar anlatamadık. Türkiye?de kültürü, doğru olarak da tarif edemedik. Bunda biz eğitimcilerin ?ihmali? olduğu açıktır. Ne büyük paradoks, kültür sözcüğünü sık sık kullandık ama kültürü ?tam olarak?, geniş halk yığınlarına izah edemedik. Bu yazı, ihmal edilen ve tam olarak ifade edilmeyen, kültür kavramı üzerinedir. Bu yazı, Anadolu gibi birden fazla dil ve

okumak için tıklayınız

Önemsemek Üzerine Notlar 2 ? 3 Nejdet Evren

../2 Hiçbir zaman ?en? denilen olguya inanmadım. Çünkü ?en? denilen şey bir aldatmacadan başka bir şey değildir. Kısacası, ?en? yoktur. Böyle olunca, önem halkasının ilk sırsında ?en?-önemsenenlerin çoğul olması kadar doğal bir durum olamaz. Öyle ise, birden fazla ve eş-değer görülen önem olguları arasında tercih yapmak, aslında, gerekmemektedir. Ancak bu durum bir zorunluluk olarak kendisini

okumak için tıklayınız

Yaşar Miraç devrimi – Yücel Kayıran

?Trabzon?dan Çıktım Yola?, otuz yıl önce, 1981 yılının Haziran ayında yayımlanmıştı. Yaşar Miraç?ın en önemli kitabıdır ve bugün yazılan şiir oldukça değişmiş olmasına rağmen etkisini korur. Miraç, çıkışını, ?Trabzon?dan Çıktım Yola? ile değil, ilk şiir kitabı ?Trabzonlu Delikanlı?yla (Mayıs 1979) yapmıştı. Sanat Emeği Yayınları tarafında yayınlanmış ve bir yıl sonra da Türk Dili Şiir Ödülü?ne

okumak için tıklayınız

Edebiyatla Siyaseti Sevgide Yoğunluklu Kılan Bir Kalem: Mikail Erdil i Hatırlamak – Müslüm Kabadayı

Dostluk, defne gibi yaprağı hep yeşil kalan ve mücadelede zafer kazananların alınlarını taçlandıran bir içtenlik bağıdır. Altının yere düşmekle kirlenmeyeceği gibi gerçek dostluk, aradan yıllar geçse de sevgi ve güveni yeniden harlayan bir duyarlıktır. Mikail Erdil?le çalışma koşullarımız nedeniyle kesintiye uğrasa da 15 yıl süren bir dostluğumuz oldu. 1985?te Ankara?da tanışmamızla başlayıp 2000?de ölümüne kadar

okumak için tıklayınız

Erdal Öz’ün Yaralısın yapıtına dair – Süleyman Deveci

Erdal Öz “Yaralısın”ı Mayıs 1973’te yazmış. Konu işkence. Edebiyatta işkenceyi bu denli anlatan yapıt maalesef çok az, işkence görenlerin sayısı ülkemizde milyonları bulmuş olmasına rağmen hem de. Osmanlıdan, cumhuriyetin kuruluşundan beri süregelen, uluslararası insan hakları kuruluşlarının belgelerine, envai ve Avrupai kurumların raporlarına kadar yansımış acı ve utanç verici bir gerçeğimiz. İşkenceyi tabiki en çok işkence

okumak için tıklayınız

Dik Duran Aykırı İnsan(lar)[*] – Temel Demirer

?Artık yapar gibi yapmak değil, gerçekten yapmak söz konusu.?[1] Horatius?un, ?In vitium ducit culpae fuga/ Kusur korkusuyla suç işliyoruz,? sözleriyle betimlenen tiranlık koşullarında, dik duran aykırı insan(lık)ın, yeniden ve bir kez daha en büyük gereksinimimiz olduğu kanısındayım. Evet, evet dik duran aykırı insan(lık)a muhtacız yine; hem de ?Ben gidince hüzünler bırakırım/ Bu senin yaşadığındır…? diyen

okumak için tıklayınız

Bugünden Yarına: Şike ve Medya – Osman Bulugil

Futbol dünyasında patlak veren şike iddiası her an yeni bilgilerle kafa karıştırmaya devam ediyor. Aynı zamanda zamanda sürecin sığ değerlendirmerle dolu tekrarı da. Süreç boyunca birçok kişi tutuklandı ve bu devam edecek gibi görünüyor. Fakat bunun, şike olaylarının bir çözüme kavuşması anlamında hiçbir değeri yok. Bunun bir tarafı devletteki hesaplaşmalara, diğer tarafı da endüstriyel futbola

okumak için tıklayınız

Şiir Suyunun Mühendisi: Sabahattin Yalkın – Müslüm Kabadayı

Şairler, sözün öz oranını yapanlardır; onlar, bir bakıma hayatın altın oranını söz kuyumlarıyla bezeyen sanatçılardır. 1934?te Antakya?da doğan şair Sabahattin Yalkın, ?söz kuyumculuğu?nu ortaokul yıllarındayken mitolojik öğeleri işleyerek gösterir. Her ne kadar, 1940?lı yıllarda dersine giren Kimya Öğretmeni Kâmil Gülçat?ın hem övgü hem de ?Sen tanrılı manrılı şiirleri bırak?? uyarısıyla karşılaşsa da, mitolojinin, tarihin verilerini

okumak için tıklayınız

“Post-Modernizm ve Toplum Bilimleri”ne dair – Serkan Fırtına

?Toplum biliminin başında post-modernizm hayaleti var bugün: Post-modern yaklaşımlar, bazılarının akla yatkın bazılarının abes olduğu söylenebilecek birçok açıdan, anadamar toplum biliminin temelinnde yatan varsayımları ve son otuz yıldaki araştırmalarının ürünlerini sorguluyorlar. Post-modernizmin meydan okumadığı şey yok gibi. Epistemolojik varsayımları reddediyor, metodolojik uzlaşımları çürütüyor, bilgi iddialarına direniyor, hakikatin her türlü versiyonunu bulanıklaştırıyor ve politika önerilerini bir

okumak için tıklayınız